Kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedenine ulaşılan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut otopsi raporundaki bulgularla ilgili yeni değerlendirmelerde bulundu.
Karabulut, Kabaiş’in midesinde tespit edildiğini belirttiği rokuronyum maddesinin, ölümünden 34 gün önce geçirdiği ameliyatta kullanılan ilaçtan kaynaklandığının kesin biçimde kanıtlanmadığını savundu. Konunun bilimsel veriler ışığında açıklığa kavuşturulmasını isteyen Karabulut, adli tıp uzmanlarına çağrıda bulundu.
“Damardan verilen ilacın midede bulunması normal değil”
Karabulut, damardan uygulanan rokuronyumun 34 gün sonra mide içeriğinde tespit edilmesinin normal ve beklenen bir durum olarak değerlendirilemeyeceğini öne sürdü.
İlacın vücutta iz olarak kalması ile mide içeriğinde bulunmasının birbirinden farklı durumlar olduğunu belirten Karabulut, otopsi raporunda çürüme sıvısında 5 ng/mL değerine yer verildiğini ancak mide içeriğindeki miktarın belirtilmediğini ifade etti.
Miktarın bilinmemesi durumunda mide bulgusunun öneminin değerlendirilemeyeceğini savunan Karabulut, ilacın daha önceki ameliyat sırasında uygulanmış olmasının tek başına midedeki bulguyu açıklamak için yeterli bilimsel kanıt oluşturmadığını ileri sürdü.
Karabulut adli tıp uzmanlarına çağrı yaptı
Rokuronyumun normal etkisi ve vücuttan atılma süresine de değinen Karabulut, 34 günlük sürenin uzun olduğunu savundu. Bazı adli tıp uzmanlarının maddenin eser miktarda 60-70 gün boyunca göz sıvısı, idrar veya kanda kalabileceğini ifade ettiğini aktaran Karabulut, Adli Tıp raporunda ise söz konusu maddenin kan, idrar veya göz sıvısında tespit edildiğine ilişkin bir bulgu bulunmadığını belirtti.
Karabulut ayrıca “postmortem dağılım” açıklamasının, maddenin neden özellikle mideye geçtiği sorusuna tek başına yanıt vermediğini savundu. Bazı örneklerde ilacın tespit edilirken bazılarında bulunmamasının da açıklanması gerektiğini kaydetti.
“34 gün önceki ameliyattan kaldığı kanıtlanmış değil”
Çürüme sıvısında belirtilen 5 ng/mL seviyesinin ölüm anındaki ilaç düzeyi olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Karabulut, midedeki rokuronyumun Kabaiş’in 34 gün önce geçirdiği ameliyattan kaldığının kesin olarak kanıtlanmadığını öne sürdü.
Karabulut, adli tıp uzmanlarına seslenerek dile getirdiği hususları açıklayabilecek bilimsel bir çalışma bulunması halinde bunun kamuoyuyla paylaşılmasını istedi.
Karabulut'un paylaşımının tamamı şöyle:
"Rojin'in midesinde bulunan Rocironium maddesi ile ilgili herkesin anlaması ve Adli Tıp uzmanlarının cevaplaması için: 1. 34 gün önce damardan verilen bir ilacın midede bulunması normal ve beklenen bir durum olarak gösterilemez. 2. İlacın vücutta iz olarak kalması başka, mide içeriğinde bulunması başka şeydir. 3. Raporda çürüme sıvısında 5 ng/mL denmiş ama midede ne kadar olduğu yazılmamış. 4. Miktar bilinmeden mide bulgusunun ne kadar önemli olduğu anlaşılamaz. 5. “Ameliyatta verilmişti, o yüzden midede çıktı” demek tek başına bilimsel kanıt değildir. 6. Rokuronyumun normal etkisi ve vücuttan atılması saatler-günler içinde olur; 34 gün çok uzun bir süredir. Bazı Adli Tıp uzmanların 60-70 gün eser miktarda kalır dediği ,göz sıvısı, idar ve kanda kalabilir. Adli Tıp raporunda idrar,kan veya göz sıvısında bu maddenin bulunduğuna yönelik tespit yok. 7. Postmortem dağılım denilerek ilacın neden özellikle mideye geçtiği açıklanmış olmaz. 8. Bazı örneklerde ilaç bulunmuş, bazı örneklerde bulunmamış; bu dağılım ayrıca açıklanmalıdır. 9. Çürüme sıvısındaki 5 ng/mL, ölüm anındaki ilaç düzeyi demek değildir. Sonuç olarak: Midede bulunan rokuronyumun Rojin'in 34 gün önceki ameliyattan kaldığı kesin olarak kanıtlanmış değildir. Sayın Adli Tıp uzmanları; Belirttiğim çerçevede elinizde bir bilimsel çalışma yayını varsa lütfen cevap verin."





