Uluslararası arenada Oslo Anlaşmaları ile barış diplomasisinin yüzü haline gelen Norveçli diplomat Mona Juul, Jeffrey Epstein belgelerinde yer alan temasları nedeniyle istifasını sundu.
Mona Juul kimdir?
Mona Juul, 10 Nisan 1959’da Norveç’in Steinkjer kentinde doğdu. Oslo Üniversitesi’nde siyaset bilimi eğitimi aldıktan sonra Norveç Dışişleri Bakanlığı’nda uzun soluklu bir kariyere adım attı. Juul, diplomasi alanında özellikle 1990’lı yıllarda İsrail-Filistin çatışmasını ele alan Oslo Anlaşmaları’nın arka planındaki mimarlardan biri olarak tanındı. Bu süreçte eşi Terje Rød-Larsen ile birlikte gizli müzakerelerin yürütülmesinde kritik bir rol oynadı.
2000-2001 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri olarak görev yapan Juul, 2001-2004 arasında Norveç’in İsrail Büyükelçisi olarak atandı. 2014-2019 döneminde Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevini üstlendi. Ardından 2019’da Norveç’in Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi olarak görevlendirildi ve aynı yıl BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi Başkanlığına seçildi. 2024'te Ürdün’e, 2025'te ise ek olarak Irak’a büyükelçi olarak atandı.
Neden istifa etti?
ABD Adalet Bakanlığı’nın 2026 başında yayımladığı Epstein belgelerinde adının geçmesi üzerine Mona Juul, Norveç Dışişleri tarafından geçici olarak görevden uzaklaştırıldı. Belgelerde Epstein ile olan geçmiş temasları ve olası çıkar çatışmaları nedeniyle kamuoyu baskısı yoğunlaştı. Şubat 2026’da Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, Juul’un istifasını doğruladı ve bu kararı “ciddi bir muhakeme hatası” ifadesiyle değerlendirdi. Eide, bir büyükelçinin güven unsuru üzerine kurulu görevini sürdürebilmesi için böyle bir ilişkinin açıklığa kavuşturulmasının zorunlu olduğunu belirtti.
Juul’un avukatı ise istifanın gönüllü olduğunu savunarak, diplomatın tüm detayların açıklığa kavuşması için bakanlıkla iş birliği yaptığını açıkladı. Ancak kamuoyunda bu açıklama, kriz yönetiminin bir parçası olarak değerlendirildi.
Epstein ile ilişkisi
Epstein belgelerinde yer alan iddialar, Juul’un Epstein ile olan ilişkilerinin yüzeyselin ötesinde olduğunu gösteriyor. Belgeler, Juul’un eşi Terje Rød-Larsen ile birlikte Epstein ile düzenli görüşmeler yaptığını, akşam yemeklerine katıldığını ve Epstein’in özel jetinde seyahat planladıklarını ortaya koydu. En çarpıcı noktalardan biri, Epstein’in Juul’un çocuklarına toplamda 10 milyon dolar miras bırakması oldu. Bu miras vasiyetine, Epstein’in ölümünden sadece iki gün önce eklendi.
Bununla birlikte Juul ve eşi, Oslo’daki lüks bir daireyi piyasa değerinin yarısına satın aldı. Satıcı Morits Skaugen, satışın Epstein’in baskısıyla gerçekleştiğini iddia etti ve bu süreci “mafya yöntemleri” olarak tanımladı. Epstein’in Juul’un eşine başkanlık ettiği International Peace Institute’a (IPI) yaptığı bağışlar da yıllar içinde sessizce biriken bir etik yükü ortaya çıkardı. Rød-Larsen, 2020’de bu bağışların ifşa olmasının ardından IPI başkanlığından istifa etti.
Juul, başlangıçta Epstein ile olan ilişkisini "sınırlı temas" olarak tanımlasa da, kamu baskısının ardından bu ifadesini geri çekti. Nihayetinde, Epstein ile bağlantılarının boyutu ve ciddiyeti, Norveç diplomasisinde sadece bireysel değil, kurumsal düzeyde de bir güven bunalımına yol açtı.




