İzmir Köy-Koop Başkanı Neptün Soyer, çiğ süt üreticilerinin yaşadığı ekonomik çıkmazı gündeme taşıdı. Ulusal Süt Konseyi tarafından litre başına 22,20 TL olarak belirlenen yeni tavsiye fiyatın, üreticinin maliyetinin altında kaldığını söyleyerek, sahada gerçek üretim maliyetlerinin 24 ile 27 TL arasında değiştiğine, küçük aile işletmelerinde ise bu rakamın 30 TL’ye kadar çıktığına dikkat çekti. Yem, mazot, elektrik, veteriner hizmetleri ve finansman giderlerinin her geçen gün arttığı bir ortamda üreticinin bu fiyatla ayakta kalmasının imkânsız olduğunu ifade eden Soyer, süt/yem paritesinin bozulduğuna işaret etti. Bugün 1 litre sütle 1,5 kilogram yem dahi alınamadığını belirten Soyer, bu dengesizliğin üreticinin zararına üretim yapması anlamına geldiğini söyledi.

Küçük aile işletmeleri sistem dışına itiliyor

Soyer, mevcut fiyat politikasının sahada ağır sonuçlar yarattığını dile getirdi. İneklerin kesime gönderildiğini, damızlık hayvanların elden çıkarıldığını, süt üretiminin düştüğünü ve orta vadede hem süt hem et krizinin derinleştiğini ifade etti. Türkiye’de süt üretiminin büyük bölümünün küçük aile işletmeleri tarafından gerçekleştirildiğini hatırlatarak, açıklanan fiyatın bu üreticileri üretimden çekilmeye zorladığını söyledi. Ayrıca belirlenen rakamın yalnızca bir tavsiye fiyat olduğuna dikkat çeken Soyer, birçok bölgede üreticinin sütünü 20-21 TL’ye satmak zorunda kaldığını, soğutma, nakliye ve kalite kesintilerinin de üreticinin sırtına yüklendiğini vurguladı. Bu şartlar altında, kâğıt üzerinde bile yetersiz olan fiyatın sahada zaten uygulanamadığını belirtti.

Ülkeye orta vadede daha pahalıya mal olur

Soyer, süt fiyatının baskılanmasının yalnızca üreticiyi değil, orta vadede tüketiciyi de olumsuz etkileyeceğini belirtti. Üretim azaldığında gıda fiyatlarının artacağının altını çizen Soyer, bu gidişata dur demek için çözüm önerilerini de sıraladı. Süt fiyatlarının yem, mazot ve elektrik maliyetlerine endekslenmesini, fiyatların en az üç ayda bir otomatik güncellenmesini ve adil fiyatın 27–30 TL aralığında belirlenmesini önerdi. Süt primlerinin zamanında ve maliyetle bağlantılı şekilde ödenmesini, küçük aile işletmelerine pozitif ayrımcılık uygulanmasını savundu.

Kooperatifler güçlendirilmeden sorun çözülmez

Üreticinin sanayi karşısında tek başına güçsüz kaldığını vurgulayan Soyer, soğutma, toplama, pazarlık ve satış süreçlerinin kooperatifler eliyle yürütülmesi gerektiğini belirtti. Belediyeler ve kamu kurumlarının süt ürünlerini doğrudan kooperatiflerden temin etmesinin önemine değindi. Anayasa’nın 171. maddesinin devlete kooperatifçiliği geliştirme ve üretimi koruma sorumluluğu verdiğini hatırlattı.

Muhabir: İpek Kırca