İzmir’de yaklaşık 520 özel ilköğretim okulu ve lise bulunurken bu okullarda 61 bin öğrenci eğitim alıyor. Söz konusu özel okullarda görev yapan 9 bin 500 civarındaki öğretmenin önemli bir kısmı ise belirli süreli iş sözleşmesiyle görev yapıyor. Bu nedenle yaz başında görevlerine son veriliyor ve 1 yıl görev yapmadıkları için de tazminat alamıyor. Okullar açılmadan hemen önce bu öğretmenler tekrar aynı yöntemle işe alınıyor. Kimi öğretmenler ise istifaya zorlanıyor veya çeşitli nedenlerle işten çıkarılıyor. Her iki durumda da özel okul öğretmenleri parasız kalacakları için yaz tatilinin gelmesini istemiyor. Yaz dönemi için şimdiden iş aramaya başlayan özel okul öğretmenleri kuryelikten bekçiliğe, seyyar satıcılıktan garsonluğa kadar her türlü işi değerlendiriyor.

Özgür Şen2

Asgari ücrete mesai

Özel okullarda çalışan öğretmenlerin yaşadığı sorunların eğitim sisteminin ‘piyasalaşması’ ile doğrudan ilişkili olduğunu söyleyen Eğitim-İş İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Özgür Şen, son 20 yılda özel okul sayıları hızla artarken kamusal ve parasız eğitim anlayışının gerilediğine dikkat çekti. Eğitimin giderek ticari bir faaliyet alanına dönüştürüldüğünün altını çizen Şen, “Üstelik bu dönüşümden en büyük zararı öğretmenler gördü. Bugün yüz binlerce öğretmen atama beklerken, birçok eğitim fakültesi mezunu mesleğini sürdürebilmek için özel okullarda düşük ücretlerle çalışmak zorunda bırakılıyor. Öğretmenler bir yandan işsiz kalma korkusuyla mücadele ederken diğer yandan yoksulluk sınırının çok altında maaşlara mahkûm edildi. Hatta bazı öğretmenler asgari ücret düzeyinde ya da buna yakın ücretlerle çalıştırılmakta. Bu tablonun oluşmasında en büyük pay 2014 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı olan Yusuf Tekin tarafından kaldırılan taban maaş uygulamasıdır. Çünkü taban maaş güvencesinin kaldırılmasıyla birlikte özel okul öğretmenlerinin güvencesi patronların insafına bırakıldı ve öğretmen emeğinin değeri ciddi biçimde düşürüldü. Bugün aynı işi yapan öğretmenler arasında büyük ücret farklılıkları oluşmasının temel nedeni de budur” dedi.

‘İstifaya zorlanıyor’

Yaz dönemlerinin özel okullarda çalışan öğretmenlere sigorta ve maaş hakkı açısından mağduriyet doğurduğuna dikkat çeken Şen, öğretmenlerin kıdem haklarının doğmaması adına kurum yöneticileri tarafından istifaya zorlandıklarını veya kısmi süreli sözleşme yapıldığını belirtti. Başkan Özgür Şen, “Özellikle yaz dönemleri özel okul öğretmenleri açısından ayrı bir mağduriyet alanına dönüşmekte. Yasal olarak 12 aylık sözleşme ile çalışan öğretmenlerin maaş ve sigorta haklarının devam etmesi gerekirken, bazı kurumlarda öğretmenlerin istifaya zorlandığı ya da farklı yöntemlerle sözleşmelerinin sonlandırıldığı yönünde çok sayıda şikâyet geliyor. Birçok öğretmen yaz aylarında geçimini sağlayabilmek farklı sektörlerde çalışmak veya ailesinden maddi destek almak zorunda kalıyor. Türkiye'nin birçok kentinde yaz aylarında işsiz kalan öğretmenler garsonluk, kuryelik yapıyor ya da ailelerinden destek alıyor. Kısmen daha şanslı olanlar da özel ders ile gelir elde ediyor” şeklinde konuştu.

‘Güvence altına alınmalı’

Özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlere yapılan belirli süreli iş sözleşmesine son verilmesi gerektiğini dile getiren Şen, “Yapılması gerekenler bellidir. Öncelikle özel okul öğretmenleri için taban maaş güvencesi yeniden getirilmelidir. Öğretmenlerin insanca yaşayabilecekleri ücretler güvence altına alınmalıdır. Belirli süreli sözleşme uygulamalarına son verilerek belirsiz süreli iş sözleşmeleri esas alınmalıdır. Çünkü belirli süreli sözleşmeler öğretmenlerin her yıl yeniden işten çıkarılabilmesini meşrulaştırmakta ve güvencesizliği kalıcı hale getirmektedir. Yaz dönemlerinde yaşanan maaş ve sigorta mağduriyetleri ortadan kaldırılmalı, öğretmenlerin tüm özlük hakları eksiksiz korunmalıdır. Öğretmen emeğinin değersizleştirildiği, güvencesizliğin yaygınlaştırıldığı ve mesleğin itibarının zedelendiği bir eğitim sistemi sürdürülebilir değildir. Öğretmenin hakkını teslim etmeyen bir sistemin çocuklarımıza nitelikli eğitim sunması da mümkün değildir” dedi.

‘Sigortasını ödemesin diye’

Eğitim Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Hamdi Çalık, işverenlerin öğretmenlere uyguladığı sömürü düzenine Milli Eğitim Bakanlığı’nın da çanak tuttuğunu iddia etti. Çalık şunları söyledi: “Özel okullarda görev yapan öğretmenler tamamen işverenin inisiyatifine dayalı, iş güvencesinden yoksun çalışıyor. Öğretmenler, kıdem ve ihbar tazminatlarını bile alamadan kolayca işten çıkarılabilme tehdidi altında, güvencesiz bir atmosferde çalışıyor. Üstelik bu ağır emeğin karşılığında alınan ücretler ancak asgari ücret düzeyinde. İşverenlerin birçoğu, yaz tatillerinde sigorta giderlerinden kaçınmak amacıyla öğretmenlerin iş çıkışını veriyor, nasıl olsa iş arayan binlerce atanmamış öğretmen olduğu düşüncesiyle bu güvencesizliği bir sisteme dönüştürüyor.”

Kaynak: Ayselin Uzun