2026 yılının ilk enflasyon rakamları açıklandı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK verilerine göre enflasyon ocak ayında yüzde 4.84, yıllık olarak ise yüzde 30.65 olarak gerçekleşti. Aralık ayı 2025 enflasyonunun yüzde 0.89 olarak açıklandığını belirten Sosyal Güvenlik Uzmanı Dilek Ete, “Oysa Aralık ayı enflasyonu yüzde 4.84 seviyesinde gerçekleşmiş olsaydı, SSK ve Bağ-Kur emeklileri yüzde 16.59, memur ve memur emeklileri ise yüzde 23.25 oranında maaş artışı alacaktı. Açıklanan düşük oran, emeklilerin alacağı zammı doğrudan aşağı çekti. Bu durum tek bir yıla özgü değil. Son yılların verileri incelendiğinde, aynı senaryonun tekrarlandığı açıkça görülüyor. 2022 Aralık enflasyonu yüzde 1.18, hemen ardından ocak enflasyonu yüzde 11.1 olurken, 2024 Aralık enflasyonu yüzde 2.93, Ocak ayında yüzde 6.7 oldu. Yani her yıl kasım ve aralık aylarında düşük açıklanan enflasyon oranları, maaş artışlarının temelini zayıflatıyor; ocak ayında ise sert fiyat artışlarıyla gerçek enflasyon ortaya çıkıyor. Maaş zamları ise aralık ayındaki düşük verilerine göre belirlenirken, Ocak ayındaki hayat pahalılığı yeni maaşlara yansımıyor. Bu da emeklinin ve çalışanın alım gücünü daha yılın başında eritiyor” dedi.

Dilek Ete-3

‘İlk aydan eridi’

2025 Aralık enflasyonunun yüzde 0.89 yerine ocak ayındaki gibi yüzde 4.84 olarak açıklanması halinde SSK ve Bağ-Kur emeklisinin en az yüzde 16.59 oranında enflasyon farkı alacağını kaydeden Ete, “Ancak mevcut durumda emeklilere yansıtılan artış yüzde 12.19 ile sınırlı kaldı. Aradaki fark, milyonlarca emeklinin bütçesinden sessizce eksildi. Bu oranla en düşük 16 bin 881 TL aylık alan bir emekli, yüzde 16.59 artışla 19 bin 682 TL maaşa ulaşabilecekken, bu gelirden mahrum kaldı. Aynı tablo asgari ücretli için de geçerli. Ocak ayı enflasyonu yüzde 4.84 olarak açıklandığında 28 bin 75 TL olan asgari ücretin alım gücü daha ilk ayda 26 bin 716 TL’ye geriledi. Yani asgari ücretli, yalnızca Ocak ayının sonunda 1359 TL alım gücü kaybı yaşadı. Bu kayıp, maaş bordrosunda görünmese de mutfakta, pazarda ve faturada doğrudan hissedildi. Benzer şekilde emekli aylıklarında da alım gücü kaybı yaşandı. Ocak ayı enflasyonu sonrası emekli maaşlarının reel değeri ortalama 985 TL azaldı.” ifadelerini kullandı.

Arzu Çerkezoğlu

‘Ücretler baskılandı’

Yıllardır ülkemizde hüküm süren politikaların, AK Parti iktidarının politikalarının, ücretlerin baskılanması üzerine kurulu olduğunu belirten DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “TÜİK’in enflasyon verileri de bu amaca hizmet ediyor. 23 yıllık AKP iktidarları döneminin neredeyse tümünde ocak ayı enflasyonu bir önceki yılın aralık ayı enflasyonundan yüksek çıktı. Böylece ücretler baskılanmış oldu. Araştırma Dairemiz DİSK-AR’ın hesaplamalarına göre asgari ücret daha yılın ilk ayında 1359 TL, en düşük emekli aylığı 968 TL kayıp yaşadı. Ayrıca bu kayıplar TÜİK’in kimseyi inandıramadığı verilerine göre hesaplanmış kayıplar. Gerçek kayıplarımız bunun da üzerinde. Bilindiği gibi TÜİK yıllardır, enflasyonun hesaplandığı madde fiyat listesini gizliyor ve bizim DİSK olarak açtığımız davaları kazanmamıza ve yargının ‘açıkla’ demesine rağmen madde fiyat listesini gizlemeye devam ediyor” dedi. Bu yılın 2025’e göre zor geçeceğini söylediklerini aktaran Çerkezoğlu, bu koşullar altında asgari ücretin istisnai bir ücret olarak değil insanca yaşanacak bir ücret olarak saptanması ve yılda en az 4 kez güncellenmesi gerektiğini kaydetti.

ibrahim attila acar-1

‘Yılbaşı rüzgarı’

Ocak 2025 enflasyon verilerinin beklendiği gibi yüksek geldiğini vurgulayan Ekonomist Prof. Dr. İbrahim Atilla Acar, “Bu oran ilk bakışta yüksek görünse de, ocak aylarının yapısal özellikleri dikkate alındığında sürpriz sayılmaz. Çünkü yılbaşında yeni mali yıl başlıyor ve bu dönemde neredeyse tüm fiyatlar eş zamanlı olarak güncelleniyor. Asgari ücret artışı, enerji ve elektrik fiyatları, vergi ve harçlar ile birçok girdi maliyeti yılbaşında devreye giriyor. Bu nedenle ocak ve şubat aylarında enflasyonda adeta bir yılbaşı rüzgârı yaşanıyor. Ocak ayında yüzde 4,8 civarında başlayan artışın, önümüzdeki aylarda daha düşük, ikiyle başlayan oranlara gerilemesi olası. Ancak burada asıl sorun sadece maliyet artışları değil, fiyatlama davranışları. Yılbaşında zam yapılacağına dair güçlü bir beklenti oluştuğu için, bazı kesimlerde gerçek maliyet artışlarının da ötesine geçen zamlar görülebiliyor. Örneğin maliyetler yüzde 10 artmışken, beklentiler nedeniyle fiyatlara yüzde 20–30 oranında zam yapılabiliyor. Bu da enflasyonu besleyen temel unsurlardan biri hâline geliyor” diye konuştu.

Kaynak: Filiz Erol