Türkiye siyasi hayatı, oy verme davranışları ve seçim analizleri konularındaki uzmanlığıyla tanınan siyaset bilimci ve akademisyen Prof. Dr. Tanju Tosun, son günlerde İzmirlilerin ve ülke halkının başını döndüren gündemle ilgili sorularımızı yanıtladı. Tosun, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye transfer olma kararından Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun 78 yaşında Yeni Parti İl Başkanlığı yarışına girmesine, fon krizinin etkilerinden, butlan kararı sonrası CHP’nin durumu ve Yeni Parti’nin izlemesi gereken yol haritasına kadar çok önemli açıklamalarda bulundu.

İşte Tosun’un analizleri:
İzmir seçmeni sizce Cemil Tugay’ın Ak Parti’ye transfer olma kararına 2 buçuk yıl sonraki yerel seçimde nasıl bir tepki verecek? 2 buçuk yılda yapılacak hizmetler ve iyi bir karne AK Parti’nin İzmir’de kazanmasına neden olabilir mi?
Prof. Dr. Tanju Tosun: Önümüzdeki yerel seçimde İzmir seçmenleri arasında ideolojik oy verme davranışı baskın olanlar doğaldır ki Cemil Tugay’ın kararına duydukları tepki nedeniyle partilerine ve gösterdikleri adaya daha sıkı sarılacaklardır. Bu seçmenler ideolojik-ilkesel seçmenlerdir. Fakat seçimin sonucunu İzmir’de bu seçmen tipi tayin etmiyor. Yerel yönetimlerin hizmet performansı da yerel seçimlerde seçmen oyunun yönünü tayin eden bir dinamiktir. Hizmet odaklı seçmen hem geçmişe bakacak, hem de adayların İzmir için gelecek vaatlerini dikkate alacaktır. Rasyonel tercihli aktör olan bu kitle yanında, seçimin sonucunu tayin etme potansiyeli çok yüksek olan kararsız ve pragmatik seçmenlerdir. Bu kitle için adayın kim ve kimlerden olduğu, niteliği, kendisi ve kent için ne tür kazanımlar sağlayacağı önemlidir. Tabii ki kentle kurmuş olduğu kültürel aidiyet ilişkisi, siyasi güvenilirliği, seçmenlerin değerleriyle uyum düzeyi de seçmen tercihlerinde en az hizmet kadar önemlidir.

Yeni Parti’nin İzmir İl Kongresi’nde 78 yaşındaki Aziz Kocaoğlu’nun aday olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Yaş konusundaki eleştiriler sizce haklı mı?
Prof. Dr. Tanju Tosun: Aziz Kocaoğlu’nun il başkanlığı yarışına girmesi siyasi tecrübesi, yerel yönetim deneyimi, özellikle taşradaki seçmenler, örgütler içindeki ağırlığı dikkate alındığında, cesaretin ötesinde demokratik bir tercihtir. Deneyim yerelde liderlik için önemli olmakla birlikte, il başkanlığı pozisyonunun zorunlu kıldığı enerji ve ekip çalışması açısından yeni takviyeler de zorunludur. Aziz bey herhalde bu takviyeleri yapacağını düşünerek aday olmuştur. Fakat sonuca bakıldığında yaş ve deneyime dayalı birikim yerine, üyelerin değişim, geleceği temsil iddiasıyla tercihte bulundukları anlaşılıyor.
Ülkede yaşanan fon krizi ve sürekli değişen ve hızına yetişilemeyen gündemle ilgili nasıl bir tanımlama yaparsınız?
Prof. Dr. Tanju Tosun: Kanımca fon krizi ve sürekli değişen, hızına yetişilemeyen gündemin sonuçlarına odaklanmak gerekir. Yaşanan son gelişmeler mevcut sistem açısından yönetilebilirlik açığı, yurttaşlar açısından güven kaybı ve sorunların çokluğu anlamında bir hiper gündem enflasyonu olarak değerlendirilebilir. Gündemin bu kadar yoğun, hatta atomize olması yurttaşların gündelik hayatlarında psikolojik yıpranmaya da yol açmaktadır. Sistemin kendilerinin ortak iyiliği için var olduğuna dair güven kaybı sisteme dair meşruiyet kaybı da üretirken, siyasetin çözüm üretme sanatı olduğuna ilişkin inanç zayıflamakta, bu durum sonuçta siyasetten uzaklaşmaya, siyasal ilgisizliğe neden olmaktadır. Adeta siyasete yüklenmekte olan anlam “sorun çözme sanatı” ndan “sorun üretme faaliyeti”ne kaymaktadır.

CHP butlan kararı sonrası genel merkez ve il binası baskınlarından sonra kırdığı seçmeni yeniden kazanabilir mi? Butlan CHP’sine AK Partili gözüyle bakılıyor mu?
Prof. Dr. Tanju Tosun: CHP’nin butlan kararı sonrası kırmış olduğu seçmeni yeniden kazanabilmesi mümkün değildir. Çünkü bu gelişmelerle CHP’nin kurumsal kimliği ve muhalefeti temsil iddiası önemli ölçüde aşınmış, CHP’ye geçmişte oy veren seçmenlerin çoğunun algısında parti iktidara yakın konumlanmaya başlamıştır. Bu konumlanma doğaldır ki klasik CHP seçmeninin partisinden uzaklaşmasına, bağının kopmasına, kurumsal ve hukuki-formal aidiyet ilişkilerinin çözülmesinin de nedenidir. Tabii ki CHP’ye seçmen AK Partili gözüyle bakmıyor. Fakat AK Parti’nin siyasal emellerine uygun davranan bir partiye dönüştüğünü, iktidarla çoğu konuda ortak hareket ettiğini, aralarında zımni bir mutabakat olduğunu düşünüyor.
Yeni dönemde CHP’nin bulunduğu yeri nasıl tanımlamalıyız?
Prof. Dr. Tanju Tosun: Yeni dönemde CHP kurucu partiden devraldığı ideoloji, ilkeler, kurumsal kimliğe rağmen, fiili olarak tüm bunları son kurultay öncesi liderlik ve yönetsel yapısını korumaya odaklanan statükocu bir parti olarak özellikle muhalif seçmen nezdinde değerlendirilmektedir. Statükoya yanaşan özellikleri nedeniyle herşeyden önce tüzüğündeki şekliyle sosyal demokrat bir parti olarak tanımlanabilmesi için kafi yapısal özellikleri de zayıflamıştır. Nitekim uluslararası alanda da CHP ile sosyal demokrat partiler bu nedenle arasına mesafe koymuştur.

Yeni Parti Anadolu’da AK Parti karşısında bir alternatif olabilir mi?
Prof. Dr. Tanju Tosun: Yeni Parti’nin Anadolu’da AK Parti karşısında kısa vadede alternatif olması imkansız olmasa da kolay değil. Çünkü Anadolu seçmeninin oy verme davranışıyla büyük kentlerdeki seçmenin oy verme davranışı ve parti tercihleri farklılaşır. Büyük kentlerde ve batıda seçmenler sosyo-ekonomik dinamiklere, değişime bağlı olarak tercihlerini bir noktaya kadar daha kolay değiştirebilirken, Anadolu seçmeni geleneksel bağlar, kimliklerin baskın rolü nedeniyle tercihlerini değiştirme konusunda daha dirençlidir. Diğer yandan, AK Parti’nin Anadolu’da güçlü örgütsel yapısı, aile, hemşeriliğe dayalı sosyal networkler, kamu kaynaklarından öncelikli pay dağıtmaya dayalı iktidarın sosyal stratejileri nedeniyle alternatif siyasi harekete, partiye dönüşme uzun soluklu bir siyasi rekabet ve mücadeleyi gerektirir.
Sizce Yeni Parti bundan sonra nasıl bir yol izlemeli?
Prof. Dr. Tanju Tosun: Önümüzdeki süreçte Yeni parti özellikle aday belirleme süreçlerinde demokratik yöntemleri mutlak hakim kılmalıdır. İl başkanlıkları seçimlerinde üyeye verilen hak bu anlamda çok değerli ve önemlidir ki, genel başkanın da bu şekilde seçileceği biliniyor. Demokratik süreçler seçmen, üye, parti arasındaki aidiyet ilişkisini güçlendirir. Diğer yandan, siyasi kimliği kanımca kendisine oy verme eğilimi zayıf olan seçmen nezdinde netleştirilmelidir. Kimin için, kimlerle ve ne için siyaset yaptıklarını parti elitleri topluma çok net anlatmak zorundadır. Türkiye’nin sorunlarını dillendirme ve seçmene anlatma konusunda hayatın içinde kalarak, ekonomiyi partinin rekabet konuları merkezinde konumlandırmalı, özellikle iktidar partisinden farkını topluma çok iyi anlatmalıdır. Yenilikçilik, söz-eylem-kadro üçgeninde inşa edilmelidir.





