<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yeni Bakış Gazetesi İzmir</title>
    <link>https://www.yenibakishaber.com</link>
    <description>İzmire dair son dakika ve en güncel İzmir haberleri anında Yeni Bakış ile sizlere ulaşıyor. Siyaset, ekonomi, spor, deprem, belediye ve tüm ilçelerden anlık gelişmelerle vefat haberleri, ölüm haberleri.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yenibakishaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© Yeni Bakış Gazetesi İzmir. Bu sitede yer alan tüm içerik ve veriler tescillidir. 2026</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 05 Aug 2026 18:56:38 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak havada egzersiz elektrolit dengesini bozabilir]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/sicak-havada-egzersiz-elektrolit-dengesini-bozabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/sicak-havada-egzersiz-elektrolit-dengesini-bozabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklık ve yoğun fiziksel aktivitenin vücutta sıvının yanı sıra önemli minerallerin de kaybına yol açtığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Sütçüoğlu, uzun süren egzersizler ile aşırı terleme sonrasında elektrolit dengesinin korunmasının önem taşıdığına dikkat çekti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Sütçüoğlu, yaz aylarında yükselen hava sıcaklıkları ve yoğun fiziksel aktiviteler nedeniyle vücudun yalnızca su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineralleri de kaybettiğini söyledi. Özellikle uzun süre egzersiz yapanlar, aşırı terleyenler ile ishal ve kusma yaşayan kişilerde elektrolit dengesinin bozulabileceğini belirterek, kaybedilen minerallerin yerine konulmasının sağlık açısından önem taşıdığını vurguladı.</p>

<h3>Aşırı su tüketimi de risk oluşturabiliyor</h3>

<p>Egzersiz sonrasında yalnızca bol su içmenin yeterli olduğu düşüncesinin doğru olmadığını belirten Sütçüoğlu, aşırı su tüketilmesine karşın yeterli tuz alınmamasının kandaki sodyum seviyesini düşürebileceğini ifade etti. Hiponatremi olarak adlandırılan bu durumun baş ağrısı, yorgunluk, mide bulantısı, kusma, kas güçsüzlüğü ve kramplar gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini aktararak, özellikle sıcak havalarda yapılan yoğun egzersizlerin ardından sıvı kadar elektrolit dengesinin de korunması gerektiğini dile getirdi.</p>

<h3>Bir saati aşan egzersizlerde elektrolit desteği önerisi</h3>

<p>Yoğun fiziksel aktivitenin bir saatten uzun sürdüğü durumlarda yalnızca sıvının değil, elektrolitlerin de yerine konulmasının önem taşıdığını belirten Sütçüoğlu, kusma, ishal ve yüksek ateş gibi sağlık sorunlarının da elektrolit dengesini bozabileceğini söyledi. Bu tür durumlarda potasyum bakımından zengin meyve sularının ve tuz içeren çorbaların sıvı-elektrolit dengesinin yeniden sağlanmasına katkı sunabileceğini ifade ederek, evde hazırlanabilecek karışımlarda bir litre suya yaklaşık dörtte bir çay kaşığı tuz eklenebileceğini, ancak karışımın aşırı tuzlu olmaması gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Bazı besinler mineral desteği sağlayabiliyor</h3>

<p>Elektrolit ihtiyacının kişiden kişiye farklılık gösterebileceğini belirten Sütçüoğlu, yoğun terleme sonrasında yalnızca su tüketmenin her zaman yeterli olmayabileceğini söyledi. Kaybedilen sodyumun yerine konulmasına destek olmak amacıyla tuzlu atıştırmalıklar ile peynir gibi besinlerin tercih edilebileceğini belirterek, avokado, muz, somon ve hindistan cevizi suyunun ise potasyum açısından zengin besinler arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<h3>Kas krampları ve halsizlik uyarı olabilir</h3>

<p>Yaz aylarında yoğun egzersiz yapanlar, açık havada çalışanlar ve uzun süre güneş altında kalan kişilerin halsizlik, kas krampları, baş ağrısı ve koyu renkli idrar gibi belirtileri dikkate alması gerektiğini belirten Sütçüoğlu, bu şikâyetlerin vücudun sıvı ve elektrolit dengesinin bozulduğuna işaret edebileceğini söyledi. Şikâyetlerin devam etmesi halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasının önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/sicak-havada-egzersiz-elektrolit-dengesini-bozabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 16:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/sicak-havada-egzersiz-elektrolit-dengesini-bozabilir-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="23923"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan omuz ağrısı uyarısı: Geçmeyen şikayetler ihmal edilmemeli]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/uzmandan-omuz-agrisi-uyarisi-gecmeyen-sikayetler-ihmal-edilmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/uzmandan-omuz-agrisi-uyarisi-gecmeyen-sikayetler-ihmal-edilmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan fiziksel aktivitelerle birlikte omuz yaralanmalarında da artış yaşandığını belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, uzun süre devam eden omuz ağrılarının hafife alınmaması gerektiğini söyledi. Kaçmaz, erken müdahalenin ileride cerrahi gerektirebilecek sorunların önüne geçebileceğini paylaştı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.yenibakishaber.com/medicana-international-izmirden-bengisu-avciya-destek">Medicana International İzmir Hastanesi</a> Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, günlük yaşamda en fazla kullanılan eklemlerden biri olan omzun geniş hareket kabiliyeti nedeniyle yaralanmalara açık olduğunu belirtti. Özellikle yaz aylarında artan spor ve fiziksel aktivitelerle birlikte omuz şikâyetlerinde belirgin artış görüldüğünü ifade ederek, hafif başlayan ağrıların zamanla ciddi sağlık sorunlarına dönüşebileceğine dikkat çekti.</p>

<h3>Masa başında çalışanları da etkiliyor</h3>

<p>Omuz yaralanmalarının yalnızca profesyonel sporcularda görülmediğini belirten Doç. Dr. Kaçmaz, yüzme, tenis ve fitness gibi sporlarla uğraşan kişilerin yanı sıra uzun süre masa başında çalışanlarda da benzer sorunlarla karşılaşıldığını söyledi. En sık rastlanan rahatsızlıklar arasında kas ve tendon zorlanmaları, rotator manşet yaralanmaları ile omuz sıkışma sendromunun bulunduğunu belirterek, omuz ekleminin geniş hareket açıklığı sağlayabilmek için hassas bir yapıya sahip olduğunu, bu dengenin kaslar ve tendonlar tarafından korunduğunu ifade etti. Rotator manşet adı verilen kas grubunun omuzun sağlıklı çalışmasında kritik rol üstlendiğini belirten Doç. Dr. Kaçmaz, bu yapıların zayıflaması ya da aşırı yüklenmesi halinde ağrı ve hareket kısıtlılığının ortaya çıkabildiğini kaydetti.</p>

<h3>Tekrarlayan zorlanmalar ve postür bozukluğu</h3>

<p>Omuz yaralanmalarında en önemli nedenlerden birinin tekrarlayan zorlanmalar olduğunu belirten Doç. Dr. Kaçmaz, özellikle yüzme, tenis ve voleybol gibi baş üstü hareketlerin yoğun olduğu sporlarda aynı hareketlerin sürekli tekrarlanmasının dokularda yıpranmaya yol açtığını söyledi. Yetersiz ısınma, yanlış teknik ve kas dengesizliklerinin de yaralanma riskini artırdığını ifade ederek, günlük yaşam alışkanlıklarının da omuz sağlığı üzerinde etkili olduğunu vurguladı. Uzun süre öne eğik pozisyonda oturmanın ve bilgisayar başında geçirilen saatlerin omuz kaslarında dengesizlik oluşturabileceğini belirten Doç. Dr. Kaçmaz, bunun zamanla omuz rahatsızlıklarına zemin hazırlayabileceğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Geçmeyen ağrılar için erken tedavi önerisi</h3>

<p>Gece saatlerinde artan, kol kaldırırken belirginleşen ya da haftalarca devam eden omuz ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Kaçmaz, bu tür şikâyetlerin yalnızca dinlenmeyle geçeceği düşüncesinin doğru olmadığını söyledi. Erken dönemde uygulanacak basit tedavilerin ilerleyen süreçte cerrahi müdahale gerektirebilecek sorunların önüne geçebileceğini ifade ederek, omuz ağrısının çoğu zaman küçük belirtilerle başladığını, bu uyarıların dikkate alınmasının uzun süreli hareket kısıtlılıklarını önlemede önemli rol oynadığını aktardı.</p>

<h3>Isınma ve doğru teknik yaralanmalara karşı koruyor</h3>

<p>Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, omuz yaralanmalarını önlemek için spor öncesinde düzenli ısınmanın büyük önem taşıdığını belirtti. Özellikle elastik bantlarla yapılan germe ve kuvvetlendirme egzersizlerinin omuz kaslarını fiziksel yüklenmeye hazırladığını ifade ederek, egzersizlerin doğru teknikle yapılmasının ve ani, kontrolsüz hareketlerden kaçınılmasının yaralanma riskini azalttığını söyledi. Doğru hazırlık, bilinçli egzersiz ve uygun teknikle hem aktif yaşamın sürdürülebileceğini hem de omuz sağlığının korunabileceğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Derya Duğan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/uzmandan-omuz-agrisi-uyarisi-gecmeyen-sikayetler-ihmal-edilmemeli</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 16:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/uzmandan-omuz-agrisi-uyarisi-gecmeyen-sikayetler-ihmal-edilmemeli-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="71142"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SES Başkanı: Beyaz Kod uygulaması sağlıkçıyı korumuyor!]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/ses-baskani-beyaz-kod-uygulamasi-saglikciyi-korumuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/ses-baskani-beyaz-kod-uygulamasi-saglikciyi-korumuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hastanelerde yaşanan şiddet olaylarına her gün bir yenisi eklenirken Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Hava Akcan, caydırıcı amaçla geliştirilen “Beyaz kod” uygulamasının sağlıkçıyı yeterince korumadığını söyledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Sağlık çalışanlarına yönelik fiziksel saldırı, sözlü şiddet veya tehdit durumlarında güvenliği sağlamak ve hukuki süreç başlatmak için kullanılan acil durum yönetim aracı” olarak tanımlanan sisteme yapılan başvuruların Sağlık Bakanlığı süzgecinden geçirildiğini belirten Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Hava Akcan, rakamların gizlendiğini iddia etti. “Sağlıkta şiddet tırmanıyor” algısının oluşmaması için sağlıkçının mağdur edildiği pek çok konunun üzerinin kapatıldığını ileri süren Akcan, “Sistem sahadaki gerçekliği gizleyecek şekilde eksik işliyor. Bir hastanede ayda 30 kez ‘Beyaz Kod’ verilse bile, hepsi kayıtlara geçmez. Hastane yöneticileri, komisyonlar veya Sağlık Bakanlığı hangi olayın ‘Beyaz Kod’ sayılıp bildirileceğine kendileri karar verir. Her ay onlarca ‘Beyaz Kod’ kaydedilmesi kamuoyunda ‘Sağlıkta şiddet tırmanıyor’ algısı yaratacağı için sistem bu durumun öne çıkmasını istemez” diye konuştu.</p>

<h2>CİDDİ DARP, ORGAN KAYBI YA DA CAN KAYBI</h2>

<p>Şiddet olaylarının büyüklüğüne göre hareket edildiğini ifade eden Akcan, şöyle devam etti: “Ne yazık ki ‘Beyaz Kod’ mekanizması; ancak sağlık çalışanı ciddi şekilde darp edildiğinde, organ kaybı yaşadığında veya hayatını kaybettiğinde tam anlamıyla devreye sokulmaktadır. Özetle; mevcut sistem sağlık çalışanını korumamakta, etkin bir ceza yasası uygulanmamaktadır. İki yıl önce sözü verilen ve emniyet güçlerinin hastaneye hızlı müdahalesini öngören ‘Gri Kod’ gibi vaatler de kağıt üzerinde kalmış, bugün hastanelerdeki özel güvenlik personeli dahi çalışanları korumada yetersiz kalmaktadır. Sağlıkta şiddet her geçen gün tırmanmaya devam ediyor. Çalışanlar olaylara müdahil olmaktan çekiniyor. Hastanelere polis ve jandarma görevlendirildi ancak onların da müdahale etme yetkisi bulunmuyor. ‘Beyaz Kod’ verildiğinde sağlık çalışanları ciddi bir mağduriyet yaşıyor. Görevliler, çalışana görev yerini bırakıp karakola gitmesini söylüyor. Oysa biz görev yerimizi terk edemeyiz; kolluk kuvvetlerinin gelip ifademi yerinde alması gerekir. Üstelik mevcut sistem, süreç içinde zaman, zaman sağlık çalışanını suçlu durumuna düşürebiliyor. ‘Beyaz Kod’ verilip verilmeyeceğine yöneticiler karar verirken çalışan 'Uğraşamayacağım, başıma iş açılmasın' diyerek hakkından vazgeçmek zorunda kalıyor.</p>

<h2>HAKİMLER DOĞAL OLARAK HASTADAN YANA OLUYOR</h2>

<p>Olaylar yargıya taşındığında hakimlerin yaklaşımı genelde aynı oluyor. Hakim, hastanın şikayeti nedeniyle hastaneye başvurduğunu ve mağdur olduğunu düşünüyor. Hastayı koruyan kararlar çıkmasını biz de doğru buluyoruz; ancak buradaki asıl mağduriyetin kaynağı hasta veya hasta yakını değil, uygulanan sağlık politikalarıdır. Biriken ciddi bir hasta potansiyeli var, ancak bunu karşılayacak yeterli personel ve sistem yok. Hasta iyileşmek istiyor ama sistem yetersiz; çalışan yoğun tempodan mağdur, hasta sistem yetersizliğinden mağdur. Olay mahkemeye gittiğinde hastanın mağduriyeti görünüyor fakat sağlık çalışanının görünmeyen mağduriyeti göz ardı ediliyor."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>CAYDIRICI CEZALAR OLAYLARA ENGEL OLMUYOR</h2>

<p>Şiddet olaylarıyla ilgili getirilen caydırıcı cezaların da etkili olmadığını savunan Akcan şöyle devam etti: “Bu sorun mahkeme kararlarıyla ya da güvenlik tedbirleriyle çözülemez. Bin yılla yargılasan da çözüm olmaz, çünkü sorun sistemde. Eskiden mahallesindeki sağlık ocağında işini çözen vatandaş, bugün en ufak bir işlem için bile hastanelere yönlendiriliyor. Aile hekimliği sistemi ve sağlık ocakları işlevsizleştirildi, hekimler adeta birer işletmeci haline getirildi. Bu da hastanelerde yığılmaya, kargaşaya ve kavgaya yol açıyor. Sağlıkta şiddeti engellemenin ve sorunu çözmenin yolu, koruyucu ve ulaşılabilir sağlık hizmetlerinden geçer. Etkin Koruyucu Sağlık Hizmetleri ile çözülür. Mahallelerdeki sağlık ocakları güçlendirilerek, ücretsiz ve etkin koruyucu sağlık hizmeti sunması gerekir. Sağlık sisteminde 1’inci, 2’inci ve 3’üncü basamak sevk zincirinin kurgulanarak disiplinli bir şekilde işletilmesi şarttır. Toplumun ekonomik zorlukları, çalışma şartları ve refah düzeyi sağlık sistemindeki yoğunluğu ve şiddeti doğrudan etkilemektedir. Birçok çalışan, mesai saatlerinde izin alamadığı için akşam saatlerinde acil servislere başvurmaktadır. Uzun ve ağır çalışma şartlarından çıkan, stresi yüksek hasta ve hasta yakınları acile geldiğinde; yetersiz sağlık okuryazarlığı, koruyucu sağlık hizmetlerinin eksikliği ve ekonomik baskılar birleşerek şiddeti tetiklemektedir. Dolayısıyla sağlıkta şiddetin kökeni, doğrudan toplumun genel sosyoekonomik şartlarına dayanmaktadır.</p>

<h2>KAMUOYU BASKISI GEREKİYOR</h2>

<p>Şiddet olaylarının ardından caydırıcı ceza kararı çıkması için kamuoyu baskısı, sendikalar ve tabip odalarının sahip çıkması gerektiğini belirten Hava Akcan, sözlerini şöyle tamamladı:<br />
“Sağlık çalışanlarını koruması gereken ‘Beyaz Kod’ ve hukuki yaptırımlar çoğu zaman tek başına yetersiz kalıyor. Şiddet uygulayan kişilerin caydırıcı cezalar alması genellikle ancak güçlü bir kamuoyu baskısı, sendikalar ve tabip odalarının olaya sahip çıkmasıyla mümkün oluyor. Örneğin 2020 yılında Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilaç bağımlısı bir hastanın, tıbbi prosedürler gereği tahlil yapılmadan reçete yazmayı reddeden asistan hekimin boğazını kestiği olayda; saldırgan, güvenlik ve polis birimlerinin arasından elini kolunu sallayarak kaçabilmiştir. Şüpheli, ancak sağlık örgütleri ve ailenin takibi sonucu oluşan kamuoyu baskısıyla 20 yıl civarında ceza almıştır. Kamuoyu desteği olmayan vakalarda ise failler cezasız kalabilmektedir. Dr. Ersin Arslan'ın katledilmesinin ardında da yine ekonomik bir çıkar yatmaktadır. Yaşlı hastasının vefatının ardından, vefat eden kişinin emekli maaşını almaya devam etmek isteyen hasta yakınları, hekimden ‘ölüm raporu yazmamasını’ talep etmiş; hekimin kanuni görevini yapıp raporu yazması üzerine cinayet işlenmiştir. Görüldüğü üzere beslenme, barınma, eğitim ve ekonomik koşulların tamamı birbiriyle entegredir. Sağlıkta şiddeti sadece ‘sağlıkçı düşmanlığı’ olarak ele almak eksik bir yaklaşımdır; mevcut yapısal ve ekonomik sorunlar çözülmeden şiddetin önüne geçilmesi mümkün görünmemektedir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/ses-baskani-beyaz-kod-uygulamasi-saglikciyi-korumuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/hava-akcan-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="19591"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her beş çocuktan biri risk altında: Alerjik riniti hafife almayın]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/her-bes-cocuktan-biri-risk-altinda-alerjik-riniti-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/her-bes-cocuktan-biri-risk-altinda-alerjik-riniti-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, çocuklarda sık görülen alerjik rinitin yalnızca burun şikayetleriyle sınırlı kalmadığını belirtti. Sevgican, zamanında tedavi edilmeyen hastalığın uyku bozukluklarından dikkat dağınıklığına, okul başarısında düşüşten orta kulak sorunlarına kadar çeşitli problemlere yol açabileceğini aktardı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, çocuklarda haftalarca devam eden burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve sık hapşırma gibi şikayetlerin basit bir soğuk algınlığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Belirtilerin özellikle belirli mevsimlerde artması ya da yıl boyunca devam etmesi halinde alerjik rinit olasılığının göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade ederek, hastalığın dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkilediğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Ailesinde alerji öyküsü bulunan çocuklarda risk artıyor</h3>

<p>Alerjik rinitin çocukluk çağında sık görülen hastalıklardan biri olduğunu belirten Dr. Sevgican, anne veya babasında alerjik rinit, astım ya da egzama bulunan çocuklarda hastalığın görülme riskinin daha yüksek olduğunu söyledi. Bazı çocuklarda şikayetlerin ilkbahar ve sonbahar gibi mevsim geçişlerinde ortaya çıktığını, bazılarında ise yıl boyunca devam edebildiğini belirterek, polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri, küf mantarları, hava kirliliği ve ani iklim değişikliklerinin hastalığı tetikleyen başlıca etkenler arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<h3>Burun tıkanıklığı uyku düzenini bozabiliyor</h3>

<p>Şeffaf ve sulu burun akıntısı, sık hapşırma nöbetleri, burun ve genizde kaşıntının alerjik rinitin en belirgin belirtileri arasında bulunduğunu kaydeden Dr. Sevgican, burundan rahat nefes alamayan çocukların ağızdan nefes almak zorunda kaldığını, buna bağlı olarak horlama, huzursuz uyku ve sık uyanma gibi sorunların görülebildiğini belirtti. Gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklığın da tabloya eşlik edebileceğini ifade ederek, alerjik rinitte en önemli ayırt edici özelliklerden birinin ise genellikle ateş görülmemesi olduğunu söyledi.</p>

<h3>Farklı sağlık sorunlarına yol açabiliyor</h3>

<p>Dr. Ufuk Sevgican, tedavi edilmeyen alerjik rinitin yalnızca burunla sınırlı kalmadığını vurgulayarak, uzun süreli burun tıkanıklığının orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozukluklarına zemin hazırlayabileceğini belirtti. Uyku kalitesinin bozulmasının çocuklarda dikkat dağınıklığına, okul başarısında düşüşe ve yaşam kalitesinin olumsuz etkilenmesine neden olabileceğini dile getirerek, rahat nefes almanın çocukların sağlıklı gelişimi açısından temel gereksinimlerden biri olduğuna dikkat çekti.</p>

<h3>Alerjenlerden korunma tedavinin ilk adımı</h3>

<p>Alerjik rinit tedavisinde ilk basamağın alerjenlerden korunmak olduğunu belirten Dr. Sevgican, mevsimsel alerjisi bulunan çocukların polen dönemlerinde özellikle sabah saatlerinde uzun süre dışarıda kalmaması gerektiğini ifade etti. Eve döndüklerinde el ve yüzlerini yıkamaları, kıyafetlerini değiştirmelerinin yararlı olacağını aktararak, ev tozu akarlarına maruziyetin azaltılması, rutubetli ortamlar ile sigara dumanından uzak durulmasının da önem taşıdığını söyledi. Gerektiğinde düşük doz kortizon içeren burun spreyleri, tuzlu su uygulamaları ve antihistaminik ilaçların kullanılabileceğini belirten Dr. Sevgican, bu tedavilerin hastalığı tamamen ortadan kaldırmasa da belirtilerin kontrol altına alınmasına ve olası komplikasyonların önlenmesine katkı sağladığını ifade etti. Erken tanı ve uygun tedaviyle alerjik rinitin kontrol altına alınabileceğini, böylece çocukların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Derya Duğan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/her-bes-cocuktan-biri-risk-altinda-alerjik-riniti-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/her-bes-cocuktan-biri-risk-altinda-alerjik-riniti-hafife-almayin-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="20441"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda sağlıklı alışkanlıklar hastalıklara karşı koruyor]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/cocuklarda-saglikli-aliskanliklar-hastaliklara-karsi-koruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/cocuklarda-saglikli-aliskanliklar-hastaliklara-karsi-koruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alev Cansu Certel, çocuklarda güçlü bir bağışıklık sistemi için dengeli beslenme, düzenli uyku, fiziksel aktivite ve hijyen alışkanlıklarının büyük önem taşıdığını belirtti. Certel, ruhsal sağlığın da bağışıklık sistemi üzerinde etkili olduğuna dikkat çekti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enfeksiyon hastalıklarının arttığı dönemlerde çocukların bağışıklık sisteminin korunmasının önemine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alev Cansu Certel, çocukluk döneminde kazanılan sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hastalıklara karşı direnci artırdığını ifade etti. Bağışıklık sisteminin tek bir besin ya da vitaminle güçlenmeyeceğini belirterek, çocukların yaşam tarzının bütüncül şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h3>Dengeli beslenme bağışıklığın temelini oluşturuyor</h3>

<p>Çocukların beslenme programında taze sebze ve meyveler, tam tahıllar, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık, et ile baklagillerin düzenli olarak yer almasının önemine değinen Dr. Certel, C vitamini, D vitamini, çinko ve demir açısından zengin besinlerin bağışıklık sistemini desteklediğini belirtti. Aşırı şekerli ve işlenmiş gıdaların tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini ifade ederek, sağlıklı beslenmenin çocukların hastalıklara karşı direncini artıran en önemli unsurlardan biri olduğunu kaydetti.</p>

<h3>Uyku, hareket ve hijyen büyük önem taşıyor</h3>

<p>Kaliteli uykunun bağışıklık sistemi için vazgeçilmez olduğunu belirten Dr. Certel, uyku sırasında vücudun kendini yenilediğini ve bağışıklık hücrelerinin daha etkin çalıştığını söyledi. Yaşa uygun fiziksel aktivite yapılmasının, açık havada zaman geçirilmesinin ve yeterli su tüketiminin de vücudun savunma mekanizmasını güçlendirdiğini dile getirerek, erken yaşta hijyen alışkanlığı kazandırılmasının enfeksiyonlardan korunmada önemli rol oynadığını ifade etti. Ellerin düzenli yıkanması, kişisel hijyene dikkat edilmesi ve gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılmasının bağışıklık sisteminin sağlıklı işleyişine katkı sağladığını belirten Dr. Certel, ulusal aşı takvimine uyulması ve düzenli sağlık kontrollerinin de birçok hastalığa karşı koruyucu olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Ruhsal sağlık da bağışıklığı etkiliyor</h3>

<p>Çocukların ruhsal sağlığının da bağışıklık sistemi üzerinde etkili olduğuna dikkat çeken Dr. Certel, sevgi dolu, güvenli ve stresten uzak bir aile ortamının hem gelişimi hem de hastalıklara karşı direnci olumlu yönde desteklediğini belirtti. Güçlü bir bağışıklık sistemi için dengeli beslenme, düzenli uyku, hareketli yaşam, hijyen kurallarına uyum, yeterli su tüketimi, zamanında yapılan aşılar ve sağlıklı aile ortamının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, bu alışkanlıkların erken yaşta kazandırılmasının çocukların daha sağlıklı bir geleceğe hazırlanmasına katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Efe Çapman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/cocuklarda-saglikli-aliskanliklar-hastaliklara-karsi-koruyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/cocuklarda-saglikli-aliskanliklar-hastaliklara-karsi-koruyor-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="89684"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan YKS tercih uyarısı: Popüler bölümler herkese uygun olmayabilir]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/uzmandan-yks-tercih-uyarisi-populer-bolumler-herkese-uygun-olmayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/uzmandan-yks-tercih-uyarisi-populer-bolumler-herkese-uygun-olmayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YKS tercih dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Psikolog Dilara Boyraz Giriş, öğrencilerin yalnızca puan ve sıralamaya göre değil, ilgi alanları ve yeteneklerini de dikkate alarak tercih yapmaları gerektiğini belirtti. Giriş, popüler bölümlerin her öğrenci için doğru seçim olmayabileceğine dikkat çekti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasının ardından başlayan tercih döneminde öğrencilerin gelecek planları da şekillenmeye başladı. Psikolog Dilara Boyraz Giriş, üniversite tercihinin yalnızca puan ve başarı sıralamasına göre yapılmaması gerektiğini belirtti. Üniversite tercihinin önemli bir karar olduğunu ancak yaşamın geri kalanını tek başına belirleyen, geri dönüşü olmayan bir seçim olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Giriş, öğrencilerin kendilerine en uygun alanı keşfetmeye odaklanmasının daha sağlıklı bir yaklaşım olacağını dile getirdi.</p>

<h3>"Bana hangi meslek uygun?" sorusu sorulmalı</h3>

<p>Tercih döneminde birçok öğrencinin yalnızca puanına odaklandığını belirten Giriş, asıl üzerinde durulması gereken konunun mesleki uygunluk olduğunu söyledi. Öğrencilerin kendilerini hangi işi yaparken mutlu hissedeceklerini, hangi çalışma ortamında verimli olabileceklerini ve mesleğin kişisel özellikleriyle ne kadar örtüştüğünü sorgulamalarının, tercih sürecinde daha doğru kararlar almalarına yardımcı olacağını paylaştı.</p>

<h3>Meslek seçiminde kendini tanımak önem taşıyor</h3>

<p>Kariyer planlamasında kişinin kendisini tanımasının belirleyici olduğuna dikkat çeken Giriş, günün büyük bölümünü nasıl geçirmek istendiği, insanlarla mı yoksa sayılarla mı çalışmanın tercih edildiği ya da üretim odaklı bir çalışma düzenine mi ilgi duyulduğu gibi soruların doğru meslek seçimi açısından yol gösterici olabileceğini belirtti.</p>

<h3>"Popüler bölüm" tercihi tek başına yeterli değil</h3>

<p>Son yıllarda yapay zeka, veri bilimi ve sürdürülebilirlik gibi alanlara ilginin arttığını hatırlatan Giriş, bir bölümün yoğun ilgi görmesinin her öğrenci için doğru tercih anlamına gelmediğini vurguladı. Tercih yapmadan önce adayların bölüm ders içeriklerini, eğitim sürecini ve mezunların çalışma hayatındaki görevlerini araştırmasının önemine değinerek, bölüm isimlerinin oluşturduğu algıyla gerçek eğitim ve meslek yaşamının her zaman örtüşmeyebileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>"Yanlış tercih" kaygısı baskıyı artırabiliyor</h3>

<p>Üniversite tercihinin telafisi olmayan bir karar olarak görülmemesi gerektiğini belirten Giriş, günümüzde yatay geçiş, çift anadal, yandal ve mezuniyet sonrasında farklı alanlara yönelme gibi seçeneklerin bulunduğunu hatırlattı. Bu imkanların bilinmesinin, öğrencilerin ilk tercihte hata yapma korkusunu azaltabileceğini ve tercih sürecindeki kaygıyı hafifletebileceğini söyledi.</p>

<h3>Ailelere destekleyici yaklaşım çağrısı</h3>

<p>Tercih döneminde ailelerin de önemli bir sorumluluk üstlendiğini belirten Giriş, ebeveynlerin gençlerin kararlarına yön vermekten çok onları dinleyen ve anlamaya çalışan bir tutum sergilemesinin sürece olumlu katkı sağlayacağını ifade etti. Tercih döneminin kaygının ön plana çıktığı bir süreç yerine, gençlerin kendi geleceklerine ilişkin bilinçli kararlar alabildiği bir dönem olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Duman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/uzmandan-yks-tercih-uyarisi-populer-bolumler-herkese-uygun-olmayabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/uzmandan-yks-tercih-uyarisi-populer-bolumler-herkese-uygun-olmayabilir-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="91777"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstemsiz kilo kaybını hafife almayın!]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/istemsiz-kilo-kaybini-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/istemsiz-kilo-kaybini-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Çevirici, son altı ay içinde diyet veya egzersiz yapılmadan vücut ağırlığının yüzde 5'inden fazlasının kaybedilmesinin dikkate alınması gerektiğini belirtti. Çevirici, istemsiz kilo kaybının birçok hastalığın ilk belirtisi olabileceğini paylaştı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Çevirici, istemsiz kilo kaybının altta yatan önemli sağlık sorunlarının habercisi olabileceğine dikkat çekti. Dr. Çevirici, tıbbi olarak istemsiz kilo kaybının, son altı ay içerisinde diyet veya egzersiz yapılmaksızın vücut ağırlığının yüzde 5'inden fazlasının kaybedilmesi olarak tanımlandığını belirtti. Örnek olarak 70 kilogram ağırlığındaki bir kişinin altı ay içinde 66 kilograma düşmesinin ve kilo kaybının devam etmesinin bu kapsamda değerlendirilebileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Birçok hastalığın ilk belirtisi olabilir</h3>

<p>İstemsiz kilo kaybının farklı sağlık sorunlarında görülebileceğini belirten Dr. Çevirici, çölyak hastalığı, iltihabi bağırsak hastalıkları ve kronik pankreatit gibi sindirim sistemi hastalıklarının yanı sıra romatolojik hastalıklar ile vücudun farklı bölgelerinde gelişebilen kötü huylu tümörlerin de bu tabloya neden olabileceğini söyledi. Bu nedenle istemsiz kilo kaybının tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, altta yatan nedenin mutlaka araştırılması gerektiğini kaydetti.</p>

<h3>"Hekime başvurmayı geciktirmeyin"</h3>

<p>Bilimsel çalışmaların istemsiz kilo kaybının ölüm riskindeki artışla ilişkili olduğunu gösterdiğini belirten Dr. Burak Çevirici, bu durumun kas kütlesi ve kas gücünde azalmaya bağlı olarak fiziksel performans kaybına da yol açabileceğini aktardı. İstemsiz kilo kaybı yaşayan kişilerin zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini vurgulayarak, kapsamlı bir iç hastalıkları değerlendirmesiyle altta yatan nedenin belirlenmesinin ve uygun tedavinin planlanmasının önem taşıdığını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/istemsiz-kilo-kaybini-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 16:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/istemsiz-kilo-kaybini-hafife-almayin-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="67276"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilinçsiz hacamat ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/bilincsiz-hacamat-ciddi-saglik-sorunlarina-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/bilincsiz-hacamat-ciddi-saglik-sorunlarina-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Erhan Özfidan, son yıllarda ilgi gören hacamat uygulamasının yalnızca hekim değerlendirmesi sonrasında ve steril koşullarda yapılması gerektiğini belirtti. Yanlış uygulamaların enfeksiyon ve kanama gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamaları arasında yer alan hacamat, son yıllarda destekleyici tedavi yöntemi olarak daha fazla ilgi görüyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Erhan Özfidan, hacamatın cilt üzerine yerleştirilen özel kupalarla vakum oluşturulduktan sonra yüzeysel cilt çizikleri aracılığıyla kontrollü şekilde uygulanan bir yöntem olduğunu belirtti. İşlemin her hasta için uygun olmadığını ifade ederek, uygulamanın mutlaka hekim muayenesi sonrasında planlanması gerektiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Modern tedavilerin yerine geçmiyor</h3>

<p>Hacamatın özellikle bazı kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları, kronik ağrılar ve hekim tarafından uygun görülen bazı durumlarda destekleyici amaçla uygulanabildiğini belirten Dr. Özfidan, bu yöntemin tek başına bir tedavi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Modern tıbbi tedavilerin yerine geçmediğini vurgulayarak, gerekli durumlarda diğer tedavi yöntemleriyle birlikte planlanmasının uygun olduğunu ifade etti.</p>

<h3>Steril ortamda yapılması gerekiyor</h3>

<p>Hacamat uygulamalarında hijyen kurallarının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Özfidan, tek kullanımlık malzemeler kullanılmadan ve steril koşullar sağlanmadan yapılan işlemlerin enfeksiyon, kanama ve çeşitli sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtti. Kan sulandırıcı ilaç kullananlar, kanama bozukluğu bulunanlar, ileri derecede kansızlığı olanlar, aktif enfeksiyon geçirenler ve hekim tarafından uygun görülmeyen kişilere hacamat uygulanmaması gerektiğini ifade ederek, işlem öncesinde hastanın sağlık durumunun ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<h3>Yetkisiz uygulamalardan kaçınılmalı</h3>

<p>Hacamat uygulamalarının Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen kurallar doğrultusunda gerçekleştirilmesi gerektiğini belirten Dr. Özfidan, vatandaşların sağlıklarını riske atmamak için yetkisiz kişiler tarafından yapılan uygulamalardan uzak durmaları gerektiğini dile getirdi. Doğru endikasyonda, uygun hastaya ve gerekli şartlar sağlanarak uygulandığında hacamatın destekleyici bir yöntem olarak değerlendirilebileceğini belirterek, işlemin mutlaka hekim kontrolünde ve bilimsel esaslara uygun şekilde yapılmasının önem taşıdığını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/bilincsiz-hacamat-ciddi-saglik-sorunlarina-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 16:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/hacamat-uygulamasi-hekim-kontrolu-ve-steril-ortamda-yapilmali-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="90803"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarına karşı sağlıklı uyumanın reçetesi]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/yaz-sicaklarina-karsi-saglikli-uyumanin-recetesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/yaz-sicaklarina-karsi-saglikli-uyumanin-recetesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Vusal Najafaliyev, yaz aylarında artan sıcaklık ve nemin uyku kalitesini düşürdüğünü belirtti. Uzun süren uyku sorunlarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Najafaliyev, özellikle horlama ve uykuda nefes durması gibi belirtiler görülen kişilerin uzmana başvurmasını önerdi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında yükselen hava sıcaklıklarının uyku kalitesini olumsuz etkilediğine dikkat çeken <a href="https://www.yenibakishaber.com/uzmani-acikladi-saglikli-bronzlasma-diye-bir-kavram-yok">Medicana International İzmir Hastanesi </a>Nöroloji Bölümü Uzmanı Uzm. Dr. Vusal Najafaliyev, sıcak ve nemli ortamların uykuya dalmayı zorlaştırdığını, derin uyku süresini ise azalttığını söyledi. Bu nedenle yaz döneminde uyku sorunları nedeniyle nöroloji polikliniklerine yapılan başvurularda artış gözlemlediklerini belirterek, kaliteli uykunun korunmasının genel sağlık açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.</p>

<h3>Uykusuzluk günlük performansı düşürüyor</h3>

<p>Uykunun yalnızca dinlenme süreci olmadığını vurgulayan Dr. Najafaliyev, beyin sağlığı ve günlük yaşam performansı açısından hayati bir işlev üstlendiğini belirtti. Yetersiz ve kalitesiz uykunun dikkat süresini azalttığını, öğrenme ve hafıza süreçlerini olumsuz etkilediğini ifade ederek, karar verme becerisinde bozulma ve reflekslerde yavaşlamaya da neden olabileceğini söyledi. Bu durumun iş verimliliğinde düşüşe, sosyal yaşamda gerginliğe ve trafik ile iş kazaları riskinin artmasına yol açabileceğini belirten Dr. Najafaliyev, yaz aylarında görülen uyku problemlerinin hafife alınmaması gerektiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Klima ve vantilatör doğru kullanılmalı</h3>

<p>Yaz gecelerinde klima ve vantilatör kullanımının uyku kalitesini artırabileceğini belirten Dr. Najafaliyev, bu cihazların doğru ayarlanmasının önemine dikkat çekti. Klimanın çok düşük sıcaklıklarda çalıştırılmasının veya hava akımının doğrudan yatağa yönlendirilmesinin kas ağrıları ve boğaz kuruluğuna neden olabileceğini ifade ederek, oda sıcaklığının 22-24 derece arasında tutulmasını, cihazların düzenli bakımının yapılmasını ve hava akımının doğrudan kişiye gelmemesini önerdi. Ayrıca telefon, tablet ve benzeri elektronik cihazlardan yayılan mavi ışığın melatonin salgısını baskıladığını belirten Dr. Najafaliyev, yatmadan en az bir saat önce ekran kullanımının sınırlandırılmasının uyku kalitesini artıracağını söyledi.</p>

<h3>Uzun süren uyku sorunlarında doktora başvurun</h3>

<p>Çocuklar, yaşlılar ve nörolojik hastalığı bulunan bireylerin sıcak havalardan daha fazla etkilenebildiğini belirten Dr. Najafaliyev, bu gruplarda uyku düzeninin daha dikkatli takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Sıcak gecelerde zaman zaman uyanmanın veya hafif terlemenin normal kabul edilebileceğini belirterek, ancak uyku sorunlarının birkaç haftadan uzun sürmesi, sık tekrarlaması veya günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemesi halinde mutlaka uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini dile getirdi.</p>

<h3>Horlama ve nefes durması önemli bir belirti olabilir</h3>

<p>Yüksek sesle horlama, uykuda nefes durması, sabah baş ağrısı ve gün içinde istemsiz uyuklama gibi belirtilerin altta yatan ciddi sağlık sorunlarına işaret edebileceğini belirten Dr. Najafaliyev, bu şikayetleri yaşayan kişilerin nöroloji uzmanına başvurarak gerekli tetkikleri yaptırmasının önem taşıdığını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/yaz-sicaklarina-karsi-saglikli-uyumanin-recetesi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/yaz-sicaklarina-karsi-saglikli-uyumanin-recetesi-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="65159"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı açıkladı: 'Sağlıklı bronzlaşma' diye bir kavram yok]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/uzmani-acikladi-saglikli-bronzlasma-diye-bir-kavram-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/uzmani-acikladi-saglikli-bronzlasma-diye-bir-kavram-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana International İzmir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Selin Işık, bronzlaşmanın sağlıklı bir görünüm değil, cildin ultraviyole ışınlarına karşı geliştirdiği savunma mekanizması olduğunu belirtti. Güneşin uzun süreli etkilerinin cilt yaşlanması ve cilt kanseri riskini artırabileceğini vurgulayan Işık, yalnızca güneş kreminin değil fiziksel korunmanın da büyük önem taşıdığını söyledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında bronz tenin sağlıklı görünüm olarak değerlendirilmesinin yanlış bir algı olduğuna dikkat çeken <a href="https://www.yenibakishaber.com/uzmani-uyardi-kirik-kalp-sendromunu-hafife-almayin">Medicana International İzmir Hastanesi</a> Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Selin Işık, bronzlaşmanın cildin ultraviyole (UV) ışınlarına karşı geliştirdiği doğal bir savunma mekanizması olduğunu ifade etti. Güneşten gelen UV ışınlarının cilt hücrelerinin DNA'sında hasara yol açtığını belirterek, bu durum karşısında melanositlerin daha fazla melanin üreterek cildi korumaya çalıştığını söyledi. Bronz tenin cildin güneşten fayda gördüğünü değil, güneş ışınlarına maruz kaldığını gösterdiğini belirten Dr. Işık, bu nedenle "sağlıklı bronzlaşma" şeklinde bir kavramın bilimsel olarak doğru olmadığını dile getirdi.</p>

<h3>UVA yaşlandırıyor, UVB yakıyor</h3>

<p>Güneş ışınlarının kısa vadede güneş yanıklarına neden olduğunu belirten Dr. Işık, uzun vadede ise cilt lekeleri, erken yaşlanma belirtileri, kırışıklıklar, kanser öncülü lezyonlar ve deri kanseri riskini artırabileceğini söyledi. UVA ve UVB ışınlarının cilt üzerindeki etkilerine de değinerek, UVA ışınlarının cildin daha derin katmanlarına ulaşarak erken yaşlanma, elastikiyet kaybı ve lekelenmeye neden olduğunu, aynı zamanda DNA hasarına katkı sağlayarak cilt kanseri riskini artırdığını ifade etti. UVB ışınlarının ise cildin üst tabakalarını etkilediğini ve özellikle güneş yanıklarının temel nedeni olduğunu belirten Dr. Işık, D vitamini sentezini başlatmasına rağmen aşırı maruziyetin DNA hasarına ve deri kanseri riskine yol açabileceğini söyledi. UVA'nın cildi yaşlandırdığını, UVB'nin ise cildi yaktığını belirterek, her iki ışın türünün de cilt kanseri açısından risk oluşturduğunu vurguladı.</p>

<h3>Güneş kremi doğru kullanılmalı</h3>

<p>Güneş koruyucu ürünlerin etkili olabilmesi için doğru miktarda uygulanmasının önemine dikkat çeken Dr. Işık, yüz ve boyun bölgesi için yaklaşık iki parmak ünitesi, tüm vücut için ise ortalama 30-35 mililitre güneş kremi kullanılması gerektiğini ifade etti. Kimyasal filtre içeren güneş koruyucuların dışarı çıkmadan 15-30 dakika önce sürülmesi gerektiğini belirterek, açık havada iki saatte bir, ayrıca yüzme, yoğun terleme veya havluyla kurulanmanın ardından yeniden uygulanmasının koruyuculuğu artıracağını kaydetti.</p>

<h3>SPF 30 ile SPF 50 arasındaki fark ne?</h3>

<p>SPF'nin güneş koruma faktörünü ifade ettiğini belirten Dr. Işık, bu değerin UVB ışınlarına karşı sağlanan koruma seviyesini gösterdiğini söyledi. SPF değeri yükseldikçe koruma oranının arttığını ancak bunun doğrusal olmadığını belirterek, SPF 30'un UVB ışınlarının yaklaşık yüzde 97'sini, SPF 50'nin ise yaklaşık yüzde 98'ini filtrelediğini ifade etti. Bulutlu havalarda ve gölgede de ultraviyole ışınlarının yeryüzüne ulaşmaya devam ettiğini hatırlatan Işık, UV indeksinin 3 ve üzerinde olduğu günlerde güneş koruyucu kullanılmasının önemli olduğunu söyledi. Leke sorunu bulunan veya lekeye yatkın ciltlerde ise yaz-kış, özellikle UVA koruması sağlayan güneş kremlerinin tercih edilmesini önerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>"Güneş kremi tek başına yeterli değil"</h3>

<p>Güneşten korunmanın yalnızca güneş kremi kullanmakla sınırlı olmadığını vurgulayan Dr. Işık, fiziksel korunma yöntemlerinin çok daha etkili olduğunu belirtti. Şapka, güneş gözlüğü, şemsiye kullanımı, uzun kollu giysiler tercih edilmesi ve mümkün olduğunca gölgede kalınmasının güneşten korunmada önemli rol oynadığını ifade ederek, uzun süre güneşlenmenin cildin yaşlanmasını hızlandırdığını ve cilt kanseri riskini artırdığını söyledi. Dr. Işık, yaz aylarında hem fiziksel korunma yöntemlerinin uygulanmasını hem de güneş kremlerinin düzenli olarak kullanılıp iki saatte bir yenilenmesini tavsiye etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/uzmani-acikladi-saglikli-bronzlasma-diye-bir-kavram-yok</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/uzmani-acikladi-saglikli-bronzlasma-diye-bir-kavram-yok-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="83720"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir'de tıp literatürüne geçen operasyon: Dünyadaki üçüncü vaka!]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/izmirde-tip-literaturune-gecen-operasyon-dunyadaki-ucuncu-vaka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/izmirde-tip-literaturune-gecen-operasyon-dunyadaki-ucuncu-vaka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, daha önce üç kez açık kalp ameliyatı geçiren ve iki mekanik kalp kapağı bulunan 68 yaşındaki Raziye Çelik'e TAVI yöntemiyle aort kapak değişimi yapıldı. Uzmanlar, işlemin dünya genelinde bu özelliklere sahip üçüncü vaka olarak kayıtlara geçtiğini açıkladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.yenibakishaber.com/gelecegin-bilisim-uzmanlari-ege-universitesinde-yetisiyor"><strong>EÜ </strong></a>Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı'nda hem mekanik mitral hem de mekanik triküspit kapak protezi bulunan, aynı zamanda yaşamı tehdit eden ileri derecede aort kapak darlığı yaşayan Raziye Çelik, <strong>TAVI </strong>yöntemiyle sağlığına kavuştu. Gerçekleştirilen operasyonun, klinik zorluğu ve nadirliği açısından tıp literatüründe dikkat çektiği ifade edildi.</p>

<p>Mevcut tıbbi kayıtlara göre dünyada hem mitral hem de triküspit pozisyonunda mekanik kapağı bulunan ve TAVI işlemi uygulanan yalnızca 2 vaka bulunduğu, bu operasyonun dünya genelindeki 3'üncü uygulama olarak kayıtlara geçtiği bildirildi. Operasyon; EÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehdi Zoghi, proktör olarak görev yapan Prof. Dr. Engin Bozkurt, Doç. Dr. Emre Demir, Doç. Dr. Bekir Serhat Yıldız ve Dr. Yaprak Tepeli'nin yanı sıra anestezi ekibi, hemşireler, teknisyenler ve kateter laboratuvarı çalışanlarının koordineli çalışmasıyla gerçekleştirildi.</p>

<h3><img alt="Izmir De Tip Literaturune Gecen Operasyon Dunyadaki Ucuncu Vaka Yenibakishaber (1)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yenibakishabercom.teimg.com/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/izmir-de-tip-literaturune-gecen-operasyon-dunyadaki-ucuncu-vaka-yenibakishaber-1.webp" width="1280" /></h3>

<h3>'DÜNYADA SADECE İKİ KEZ KAYDEDİLMİŞTİ'</h3>

<p>Operasyonu gerçekleştiren hekimlerden <strong>Prof. Dr. Mehdi Zoghi</strong>, EÜ Kardiyoloji Anabilim Dalı olarak önemli bir çalışmaya imza attıklarını belirterek, "Doç. Dr. Emre Demir ve Doç. Dr. Bekir Serhat Yıldız ile birlikte tıp literatüründe nadir görülen bir vakayı başarıyla sonuçlandırdık. Kliniğimizde kalp ameliyatları rutin olarak devam etse de aort kapak cerrahisi konusunda son yıllarda dünyada ve ülkemizde önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bu son vakamızın oldukça özel bir durumu vardı. Türkiye için bir ilk olduğunu söyleyebiliriz. Literatürü incelediğimizde, daha önce üç kez kapak ameliyatı geçirmiş bir hastanın aort kapağındaki daralmaya girişimsel yöntemle tedavi edilmesi dünyada sadece iki kez kaydedilmişti. Biz, bu yöntemle tedavi edilen dünya genelindeki üçüncü vaka olduk. Bu açıdan operasyonumuz büyük önem taşıyor. Bu başarıyı tam bir ekip ruhuyla elde ettik. <strong>Ege Üniversitesi </strong>yönetiminin sağladığı destek ve meslektaşlarımın özverili katkılarıyla süreci sorunsuz tamamladık" dedi. Operasyona ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Emre Demir ise ekip olarak hastayı ayrıntılı şekilde değerlendirdikten sonra müdahaleyi titizlikle gerçekleştirdiklerini belirterek, elde edilen sonuçtan hem kendilerinin hem de hastanın memnun olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>'AMELİYAT OLMAM RİSKLİ GÖRÜLÜYORDU'</h3>

<p>Ameliyatın ardından sağlığına kavuşan <strong>Raziye Çelik</strong> ise "Daha önce üç kez açık kalp ameliyatı geçirmiştim. Bu dördüncü operasyonum oldu. Önceki ameliyatlarda iki farklı kapağa müdahale edildiği için yeniden ameliyat olmam oldukça riskli görülüyordu. Ancak Emre Hocamın değerlendirmeleri sonucunda aort kapağımdaki ciddi daralma tespit edildi. Tekrar açık ameliyata gerek kalmadan kasıktan girilerek yerleştirilen kapak sayesinde sorun giderildi. Şu an nefesim açıldı ve durumum çok iyi. Emre Hocam başta olmak üzere tüm doktorlarıma teşekkür ediyorum. Doktorlarımdan, hemşirelerimden ve hastaneden çok memnun kaldım" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/izmirde-tip-literaturune-gecen-operasyon-dunyadaki-ucuncu-vaka</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/izmir-de-tip-literaturune-gecen-operasyon-dunyadaki-ucuncu-vaka-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="84729"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Medical Point ile Sabancı Üniversitesi'nden güç birliği]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/medical-point-ile-sabanci-universitesinden-guc-birligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/medical-point-ile-sabanci-universitesinden-guc-birligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İEÜ Medical Point Hastanesi ve Sabancı Üniversitesi, sağlık bilimlerinin geleceğine yön vermek üzere geniş kapsamlı bir iş birliği protokolü imzaladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.yenibakishaber.com/kanser-tedavisinde-umut-veren-yontem-medical-pointte-suruyor">İEÜ Medical Point Hastanesi</a> ile Sabancı Üniversitesi, sağlık alanında bilimsel araştırmaların desteklenmesi ve yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesine yönelik iş birliği protokolüne imza attı. Protokol kapsamında İEÜ Medical Point Hastanesi'nin klinik deneyimi ile Sabancı Üniversitesi'nin akademik ve teknolojik altyapısının bir araya getirilmesi hedefleniyor. İş birliği çerçevesinde biyoteknoloji, biyomedikal, yapay zekâ, veri analitiği, dijital sağlık uygulamaları ve klinik araştırmalar gibi alanlarda ortak projeler yürütülmesi planlanıyor. Ayrıca bilimsel araştırmaların desteklenmesi, yenilikçi sağlık teknolojilerinin geliştirilmesi ve sağlık sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırılması amaçlanıyor.</p>

<h3>Önleyici sağlık yaklaşımı hedefleniyor</h3>

<p>İEÜ Medical Point Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba, sağlık hizmetlerinde teknolojinin giderek daha belirleyici bir rol üstlendiğini belirterek, yapay zekâ çağında teknolojiyi etkin kullanan kurumların öne çıkacağını ifade etti. Kubba, yaklaşık 30 yıllık deneyimlerini akademik bilgi birikimiyle buluşturmayı hedeflediklerini aktararak, Sabancı Üniversitesi ile gerçekleştirilen iş birliğinin geleneksel tedavi odaklı sağlık anlayışından teknoloji destekli önleyici sağlık uygulamalarına geçiş açısından önemli bir adım olduğunu söyledi. Klinik deneyim ile akademik gücün birleşmesinin uluslararası ölçekte yeni projelerin geliştirilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.</p>

<h3>Yapay zekâ ve akıllı sağlık sistemleri öne çıkacak</h3>

<p>Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ise sağlık teknolojilerinde disiplinler arası iş birliklerinin önemine dikkat çekti. Üniversitenin medikal elektronik, fiziksel yapay zekâ, tıbbi sensörler, akıllı sağlık sistemleri ve ileri mikroelektronik teknolojileri alanlarında güçlü bir araştırma altyapısına sahip olduğunu belirterek, geleceğin sağlık çözümlerinin elektronik, yapay zekâ, veri bilimi ve yaşam bilimlerinin birlikte geliştirilmesiyle şekilleneceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Uluslararası ölçekte projeler geliştirme hedefi</h3>

<p>Prof. Dr. Leblebici, Sabancı Üniversitesi'nin yarı iletken teknolojileri, biyomedikal sistemler, akıllı sensörler ve yapay zekâ destekli sağlık uygulamalarındaki araştırma kapasitesini İEÜ Medical Point Hastanesi'nin klinik deneyimiyle bir araya getireceklerini kaydetti. İş birliği sayesinde yalnızca yeni teknolojilerin geliştirilmesinin değil, bu teknolojilerin hastaların yaşam kalitesini artıracak uygulamalara dönüştürülmesinin de hedeflendiğini belirterek, ortak çalışmaların Türkiye'nin sağlık teknolojileri alanındaki rekabet gücünü artıracağını ve uluslararası ölçekte etkili araştırma ile inovasyon projelerine zemin hazırlayacağını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/medical-point-ile-sabanci-universitesinden-guc-birligi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/medical-point-ile-sabanci-universitesinden-guc-birligi-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="66710"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne ve baba adaylarına çağrı: Gebe okulları doğuma güvenle hazırlıyor]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/anne-ve-baba-adaylarina-cagri-gebe-okullari-doguma-guvenle-hazirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/anne-ve-baba-adaylarina-cagri-gebe-okullari-doguma-guvenle-hazirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zekeriya Güner, sosyal medyada paylaşılan olumsuz doğum deneyimlerinin anne adaylarında doğum korkusunu artırabildiğini belirtti. Güner, doğru bilgi ve gebe okullarındaki eğitimlerin bu kaygının azaltılmasında önemli rol oynadığını ifade etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zekeriya Güner, dijital platformlarda paylaşılan olumsuz ve abartılı doğum hikâyelerinin anne ve baba adaylarının doğum sürecine bakışını olumsuz etkileyebildiğini söyledi. Tıp literatüründe "tokofobi" olarak tanımlanan doğum korkusunun son yıllarda daha sık görüldüğünü belirten Op. Dr. Güner, bu kaygının bazı kadınları normal doğumdan uzaklaştırarak tıbbi gereklilik bulunmamasına rağmen sezaryen talebine yöneltebildiğini ifade etti. Doğru bilgiye ulaşmanın ve bilinçli hazırlık sürecinin bu korkunun azaltılmasında etkili olduğunu vurgulayarak, hastanelerde faaliyet gösteren gebe okullarının yalnızca nefes egzersizlerinin yapıldığı alanlar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Gebe okulları doğuma çok yönlü hazırlık sağlıyor</h3>

<p>Gebe okullarının anne adaylarını hem fiziksel hem de psikolojik açıdan doğuma hazırlayan eğitim merkezleri olduğunu kaydeden Op. Dr. Güner, bu programlarda doğumun aşamaları, doğum ağrısıyla baş etme yöntemleri, nefes teknikleri, emzirme ve lohusalık süreci gibi birçok konuda eğitim verildiğini aktardı. Bu eğitimleri alan anne adaylarının doğuma daha bilinçli ve sakin hazırlandığını ifade ederek, bunun doğum deneyimine olumlu yansıdığını dile getirdi.</p>

<h3>Baba adaylarının katılımı artıyor</h3>

<p>Son dönemde baba adaylarının da eğitimlere daha fazla ilgi göstermesinin sevindirici olduğunu dile getiren Op. Dr. Güner, eğitimlere katılan eşlerin doğum sürecinde anne adayına nasıl destek olacaklarını öğrendiklerini ve bu sayede ailelerin doğuma birlikte hazırlandığını aktardı.</p>

<h3>"Kaygılarımın yerini güven aldı"</h3>

<p>Medicana International İzmir Hastanesi Gebe Okulu'na katılan anne adayı Ebru Ceylan Ertürk ise çevresinden dinlediği olumsuz doğum hikâyeleri nedeniyle başlangıçta büyük kaygı yaşadığını belirtti. Doktorunun yönlendirmesiyle eğitime katıldığını ifade eden Ertürk, eğitim programının ihtiyaç duydukları temel bilgilere odaklandığını, bu sayede kaygılarının azaldığını ve doğuma daha güvenli yaklaşmaya başladığını dile getirdi. Doğum yapacağı hastanedeki ebe ve hemşirelerle önceden tanışmasının da kendisini daha güvende hissettirdiğini söyledi.</p>

<h3>"Eşlerin bu sürecin içinde olması önemli"</h3>

<p>Eğitimlere eşine destek olmak amacıyla katılan Yasin Ertürk ise başlangıçta gebe okullarının yalnızca anne adaylarına yönelik olduğunu düşündüğünü ancak eğitim sürecinde bu görüşünün değiştiğini ifade etti. Nefes teknikleri, rahatlatıcı masaj uygulamaları ve doğuma yönelik pratik eğitimlere katıldığını belirterek, maket bebek üzerinde ilk kez alt değiştirme uygulaması yapmanın kendisi için farklı bir deneyim olduğunu aktardı. Doğum sürecinde eşleriyle uyum içinde hareket etmek isteyen tüm baba adaylarına eğitimlere katılmaları tavsiyesinde bulunan Ertürk, bu sürecin aile olarak hazırlanmayı kolaylaştırdığını kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/anne-ve-baba-adaylarina-cagri-gebe-okullari-doguma-guvenle-hazirliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/anne-ve-baba-adaylarina-cagri-gebe-okullari-doguma-guvenle-hazirliyor.jpg" type="image/jpeg" length="46352"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Genç yaşta kalp krizi vakalarında artış var]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/genc-yasta-kalp-krizi-vakalarinda-artis-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/genc-yasta-kalp-krizi-vakalarinda-artis-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genç yaşta görülen kalp krizi vakalarındaki artış, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve gıda güvenliği konusunu yeniden gündeme taşıdı. Hazır ve işlenmiş gıdaların yaygınlaşması ile denetim mekanizmalarına ilişkin tartışmalar, kalp sağlığını tehdit eden risklere dikkat çekiyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda yalnızca ileri yaş grubunun hastalığı olarak görülen kalp krizi, artık genç yaşlarda da giderek daha sık görülmeye başladı. Uzmanların dikkat çektiği tablo, 20’li ve 30’lu yaşlarda yaşanan ani kalp krizleriyle toplumda endişeyi büyütürken, yoğun iş temposu, kronik stres, düzensiz beslenme, hareketsiz yaşam, sigara ve enerji içeceği tüketimi gibi modern yaşam alışkanlıkları kalp sağlığını tehdit eden en önemli etkenler arasında gösteriliyor. Üstelik birçok gençte hiçbir belirti vermeden ilerleyen kalp-damar hastalıkları, ilk sinyalini ölümcül bir krizle verebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eskiden daha çok ileri yaşların sağlık sorunu olarak görülen kalp krizi, artık genç nüfusun da karşı karşıya kaldığı ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüşüyor. Son dönemde peş peşe yaşanan genç yaşta kalp krizi vakaları, “Neden bu kadar arttı?” sorusunu yeniden gündeme taşırken, uzmanlar yaşam tarzındaki değişimlerin kalp hastalıklarının görülme yaşını giderek aşağı çektiğine dikkat çekiyor. Yetersiz uyku, sağlıksız beslenme, obezite, kontrolsüz takviye ürün kullanımı, uzun süre masa başında geçirilen saatler ve artan psikolojik baskılar, genç kalpleri sessizce yıpratıyor.</p>

<p>Her geçen gün daha fazla gencin kalp krizi nedeniyle hastanelerin acil servislerine başvurması, tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor. Çarpıntı, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve ani yorgunluk gibi belirtilerin çoğu zaman önemsenmemesi ise erken müdahale şansını azaltıyor. Uzmanlar, kalp hastalıklarının artık yalnızca yaşla ilişkilendirilemeyeceğini vurgulayarak, gençlerin de düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi, risk faktörlerini erkenden tanıması ve yaşam alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerektiğinin altını çiziyor.</p>

<p><img alt="Ahmet Dogruyol 1" class="detail-photo img-fluid" height="1059" src="https://yenibakishabercom.teimg.com/yenibakishaber-com/uploads/2026/04/ahmet-dogruyol-1.webp" width="1600" /></p>

<h2>‘Yeme, içme etkiliyor’</h2>

<p>Genç yaşta görülen kalp krizi vakalarındaki artışın, toplumda nedenlerine ilişkin farklı değerlendirmeleri de beraberinde getirdiğini belirten Birlik Sağlık Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, “Pandemi döneminde uygulanan COVID-19 aşılarının etkisine ilişkin kamuoyunda çeşitli görüşler ve tartışmalar sürerken, kalp sağlığını asıl tehdit eden unsurun günlük yaşam alışkanlıkları. Özellikle son yıllarda doğal beslenmeden uzaklaşılması, hazır, işlenmiş ve paketli gıdaların sofralardaki payının giderek artması, bu ürünlerde kullanılan katkı maddeleri ve üretim süreçlerinin insan sağlığı üzerindeki olası etkilerini yeniden gündeme taşıyor. Beslenme alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte çocuklardan yetişkinlere kadar her yaş grubunda yüksek oranda işlenmiş gıdaların tüketiminin yaygınlaşması, yalnızca kalp-damar hastalıkları açısından değil, birçok kronik hastalık bakımından da endişe yaratıyor. Günlük yaşamı kolaylaştıran bu ürünlerin uzun vadede oluşturabileceği sağlık risklerinin azaltılabilmesi için daha doğal beslenme kültürünün yaygınlaştırılması ve toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi gerekiyor. Çünkü sağlıklı yaşamın temeli, hastalık ortaya çıktıktan sonra uygulanan tedaviden çok, sofraya gelen gıdanın niteliğiyle başlıyor” dedi.</p>

<h2>‘Çocukluk çağında başlıyor’</h2>

<p>Gıda denetimlerinin çok önemli olduğunu vurgulayan Doğruyol, “Üretimden tüketime kadar uzanan zincirde denetimlerin daha etkin yürütülmesi, katkı maddelerinin bilimsel ölçütlerle değerlendirilmesi, tarımsal üretimde kullanılan kimyasalların ve kalıntıların düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiği yönündeki beklentiler her geçen gün artıyor. Gıda güvenliği yalnızca üreticiyi ya da tüketiciyi değil, toplumun tamamını ilgilendiren bir halk sağlığı meselesi. Denetim mekanizmaları güçlendirilmesinin olası sağlık risklerinin azaltılmasında önemli rol oynayacak. Sağlıklı nesiller yetiştirmenin yolu çocukluk çağından itibaren doğru beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasından geçiyor. Yüksek oranda işlenmiş gıdalar yerine doğal ve dengeli beslenmenin teşvik edilmesi gerekiyor. Çünkü bugün tercih edilen beslenme biçiminin yalnızca bugünkü yaşam kalitesini değil, gelecekte karşılaşılabilecek kalp-damar hastalıklarından kansere kadar pek çok sağlık sorununu da etkileyebilir” sözlerine yer verdi.</p>

<h2>‘Güvenilir gıda önemli’</h2>

<p>Genç yaştaki kalp krizindeki artışın tek bir nedene bağlanmasının mümkün olmadığını aktaran Ahmet Doğruyol, “Sağlıklı gıdaya erişimin kolaylaştırılması, üretim süreçlerinin daha şeffaf hale getirilmesi, denetimlerin artırılması ve koruyucu sağlık politikalarının güçlendirilmesi yönündeki çağrılar yapıyoruz. Toplum sağlığının korunabilmesi için hastalıkları tedavi etmek kadar, onları ortaya çıkarabilecek riskleri en aza indirecek adımların atılması gerektiği; güvenilir gıda ise bu mücadelenin en önemli halkalarından biri” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Filiz Erol</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/genc-yasta-kalp-krizi-vakalarinda-artis-var</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 07:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/genc-yasta-kalp-krizi-vakalarinda-artis-var-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="58487"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüksek sıcaklıklar sağlık sorunlarını artırıyor]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/yuksek-sicakliklar-saglik-sorunlarini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/yuksek-sicakliklar-saglik-sorunlarini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Kemahlı, yaz aylarında artan sıcaklıkların özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan kişiler için ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Kemahlı, sıcak çarpmasının hayati sonuçlar doğurabileceğini vurgulayarak korunma yollarını anlattı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminde etkisini artıran hava sıcaklıklarıyla birlikte sıcak çarpması vakalarının da artabileceğine dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Kemahlı, özellikle risk grubunda bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. 65 yaş üzerindeki bireyler, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanların sıcak havalardan daha fazla etkilendiğini belirtti.</p>

<h3>"Sıcak çarpması hayati tehlike oluşturabilir"</h3>

<p>Sıcak çarpmasının vücut sıcaklığının kısa sürede 40 derecenin üzerine çıkmasıyla gelişen ciddi bir sağlık sorunu olduğunu ifade eden Dr. Kemahlı, normal koşullarda terleme ve susama mekanizmalarının vücut ısısını dengelediğini, ancak aşırı sıcak ve nemli havalarda bu sistemlerin yetersiz kalabileceğini söyledi. Bu durumun başta beyin olmak üzere hayati organlarda hasara yol açabileceğini belirterek, ani yüksek ateş, sıcak ve kuru cilt, bilinç bulanıklığı, baş ağrısı, halüsinasyon, kalp atışlarında hızlanma ile bulantı ve kusmanın sıcak çarpmasının önemli belirtileri arasında yer aldığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Risk grubundakiler daha dikkatli olmalı</h3>

<p>Dr. Kemahlı, sıcak çarpması açısından en yüksek risk taşıyan gruplar arasında 5 yaş altındaki çocuklar, 65 yaş üzerindeki kişiler, kalp, tansiyon, diyabet ve böbrek hastaları, hamileler, fazla kilolu bireyler, güneş altında çalışanlar ile yalnız yaşayan yaşlıların bulunduğunu aktardı.</p>

<h3>İlk müdahale hayat kurtarabilir</h3>

<p>Sıcak çarpmasına maruz kalan kişilere yapılacak ilk müdahalenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Kemahlı, kişinin vakit kaybetmeden gölge ve serin bir ortama alınması, giysilerinin gevşetilmesi ve boyun ile koltuk altına soğuk uygulama yapılması gerektiğini söyledi. Bilinci açık olan kişilere su içirilmesinin faydalı olacağını belirterek, tablonun ağır seyretmesi halinde ise zaman kaybetmeden 112 Acil Sağlık ekiplerine haber verilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<h3>Sıcaktan korunmak için 8 öneri</h3>

<p>Dr. Kemahlı, aşırı sıcakların olumsuz etkilerinden korunmak için şu önerilerde bulundu: 11.00-16.00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamalı. Açık renkli, ince ve bol kıyafetler tercih edilmeli. Gün boyunca yeterli miktarda su tüketilmeli. Ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı. Serin ve gölgelik alanlarda bulunulmalı. Risk grubundaki kişiler yalnız bırakılmamalı. Yağlı ve ağır yiyecekler yerine hafif beslenme tercih edilmeli. Şekerli içecekler yerine su ve doğal maden suyu tüketilmeli.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/yuksek-sicakliklar-saglik-sorunlarini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/yuksek-sicakliklar-saglik-sorunlarini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="55217"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geçmeyen yorgunluk ve motivasyon kaybı tükenmişlik belirtisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/gecmeyen-yorgunluk-ve-motivasyon-kaybi-tukenmislik-belirtisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/gecmeyen-yorgunluk-ve-motivasyon-kaybi-tukenmislik-belirtisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikiyatri Uzmanı Uz. Dr. Levent Turhan, tükenmişlik sendromunun iş stresinden farklı bir tablo olduğunu belirterek, dinlenmeye rağmen geçmeyen yorgunluk ve motivasyon kaybının profesyonel destek gerektirebileceği uyarısında bulundu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Psikiyatri Uzmanı Uz. Dr. Levent Turhan, modern yaşamın getirdiği yoğun tempo ve kronik iş stresinin tükenmişlik sendromunu tetikleyebileceğini söyledi. Dinlenmeye rağmen devam eden yorgunluk, enerji kaybı ve motivasyon eksikliğinin ruh sağlığı açısından önemli bir uyarı işareti olabileceğini belirterek, özellikle yoğun sorumluluk gerektiren mesleklerde çalışanların bu konuda dikkatli olması gerektiğini aktardı.</p>

<h3>İş stresi ile tükenmişlik aynı değil</h3>

<p>İş stresinin her zaman tükenmişlik anlamına gelmediğine dikkat çeken Dr. Turhan, iş stresi yaşayan kişilerin dinlenme sonrası toparlanabildiğini, tükenmişlik sendromunda ise enerji kaybının kalıcı hale gelebildiğini belirtti. Tükenmişlik yaşayan bireylerin dinlenseler bile kendilerini toparlayamadıklarını, zamanla işlerine karşı ilgi ve motivasyonlarını kaybettiklerini ifade ederek, bu durumun yalnızca iş yaşamını değil aile ve sosyal hayatı da olumsuz etkileyebileceğini söyledi.</p>

<h3>Belirtiler zaman içinde ortaya çıkıyor</h3>

<p>Tükenmişlik sendromunun ani gelişmediğini belirten Dr. Turhan, belirtilerin zaman içinde giderek belirginleştiğini kaydetti. Sürekli yorgunluk, sabah dinlenmemiş uyanma, baş ve kas ağrıları, sık hastalanma gibi fiziksel belirtilerin yanı sıra umutsuzluk, öfke, tahammülsüzlük ve boşluk hissinin de görülebileceğini ifade ederek, dikkat dağınıklığı, unutkanlık, karar vermede güçlük, işe gitmek istememe, sosyal hayattan uzaklaşma ve alkol ya da sigara kullanımında artışın da önemli belirtiler arasında yer aldığını dile getirdi.</p>

<h3>Bazı meslek grupları daha fazla risk altında</h3>

<p>Uz. Dr. Turhan, tükenmişlik sendromunun herkeste görülebileceğini ancak bazı meslek gruplarında riskin daha yüksek olduğunu söyledi. Özellikle hekimler, hemşireler, öğretmenler, yöneticiler, avukatlar, bankacılar ve çağrı merkezi çalışanlarının daha fazla risk altında bulunduğunu belirterek, evde bakım veren aile bireyleri ile mükemmeliyetçi kişilik yapısına sahip kişilerde de sendromun daha sık görüldüğünü ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Depresyonla karıştırılmamalı</h3>

<p>Tükenmişlik sendromunun depresyonla aynı tablo olmadığını vurgulayan Dr. Turhan, tükenmişliğin işle ilişkili kronik stresten kaynaklandığını belirtti. Ancak uzun süre tedavi edilmeyen tükenmişlik vakalarının depresyon ve anksiyete bozukluklarına zemin hazırlayabileceğini ifade ederek, bu nedenle doğru tanı ve tedavinin önem taşıdığını kaydetti.</p>

<h3>Profesyonel destek önerisi</h3>

<p>Tedavide öncelikle kişiyi tükenmişliğe sürükleyen stres kaynaklarının belirlenmesi gerektiğini belirten Dr. Turhan, psikoterapinin stres yönetimi, sınır koyabilme ve sağlıklı baş etme yöntemlerinin geliştirilmesinde önemli rol oynadığını söyledi. Düzenli uyku, fiziksel aktivite, sosyal destek ve hobilere zaman ayırmanın iyileşme sürecini desteklediğini ifade ederek, depresyon veya yoğun kaygının eşlik ettiği durumlarda psikiyatri uzmanı değerlendirmesiyle ilaç tedavisinin de planlanabileceğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/gecmeyen-yorgunluk-ve-motivasyon-kaybi-tukenmislik-belirtisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/gecmeyen-yorgunluk-ve-motivasyon-kaybi-tukenmislik-belirtisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="42115"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser tedavisinde umut veren yöntem Medical Point'te sürüyor]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/kanser-tedavisinde-umut-veren-yontem-medical-pointte-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/kanser-tedavisinde-umut-veren-yontem-medical-pointte-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İEÜ Medical Point Hastanesi, 2016 yılından bu yana kanser tedavisinde alternatiflerin tükendiği durumlarda uygulanan kemosatürasyon yöntemini başarıyla uyguluyor. Avrupa Birliği dışındaki ilk sertifikalı merkez unvanına sahip olan hastanenin uzmanları, özellikle göz melanomunun karaciğer metastazında hayati önem taşıyan bu tedavinin başarısında multidisipliner ekip takibinin kritik rol oynadığını vurguladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İEÜ Medical Point Hastanesi, kanser tedavisinde alternatif seçeneklerin yetersiz kaldığı hastalarda kullanılan kemosatürasyon yöntemini 2016 yılından bu yana uygulamaya devam ediyor. Avrupa Birliği dışındaki ilk sertifikalı merkez unvanına sahip hastanede uygulanan yöntem, özellikle göz kanseri olarak bilinen üveal malign melanomun karaciğere metastaz yaptığı hastalarda kullanılan onaylı tedavi seçenekleri arasında yer alıyor.</p>

<h3>Türkiye koordinatörlüğünü yürütüyor</h3>

<p>İEÜ Medical Point Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Arslan, kemosatürasyon tedavisinin özellikle mevcut tedavi seçeneklerinin tükendiği durumlarda uygulandığını belirtti. Kemosatürasyon yöntemiyle ilgili Avrupa, ABD ve Türkiye'de klinik araştırmaların sürdüğünü, İEÜ Medical Point Hastanesi'nin ise Türkiye'deki araştırmaların koordinasyonunu yürüttüğünü ifade etti.</p>

<h3>Multidisipliner ekip çalışması</h3>

<p>Prof. Dr. Arslan, kemosatürasyon uygulamasının tek bir branşın kararıyla gerçekleştirilemeyeceğini vurgulayarak tedavi sürecinin farklı uzmanlık alanlarının ortak değerlendirmesiyle planlandığını belirtti. Hastanede girişimsel radyoloji, genel anestezi, tıbbi onkoloji uzmanları ile perfüzyonistlerden oluşan multidisipliner bir ekibin görev yaptığını aktararak, her hastanın durumunun ortak konseyde değerlendirildiğini ve tedavi kararlarının kişiye özel olarak alındığını ifade etti. Tedavi sonrasında oluşabilecek yan etkilerin de aynı ekip tarafından yakından takip edildiğini kaydeden Prof. Dr. Arslan, sürecin titizlikle yürütüldüğünü söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Yeni kanser türlerinde de araştırılıyor</h3>

<p>Kemosatürasyon yönteminin gelecekte daha geniş kullanım alanına sahip olabileceğini belirten Prof. Dr. Arslan, kolon ve rektum kanseri gibi karaciğer metastazının sık görüldüğü kanser türlerinde yürütülen klinik araştırmaların devam ettiğini ifade etti. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte kemosatürasyon yönteminin farklı kanser türlerinde de önemli bir tedavi seçeneği haline gelebileceğini dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/kanser-tedavisinde-umut-veren-yontem-medical-pointte-suruyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/medical-pointte-kemosaturasyon-tedavisi-basariyla-uygulaniyor.jpeg" type="image/jpeg" length="70475"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebeklerde sık görülen isilik, doğru bakımla önlenebilir]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/bebeklerde-sik-gorulen-isilik-dogru-bakimla-onlenebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/bebeklerde-sik-gorulen-isilik-dogru-bakimla-onlenebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, yaz aylarında sıcak hava ve terlemeye bağlı olarak özellikle bebeklerde isilik vakalarının arttığını belirtti. Sevgican, doğru bakım ve basit önlemlerle isiliğin büyük ölçüde önlenebileceğini aktardı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları, özellikle bebeklerde isilik görülme sıklığını artırıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, isiliğin her yaşta görülebilmesine rağmen bebeklerde daha yaygın olduğunu belirterek, bunun ter bezi kanallarının daha dar olmasından kaynaklandığını söyledi.</p>

<h3>Ter kanallarının tıkanmasıyla oluşuyor</h3>

<p>İsiliğin, sıcak hava, yüksek nem ve yoğun terleme nedeniyle ter bezi kanallarının tıkanması sonucu ortaya çıktığını ifade eden Dr. Sevgican, bebeklerde terin deri yüzeyine ulaşamayıp cilt altında birikmesi nedeniyle döküntü oluştuğunu belirtti. İsiliğin huzursuzluk ve kaşıntıya yol açarak çocukların yaşam konforunu olumsuz etkileyebildiğini kaydederek, bu durumun bulaşıcı bir hastalık olmadığını vurguladı.</p>

<h3>Kıyafet seçimi ve serin ortam önemli</h3>

<p>İsilikten korunmak için mevsime uygun kıyafet seçiminin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Sevgican, çocukların ince, bol ve pamuklu giysiler giymesini önerdi. Sentetik kumaşlar ile dar kıyafetlerin terlemeyi artırarak isilik oluşumunu kolaylaştırabileceğini belirterek, çocukların doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmaması, mümkün olduğunca gölgede bulunmaları ve terleme sonrasında banyo yaptırılarak cilt temizliğinin sağlanması gerektiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Cilt temizliği ihmal edilmemeli</h3>

<p>Bez kullanan bebeklerde alt bakımının düzenli yapılmasının önemine değinen Dr. Sevgican, bezin sık sık kontrol edilmesi ve cildin uzun süre nemli bırakılmaması gerektiğini söyledi. İsiliğe neden olan etkenler ortadan kaldırıldığında döküntülerin çoğu zaman birkaç gün içinde kendiliğinden geçtiğini belirterek, çocukların serin ve kuru ortamlarda bulunmasının sağlanmasını, pamuklu ve bol kıyafetlerin tercih edilmesini önerdi. Uygun nemlendirici ve serinletici losyonların da cildin rahatlamasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.</p>

<h3>Geçmeyen isilikte doktora başvurulmalı</h3>

<p>Çoğu isilik vakasının kısa sürede iyileştiğini belirten Dr. Sevgican, döküntülerin artması, ciltte tahriş ya da iltihap gelişmesi ve yoğun kaşıntının görülmesi halinde vakit kaybetmeden çocuk hekimine başvurulması gerektiğini söyledi. Yaz aylarında alınacak basit önlemlerle çocukların isilikten korunmasının mümkün olduğunu belirterek, ailelerin özellikle sıcak günlerde cilt bakımına daha fazla özen göstermesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İlker Çoban</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/bebeklerde-sik-gorulen-isilik-dogru-bakimla-onlenebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 12:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/bebeklerde-sik-gorulen-isilik-basit-onlemlerle-onlenebilir.jpg" type="image/jpeg" length="60018"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyin tümörü ameliyatlarında yeni yaklaşım: Hasta uyanık kalıyor]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/beyin-tumoru-ameliyatlarinda-yeni-yaklasim-hasta-uyanik-kaliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/beyin-tumoru-ameliyatlarinda-yeni-yaklasim-hasta-uyanik-kaliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Burak Karaaslan, beynin konuşma ve hareket merkezine yakın tümörlerde uygulanan uyanık beyin cerrahisinin, tümörün güvenli şekilde çıkarılmasına yardımcı olurken hastanın yaşamsal fonksiyonlarının korunmasına da katkı sağladığını belirtti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin tümörü tedavisinde yalnızca tümörün çıkarılmasının değil, hastanın konuşma, hareket ve günlük yaşam becerilerinin korunmasının da büyük önem taşıdığı bildirildi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Burak Karaaslan, özellikle beynin konuşma ve hareket merkezine yakın bölgelerinde bulunan tümörlerde uygulanan uyanık beyin cerrahisinin önemli avantajlar sunduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Ameliyat sırasında hastayla iletişim kuruluyor</h3>

<p>Beynin farklı bölgelerinin farklı fonksiyonlardan sorumlu olduğunu belirten Doç. Dr. Karaaslan, cerrahi planlamanın da bu özellikler dikkate alınarak yapıldığını söyledi. Konuşma, dil veya hareket merkezine yakın yerleşimli beyin tümörlerinde bazı ameliyatların hasta ile iletişim kurularak gerçekleştirildiğini belirterek, operasyonun belirli aşamalarında hastadan konuşmasının, nesneleri isimlendirmesinin, cümle kurmasının ya da kol ve bacaklarını hareket ettirmesinin istenebildiğini ifade etti. Bu yöntem sayesinde tümörün mümkün olan en geniş ve güvenli şekilde çıkarılmasının hedeflendiğini aktaran Doç. Dr. Karaaslan, aynı zamanda konuşma ve hareket gibi yaşamsal işlevlerden sorumlu sağlıklı beyin dokusunun korunmasına da özen gösterildiğini kaydetti.</p>

<h3>Her hasta için uygun olmayabiliyor</h3>

<p>Doç. Dr. Karaaslan, uyanık beyin cerrahisinin her hastaya uygulanmadığını vurguladı. Yöntemin özellikle konuşma ve hareket merkezine yakın bölgelerde yer alan tümörlerde, ayrıntılı değerlendirme sonrasında uygun görülen hastalarda tercih edildiğini belirterek, hastanın yaşı, tümörün yerleşimi, genel sağlık durumu ve nörolojik bulguların birlikte değerlendirilerek en uygun cerrahi yöntemin belirlendiğini söyledi.</p>

<h3>Amaç, yalnızca tümörü çıkarmak değil</h3>

<p>Modern beyin cerrahisinde başarının yalnızca tümörün çıkarılmasıyla değerlendirilmediğini ifade eden Doç. Dr. Karaaslan, temel hedefin mümkün olan en yüksek oranda tümörü temizlerken hastanın bağımsız yaşamını sürdürebilmesini sağlamak olduğunu belirtti. Konuşabilen, yürüyebilen ve günlük yaşamına dönebilen hastalara ulaşmanın günümüz beyin cerrahisinin en önemli amaçları arasında yer aldığını dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nazlı Şentürk</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/beyin-tumoru-ameliyatlarinda-yeni-yaklasim-hasta-uyanik-kaliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/beyin-tumoru-ameliyatlarinda-yeni-yaklasim-hasta-uyanik-kaliyor.jpg" type="image/jpeg" length="91080"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Havuz ve denizde enfeksiyon alarmı: Çocuklar için kritik uyarılar]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/havuz-ve-denizde-enfeksiyon-alarmi-cocuklar-icin-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/havuz-ve-denizde-enfeksiyon-alarmi-cocuklar-icin-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, yaz aylarında hijyen kurallarına uyulmayan deniz ve havuzların çocuklarda enfeksiyon riskini artırabileceğini belirtti. Çebi, özellikle küçük çocuklarda sıvı kaybına karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında serinlemek amacıyla tercih edilen deniz ve havuzlar, gerekli hijyen koşulları sağlanmadığında çocuklar açısından enfeksiyon kaynağına dönüşebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, kirli havuz suyu, mikroorganizma içeren deniz suyu ve hijyenik olmayan gıdaların yaz aylarında görülen ishal vakalarının başlıca nedenleri arasında yer aldığını belirtti. Özellikle çocukların oyun sırasında istemeden havuz veya deniz suyu yutmasının enfeksiyon riskini artırdığına dikkat çekerek, ortak kullanım alanlarında hijyen kurallarına uyulmasının önem taşıdığını ifade etti.</p>

<h3>Beş yaş altındaki çocuklarda sıvı kaybına dikkat</h3>

<p>Yaz ishallerinde en sık görülen belirtilerin sulu dışkılama, kusma, karın ağrısı, ateş ve halsizlik olduğunu belirten Dr. Çebi, özellikle beş yaşın altındaki çocuklarda sıvı kaybının kısa sürede ciddi boyutlara ulaşabileceğini söyledi. Ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, idrar miktarında düşüş ve aşırı uyku halinin önemli uyarı işaretleri olduğunu vurgulayarak, bu belirtilerin görülmesi halinde zaman kaybetmeden çocuk hekimine başvurulması gerektiğini kaydetti.</p>

<h3>Antibiyotik her ishal vakasında kullanılmamalı</h3>

<p>İshal tedavisinin hastalığın nedenine göre planlanması gerektiğini belirten Dr. Çebi, her ishal vakasında antibiyotik kullanımının doğru olmadığını ifade etti. Tedavinin mutlaka hekim değerlendirmesi sonrasında belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak, gereksiz antibiyotik kullanımının fayda sağlamadığı gibi farklı sağlık sorunlarına da yol açabileceğini dile getirdi.</p>

<h3>Hijyen kuralları hastalıktan korunmada etkili</h3>

<p>Yaz ishallerinin büyük ölçüde doğru hijyen alışkanlıklarıyla önlenebileceğini belirten Dr. Çebi, çocukların havuza girmeden önce ve çıktıktan sonra duş alması gerektiğini söyledi. Havuz suyunun yutulmaması, hijyeninden emin olunmayan havuzların kullanılmaması, açıkta satılan gıdalardan uzak durulması, güvenilir içme suyunun tercih edilmesi ve el hijyenine dikkat edilmesinin enfeksiyon riskini azaltacağını aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>İyileşmeden havuza girilmemeli</h3>

<p>İshal geçiren çocukların tamamen iyileşmeden deniz veya havuza girmemesi gerektiğini belirten Dr. Çebi, bunun hem çocuğun sağlığını korumak hem de enfeksiyonun diğer kişilere bulaşmasını önlemek açısından önemli olduğunu söyledi. Basit hijyen kurallarına uyulmasının yaz aylarında görülen ishal vakalarının önemli bölümünün önüne geçebileceğini ifade ederek, ailelerin özellikle sıcak havalarda çocukların sağlık durumunu yakından takip etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İlker Çoban</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/havuz-ve-denizde-enfeksiyon-alarmi-cocuklar-icin-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/havuz-ve-denizde-enfeksiyon-alarmi-cocuklar-icin-kritik-uyarilar.jpg" type="image/jpeg" length="76246"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
