Denizli’de 4 Temmuz 2011 tarihinde dünyaya gelen Mehlika Rana Ortaköy, 26 Mart 2024 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Henüz 12 yaşında yaşamını yitiren Mehlika Rana Ortaköy’ün vefatı, ailesi ve çevresinde derin üzüntüye neden oldu. Küçük kızın cenazesi, vefatının ardından Asri Mezarlık’a defnedildi.
Kızının vefatının ardından baba İbrahim Ethem Ortaköy, yaptığı paylaşımlarda yaşadığı acıyı dile getirdi. Ortaköy, “12 yaşındaki canım kızımı, meleğimi, Mehlikam’ı kaybettim. Bittim artık ben. Allahım nasıl bir acı bu yaşattığın. Nasıl güzel, nasıl eşsiz bir çocuktu. Akıllıydı, güzel ahlaklıydı, peygamber sevdalısı, Kur’an aşığıydı, merhametliydi, güler yüzlüydü. Bir eşi yoktu şu dünyada. Zaten dardaydım nicedir. Ben nasıl yaşarım, nasıl dayanırım şimdi Allahım? Bize bunu neden yaşattın?” ifadelerini kullandı.
Mehlika Rana Ortaköy’ün öğretmeni de yaptığı paylaşımda, öğrencisi için, “Öğrencimdi, gerçekten her yönüyle örnek pırlanta gibi bir çocuktu. Takdir-i ilahidir, fakat çok ağır çok zor, Rabbim sabır versin. Mehlika, cennet kuşum” sözlerine yer verdi.
Geçen 2 yılın ardından yeniden paylaşım yaparak kızını anan baba İbrahim Ethem Ortaköy şu ifadeleri kullandı:
Bugün 26 Mart. Tam iki yıl önce bu tarihte, öğle vakti bir telefon geldi, açtım ve dünyam karardı. Bir cümleyle. Duyar duymaz içime ateş olup dolan kara, uğursuz bir cümlenin şiddetli darbesiyle sendeledim. Tenim yanmaya, gözlerim kararmaya, kulağım uğuldamaya başladı. Bir feryat kopardım gâlibâ, bilmiyorum. “Hayır, olamaz” gibi bir şeyler söylemiş olmalıyım ki iş arkadaşım odasından fırlayıp sordu “Ne oldu?” diye. “Kızım…” dedim dehşet içinde. Koştuk. O uzun koridor, merdivenler, araba. Bir yandan arkadaşıma yolu tarif ederken, nefesimi kesen felaket ihtimâline karşı umut telkin ediyorum kendime: “İyidir, hayattadır, iyileşir…” Fakat yarım saat kadar sonra yine bir kara cümleyle yıkıldım. “Başınız sağ olsun.” Canım kızım, Mehlikam yoktu artık, gitmişti bu dünyadan, onsuz kalmıştım. Mahvoldum, yerlerde çırpınmaya başladım, hemen can vermek istedim acıdan. Sonrası malûm, burada şâhit oldunuz hepiniz. Zâlim bir yanışla, perişan hâllerle, takat bırakmayan ağlamalarla geçen iki sene. Sevenlerim için hayata dönmeye çalışıyorum hâlen. Son bir iki aydır biraz daha iyiyim sanki, olduğu kadar işte.
On üçüne basmasına birkaç ay vardı. Çok başka bir çocuktu Mehlika. Gören hayran kalırdı. Duyarlı, düşünceli, merhametli, ince ruhlu, olgun… Anlatılır gibi değil, farklı bir hâl vardı onda. Bakışında, duruşunda, konuşmasında tezâhür eden, onu akranlarından farklılaştırıp eşsiz kılan bir hâl, küçüklüğünden beri. Kendine has bir asâleti vardı. Bu dünyaya ait değildi sanki. Belki Allah onu bu denî dünyada daha fazla tutmak istemedi, acı çekmesine râzı olmadı da aldı yanına, bilmiyorum. Burada anlatamayacağım bazı alâmet ve haberleri de hesâba katınca, ben onun görevlendirildiğine ve tasarrufunun devam ettiğine inanıyorum. Geziyor, görüyor, duyuyor, haberdâr her şeyden bence. Muhterem Osman Nuri Topbaş Hoca, onun şehit olduğunu söylemişti vefât ettiği gün. İnşallah öyledir.
O gitti ya, artık mutluluk uzak bana sanırım. Kabullendim. Belki bir parça huzûr ve sükûnet kısmet olur. Bâzen buruk bir neşe belki, gölgeli. Umduğum bu kadar.
Bu dünyada hasretinin kolaylaşması ve onunla cennette kavuşmamız için duâlarınızı beklerim dostlarım.
Mehlika güzellik…
Mehlika iyilik…
Mehlika firâk…
Mehlika hasret…
Mehlika hicrân…
Mehlika kapanmaz yara…
Mehlika sır…
Mehlikam’ın vefâtını duyurduğum andan itibaren buradan bana menşın ve mesaj yoluyla destek veren, acımı paylaşan, numaramı isteyip arayan, soran, benimle yüz yüze görüşen; şifâ olmaya, teselli vermeye çalışan, duâlarını eksik etmeyen herkese müteşekkir ve minnettârım. Burada bilhassa anmak ve şükranlarımı sunmak istediğim özel arkadaşlar var ama unutup eksik bıraktıklarım olur diye bunu yapmaktan çekiniyorum. Onlar hislerimin farkındadır eminim. Zaman zaman kendilerine de bildiriyorum zaten. Eksik olmayın, Allah hepinizden razı olsun. Güzel insanlarsınız.





