Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin en önemli eserlerinin en eski el yazması nüshalarına ev sahipliği yapan Konya’daki Mevlana Müzesi’nde, tarihi yazmalar için özel koruma uygulamaları sürdürülüyor. UNESCO Dünya Belleği Listesi’nde yer alan eserler, uluslararası standartlara uygun yöntemlerle muhafaza ediliyor.

Türkiye’deki nadir el yazması koleksiyonlarından birine sahip olan Mevlana Müzesi’nde, Mevlana’nın “Mesnevi”, “Divan-ı Şems”, “Fihi Ma Fih”, “Mecalis-i Seb’a” ve “Mektubat” adlı eserleri korunuyor. Tasavvuf ve yazma eser mirası açısından önemli bir merkez olarak öne çıkan müzede, tarihi yazmaların zarar görmemesi için özel koruma alanları oluşturuldu.

Sıcaklık ve nem sürekli kontrol altında tutuluyor

El yazması eserlerin bulunduğu bölümlerde sıcaklık ve nem dengesi sürekli ölçülerek kontrol ediliyor. İklimlendirme sistemleriyle ortam koşulları sabit tutulurken, yazmaların kağıt, mürekkep ve cilt yapılarının bozulmaması için özel uygulamalar gerçekleştiriliyor.

Müzede ayrıca eserlerin mikrobik oluşumlardan etkilenmemesi amacıyla uluslararası standartlara uygun koruma yöntemleri uygulanıyor. Yangın riskine karşı da özel önlemler alınırken, yazmaların bulunduğu alanlarda sulu söndürme sistemleri yerine gazlı söndürme sistemleri tercih ediliyor.

“İnsanlığın ortak hafızasının önemli parçaları”

Mevlana Müzesi Müdürü Naci Bakırcı, Mevlana’nın eserlerinin yalnızca yazma eser değil, aynı zamanda insanlığın ortak hafızasının önemli parçaları olduğunu söyledi.

Müzede bulunan “Mesnevi” nüshasının 748 yıllık olduğunu belirten Bakırcı, diğer eserlerin de benzer dönemlere tarihlendirildiğini ifade etti. Yüzyıllardır korunan bu eserlerin muhafaza koşullarının büyük hassasiyet gerektirdiğini vurgulayan Bakırcı, UNESCO tarafından dünya genelindeki müze ve kütüphanelerde bulunan el yazması eserler için bir komisyon oluşturulduğunu hatırlattı.

Bakırcı, komisyon tarafından yapılan incelemelerde Hazreti Mevlana’nın beş eserinin en eski nüshalarının Mevlana Müzesi’nde bulunduğunun tespit edildiğini belirtti. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da bu ortak mirasın korunması amacıyla 14 ülkeyle birlikte UNESCO’ya başvurduğunu ifade eden Bakırcı, eserlerin UNESCO Dünya Belleği Listesi’ne alındığını söyledi.

Selçuklu dönemi için önemli kaynak niteliği taşıyor

Naci Bakırcı, eserlerin yalnızca en eski nüshalar olmasıyla değil, Konya’da yazılmış olmaları ve üzerlerinde mücellit isimlerinin bulunması nedeniyle de büyük önem taşıdığını kaydetti.

Selçuklu dönemi cilt tezhip sanatı ile Konya tezhip ekolü açısından eserlerin önemli kaynaklar arasında yer aldığını ifade eden Bakırcı, kitapların tamamının organik yapıya sahip olduğunu ve bu nedenle özel muhafaza şartları gerektirdiğini söyledi.

Asitsiz koruma kapları hazırlandı

Eserlerin korunması için sıcaklık ve nem ölçüm cihazlarıyla sürekli takip yapıldığını belirten Bakırcı, özellikle mikrobik ortamdan arındırılmış alanların büyük önem taşıdığını dile getirdi.

Geçen yıl her eser için asitsiz kağıtlardan özel koruma kapları hazırlandığını aktaran Bakırcı, yangın riskine karşı da gazlı sistemlerle koruma sağlandığını ifade etti.

Bakırcı, Mevlana Müzesi’ne emanet edilen eserlerin hem depolarda hem de teşhir alanlarında en iyi şartlarda muhafaza edildiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: AA