YENİ Parti İzmir Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Murat Bakan, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırının ardından İçişleri Bakanlığı ve hükümete yönelik eleştirilerde bulundu. 22 Eylül’de meydana gelen olayda, aynı okulun öğrencisi olan 15 yaşındaki bir çocuk, okula giden öğrencilere pompalı tüfekle ateş açtı. Saldırıda 11 öğrenci yaralandı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, saldırıda kullanılan silahın çocuğun anneannesi üzerine kayıtlı olduğunu açıklarken, okulun daha önce birinci derece riskli okullar arasında değerlendirildiğini de söyledi.

"Okul dışı bir vaka diye kayda geçmez"

YENİ Parti İzmir Milletvekili Murat Bakan, saldırının saat 08.00 sıralarında öğrenciler okula giderken gerçekleşmesine dikkat çekerek olayın yalnızca okul binasının dışında meydana geldiği gerekçesiyle okuldan bağımsız değerlendirilemeyeceğini savundu. Saldırıyı gerçekleştiren kişinin ve yaralananların öğrenci olduğunu belirterek, olayın okul çevresinde ve öğrencilerin okula gidiş saatinde yaşandığını vurguladı. Bakan, olayın okulun birkaç metre dışında gerçekleşmiş olmasının kamunun sorumluluğuna ilişkin tartışmayı ortadan kaldırmayacağını dile getirdi.

Birinci derece riskli okul vurgusu

İçişleri Bakanlığı tarafından okulun birinci derece riskli olarak değerlendirildiğinin açıklanmasını da gündeme taşıyan Bakan, riskin önceden tespit edilmiş olmasına rağmen saldırının engellenememesinin açıklanması gerektiğini savundu. Bakan, kamuoyuna okulun risk kategorisinde bulunduğunun açıklanmasının tek başına yeterli olmadığını, esas değerlendirilmesi gereken konunun bu risk karşısında hangi önlemlerin alındığı olduğunu kaydetti.

Silaha erişimde mevzuat ve denetim çağrısı

Saldırıda kullanılan silahın evden alınmasına ilişkin açıklamaları da değerlendiren Bakan, silaha erişim konusunun yalnızca ailelere yapılacak uyarılar üzerinden ele alınamayacağını savundu. İngiltere’de 1996’daki Dunblane saldırısının ardından silah mevzuatında yapılan değişiklikleri, aynı yıl Avustralya’daki Port Arthur saldırısı sonrasında uygulanan ulusal silah düzenlemelerini ve Almanya’da 2009’daki okul saldırısından sonra silahların saklanmasına yönelik denetimlerin artırılmasını örnek gösteren Bakan, silaha erişimin mevzuat ve denetim boyutuyla ele alınması gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda mevzuat düzenlemelerinin Meclisin, denetim faaliyetlerinin ise ilgili kamu kurumlarının sorumluluğunda olduğunu belirtti.

Okullarda erken müdahale ekibi önerisi

Bakan, okul saldırılarının önlenmesinde yalnızca fiziki güvenlik önlemlerinin yeterli olmayacağını savunarak öğrencilerde ortaya çıkabilecek risk işaretlerinin önceden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Devamsızlık, içe kapanma ve dijital ortamdaki paylaşımlar gibi işaretlerin takip edilmesi gerektiğini ifade ederek, bu belirtileri değerlendirecek ve gerekli durumlarda müdahale edecek ekiplerin okullarda oluşturulması gerektiğini söyledi. Turnike, kamera, yüz tanıma sistemi veya kolluk kuvveti gibi güvenlik tedbirlerinin tek başına sorunu çözemeyeceğini savunan Bakan, önleyici mekanizmaların da kurulması gerektiğini ifade etti.

"Sorumlu aile değil, sizsiniz"

Bakan, saldırıya ilişkin sorumluluğun yalnızca aile üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirterek İçişleri Bakanlığı ve hükümeti eleştirdi. Riskli olarak değerlendirilen bir okulda gerekli önlemlerin alınıp alınmadığının açıklanmasını isteyen Bakan, daha önce yürütülen komisyon çalışmalarını ve imzalanan protokolleri de gündeme getirerek alınan kararların uygulamadaki karşılığının sorgulanması gerektiğini savundu. Öğrencilerin okula girişinden itibaren güvenliklerinin kamu sorumluluğunda olduğunu ifade ederek, bu sorumluluğun okulun yakın çevresini de kapsaması gerektiğini sözlerine ekledi.

Muhabir: Efe Çapman