Ege İhracatçı Birlikleri’nin son bir yıllık dönemde 19 milyar 250 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaştığını, 18,5 milyar dolar bandındaki sıkışıklığı aştıklarını ve 2026 yılı sonunda 19,5 milyar dolar ihracat rakamına ulaşmak için çaba gösterdiklerini belirten Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, 14-16 Eylül tarihlerinde katıldığı ABD’nin Miami kentinde düzenlenen America’s Food & Beverage Show fuarı ile ilgili de bilgi verdi.

İşte Öztürk’ün sorularımıza verdiği yanıtlar:
1-EİB ihracatının son 3 yıldır 18,5 milyar dolar bandında sıkıştığını ve öncelikli hedefinizin 20 milyar dolar eşiğini aşmak olduğunu belirtmiştiniz. Bu eşik aşıldı mı? Küresel daralma da yaşanıyor. Mevcut durumda hangi yöntemleri kullanacaksınız?
Ege İhracatçı Birlikleri son bir yıllık dönemde 19 milyar 250 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaştı. 18,5 milyar dolar bandındaki sıkışıklığı aştık. 2026 yılı sonunda 19,5 milyar dolar ihracat rakamına ulaşmak için çaba gösteriyoruz. Sanayi sektörlerimiz 10 milyar dolar ihracat bandında. Tarım sektörlerimiz 7,6 milyar dolar, madencilik sektörümüz 1,5 milyar dolar dövizi ülkemize kazandırdı. Birliklerimiz bazında baktığımızda; Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz 2,5 milyar dolar, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz 2 milyar dolar, Ege Maden İhracatçıları Birliğimiz 1,5 milyar dolar ihracat tutarını aşmış durumdalar. Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliğimiz, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliğimiz, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz, Ege Tütün İhracatçıları Birliğimiz ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz yıllık bazda 1 milyar dolar barajını aşan performans ortaya koyuyorlar.

2-Emek yoğun sektörlerdeki istihdam desteğinin artırılması yönündeki çağrınız, özellikle Ege'nin güçlü olduğu tekstil ve hazır giyim gibi sektörler için neden kritik bir öneme sahip? Neler yapılabilir?
Ege’de tekstil ve hazır giyim sektörümüzün tasarım, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve katma değerli üretimde önemli bir bilgi birikimi bulunuyor. Bu kapasiteyi kaybetmeden, firmalarımızın küresel rekabet gücünü koruyacak destek mekanizmalarını hayata geçirirsek hem ihracatımızı hem de istihdamımızı sürdürülebilir biçimde büyütebiliriz. Emek yoğun sektörlerde istihdam desteğinin artırılması, özellikle Ege Bölgesi’nin güçlü olduğu tekstil ve hazır giyim sektörleri açısından kritik öneme sahip. Çünkü bu sektörler yalnızca ihracat rakamlarıyla değil, oluşturdukları geniş istihdam kapasitesi, yan sanayileri ve bölgesel ekonomiye sağladıkları katkıyla da stratejik bir konumda bulunuyor. Hazır giyim sektörü hem sosyal barışa katkı sağlıyor hem de kadın istihdamının yoğun olduğu bir sektör. Ayrıca diğer sanayi sektörlerine göre görece daha az nitelikli iş gücüne de çalışma olanağı sunuyor. Bu sektörlerimize verilen istihdam desteğinin artırılması pek çok açıdan yerinde bir karar olacak.
3-Bu ay içinde Miami'de düzenlenen America's Food & Beverage Show fuarına katıldınız. Nasıl geçti? ABD pazarında yürütülen "Turkish Tastes" projesi ile UR-GE projelerinden bahsedebilir misiniz?
Ege Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği tarafından yürütülen Aegean Cereals, Pulses, Oilseeds and Products UR-GE Projesi kapsamında 10 ihracatçı firma, 14-16 Eylül 2026 tarihlerinde ABD’nin Florida eyaletinin Miami kentinde düzenlenen America’s Food & Beverage Show fuarına stantlı katılım gerçekleştirdik. UR-GE Projesi kapsamında gerçekleştirilen programda ihracatçı firmalar, fuarda uluslararası alıcılarla doğrudan temas kurarken, Turkish Tastes tadım etkinliğiyle de Türk gıda ürünleri sektör profesyonellerine tanıtıldı. Heyet ayrıca ABD gıda perakende pazarını yerinde inceleyerek tüketici eğilimleri, ürün konumlandırması ve rekabet koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Firmalarımız üç gün boyunca hem fuarda yeni iş bağlantıları kurdu hem de ABD gıda pazarının yapısını sahada inceleme fırsatı yakaladı. ABD, Türk gıda sektörü açısından yüksek potansiyel taşıyan pazarlardan biri. Türkiye’nin ABD’ye hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı 2025 yılında yüzde 36 artışla 885 milyon dolara ulaştı. Birliğimizin ABD’ye ihracatı ise 2025 yılında yüzde 69 artışla 50 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2026 yılı Ocak-Ağustos döneminde Türkiye geneli sektör ihracatımız yüzde 4 artarak 596 milyon dolara çıktı. Türkiye genelinde ABD’ye sektör ihracatımızı 1 milyar dolar seviyesinin üzerine taşımayı hedefliyoruz. America’s Food & Beverage Show kapsamında, Ege İhracatçı Birlikleri tarafından ABD pazarında yürütülen Turkish Tastes projesi çerçevesinde Türk gıda ürünlerine yönelik tanıtım ve tadım etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte Türk gıda ürünlerinin farklı mutfaklardaki kullanım alanları sektör profesyonellerine tanıtılırken, ziyaretçilere çeşitli ürünleri doğrudan deneyimleme imkânı sunuldu. Turkish Tastes ile UR-GE Projesi arasındaki tamamlayıcı bir yapı oluşturduk. Bir taraftan UR-GE Projemizle firmalarımızın pazara giriş kapasitesini güçlendirirken, diğer taraftan Turkish Tastes ile Türk gıda ürünlerinin bilinirliğini ve kullanım alanlarını anlatıyoruz. Böylece firma bazlı ihracat çalışmalarımızı ülke ve sektör tanıtımıyla destekleyen bir model oluşturuyoruz. ABD gıda perakende pazarının yerinde incelenmesi, tüketici eğilimlerinin gözlemlenmesi ve Türk gıda ürünlerinin pazardaki konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunulması amacıyla Publix, Walmart, Costco Wholesale, President Supermarket ve Whole Foods Market mağazalarına pazar ve market ziyaretleri de gerçekleştirdik. Bu market zincirlerinde Türk gıda markalarını raflarda görmekten büyük mutluluk duyduk. “Turkish Tastes” markası altında oluşturduğumuz yemek tadım alanında Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki 6 tarım ve gıda sektörünün ürünleri; Türk, Modern Amerikan ve Latin Amerikan mutfaklarında hazırlanan menülerle sektör profesyonellerinin beğenisine sunuldu. Başta Miami ve ABD Doğu Yakası olmak üzere Amerika kıtasının farklı bölgelerinden alıcıları, distribütörleri, şefleri ve restoran işletmecilerini buluşturan fuarda Turkish Tastes tadım alanı, Türk gıda ürünlerinin kullanım alanlarını doğrudan mutfak profesyonellerine anlatan bir tanıtım platformu oldu. Canlı yemek demolarında Türk gıda ürünlerinin farklı mutfak kültürleri, damak zevkleri ve menü konseptleri içerisindeki kullanım olanakları sektör profesyonellerine uygulamalı olarak gösterildi.

4- Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanlığınız döneminde ihracatta ciddi bir artış rekoru kırdınız. Bu başarıda evcil hayvan mamaları gibi gizli kalmış sektörleri UR-GE çatısı altında toplamanızın rolü ne oldu? EİB genelinde benzer potansiyele sahip yeni niş sektörler var mı?
Bizim yaklaşımımız yalnızca mevcut güçlü sektörleri büyütmek değil, henüz gerçek potansiyeline ulaşmamış alanları da erkenden tespit etmek. Evcil hayvan mamaları sektörü bunun en somut örneklerinden biri. 2026 yılı Ocak-Ağustos döneminde Türkiye’nin kedi-köpek maması ihracatı 105,3 milyon dolara ulaşırken, bunun 61,9 milyon doları EİB üzerinden gerçekleştirildi. Yani Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 59’u EİB üzerinden yapılıyor. Miktar bazında ise bu pay yüzde 65’in üzerine çıkıyor. Bu tablo, Ege’nin petfood sektöründeki güçlü üretim ve ihracat altyapısını açıkça gösteriyor. Biz de bu potansiyeli Turkish Petfood UR-GE Projesi ile daha sistemli hale getirmeyi hedefliyoruz. Firmalarımızın hedef pazarlarını belirliyor, eğitim ve danışmanlıktan ticaret heyetleri ve fuar faaliyetlerine kadar ortak bir ihracat yol haritası oluşturuyoruz. Benzer potansiyeli başka alanlarda da mevcut. Özellikle glütensiz ve özel beslenmeye yönelik ürünler, bakliyat bazlı protein ve yüksek proteinli atıştırmalıklar, fonksiyonel gıdalar ve doğal gıda bileşenleri önümüzdeki dönemde öne çıkabilecek alanlar arasında. Susam ve tahin gibi güçlü olduğumuz ürünlerde de daha katma değerli ve markalı ürünlere geçiş önemli bir fırsat. Hedefimiz, bugün niş olarak görülen alanları yarının güçlü ihracat sektörlerine dönüştürmek. Petfood sektöründeki gelişimi de bu yaklaşımın başarılı örneklerinden biri olarak görüyoruz.
5-İhracatçıyı nasıl bir 2027 bekliyor? Öngörüleriniz nelerdir?
2027 yılında Türkiye 294 milyar dolar mal ihracatı hedefliyor. Bu hedefe ulaşmak için ihracatçı açısından rekabetçiliğin çok daha fazla önem kazanacağı bir yıl olacağını öngörüyorum. Önümüzdeki yılın temel meselesi daha fazla ihracat yapmaktan önce, rekabet gücümüzü koruyarak ihracatı artırabilmek olacak. Bunun için ihracatçının uygun maliyetli finansmana erişiminin kolaylaştırılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve kur politikasının ihracatçının rekabetçiliğini destekleyecek bir zemine kavuşması büyük önem taşıyor. Diğer taraftan Avrupa’daki yavaşlamayı, ABD, Körfez, Hindistan ve Uzak Doğu gibi pazarlarda daha güçlü bir varlık göstererek dengelemeliyiz. Ticaret Bakanlığımızın Uzak Ülkeler Stratejisiyle uyumlu bir pazarlama faaliyet takvimi oluşturacağız. 2027’de yalnızca daha fazla ürün ihraç etmeyi değil, daha yüksek katma değerli ve daha yüksek birim fiyatlı ürünleri daha fazla pazara satmayı hedeflemeliyiz. Kısacası 2027, ihracatçı için kolay bir yıl olmayacak; ancak doğru politikalarla önemli fırsatlar da barındırıyor. İhracatçının önünü açarsak, üretimi ve yatırımı desteklersek Türkiye’nin ihracat potansiyelini çok daha güçlü şekilde ortaya koyabiliriz.
6-İzmir’in ihracatta hak ettiği noktada olduğunu düşünüyor musunuz? Örneğin İzmir Körfezi’ne ağır tonajlı ve dip derinliği yüksek gemiler girebilseydi tablo değişir miydi?
İzmir 8 bin 500 yıllık tarihi boyunca ticaret, tarım ve liman kenti olarak öne çıkmış bir şehir. Ancak ihracatta bugün bulunduğu noktanın, sahip olduğu üretim ve ihracat potansiyelini tam olarak yansıttığını söyleyemeyiz. İzmir; güçlü sanayi altyapısı, tarım ve gıda üretimi, limanları, lojistik avantajları ve girişimcilik kültürüyle Türkiye’nin ihracatında çok daha güçlü bir konumda olabilir. Burada liman altyapısı önemli bir başlık. İzmir Körfezi’ne daha büyük tonajlı ve yüksek draftlı gemilerin güvenli şekilde girebilmesi, İzmir’in lojistik maliyetlerini ve dış ticaretteki rekabet gücünü doğrudan etkiler. Nitekim bugün Körfez’in bazı kesimlerinde derinlik sorunu yaşanıyor ve bu nedenle dip tarama çalışmaları yürütülüyor. Alsancak Limanı için de yüksek draftlı gemilere hizmet verebilmek amacıyla yaklaşım kanalının derinleştirilmesine yönelik yatırım planlanıyor. Dolayısıyla, İzmir Körfezi’nin ve Alsancak Limanı’nın daha büyük gemilere hizmet verebilecek bir yapıya kavuşması ihracatımız açısından tabloyu değiştirebilir. Ancak bunu yalnızca bir derinlik meselesi olarak görmemek gerekiyor. Limanın kapasitesi, ekipmanları, demiryolu ve karayolu bağlantıları, operasyonel verimliliği ve 7/24 hizmet verebilmesi de aynı bütünün parçaları. İzmir’in önünde çok önemli bir fırsat var. Liman altyapımızı güçlendirirken İzmir’i sadece Ege Bölgesi’nin değil, Türkiye’nin ve Akdeniz havzasının önemli lojistik ve ihracat merkezlerinden biri haline getirebiliriz. Bunun için kamu ve özel sektörün birlikte hareket etmesi ve liman yatırımlarının hızla tamamlanması gerektiğine inanıyorum. Biz ihracatçılar olarak daha fazla pazar kazanmak, daha yüksek katma değerli ürün ihraç etmek için çalışıyoruz. Ancak ürettiğimiz ürünü dünya pazarlarına rekabetçi maliyetlerle ulaştıramıyorsak, sahadaki avantajlarımızın önemli bir bölümünü kaybediyoruz. Bu nedenle İzmir’in liman altyapısına yapılacak yatırımı, yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin ihracat hedeflerine yapılmış bir yatırım olarak değerlendirmek gerekir. İzmir, Ticaret Bakanlığı Faaliyet İlleri İstatistiklerine göre yıllık 23,5 milyar dolar ihracat gerçekleştiriyor. Türkiye’nin üçüncü büyük ihracat kenti. İzmir, Türkiye ekonomisinin düzlüğe çıkması sonrasında potansiyelini harekete geçirerek 50 milyar dolar ihracat hacmine 10-15 yıllık periyotta ulaşabilecektir.





