Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı’nda geçen seneye oranla su seviyesinde yüzde 24,85 azalma görülürken bu rakamı yüzde 24,17 ile Ürkmez Barajı takip etti. İzmir’in barajlarında genel su seviyesinde ciddi bir azalma hakimken az miktarda suyu bulunan Gördes Barajı, geçen sene yüzde 4,64 iken bu sene yüzde 7,29 seviyesine ulaşarak yüzde 2,65 artış gösterdi. Tahtalı Barajı’nın asıl suyu aldığımız baraj olduğunu ifade eden İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Öğretim Üyesi ve İklim Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar, “Şu anda Tahtalı Barajı’na bakacak olursak aktif olarak kullanabilecek su miktarı yaklaşık olarak 100 milyon metreküp’tür (m3) Şu anda İzmir’in günlük su ihtiyacı 700 bin m3 civarındadır. Bunun yaklaşık 200 bin m3’ünü Tahtalı’dan alırız. Son günlerde bu rakamın 300 bin m3’lere çıktığını görüyoruz. Eğer günde 300 bin m3 alacak olsak bile su 300 gün gider. Buharlaşmayla beraber 250 güne düşer. Tahtalı’nın bugün itibariyle doluluk oranı 35,6 geçen sene yüzde 51,34’tü. Yüzde 16 civarında düşüş var. Önemli olan bizim için burası, diğerleri o kadar önemli değil. Şu anda Gördes Barajı’ndan da su alıyoruz. Oradan daha önce su kullanmıyorduk. 2 aydan beri kullanmaya başladık. Doluluk oranı geçen sene 4,64 iken bu sene yüzde 7’ye çıkmış durumda. Ama altı pek su tutmuyor” dedi. 

Yeraltı sularının kullanımı Gölmarmara’yı kuruttu 

Yeraltı sularının dünyanın en önemli kaynakları olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yaşar, gelişmiş ülkelerin meydana gelebilecek kuraklıkları göz önünde bulundurarak yeraltı sularını kullanmadıklarını söyledi. Baraj sularını kullanmak yerine kuyulardan su çekilmesini eleştirerek, “Kuyulardan müthiş bir şekilde su çekiyoruz. Suyumuzun yüzde 55’ini İzmir olarak kuyulardan sağlıyoruz. Manisa’dan özellikle Sarıkız ve Göksu’dan çok su alıyoruz. Kışın yaklaşık olarak her gün 250 bin m3 Sarıkız’dan alıyoruz. Yani Tahtalı kadar kısmını Sarıkız’dan çekiyoruz. Gerçi sanırım son günlerde bakım olduğu için bu oran azaldı. Manisa’nın altındaki sular 10-15 sene önce 30-40 metrelerdeyken şimdi 400 metrelere indi. Su çeke çeke aşağı iniyor. Birde Manisa 300 bin m3’ü kendisine çekiyor. Yani ortalama her gün 550 bin m3 Manisa’nın altından su çekiliyor. Bu tabii ki Göl Marmara’yı da kuruttu. Oradaki sulak alanları da kurutuyor. Çok ciddi bir sorun bu. Neden Tahtalı’yı kullanmıyoruz? Doluluk orada. Yeraltı suları orada bekliyor zaten, zorunlu hale gelince oradan kullanılabilir. Yeraltı sularını kullanmak tüm ekosistemi mahvediyor. Hiçbir maden yeraltı sularından daha önemli değildir. Çünkü biz daha kuraklık yaşamadık. Dünyada yaklaşık 5-6 yıl yağmur yağmayan yıllar vardır. Gelişmiş ülkeler o nedenle yeraltı sularını kullanmıyorlar” ifadelerini kullandı. 

‘Her damlası altın değerinde’ 

İspanya’da kuraklıkla mücadele için alınan önlemlere değinen Prof. Dr. Yaşar, Türkiye’de yanlış tarım, yanlış ürün desenleri ve yanlış sulama tekniklerinin devam ettiğini, tarım ürün desenlerini devletin belirlemesi gerektiğini ifade etti. Yeraltı sularının bütün ülkenin ortak malı olduğunu hatırlatarak, “Senin tarlanda çıktı benim oldu gibi bir şey yok. Yeraltı suları yalnızca çok büyük kuraklıklarda kullanılır. Yeraltı sularının her bir damlası altında değerindedir. İspanya’da bu sene çok kurak geçtiği için elma, armut gibi sebzelerin sadece kurumayacak şekilde sulanmasına izin verildi. Hasat yok. Onların da yeraltı suları var ama kullanmıyorlar. İspanya’da bu sene 256 tane kaçak kuyu tespit edilmiş. Sorumlular cezaevinde. 2021 yılında 4,3 milyon ton elma ürettik. Bununla gurur duyduk. 180 milyon dolar gibi bir ihracat yaptık. Ama elma çok su isteyen bir bitkidir. Her gün 1 kilo elma için 1 litre su vermek zorundasın. 4,3 milyon m3 demek 4,3 milyon m3 su verdin demektir. Bu da İstanbul, Ankara ve İzmir’in günlük toplam su kullanımıdır. 30 milyonluk nüfusun günlük kullandığı sudur. Bu suyu yüzeyden de kullanmıyorlar. Sürekli olarak yeraltından çekiyorlar. Yeraltından çeke çeke Göller Bölgesi çöller bölgesi, Konya Ovası obruk ovası oldu. Göllerin kurumasının küresel ısınmayla hiçbir alakası yok. Tamamen yanlış su kullanımı, yanlış tarım ürün desenleridir. İspanya bu sene çok su isteyen ağaçlara su vermeyeceksiniz. ‘Yalnızca kurumayacak kadar su verin’ dedi. Olay bitti. Buna karşı gelenleri de içeri aldı. Bizde isteyen istediği kadar su çekiyor ve çok tehlikeli bir döneme giriyoruz. Sulak alanları kurutmak, ekosistemi bozmak önemli olmuyor. 180 milyon TL ihracat yapmak önem kazanıyor. Ama belki de kayıp 18 milyar dolar. Olaya toplamından bakmak gerekiyor. Suyu çok kötü yönetiyoruz yani. Tarım ürün desenlerini devlet her yıl su potansiyeline ve 25 havzaya göre belirlemesi lazım. Kurak geçen günlerde, tohumlara kadar devlet belirlemelidir. Gelişmiş ülkelerde tarımı devlet belirler. Amerika’da da bu böyledir. Bizde ise çiftçi ne ekeyim diye düşünüyor ve onu ekiyor. Suyu rastgele kullanamazsın. İzmir’de şu anlık görünürde pek bir sorun yok. Şu an İstanbul biraz daha tehlikeli gibi görünüyor. Dediğim gibi Tahtalı’dan kullanılabilecek su miktarı 100 milyon m3’tür. Bu da fena bir rakam değildir. Hiçbir yerden kullanmayıp Tahtalı’dan kullansak dahi 120 günlük su var. Ekim’den sonra yağışlar tekrar düşmeye başlar diye tahmin ediyorum” diye konuştu. 

‘Suyu düzgün kullanmanın zamanı geldi’ 

Prof. Dr. Yaşar, nüfus artışının su potansiyelini azalttığını vurgulayarak, dünya nüfusunun her 45 yılda yüzde yüz arttığını ifade etti. Türkiye’deki nüfus artışına değinerek, “Türkiye’nin nüfusu da yüzde 200 gibi çok ciddi oranda artıyor. Her geçen sene su potansiyelimizin azalıyor olmasının nedeni bu nüfus artışıdır. 1960’lı yıllarda nüfusumuz 27 milyonken kişi başı su potansiyelimiz 4 bin 500 m3’tü. Şu anki nüfusumuza göre hesapladığımızda ise bin 300 m3’tür. Bunu göz önünde bulundurarak gerekli tedbirleri almak gerekiyor. Gittikçe nüfus daha fazla artacak. Daha fazla suya ihtiyacımız olacak ve yeraltı sularını kullanırken daha da derine gireceksiniz. Gittikçe derine girersen daha fazla enerji harcarsın ve ağır metal çekersiniz. 2008 yılı kurak geçti. Kuyular çok derine indiği için testler yapıldı. Belediyenin dörtte bir enerjisi bu çalışmaya gidiyor. Suyu artık düzgün kullanma zamanı geldi” diye söyledi. 

Kaynak: ÖZGE UĞULU