<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yeni Bakış Gazetesi İzmir</title>
    <link>https://www.yenibakishaber.com</link>
    <description>İzmire dair son dakika ve en güncel İzmir haberleri anında Yeni Bakış ile sizlere ulaşıyor. Siyaset, ekonomi, spor, deprem, belediye ve tüm ilçelerden anlık gelişmelerle vefat haberleri, ölüm haberleri.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yenibakishaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© Yeni Bakış Gazetesi İzmir. Bu sitede yer alan tüm içerik ve veriler tescillidir. 2026</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 17 Aug 2026 16:29:52 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Organ bağışında dijital dönem: 143 bin 887 kişi vasiyet oluşturdu]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/organ-bagisinda-dijital-donem-143-bin-887-vasiyet-olusturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/organ-bagisinda-dijital-donem-143-bin-887-vasiyet-olusturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, organ bağışında dijital uygulamanın hayata geçirilmesinin ardından 10 ayda 143 bin 887 kişinin dijital vasiyet oluşturduğunu açıkladı. Bağışlanan organ ve doku sayısı ise 2 milyon 510 bin 18'e ulaştı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de organ bağışı işlemlerinin dijital ortam üzerinden yapılabilmesine yönelik düzenlemenin ardından geçen 10 aylık döneme ilişkin veriler açıklandı. <strong><a href="https://www.yenibakishaber.com/saglik-bakanligi-dugmeye-basti-hastanelerde-disaridan-urun-temini-sona-erdi">Sağlık Bakanı</a></strong> Kemal Memişoğlu, bu süreçte 143 bin 887 vatandaşın organ bağışı için dijital vasiyet oluşturduğunu bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Organ bağışı süreçlerinin vatandaşlar açısından daha kolay yürütülebilmesi amacıyla 2025 yılının ekim ayında gerçekleştirilen kanun değişikliğiyle işlemler dijital ortama taşınmıştı. Yeni sistem kapsamında vatandaşlara e-Devlet ve e-Nabız üzerinden organ bağışında bulunma imkanı sağlandı.</p>

<h3>Bağışlanan organ ve doku sayısı 2,5 milyonu geçti</h3>

<p>Sağlık Bakanı Memişoğlu, düzenlemenin uygulanmaya başlamasının ardından geçen sürede oluşan tabloya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Dijitalleşmeyle organ bağışı sürecinin vatandaşlar için daha kolay hale getirildiğini belirten Memişoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "O günden bugüne, 143 bin 887 vatandaşımız dijital vasiyetini oluşturarak bu iyilik hareketine katıldı. 2 milyon 510 bin 18 organ ve doku nice hayatlara umut olmak üzere bağışlandı."</p>

<p>Açıklanan verilere göre, dijital organ bağışı sisteminin devreye alınmasından sonraki 10 aylık dönemde oluşturulan dijital vasiyet sayısı 143 bin 887 olurken, bağışlanan organ ve doku sayısı 2 milyon 510 bin 18 olarak kayıtlara geçti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/organ-bagisinda-dijital-donem-143-bin-887-vasiyet-olusturdu</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2024/02/saglik-bakanligi-personel-alimi-basvuru-saglik-bakanligi-personel-alimi-basladi-mi.webp" type="image/jpeg" length="77759"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dang virüsü nedir, ölümcül müdür? Dang virüsü belirtileri neler?]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/dang-virusu-nedir-olumcul-mudur-dang-virusu-belirtileri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/dang-virusu-nedir-olumcul-mudur-dang-virusu-belirtileri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dang virüsü, bulaşma şekli ve yol açabildiği belirtiler nedeniyle gündemde yer alıyor. Peki, dang virüsü nedir, ölümcül müdür ve belirtileri nelerdir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.yenibakishaber.com/dunya-saglik-orgutu-uyardi-dunya-nufusunun-yarisi-dang-virusu-riski-altinda"><strong>Dang virüsü</strong></a>nün ne olduğu, nasıl bulaştığı ve hangi belirtilere yol açtığı araştırılıyor. Virüsün ölümcül olup olmadığı da en çok merak edilen başlıklar arasında yer alıyor. Peki, Dang virüsü nedir, ölümcül müdür? Dang virüsü belirtileri neler?</p>

<h3>Dang virüsü nedir?</h3>

<p><strong>Dang </strong>humması, Dang virüsünün neden olduğu viral bir hastalık olarak biliniyor. Virüsün insanlara taşınmasında başlıca Aedes aegypti türü sivrisinekler rol oynarken Aedes albopictus türü sivrisinekler de hastalığın bulaşmasına neden olabiliyor. Dang enfeksiyonları özellikle Güneydoğu Asya, Pasifik Adaları, Latin Amerika ve Afrika'nın tropikal ve subtropikal bölgelerinde yaygın olarak görülüyor.</p>

<p>Hastalık bazı kişilerde herhangi bir belirti ortaya çıkmadan geçirilebiliyor. Hafif ve orta şiddetteki vakalarda ise yüksek ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları gibi grip benzeri belirtiler görülebiliyor. Ağır seyreden vakalarda kanama, tansiyon düşüklüğü ve dolaşım bozuklukları gelişebiliyor.</p>

<h3>Dang virüsü belirtileri nelerdir?</h3>

<p>Dang virüsü bulaşan kişilerin önemli bir bölümünde belirti görülmeyebiliyor. Belirti ortaya çıkan kişilerde ise hastalığın şiddetine bağlı olarak farklı şikâyetlerle karşılaşılabiliyor. <strong>Dang </strong>hummasında görülebilen belirtiler arasında 40 dereceye kadar çıkabilen ani yüksek ateş, kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, gözlerin arkasında ağrı, ciltte döküntü, bulantı, kusma, boğaz ağrısı, yüzde kızarıklık ve gözlerde kızarıklık bulunuyor. Hafif ve orta şiddette seyreden vakalarda belirtiler genellikle 2 ila 7 gün devam edebiliyor. Ateş bazı hastalarda dalgalı bir seyir izleyerek yükseldikten sonra düşebiliyor ve daha sonra yeniden ortaya çıkabiliyor. Hastaların büyük bölümünde yaklaşık bir hafta içerisinde iyileşme görülebiliyor.</p>

<h3>Ağır Dang virüsü belirtileri nelerdir?</h3>

<p>Dang enfeksiyonu bazı kişilerde ağır seyredebilirken ciddi belirtiler hastalığın ilerleyen günlerinde ortaya çıkabiliyor. Bu durumda acil tıbbi değerlendirme gerekebiliyor. Şiddetli karın ağrısı ve hassasiyet, sık ve sürekli kusma, kanlı kusma, dışkıda kan görülmesi, burun veya diş eti kanaması, şiddetli halsizlik, huzursuzluk ve ciltte soğukluk ağır Dang vakalarında görülebilen belirtiler arasında yer alıyor.</p>

<p>Bunun yanı sıra hızlı ancak zayıf nabız, kan basıncında düşme ve dolaşım bozuklukları da ağır enfeksiyon belirtileri arasında bulunuyor. Bu şikâyetlerin ortaya çıkması halinde sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.</p>

<h3>Dang virüsü nasıl bulaşır?</h3>

<p>Dang hummasına dört farklı Dang virüsü tipi neden olabiliyor. Hastalığın insanlara bulaşmasındaki temel taşıyıcı Aedes aegypti türü sivrisinekler olurken Aedes albopictus da daha düşük sıklıkla virüsün taşınmasında rol oynayabiliyor.</p>

<p>Virüs, enfekte bir sivrisineğin insanı ısırması sonucunda bulaşıyor. Bir sivrisinek, Dang virüsü taşıyan kişiyi ısırdığında virüsü alabiliyor ve daha sonra başka bir kişiyi ısırması durumunda hastalığın bulaşmasına yol açabiliyor. Bu nedenle sivrisineklerin yaşam ve üreme alanları ile insan-sivrisinek teması hastalığın yayılmasında önem taşıyor.</p>

<h3><img alt="Virusler Nasil Cogalir Neden Tamamen Yok Edilemiyor (2)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yenibakishabercom.teimg.com/yenibakishaber-com/uploads/2025/05/virusler-nasil-cogalir-neden-tamamen-yok-edilemiyor-2.jpg" width="1019" /></h3>

<h3>Dang virüsü nasıl anlaşılır?</h3>

<p>Dang hummasının belirtileri Zika, Chikungunya, sıtma ve tifo gibi farklı hastalıklarla benzerlik gösterebiliyor. Bu nedenle yalnızca belirtilerin değerlendirilmesi kesin tanı için yeterli olmayabiliyor. Hastalığın tanısında kan testlerinden yararlanılıyor. Uygulanan testler genel olarak virolojik ve serolojik testler olmak üzere iki grupta değerlendiriliyor. Virolojik testlerle hastanın kanında virüsün kendisi veya virüse ait parçalar araştırılıyor. Bu testlerin uygulanması özel laboratuvar koşulları ve teknik donanım gerektirebiliyor. Serolojik testlerde ise bağışıklık sisteminin Dang virüsüne karşı oluşturduğu antikorlar inceleniyor. Antikorların belirlenmesi, kişinin Dang enfeksiyonu geçirip geçirmediğinin değerlendirilmesine yardımcı olabiliyor. Dang hummasının yaygın görüldüğü bölgelere yakın zamanda seyahat eden kişilerin belirtilerin başlaması durumunda seyahat geçmişlerini sağlık çalışanlarına bildirmesi tanı sürecinde önem taşıyor.</p>

<h3>Dang virüsü ölümcül müdür?</h3>

<p>Dang humması birçok kişide belirtisiz, hafif veya orta şiddette seyredebilse de bazı vakalarda hastalık ağırlaşabiliyor. Ağır Dang enfeksiyonunda kanama, kan basıncında düşme ve dolaşım bozuklukları görülebiliyor. Şiddetli karın ağrısı, sürekli kusma, kanlı kusma, dışkıda kan, burun veya diş eti kanaması ve dolaşım bozukluğu belirtilerinin ortaya çıkması halinde acil tıbbi müdahale gerekiyor. Ağır seyreden vakalar yaşamı tehdit edebiliyor.</p>

<h3>Dang virüsünün tedavisi var mı?</h3>

<p><strong>Dang </strong>virüsünü doğrudan ortadan kaldırmaya yönelik özel bir antiviral tedavi bulunmuyor. Uygulanan tedavi, hastanın yaşadığı şikâyetlerin azaltılması ve vücudun sıvı dengesinin korunmasına odaklanıyor.</p>

<p>Hastalara dinlenmeleri ve yeterli miktarda sıvı tüketmeleri öneriliyor. Ateş, baş ağrısı ve eklem ağrısı gibi belirtilere yönelik ilaçların doktor kontrolünde kullanılması gerekiyor. Asetilsalisilik asit ve ibuprofen gibi bazı ilaçların kanama riskini artırabilmesi nedeniyle Dang şüphesi bulunan kişilerin hekim önerisi olmadan ilaç kullanmaması önem taşıyor.</p>

<p>Ağır vakalarda hastanede takip ve destek tedavisi uygulanabiliyor. Kanama, sürekli kusma, şiddetli karın ağrısı veya dolaşım bozukluğunu düşündüren belirtilerin görülmesi durumunda acil tıbbi değerlendirme gerekiyor.</p>

<h3><img alt="Dang Virusu Nedir Olumcul Mudur Dang Virusu Belirtileri Neler (1)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yenibakishabercom.teimg.com/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/dang-virusu-nedir-olumcul-mudur-dang-virusu-belirtileri-neler-1.webp" width="1280" /></h3>

<h3>Dang virüsünden nasıl korunulur?</h3>

<p><strong>Dang </strong>hummasından korunmada sivrisinek ısırıklarının önlenmesi önem taşıyor. Hastalığın görüldüğü bölgelerde yaşayanların veya bu bölgelere seyahat edenlerin sivrisineklerle teması azaltmaya yönelik önlemler alması öneriliyor. Vücudu mümkün olduğunca örten kıyafetlerin tercih edilmesi, uygun sivrisinek kovucu ürünlerin kullanılması, pencere ve kapılara sineklik takılması ve ihtiyaç halinde cibinlik kullanılması alınabilecek önlemler arasında bulunuyor.</p>

<p>Sivrisineklerin çoğalmasını engellemek amacıyla evlerin ve yaşam alanlarının çevresinde durgun su birikmesinin önüne geçilmesi ve sivrisineklerin üreyebileceği su birikintilerinin düzenli olarak temizlenmesi de önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dang hummasının görüldüğü bir bölgede bulunduktan sonra yüksek ateş, yoğun kas ve eklem ağrısı, döküntü veya kanama gibi belirtilerin ortaya çıkması durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/dang-virusu-nedir-olumcul-mudur-dang-virusu-belirtileri-neler</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/dang-virusu-nedir-olumcul-mudur-dang-virusu-belirtileri-neler-2.webp" type="image/jpeg" length="40059"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Medical Point'e 'Altın' madalya!]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/medical-pointe-altin-madalya</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/medical-pointe-altin-madalya" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İEÜ Medical Point Hastanesi, tüm dünyada en çok kabul gören yeşil bina derecelendirme sistemi olan uluslararası LEED’ten “Gold” sertifika alarak, sağlık sektöründe önemli bir başarıya imza attı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.yenibakishaber.com/izmir-ekonomi-universitesi-medical-point-hastanesi-ege-ikincisi-oldu">İEÜ Medical Point Hastanesi</a>, sürdürülebilirlik alanındaki uygulamaları kapsamında uluslararası yeşil bina derecelendirme sistemi LEED’den Gold (Altın) seviyesinde sertifika almaya hak kazandı. Binaların çevresel etkilerinin ve işletme performanslarının uluslararası ölçütlere göre değerlendirildiği sertifikasyon sürecinde hastanenin enerji ve su kaynaklarının verimli kullanımına, atık yönetimine, iç hava kalitesine ve insan sağlığına yönelik uygulamaları değerlendirildi.</p>

<h3>Birçok başlık değerlendirildi</h3>

<p>LEED sertifikasyon sürecinde yapıların çevre üzerindeki etkilerinin azaltılması ve kaynakların daha verimli kullanılması amacıyla farklı kriterler dikkate alınıyor. İEÜ Medical Point Hastanesi’nin değerlendirme sürecinde enerji ve su kaynaklarının verimli kullanımı, atık yönetimi, iç hava kalitesi, insan sağlığını gözeten uygulamalar ve operasyonel verimlilik gibi başlıklar ele alındı. Sürecin tamamlanmasının ardından hastane Gold seviyesinde sertifikalandırıldı.</p>

<p><img alt="Medical Pointe Altin Madalya Yenibakishaber (1)" class="detail-photo img-fluid" height="881" src="https://yenibakishabercom.teimg.com/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/medical-pointe-altin-madalya-yenibakishaber-1.webp" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>"Sadece bir belge değil"</h3>

<p>İEÜ Medical Point Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba, insan sağlığını doğaya saygılı bir yaklaşımla ele aldıklarını belirterek kalite ve sürdürülebilirliği bir arada yürütmeyi amaçladıklarını ifade etti. LEED Gold sertifikasının yalnızca alınan bir belge olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kubba, sertifikanın enerji, su, atık yönetimi, iç hava kalitesi, insan sağlığı ve operasyonel verimlilik alanlarında yürütülen çalışmaların uluslararası ölçekteki karşılığı olduğunu kaydetti.</p>

<h3>Gelecek kuşaklara karşı sorumluluk vurgusu</h3>

<p>Kalite ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarla geleceğin hastaneciliği olarak tanımladıkları modeli hayata geçirdiklerini belirten Kubba, mevcut ihtiyaçları karşılarken gelecek kuşaklara karşı taşıdıkları sorumluluk doğrultusunda hareket etmeyi sürdüreceklerini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Derya Duğan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/medical-pointe-altin-madalya</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/medical-pointe-altin-madalya-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="89281"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Demans bakım verenlerine tiyatroyla kriz yönetimi eğitimi]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/demans-bakim-verenlerine-tiyatroyla-kriz-yonetimi-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/demans-bakim-verenlerine-tiyatroyla-kriz-yonetimi-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim ve sanatı bir araya getiren yenilikçi "Navigate: Sayfadan Sahneye" projesi, uluslararası tıp dünyasının en saygın organizasyonlarından AAIC 2026’da büyük ilgi gördü. Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal tarafından sunulan çalışma, demans hasta yakınlarına tiyatro aracılığıyla yön vererek küresel ölçekte takdir topladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Demans hastalarına bakım veren ailelerin günlük yaşamda karşılaştıkları krizleri daha etkili yönetmelerini amaçlayan “Navigate: Sayfadan Sahneye” projesi, Alzheimer Derneği Uluslararası Konferansı (AAIC 2026) kapsamında uluslararası tıp camiasına tanıtıldı. <a href="https://www.yenibakishaber.com/medicana-sohbetlerinin-konugu-deniz-celep-oldu">Medicana International İzmir Hastanesi</a> Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal tarafından sunulan proje, bilimsel bilgiyi tiyatroyla bir araya getirerek demans sürecinde ortaya çıkabilen psikolojik ve davranışsal durumlarda kullanılabilecek iletişim yöntemlerini sahneye taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Demans Bakim Verenlerine Tiyatroyla Kriz Yonetimi Egitimi Yenibakishaber (2)" class="detail-photo img-fluid" height="831" src="https://yenibakishabercom.teimg.com/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/demans-bakim-verenlerine-tiyatroyla-kriz-yonetimi-egitimi-yenibakishaber-2.webp" width="1280" /></p>

<h3>Kriz anları tiyatro sahnesinde ele alınıyor</h3>

<p>“Navigate: Sayfadan Sahneye” projesi, aile içinde bakım verenlerin demans sürecinde karşılaşabildiği apati, ajitasyon ve anksiyete gibi nöropsikiyatrik ve davranışsal belirtileri daha iyi anlamalarına yardımcı olmayı hedefliyor. Tiyatro sahneleri üzerinden günlük yaşamda karşılaşılabilecek kriz durumları canlandırılırken, bakım verenlerin hangi iletişim yaklaşımlarının etkili olduğunu uygulamalı şekilde deneyimlemelerine olanak sağlanıyor. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, tiyatronun eğitim aracı olarak kullanılmasıyla teorik bilgilerin uygulamalı ve duygusal bir karşılık bulduğunu belirtti. Yöntemin, hastaların yaşam kalitesine katkı sağlamasının yanı sıra bakım verenlerin zorlu durumlarla başa çıkma becerilerini de güçlendirdiğini ifade etti.</p>

<h3>Farklı ülkelerden araştırmacılarla buluştu</h3>

<p>Alzheimer ve demans alanındaki bilim insanlarını bir araya getiren Alzheimer Derneği Uluslararası Konferansı AAIC 2026 kapsamında sunulan çalışma, farklı ülkelerden katılımcılarla buluştu. Projeye ABD, Birleşik Krallık, Kolombiya, Etiyopya ve Güney Kore başta olmak üzere çeşitli ülkelerden araştırmacı ve akademisyenlerin ilgi gösterdiği belirtildi. Uluslararası Alzheimer Derneği bünyesindeki Dünya Beyin Sağlığı Enstitüsü (GBHI) tarafından sağlanan fonlarla hayata geçirilen çalışmanın farklı kültürlere ve topluluklara uyarlanması da planlanıyor. Doç. Dr. Uysal, projenin uluslararası iş birlikleriyle geliştirilerek daha geniş bir alana taşınmasını hedeflediklerini bildirdi.</p>

<p><img alt="Demans Bakim Verenlerine Tiyatroyla Kriz Yonetimi Egitimi Yenibakishaber (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1038" src="https://yenibakishabercom.teimg.com/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/demans-bakim-verenlerine-tiyatroyla-kriz-yonetimi-egitimi-yenibakishaber-1.webp" width="1280" /></p>

<h3>İzmir’de başladı, Adana ve Mersin’e taşındı</h3>

<p>Projenin ilk uygulaması İzmir’de pilot çalışma olarak gerçekleştirildi. Ardından Adana ve Mersin’de düzenlenen gösterimlerle çalışma farklı kentlerde ailelerle buluşturuldu. Projenin Türkiye genelindeki programının da devam edeceğini belirten Doç. Dr. Uysal, eylül ayında Eskişehir’de, kasım ve aralık aylarında ise Kayseri ve Van’da etkinliklerin gerçekleştirileceğini açıkladı. İzmir’de başlayan projenin Türkiye’nin farklı kentlerine yayılmasının ardından uluslararası alanda uygulanabilecek bir modele dönüşmesi hedefleniyor. Doç. Dr. Uysal, bilim ile sanatın birlikte kullanılmasının demansla yaşayan bireylere ve bakım veren yakınlarına yönelik yaklaşımları geliştirebileceğini belirterek, farklı kültürlere uyarlanabilecek modelin uluslararası çalışmalarla büyütülmesini amaçladıklarını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Fatma İnan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/demans-bakim-verenlerine-tiyatroyla-kriz-yonetimi-egitimi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 13:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/demans-bakim-verenlerine-tiyatroyla-kriz-yonetimi-egitimi-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="70696"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Düzenli check-up erken tanıda kritik]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/duzenli-check-up-erken-tanida-kritik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/duzenli-check-up-erken-tanida-kritik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana International İzmir Hastanesi Check-Up Uzmanı Dr. Yavuz Maşrabacı, herhangi bir sağlık şikâyeti bulunmasa bile düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Kişiye özel planlanan check-up programlarının kronik hastalıkların erken saptanmasında önemli rol oynadığını vurgulayan Maşrabacı, “Kişinin kendini iyi hissetmesi, her şeyin yolunda olduğunu göstermeye tek başına yetmez” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı ve kaliteli bir yaşamın sürdürülebilmesi için düzenli sağlık kontrollerinin önemine dikkat çekiliyor. Koruyucu hekimlik yaklaşımında, herhangi bir hastalık belirtisi ortaya çıkmadan önce mevcut sağlık durumunun değerlendirilmesi ve olası risklerin erken dönemde belirlenmesi temel hedefler arasında yer alıyor.</p>

<p>Medicana International İzmir Hastanesi Check-Up Uzmanı Dr. Yavuz Maşrabacı da kişinin kendisini sağlıklı hissetmesinin, vücuttaki tüm sistemlerin sorunsuz çalıştığını gösteren tek başına yeterli bir ölçüt olmadığını belirtti. Maşrabacı, modern tıbbın kanıta dayalı ve objektif veriler üzerinden ilerlediğini vurgulayarak, sağlık taramalarının düzenli aralıklarla yapılmasının önem taşıdığını söyledi.</p>

<h3>Yıllık kontrol önemli</h3>

<p>Sağlığın yalnızca hastalık bulunmaması şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Maşrabacı, fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik halinin birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Check-up uygulamalarının kişinin fizyolojik yapısı ve ihtiyaçları hakkında kapsamlı değerlendirme yapılmasına imkân sunduğunu kaydeden Maşrabacı, genel sağlık kontrollerinin her yıl düzenli olarak tekrarlanmasının önemli olduğunu aktardı.</p>

<p>Değişen yaşam koşullarının kronik hastalık riskini artırabildiğine dikkat çeken Maşrabacı, beslenme alışkanlıklarındaki değişim, tütün ve alkol kullanımı, yoğun stres ile travmayla baş etme süreçlerinde yaşanan güçlüklerin vücudun metabolik ve sistemik dengesini doğrudan etkileyebildiğini söyledi.</p>

<h3>Kronik riskler artıyor</h3>

<p>Yaşam tarzına bağlı faktörlerin obezite ve diyabet gibi endokrin sistem hastalıklarına zemin hazırlayabildiğini belirten Maşrabacı, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları, depresyon odaklı nöropsikiyatrik tablolar ve diğer kronik süreçleri de tetikleyebildiğini ifade etti.</p>

<p>Toplumda sık görülen hastalıklar arasında kalp-damar rahatsızlıkları, kanser türleri, solunum sistemi hastalıkları ve diyabetin öne çıktığını belirten Maşrabacı, sağlık taramalarının yalnızca fiziksel hastalıkların değil, ruhsal risklerin altında yatan bazı etkenlerin değerlendirilmesine de katkı sağlayabildiğini kaydetti.</p>

<h3>Herkese aynı değil</h3>

<p>Check-up programlarının standart bir kalıp içerisinde uygulanmaması gerektiğini vurgulayan Maşrabacı, sağlık değerlendirmelerinin kişinin yaşına, cinsiyetine, mevcut hastalıklarına, ailesel risklerine ve yaşam tarzına göre şekillendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Çocukluk çağındaki sağlık kontrollerinin pediatri uzmanlığında yürütüldüğünü belirten Maşrabacı, yetişkinlerde ise tarama programlarının yaş gruplarına göre farklılaştırıldığını ifade etti.</p>

<p>Yetişkinlerde sağlık değerlendirmelerinin genel olarak 40 yaş altı, 40 yaş üstü ve 50 yaş üstü gruplarda farklı içeriklerle planlandığını kaydeden Maşrabacı, sporcular ve özel fiziksel aktivite düzeyine sahip kişiler için de ayrıca değerlendirme panelleri hazırlanabildiğini söyledi.</p>

<h3>Cinsiyet de belirleyici</h3>

<p>Kadınlarda premenopoz, menopoz ve menopoz sonrası dönemlerin yanı sıra kemik yoğunluğu gibi değişkenlerin de check-up programlarının içeriğini etkilediğini belirten Maşrabacı, risk faktörlerinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genetik yatkınlık, ailede hipertansiyon ya da diyabet öyküsü bulunması ve zararlı alışkanlıkların önemli risk başlıkları arasında yer aldığını vurgulayan Maşrabacı, hiçbir belirti vermeden ilerleyebilen bazı durumların da sağlık taramalarıyla saptanabileceğini söyledi.</p>

<p>Maşrabacı, “Genetik yatkınlık, ailede hipertansiyon veya diyabet gibi kronik hastalık öyküsünün bulunması ve zararlı alışkanlıklar en belirgin risk faktörleri arasındadır. Hiçbir belirti vermeden gizlice ilerleyebilen durumların tespiti için insülin direnci ve gizli şeker gibi kritik parametreleri inceliyor, elde edilen veriler doğrultusunda bireye özgü sağlıklı yaşam planlamalarını devreye alıyoruz” dedi.</p>

<p><img alt="Duzenli Check Up Erken Tanida Kritik (1)" class="detail-photo img-fluid" height="682" src="https://yenibakishabercom.teimg.com/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/duzenli-check-up-erken-tanida-kritik-1.jpg" width="1024" /></p>

<h3>Muayene ile başlıyor</h3>

<p>Standart bir check-up sürecinin genellikle iç hastalıkları uzmanı ya da bu alanda deneyimli bir hekimin genel değerlendirmesiyle başladığını belirten Maşrabacı, kişinin tıbbi gereksinimlerine göre farklı branşların da sürece dahil edilebildiğini söyledi.</p>

<p>Kardiyoloji, fizik tedavi, göz ve kulak burun boğaz muayenelerinin ihtiyaç halinde değerlendirmeye eklendiğini belirten Maşrabacı, bütüncül sağlık yaklaşımı kapsamında psikolog veya psikiyatrist görüşünün de önem taşıyabileceğini ifade etti.</p>

<p>Laboratuvar ve görüntüleme yöntemlerinin ise kişinin yaşı ve tıbbi gerekliliklerine göre planlandığını aktardı.</p>

<h3>Tetkikler kişiye özel</h3>

<p>Maşrabacı, görüntüleme yöntemlerinin de herkese aynı şekilde uygulanmadığını belirterek, tıbbi zorunluluk bulunmadıkça 40 yaş altındaki kadınlarda öncelikle meme ultrasonografisinin tercih edilebildiğini, mamografi incelemesinin ise genellikle 40 yaş sonrasında gündeme geldiğini söyledi.</p>

<p>Akciğer grafisi, EKG ve ekokardiyografinin sık kullanılan değerlendirmeler arasında bulunduğunu belirten Maşrabacı, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans gibi ileri görüntüleme yöntemlerinin ise ancak hekimin gerekli gördüğü durumlarda tercih edildiğini ifade etti.</p>

<p>Check-up programlarının gereksiz tetkik yükü oluşturmak yerine, kişisel risklere göre şekillendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<h3>Sonuçlar birlikte değerlendiriliyor</h3>

<p>Tüm tetkik ve muayenelerin tamamlanmasının ardından sonuçların bütüncül biçimde değerlendirildiğini belirten Maşrabacı, sınırda ya da şüpheli sonuçlarla karşılaşıldığında ilgili uzmanlık alanlarına yönlendirme yapıldığını söyledi.</p>

<p>Kan şekeri yüksek bulunan kişilerin endokrinolojiye, akciğer grafisinde şüpheli bulgu tespit edilenlerin ise göğüs hastalıkları bölümüne yönlendirilebildiğini aktaran Maşrabacı, check-up sürecinin herhangi bir tedavinin yerine geçmediğini özellikle vurguladı.</p>

<p>Düzenli kontrolün doğru beslenme, fiziksel aktivite ve kronik hastalık takibiyle birlikte değerlendirildiğinde genel sağlık farkındalığını artıran bir araç olduğunu ifade etti.</p>

<h3>“İyi hissetmek yetmez”</h3>

<p>Genel check-up değerlendirmesinin yılda bir kez yapılmasının ideal olduğunu belirten Maşrabacı, mevcut kronik hastalığı ya da endokrinolojik sorunu bulunan kişilerin ise hekim önerisine göre daha sık kontrol edilmesi gerekebileceğini söyledi.</p>

<p>Maşrabacı, “Kişinin kendini iyi ve sağlıklı hissetmesi, vücudunda her şeyin yolunda gittiğini gösteren tek başına yeterli bir ölçüt değildir. Çağdaş tıbbın temeli kanıta dayalı objektif verilere dayanır. Mevcut endokrinolojik veya kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin hekim önerisiyle 6 aylık periyotlarla ara kontrollere girmesi, olası risklerin zamanında yönetilmesini sağlar” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Düzenli sağlık taramalarının, kişinin mevcut sağlık durumunu daha yakından tanımasına ve olası risklerin henüz belirti vermeden fark edilmesine katkı sağlayabildiğini belirten Maşrabacı, check-up programlarının kişiye özel planlanmasının bu nedenle büyük önem taşıdığını kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/duzenli-check-up-erken-tanida-kritik</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/duzenli-check-up-erken-tanida-kritik-3.jpg" type="image/jpeg" length="54486"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcaktan kaçarken sağlığınızdan olmayın!]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/sicaktan-kacarken-sagliginizdan-olmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/sicaktan-kacarken-sagliginizdan-olmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İEÜ Medical Point Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erdal İn, sıcak havalarda kurtarıcı olarak görülen klimaların bakımsız bırakıldığı zaman sağlığı tehdit eden gizli bir düşmana dönüştüğünü söyledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte klima kullanımı yaygınlaşırken, bakımı yapılmayan bazı soğutma sistemleri solunum yolu hastalıkları açısından risk oluşturabiliyor. Özellikle İzmir gibi sıcak iklime sahip kentlerde günlük yaşamın önemli bir parçası haline gelen klima sistemlerinin doğru kullanılması ve düzenli bakımının yapılması önem taşıyor. <a href="https://www.yenibakishaber.com/medical-pointte-modern-saglik-hizmeti-ile-dogal-ortam-bir-arada">İEÜ Medical Point Hastanesi</a> Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erdal İn, halk arasında Lejyoner Hastalığı olarak bilinen ve Lejyonella bakterisine bağlı gelişen enfeksiyona dikkat çekti. Hastalık, bazı durumlarda zatürre tablosuna kadar ilerleyebiliyor.</p>

<h3>Her klima aynı riski taşımıyor</h3>

<p>Lejyonella bakterisinin bütün klima sistemlerinden bulaşmadığını belirten Prof. Dr. İn, özellikle evlerde kullanılan kuru sistem klimalarda bakterinin üremesinin oldukça zor olduğunu ifade etti. Riskin daha çok alışveriş merkezleri, oteller ve ofisler gibi büyük su tankları içeren soğutma sistemlerinde ortaya çıkabildiğini belirterek, Lejyonella bakterisinin bu sistemlerde üreyip çoğalarak insanlara bulaşabileceğini kaydetti. Bu nedenle özellikle büyük ve ortak kullanılan soğutma sistemlerinin bulunduğu ortamlarda gerekli bakım ve kontrollerin yapılması önem taşıyor.</p>

<h3>Hastalık sinsi ilerleyebiliyor</h3>

<p>Lejyonella enfeksiyonunun başlangıçta klasik bir solunum yolu enfeksiyonuna benzeyebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. İn, ilk aşamada boğaz, kas ve eklem ağrıları gibi belirtilerin görülebileceğini, ilerleyen süreçte ise tablonun değişebileceğini belirtti. Bakterinin sağlıklı kişilerde zatürreye yol açma olasılığının düşük olduğunu ifade ederek, bazı gruplarda ise riskin arttığına dikkat çekti. Özellikle KOAH ve astım gibi kronik hastalığı bulunanlar, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananlar, sigara tüketenler ve ileri yaştaki kişiler Lejyonella enfeksiyonuna karşı daha yüksek risk taşıyor.</p>

<h3>Yüksek ateş ve öksürük varsa dikkat</h3>

<p>Prof. Dr. İn, yüksek ateş, öksürük, boğaz ağrısı ile kas ve eklem ağrısı yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden uzman hekime başvurması gerektiğini belirtti. Enfeksiyonun alerjik hastalıkları tetikleyebildiğini ve üst solunum yollarında çeşitli rahatsızlıklara neden olabildiğini aktararak, alerjik yakınmaların artması halinde hastanın durumuna göre alerji ilaçları, nefes açıcı ilaçlar ve mukozayı nemlendirmeye yönelik tedaviler uygulanabildiğini ifade etti. Zatürre gelişmesi durumunda ise hastalığın ağırlaşmasını önlemek amacıyla hekim değerlendirmesi doğrultusunda antibiyotik tedavisine başvurulabildiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Klima 23-25 derece arasında tutulmalı</h3>

<p>Klima kullanımından kaynaklanabilecek sağlık sorunlarına karşı düzenli bakımın önemini vurgulayan Prof. Dr. İn, klima bakımının her yıl yaptırılması gerektiğini belirtti. Filtrelerin ise 15 günde bir temizlenmesini önererek, zaman içerisinde filtrelerde biriken toz, mantar ve küflerin alerjik reaksiyonları tetikleyebileceğine dikkat çekti. Klima kullanılan ortamlarda sıcaklığın 23 ile 25 derece arasında tutulması gerektiğini belirterek, soğuk hava akımının doğrudan vücuda yönlendirilmemesinin de sağlık açısından önemli olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Fatma İnan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/sicaktan-kacarken-sagliginizdan-olmayin</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/sicaktan-kacarken-sagliginizdan-olmayin-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="71831"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prematüre bebeklerde anne sütü hayati önem taşıyor]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/premature-bebeklerde-anne-sutu-hayati-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/premature-bebeklerde-anne-sutu-hayati-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. İnan Can Buran, prematüre bebeklerin sağlıklı gelişiminde anne sütünün kritik rol üstlendiğini belirtti. Anne sütünün erken doğan bebekler için yalnızca besin değil, enfeksiyonlara karşı koruyucu doğal bir destek olduğunu vurgulayan Buran, yoğun bakım sürecinde anne sütüyle beslenmenin öncelikli hedef olduğunu ifade etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prematüre doğan bebeklerin sağlıklı büyümesi ve yaşam şansının artırılmasında anne sütünün önemli rol oynadığına dikkat çeken <a href="https://www.yenibakishaber.com/yaz-sicaklarina-karsi-saglikli-uyumanin-recetesi">Medicana International İzmir Hastanesi</a> Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. İnan Can Buran, erken doğumun ardından anne bedeninin bebeğin ihtiyaçlarına uygun içerikte süt üretmeye başladığını söyledi. Anne sütünün yalnızca beslenme ihtiyacını karşılamadığını belirterek, enfeksiyonlardan korunma, bağırsakların olgunlaşması ve beyin gelişiminin desteklenmesi açısından da kritik katkılar sunduğunu ifade etti. Bu nedenle yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde temel hedefin, bebeğin mümkün olan en kısa sürede anne sütüyle buluşturulması olduğunu dile getirdi.</p>

<h3>Anne sütü vazgeçilmez bir şifa kaynağı</h3>

<p>Prematüre bebeklerin emme refleksi gelişmemiş olsa bile anne sütüyle buluşturulmasının önemine işaret eden Dr. Buran, annelere doğumun ilk saatlerinden itibaren süt sağma eğitimi verildiğini aktardı. Sağılan sütün uygun koşullarda saklandığını belirterek, bebeğin sağlık durumuna göre anne sütünün mideye uzanan ince bir beslenme sondasıyla ya da emmeye hazır hale geldiğinde doğrudan anne memesinden verildiğini söyledi. Emme refleksi henüz oluşmayan bebeklerde ise çok küçük miktarlardaki anne sütünün bile değerli olduğunu vurgulayan Dr. Buran, ağız mukozasına damlatılan birkaç damla anne sütünün bağışıklık sisteminin desteklenmesine katkı sağlayabildiğini ifade etti.</p>

<h3>Prematüre doğumda anne sütü farklı özellikler taşıyor</h3>

<p>Erken doğum yapan annelerin süt içeriğinin zamanında doğum yapan annelerden farklı olduğuna dikkat çeken Dr. Buran, anne bedeninin prematüre doğuma biyolojik olarak uyum sağladığını belirtti. Prematüre bebekler için üretilen anne sütünün ilk haftalarda daha yüksek protein, bazı mineraller, bağışıklık sistemini destekleyen bileşenler ve koruyucu antikorlar içerdiğini ifade ederek, bu sayede bebeğin büyüme ve gelişim ihtiyaçlarına daha uygun bir besin oluştuğunu söyledi. Türkiye'de anne sütü bağışının uygulanmadığını hatırlatan Dr. Buran, her annenin sütünün kendi bebeğine özel özellikler taşımasının prematüre bebeklerde anne sütünün önemini daha da artırdığını kaydetti.</p>

<h3>Stres süt üretimini olumsuz etkileyebiliyor</h3>

<p>Yoğun bakım sürecinde ailelerin yaşadığı kaygının anne sütü üzerinde etkili olabileceğini belirten Dr. Buran, yoğun stresin süt üretimini tamamen durdurmasa da sütün memeden boşalmasını sağlayan refleksi zorlaştırabileceğini ifade etti. Ailelerin bu süreçte desteklenmesinin önemine dikkat çekerek, ilk günlerde gelen birkaç damla sütün bile büyük değer taşıdığını, düzenli sağımın ise süt üretiminin devamlılığını sağlamada önemli rol oynadığını söyledi.</p>

<h3>Anne sütü yetersiz kalıyorsa mama kullanılabilir</h3>

<p>Anne sütünün yeterli olmadığı durumlarda önceliğin yine mevcut anne sütünü kullanmak olduğunu belirten Dr. Buran, yurt dışında donör anne sütü uygulamalarının bulunduğunu ancak Türkiye'de bu yöntemin kullanılmadığını ifade etti. Bu nedenle ihtiyaç halinde prematüre bebekler için geliştirilen özel mamalardan yararlanıldığını aktararak, bu ürünlerin anne sütünün yerini tam olarak tutmasa da protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve bazı bağışıklık bileşenleri açısından bebeğin beslenmesini desteklediğini paylaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Beslenmede yalnızca kilo kriteri yeterli değil</h3>

<p>Prematüre bebeklerin doğrudan anne memesinden beslenmeye başlamasında yalnızca kilo kriterinin dikkate alınmadığını belirten Dr. Buran, solunumun stabil olması ve genel sağlık durumunun uygun olmasının da önemli olduğunu söyledi. Emme, yutma ve nefes alma koordinasyonunun prematüre bebeklerde genellikle gebeliğin 32 ila 35'inci haftaları arasında gelişmeye başladığını ifade ederek, bu nedenle 35 haftanın altında ve 2 kilogramın altındaki bebeklerde emme refleksinin çoğunlukla tam gelişmediğini kaydetti. Dr. Buran, bu süreçte bebeklerin anneyle temasını artırmak amacıyla kanguru bakımı, kısa emzirme denemeleri ve kontrollü buluşmalar yapılarak emmeye hazırlık sürecinin desteklendiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Derya Duğan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/premature-bebeklerde-anne-sutu-hayati-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/premature-bebeklerde-anne-sutu-hayati-onem-tasiyor-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="56914"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak havada egzersiz elektrolit dengesini bozabilir]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/sicak-havada-egzersiz-elektrolit-dengesini-bozabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/sicak-havada-egzersiz-elektrolit-dengesini-bozabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklık ve yoğun fiziksel aktivitenin vücutta sıvının yanı sıra önemli minerallerin de kaybına yol açtığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Sütçüoğlu, uzun süren egzersizler ile aşırı terleme sonrasında elektrolit dengesinin korunmasının önem taşıdığına dikkat çekti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Sütçüoğlu, yaz aylarında yükselen hava sıcaklıkları ve yoğun fiziksel aktiviteler nedeniyle vücudun yalnızca su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineralleri de kaybettiğini söyledi. Özellikle uzun süre egzersiz yapanlar, aşırı terleyenler ile ishal ve kusma yaşayan kişilerde elektrolit dengesinin bozulabileceğini belirterek, kaybedilen minerallerin yerine konulmasının sağlık açısından önem taşıdığını vurguladı.</p>

<h3>Aşırı su tüketimi de risk oluşturabiliyor</h3>

<p>Egzersiz sonrasında yalnızca bol su içmenin yeterli olduğu düşüncesinin doğru olmadığını belirten Sütçüoğlu, aşırı su tüketilmesine karşın yeterli tuz alınmamasının kandaki sodyum seviyesini düşürebileceğini ifade etti. Hiponatremi olarak adlandırılan bu durumun baş ağrısı, yorgunluk, mide bulantısı, kusma, kas güçsüzlüğü ve kramplar gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini aktararak, özellikle sıcak havalarda yapılan yoğun egzersizlerin ardından sıvı kadar elektrolit dengesinin de korunması gerektiğini dile getirdi.</p>

<h3>Bir saati aşan egzersizlerde elektrolit desteği önerisi</h3>

<p>Yoğun fiziksel aktivitenin bir saatten uzun sürdüğü durumlarda yalnızca sıvının değil, elektrolitlerin de yerine konulmasının önem taşıdığını belirten Sütçüoğlu, kusma, ishal ve yüksek ateş gibi sağlık sorunlarının da elektrolit dengesini bozabileceğini söyledi. Bu tür durumlarda potasyum bakımından zengin meyve sularının ve tuz içeren çorbaların sıvı-elektrolit dengesinin yeniden sağlanmasına katkı sunabileceğini ifade ederek, evde hazırlanabilecek karışımlarda bir litre suya yaklaşık dörtte bir çay kaşığı tuz eklenebileceğini, ancak karışımın aşırı tuzlu olmaması gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Bazı besinler mineral desteği sağlayabiliyor</h3>

<p>Elektrolit ihtiyacının kişiden kişiye farklılık gösterebileceğini belirten Sütçüoğlu, yoğun terleme sonrasında yalnızca su tüketmenin her zaman yeterli olmayabileceğini söyledi. Kaybedilen sodyumun yerine konulmasına destek olmak amacıyla tuzlu atıştırmalıklar ile peynir gibi besinlerin tercih edilebileceğini belirterek, avokado, muz, somon ve hindistan cevizi suyunun ise potasyum açısından zengin besinler arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<h3>Kas krampları ve halsizlik uyarı olabilir</h3>

<p>Yaz aylarında yoğun egzersiz yapanlar, açık havada çalışanlar ve uzun süre güneş altında kalan kişilerin halsizlik, kas krampları, baş ağrısı ve koyu renkli idrar gibi belirtileri dikkate alması gerektiğini belirten Sütçüoğlu, bu şikâyetlerin vücudun sıvı ve elektrolit dengesinin bozulduğuna işaret edebileceğini söyledi. Şikâyetlerin devam etmesi halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasının önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/sicak-havada-egzersiz-elektrolit-dengesini-bozabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 16:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/sicak-havada-egzersiz-elektrolit-dengesini-bozabilir-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="28743"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan omuz ağrısı uyarısı: Geçmeyen şikayetler ihmal edilmemeli]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/uzmandan-omuz-agrisi-uyarisi-gecmeyen-sikayetler-ihmal-edilmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/uzmandan-omuz-agrisi-uyarisi-gecmeyen-sikayetler-ihmal-edilmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan fiziksel aktivitelerle birlikte omuz yaralanmalarında da artış yaşandığını belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, uzun süre devam eden omuz ağrılarının hafife alınmaması gerektiğini söyledi. Kaçmaz, erken müdahalenin ileride cerrahi gerektirebilecek sorunların önüne geçebileceğini paylaştı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.yenibakishaber.com/medicana-international-izmirden-bengisu-avciya-destek">Medicana International İzmir Hastanesi</a> Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, günlük yaşamda en fazla kullanılan eklemlerden biri olan omzun geniş hareket kabiliyeti nedeniyle yaralanmalara açık olduğunu belirtti. Özellikle yaz aylarında artan spor ve fiziksel aktivitelerle birlikte omuz şikâyetlerinde belirgin artış görüldüğünü ifade ederek, hafif başlayan ağrıların zamanla ciddi sağlık sorunlarına dönüşebileceğine dikkat çekti.</p>

<h3>Masa başında çalışanları da etkiliyor</h3>

<p>Omuz yaralanmalarının yalnızca profesyonel sporcularda görülmediğini belirten Doç. Dr. Kaçmaz, yüzme, tenis ve fitness gibi sporlarla uğraşan kişilerin yanı sıra uzun süre masa başında çalışanlarda da benzer sorunlarla karşılaşıldığını söyledi. En sık rastlanan rahatsızlıklar arasında kas ve tendon zorlanmaları, rotator manşet yaralanmaları ile omuz sıkışma sendromunun bulunduğunu belirterek, omuz ekleminin geniş hareket açıklığı sağlayabilmek için hassas bir yapıya sahip olduğunu, bu dengenin kaslar ve tendonlar tarafından korunduğunu ifade etti. Rotator manşet adı verilen kas grubunun omuzun sağlıklı çalışmasında kritik rol üstlendiğini belirten Doç. Dr. Kaçmaz, bu yapıların zayıflaması ya da aşırı yüklenmesi halinde ağrı ve hareket kısıtlılığının ortaya çıkabildiğini kaydetti.</p>

<h3>Tekrarlayan zorlanmalar ve postür bozukluğu</h3>

<p>Omuz yaralanmalarında en önemli nedenlerden birinin tekrarlayan zorlanmalar olduğunu belirten Doç. Dr. Kaçmaz, özellikle yüzme, tenis ve voleybol gibi baş üstü hareketlerin yoğun olduğu sporlarda aynı hareketlerin sürekli tekrarlanmasının dokularda yıpranmaya yol açtığını söyledi. Yetersiz ısınma, yanlış teknik ve kas dengesizliklerinin de yaralanma riskini artırdığını ifade ederek, günlük yaşam alışkanlıklarının da omuz sağlığı üzerinde etkili olduğunu vurguladı. Uzun süre öne eğik pozisyonda oturmanın ve bilgisayar başında geçirilen saatlerin omuz kaslarında dengesizlik oluşturabileceğini belirten Doç. Dr. Kaçmaz, bunun zamanla omuz rahatsızlıklarına zemin hazırlayabileceğini dile getirdi.</p>

<h3>Geçmeyen ağrılar için erken tedavi önerisi</h3>

<p>Gece saatlerinde artan, kol kaldırırken belirginleşen ya da haftalarca devam eden omuz ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Kaçmaz, bu tür şikâyetlerin yalnızca dinlenmeyle geçeceği düşüncesinin doğru olmadığını söyledi. Erken dönemde uygulanacak basit tedavilerin ilerleyen süreçte cerrahi müdahale gerektirebilecek sorunların önüne geçebileceğini ifade ederek, omuz ağrısının çoğu zaman küçük belirtilerle başladığını, bu uyarıların dikkate alınmasının uzun süreli hareket kısıtlılıklarını önlemede önemli rol oynadığını aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Isınma ve doğru teknik yaralanmalara karşı koruyor</h3>

<p>Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, omuz yaralanmalarını önlemek için spor öncesinde düzenli ısınmanın büyük önem taşıdığını belirtti. Özellikle elastik bantlarla yapılan germe ve kuvvetlendirme egzersizlerinin omuz kaslarını fiziksel yüklenmeye hazırladığını ifade ederek, egzersizlerin doğru teknikle yapılmasının ve ani, kontrolsüz hareketlerden kaçınılmasının yaralanma riskini azalttığını söyledi. Doğru hazırlık, bilinçli egzersiz ve uygun teknikle hem aktif yaşamın sürdürülebileceğini hem de omuz sağlığının korunabileceğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Derya Duğan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/uzmandan-omuz-agrisi-uyarisi-gecmeyen-sikayetler-ihmal-edilmemeli</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 16:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/uzmandan-omuz-agrisi-uyarisi-gecmeyen-sikayetler-ihmal-edilmemeli-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="75715"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SES Başkanı: Beyaz Kod uygulaması sağlıkçıyı korumuyor!]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/ses-baskani-beyaz-kod-uygulamasi-saglikciyi-korumuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/ses-baskani-beyaz-kod-uygulamasi-saglikciyi-korumuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hastanelerde yaşanan şiddet olaylarına her gün bir yenisi eklenirken Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Hava Akcan, caydırıcı amaçla geliştirilen “Beyaz kod” uygulamasının sağlıkçıyı yeterince korumadığını söyledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Sağlık çalışanlarına yönelik fiziksel saldırı, sözlü şiddet veya tehdit durumlarında güvenliği sağlamak ve hukuki süreç başlatmak için kullanılan acil durum yönetim aracı” olarak tanımlanan sisteme yapılan başvuruların Sağlık Bakanlığı süzgecinden geçirildiğini belirten Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Hava Akcan, rakamların gizlendiğini iddia etti. “Sağlıkta şiddet tırmanıyor” algısının oluşmaması için sağlıkçının mağdur edildiği pek çok konunun üzerinin kapatıldığını ileri süren Akcan, “Sistem sahadaki gerçekliği gizleyecek şekilde eksik işliyor. Bir hastanede ayda 30 kez ‘Beyaz Kod’ verilse bile, hepsi kayıtlara geçmez. Hastane yöneticileri, komisyonlar veya Sağlık Bakanlığı hangi olayın ‘Beyaz Kod’ sayılıp bildirileceğine kendileri karar verir. Her ay onlarca ‘Beyaz Kod’ kaydedilmesi kamuoyunda ‘Sağlıkta şiddet tırmanıyor’ algısı yaratacağı için sistem bu durumun öne çıkmasını istemez” diye konuştu.</p>

<h2>CİDDİ DARP, ORGAN KAYBI YA DA CAN KAYBI</h2>

<p>Şiddet olaylarının büyüklüğüne göre hareket edildiğini ifade eden Akcan, şöyle devam etti: “Ne yazık ki ‘Beyaz Kod’ mekanizması; ancak sağlık çalışanı ciddi şekilde darp edildiğinde, organ kaybı yaşadığında veya hayatını kaybettiğinde tam anlamıyla devreye sokulmaktadır. Özetle; mevcut sistem sağlık çalışanını korumamakta, etkin bir ceza yasası uygulanmamaktadır. İki yıl önce sözü verilen ve emniyet güçlerinin hastaneye hızlı müdahalesini öngören ‘Gri Kod’ gibi vaatler de kağıt üzerinde kalmış, bugün hastanelerdeki özel güvenlik personeli dahi çalışanları korumada yetersiz kalmaktadır. Sağlıkta şiddet her geçen gün tırmanmaya devam ediyor. Çalışanlar olaylara müdahil olmaktan çekiniyor. Hastanelere polis ve jandarma görevlendirildi ancak onların da müdahale etme yetkisi bulunmuyor. ‘Beyaz Kod’ verildiğinde sağlık çalışanları ciddi bir mağduriyet yaşıyor. Görevliler, çalışana görev yerini bırakıp karakola gitmesini söylüyor. Oysa biz görev yerimizi terk edemeyiz; kolluk kuvvetlerinin gelip ifademi yerinde alması gerekir. Üstelik mevcut sistem, süreç içinde zaman, zaman sağlık çalışanını suçlu durumuna düşürebiliyor. ‘Beyaz Kod’ verilip verilmeyeceğine yöneticiler karar verirken çalışan 'Uğraşamayacağım, başıma iş açılmasın' diyerek hakkından vazgeçmek zorunda kalıyor.</p>

<h2>HAKİMLER DOĞAL OLARAK HASTADAN YANA OLUYOR</h2>

<p>Olaylar yargıya taşındığında hakimlerin yaklaşımı genelde aynı oluyor. Hakim, hastanın şikayeti nedeniyle hastaneye başvurduğunu ve mağdur olduğunu düşünüyor. Hastayı koruyan kararlar çıkmasını biz de doğru buluyoruz; ancak buradaki asıl mağduriyetin kaynağı hasta veya hasta yakını değil, uygulanan sağlık politikalarıdır. Biriken ciddi bir hasta potansiyeli var, ancak bunu karşılayacak yeterli personel ve sistem yok. Hasta iyileşmek istiyor ama sistem yetersiz; çalışan yoğun tempodan mağdur, hasta sistem yetersizliğinden mağdur. Olay mahkemeye gittiğinde hastanın mağduriyeti görünüyor fakat sağlık çalışanının görünmeyen mağduriyeti göz ardı ediliyor."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>CAYDIRICI CEZALAR OLAYLARA ENGEL OLMUYOR</h2>

<p>Şiddet olaylarıyla ilgili getirilen caydırıcı cezaların da etkili olmadığını savunan Akcan şöyle devam etti: “Bu sorun mahkeme kararlarıyla ya da güvenlik tedbirleriyle çözülemez. Bin yılla yargılasan da çözüm olmaz, çünkü sorun sistemde. Eskiden mahallesindeki sağlık ocağında işini çözen vatandaş, bugün en ufak bir işlem için bile hastanelere yönlendiriliyor. Aile hekimliği sistemi ve sağlık ocakları işlevsizleştirildi, hekimler adeta birer işletmeci haline getirildi. Bu da hastanelerde yığılmaya, kargaşaya ve kavgaya yol açıyor. Sağlıkta şiddeti engellemenin ve sorunu çözmenin yolu, koruyucu ve ulaşılabilir sağlık hizmetlerinden geçer. Etkin Koruyucu Sağlık Hizmetleri ile çözülür. Mahallelerdeki sağlık ocakları güçlendirilerek, ücretsiz ve etkin koruyucu sağlık hizmeti sunması gerekir. Sağlık sisteminde 1’inci, 2’inci ve 3’üncü basamak sevk zincirinin kurgulanarak disiplinli bir şekilde işletilmesi şarttır. Toplumun ekonomik zorlukları, çalışma şartları ve refah düzeyi sağlık sistemindeki yoğunluğu ve şiddeti doğrudan etkilemektedir. Birçok çalışan, mesai saatlerinde izin alamadığı için akşam saatlerinde acil servislere başvurmaktadır. Uzun ve ağır çalışma şartlarından çıkan, stresi yüksek hasta ve hasta yakınları acile geldiğinde; yetersiz sağlık okuryazarlığı, koruyucu sağlık hizmetlerinin eksikliği ve ekonomik baskılar birleşerek şiddeti tetiklemektedir. Dolayısıyla sağlıkta şiddetin kökeni, doğrudan toplumun genel sosyoekonomik şartlarına dayanmaktadır.</p>

<h2>KAMUOYU BASKISI GEREKİYOR</h2>

<p>Şiddet olaylarının ardından caydırıcı ceza kararı çıkması için kamuoyu baskısı, sendikalar ve tabip odalarının sahip çıkması gerektiğini belirten Hava Akcan, sözlerini şöyle tamamladı:<br />
“Sağlık çalışanlarını koruması gereken ‘Beyaz Kod’ ve hukuki yaptırımlar çoğu zaman tek başına yetersiz kalıyor. Şiddet uygulayan kişilerin caydırıcı cezalar alması genellikle ancak güçlü bir kamuoyu baskısı, sendikalar ve tabip odalarının olaya sahip çıkmasıyla mümkün oluyor. Örneğin 2020 yılında Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilaç bağımlısı bir hastanın, tıbbi prosedürler gereği tahlil yapılmadan reçete yazmayı reddeden asistan hekimin boğazını kestiği olayda; saldırgan, güvenlik ve polis birimlerinin arasından elini kolunu sallayarak kaçabilmiştir. Şüpheli, ancak sağlık örgütleri ve ailenin takibi sonucu oluşan kamuoyu baskısıyla 20 yıl civarında ceza almıştır. Kamuoyu desteği olmayan vakalarda ise failler cezasız kalabilmektedir. Dr. Ersin Arslan'ın katledilmesinin ardında da yine ekonomik bir çıkar yatmaktadır. Yaşlı hastasının vefatının ardından, vefat eden kişinin emekli maaşını almaya devam etmek isteyen hasta yakınları, hekimden ‘ölüm raporu yazmamasını’ talep etmiş; hekimin kanuni görevini yapıp raporu yazması üzerine cinayet işlenmiştir. Görüldüğü üzere beslenme, barınma, eğitim ve ekonomik koşulların tamamı birbiriyle entegredir. Sağlıkta şiddeti sadece ‘sağlıkçı düşmanlığı’ olarak ele almak eksik bir yaklaşımdır; mevcut yapısal ve ekonomik sorunlar çözülmeden şiddetin önüne geçilmesi mümkün görünmemektedir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/ses-baskani-beyaz-kod-uygulamasi-saglikciyi-korumuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/08/hava-akcan-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="44084"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her beş çocuktan biri risk altında: Alerjik riniti hafife almayın]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/her-bes-cocuktan-biri-risk-altinda-alerjik-riniti-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/her-bes-cocuktan-biri-risk-altinda-alerjik-riniti-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, çocuklarda sık görülen alerjik rinitin yalnızca burun şikayetleriyle sınırlı kalmadığını belirtti. Sevgican, zamanında tedavi edilmeyen hastalığın uyku bozukluklarından dikkat dağınıklığına, okul başarısında düşüşten orta kulak sorunlarına kadar çeşitli problemlere yol açabileceğini aktardı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, çocuklarda haftalarca devam eden burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve sık hapşırma gibi şikayetlerin basit bir soğuk algınlığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Belirtilerin özellikle belirli mevsimlerde artması ya da yıl boyunca devam etmesi halinde alerjik rinit olasılığının göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade ederek, hastalığın dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkilediğini kaydetti.</p>

<h3>Ailesinde alerji öyküsü bulunan çocuklarda risk artıyor</h3>

<p>Alerjik rinitin çocukluk çağında sık görülen hastalıklardan biri olduğunu belirten Dr. Sevgican, anne veya babasında alerjik rinit, astım ya da egzama bulunan çocuklarda hastalığın görülme riskinin daha yüksek olduğunu söyledi. Bazı çocuklarda şikayetlerin ilkbahar ve sonbahar gibi mevsim geçişlerinde ortaya çıktığını, bazılarında ise yıl boyunca devam edebildiğini belirterek, polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri, küf mantarları, hava kirliliği ve ani iklim değişikliklerinin hastalığı tetikleyen başlıca etkenler arasında yer aldığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Burun tıkanıklığı uyku düzenini bozabiliyor</h3>

<p>Şeffaf ve sulu burun akıntısı, sık hapşırma nöbetleri, burun ve genizde kaşıntının alerjik rinitin en belirgin belirtileri arasında bulunduğunu kaydeden Dr. Sevgican, burundan rahat nefes alamayan çocukların ağızdan nefes almak zorunda kaldığını, buna bağlı olarak horlama, huzursuz uyku ve sık uyanma gibi sorunların görülebildiğini belirtti. Gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklığın da tabloya eşlik edebileceğini ifade ederek, alerjik rinitte en önemli ayırt edici özelliklerden birinin ise genellikle ateş görülmemesi olduğunu söyledi.</p>

<h3>Farklı sağlık sorunlarına yol açabiliyor</h3>

<p>Dr. Ufuk Sevgican, tedavi edilmeyen alerjik rinitin yalnızca burunla sınırlı kalmadığını vurgulayarak, uzun süreli burun tıkanıklığının orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozukluklarına zemin hazırlayabileceğini belirtti. Uyku kalitesinin bozulmasının çocuklarda dikkat dağınıklığına, okul başarısında düşüşe ve yaşam kalitesinin olumsuz etkilenmesine neden olabileceğini dile getirerek, rahat nefes almanın çocukların sağlıklı gelişimi açısından temel gereksinimlerden biri olduğuna dikkat çekti.</p>

<h3>Alerjenlerden korunma tedavinin ilk adımı</h3>

<p>Alerjik rinit tedavisinde ilk basamağın alerjenlerden korunmak olduğunu belirten Dr. Sevgican, mevsimsel alerjisi bulunan çocukların polen dönemlerinde özellikle sabah saatlerinde uzun süre dışarıda kalmaması gerektiğini ifade etti. Eve döndüklerinde el ve yüzlerini yıkamaları, kıyafetlerini değiştirmelerinin yararlı olacağını aktararak, ev tozu akarlarına maruziyetin azaltılması, rutubetli ortamlar ile sigara dumanından uzak durulmasının da önem taşıdığını söyledi. Gerektiğinde düşük doz kortizon içeren burun spreyleri, tuzlu su uygulamaları ve antihistaminik ilaçların kullanılabileceğini belirten Dr. Sevgican, bu tedavilerin hastalığı tamamen ortadan kaldırmasa da belirtilerin kontrol altına alınmasına ve olası komplikasyonların önlenmesine katkı sağladığını ifade etti. Erken tanı ve uygun tedaviyle alerjik rinitin kontrol altına alınabileceğini, böylece çocukların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Derya Duğan</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/her-bes-cocuktan-biri-risk-altinda-alerjik-riniti-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/her-bes-cocuktan-biri-risk-altinda-alerjik-riniti-hafife-almayin-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="36695"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda sağlıklı alışkanlıklar hastalıklara karşı koruyor]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/cocuklarda-saglikli-aliskanliklar-hastaliklara-karsi-koruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/cocuklarda-saglikli-aliskanliklar-hastaliklara-karsi-koruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alev Cansu Certel, çocuklarda güçlü bir bağışıklık sistemi için dengeli beslenme, düzenli uyku, fiziksel aktivite ve hijyen alışkanlıklarının büyük önem taşıdığını belirtti. Certel, ruhsal sağlığın da bağışıklık sistemi üzerinde etkili olduğuna dikkat çekti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enfeksiyon hastalıklarının arttığı dönemlerde çocukların bağışıklık sisteminin korunmasının önemine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alev Cansu Certel, çocukluk döneminde kazanılan sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hastalıklara karşı direnci artırdığını ifade etti. Bağışıklık sisteminin tek bir besin ya da vitaminle güçlenmeyeceğini belirterek, çocukların yaşam tarzının bütüncül şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h3>Dengeli beslenme bağışıklığın temelini oluşturuyor</h3>

<p>Çocukların beslenme programında taze sebze ve meyveler, tam tahıllar, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık, et ile baklagillerin düzenli olarak yer almasının önemine değinen Dr. Certel, C vitamini, D vitamini, çinko ve demir açısından zengin besinlerin bağışıklık sistemini desteklediğini belirtti. Aşırı şekerli ve işlenmiş gıdaların tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini ifade ederek, sağlıklı beslenmenin çocukların hastalıklara karşı direncini artıran en önemli unsurlardan biri olduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Uyku, hareket ve hijyen büyük önem taşıyor</h3>

<p>Kaliteli uykunun bağışıklık sistemi için vazgeçilmez olduğunu belirten Dr. Certel, uyku sırasında vücudun kendini yenilediğini ve bağışıklık hücrelerinin daha etkin çalıştığını söyledi. Yaşa uygun fiziksel aktivite yapılmasının, açık havada zaman geçirilmesinin ve yeterli su tüketiminin de vücudun savunma mekanizmasını güçlendirdiğini dile getirerek, erken yaşta hijyen alışkanlığı kazandırılmasının enfeksiyonlardan korunmada önemli rol oynadığını ifade etti. Ellerin düzenli yıkanması, kişisel hijyene dikkat edilmesi ve gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılmasının bağışıklık sisteminin sağlıklı işleyişine katkı sağladığını belirten Dr. Certel, ulusal aşı takvimine uyulması ve düzenli sağlık kontrollerinin de birçok hastalığa karşı koruyucu olduğunu söyledi.</p>

<h3>Ruhsal sağlık da bağışıklığı etkiliyor</h3>

<p>Çocukların ruhsal sağlığının da bağışıklık sistemi üzerinde etkili olduğuna dikkat çeken Dr. Certel, sevgi dolu, güvenli ve stresten uzak bir aile ortamının hem gelişimi hem de hastalıklara karşı direnci olumlu yönde desteklediğini belirtti. Güçlü bir bağışıklık sistemi için dengeli beslenme, düzenli uyku, hareketli yaşam, hijyen kurallarına uyum, yeterli su tüketimi, zamanında yapılan aşılar ve sağlıklı aile ortamının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, bu alışkanlıkların erken yaşta kazandırılmasının çocukların daha sağlıklı bir geleceğe hazırlanmasına katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Efe Çapman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/cocuklarda-saglikli-aliskanliklar-hastaliklara-karsi-koruyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/cocuklarda-saglikli-aliskanliklar-hastaliklara-karsi-koruyor-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="92077"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan YKS tercih uyarısı: Popüler bölümler herkese uygun olmayabilir]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/uzmandan-yks-tercih-uyarisi-populer-bolumler-herkese-uygun-olmayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/uzmandan-yks-tercih-uyarisi-populer-bolumler-herkese-uygun-olmayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YKS tercih dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Psikolog Dilara Boyraz Giriş, öğrencilerin yalnızca puan ve sıralamaya göre değil, ilgi alanları ve yeteneklerini de dikkate alarak tercih yapmaları gerektiğini belirtti. Giriş, popüler bölümlerin her öğrenci için doğru seçim olmayabileceğine dikkat çekti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasının ardından başlayan tercih döneminde öğrencilerin gelecek planları da şekillenmeye başladı. Psikolog Dilara Boyraz Giriş, üniversite tercihinin yalnızca puan ve başarı sıralamasına göre yapılmaması gerektiğini belirtti. Üniversite tercihinin önemli bir karar olduğunu ancak yaşamın geri kalanını tek başına belirleyen, geri dönüşü olmayan bir seçim olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Giriş, öğrencilerin kendilerine en uygun alanı keşfetmeye odaklanmasının daha sağlıklı bir yaklaşım olacağını dile getirdi.</p>

<h3>"Bana hangi meslek uygun?" sorusu sorulmalı</h3>

<p>Tercih döneminde birçok öğrencinin yalnızca puanına odaklandığını belirten Giriş, asıl üzerinde durulması gereken konunun mesleki uygunluk olduğunu söyledi. Öğrencilerin kendilerini hangi işi yaparken mutlu hissedeceklerini, hangi çalışma ortamında verimli olabileceklerini ve mesleğin kişisel özellikleriyle ne kadar örtüştüğünü sorgulamalarının, tercih sürecinde daha doğru kararlar almalarına yardımcı olacağını paylaştı.</p>

<h3>Meslek seçiminde kendini tanımak önem taşıyor</h3>

<p>Kariyer planlamasında kişinin kendisini tanımasının belirleyici olduğuna dikkat çeken Giriş, günün büyük bölümünü nasıl geçirmek istendiği, insanlarla mı yoksa sayılarla mı çalışmanın tercih edildiği ya da üretim odaklı bir çalışma düzenine mi ilgi duyulduğu gibi soruların doğru meslek seçimi açısından yol gösterici olabileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>"Popüler bölüm" tercihi tek başına yeterli değil</h3>

<p>Son yıllarda yapay zeka, veri bilimi ve sürdürülebilirlik gibi alanlara ilginin arttığını hatırlatan Giriş, bir bölümün yoğun ilgi görmesinin her öğrenci için doğru tercih anlamına gelmediğini vurguladı. Tercih yapmadan önce adayların bölüm ders içeriklerini, eğitim sürecini ve mezunların çalışma hayatındaki görevlerini araştırmasının önemine değinerek, bölüm isimlerinin oluşturduğu algıyla gerçek eğitim ve meslek yaşamının her zaman örtüşmeyebileceğini ifade etti.</p>

<h3>"Yanlış tercih" kaygısı baskıyı artırabiliyor</h3>

<p>Üniversite tercihinin telafisi olmayan bir karar olarak görülmemesi gerektiğini belirten Giriş, günümüzde yatay geçiş, çift anadal, yandal ve mezuniyet sonrasında farklı alanlara yönelme gibi seçeneklerin bulunduğunu hatırlattı. Bu imkanların bilinmesinin, öğrencilerin ilk tercihte hata yapma korkusunu azaltabileceğini ve tercih sürecindeki kaygıyı hafifletebileceğini söyledi.</p>

<h3>Ailelere destekleyici yaklaşım çağrısı</h3>

<p>Tercih döneminde ailelerin de önemli bir sorumluluk üstlendiğini belirten Giriş, ebeveynlerin gençlerin kararlarına yön vermekten çok onları dinleyen ve anlamaya çalışan bir tutum sergilemesinin sürece olumlu katkı sağlayacağını ifade etti. Tercih döneminin kaygının ön plana çıktığı bir süreç yerine, gençlerin kendi geleceklerine ilişkin bilinçli kararlar alabildiği bir dönem olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nur Duman</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/uzmandan-yks-tercih-uyarisi-populer-bolumler-herkese-uygun-olmayabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/uzmandan-yks-tercih-uyarisi-populer-bolumler-herkese-uygun-olmayabilir-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="33193"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstemsiz kilo kaybını hafife almayın!]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/istemsiz-kilo-kaybini-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/istemsiz-kilo-kaybini-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Çevirici, son altı ay içinde diyet veya egzersiz yapılmadan vücut ağırlığının yüzde 5'inden fazlasının kaybedilmesinin dikkate alınması gerektiğini belirtti. Çevirici, istemsiz kilo kaybının birçok hastalığın ilk belirtisi olabileceğini paylaştı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burak Çevirici, istemsiz kilo kaybının altta yatan önemli sağlık sorunlarının habercisi olabileceğine dikkat çekti. Dr. Çevirici, tıbbi olarak istemsiz kilo kaybının, son altı ay içerisinde diyet veya egzersiz yapılmaksızın vücut ağırlığının yüzde 5'inden fazlasının kaybedilmesi olarak tanımlandığını belirtti. Örnek olarak 70 kilogram ağırlığındaki bir kişinin altı ay içinde 66 kilograma düşmesinin ve kilo kaybının devam etmesinin bu kapsamda değerlendirilebileceğini ifade etti.</p>

<h3>Birçok hastalığın ilk belirtisi olabilir</h3>

<p>İstemsiz kilo kaybının farklı sağlık sorunlarında görülebileceğini belirten Dr. Çevirici, çölyak hastalığı, iltihabi bağırsak hastalıkları ve kronik pankreatit gibi sindirim sistemi hastalıklarının yanı sıra romatolojik hastalıklar ile vücudun farklı bölgelerinde gelişebilen kötü huylu tümörlerin de bu tabloya neden olabileceğini söyledi. Bu nedenle istemsiz kilo kaybının tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, altta yatan nedenin mutlaka araştırılması gerektiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>"Hekime başvurmayı geciktirmeyin"</h3>

<p>Bilimsel çalışmaların istemsiz kilo kaybının ölüm riskindeki artışla ilişkili olduğunu gösterdiğini belirten Dr. Burak Çevirici, bu durumun kas kütlesi ve kas gücünde azalmaya bağlı olarak fiziksel performans kaybına da yol açabileceğini aktardı. İstemsiz kilo kaybı yaşayan kişilerin zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini vurgulayarak, kapsamlı bir iç hastalıkları değerlendirmesiyle altta yatan nedenin belirlenmesinin ve uygun tedavinin planlanmasının önem taşıdığını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/istemsiz-kilo-kaybini-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 16:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/istemsiz-kilo-kaybini-hafife-almayin-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="34766"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilinçsiz hacamat ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/bilincsiz-hacamat-ciddi-saglik-sorunlarina-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/bilincsiz-hacamat-ciddi-saglik-sorunlarina-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Erhan Özfidan, son yıllarda ilgi gören hacamat uygulamasının yalnızca hekim değerlendirmesi sonrasında ve steril koşullarda yapılması gerektiğini belirtti. Yanlış uygulamaların enfeksiyon ve kanama gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamaları arasında yer alan hacamat, son yıllarda destekleyici tedavi yöntemi olarak daha fazla ilgi görüyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Erhan Özfidan, hacamatın cilt üzerine yerleştirilen özel kupalarla vakum oluşturulduktan sonra yüzeysel cilt çizikleri aracılığıyla kontrollü şekilde uygulanan bir yöntem olduğunu belirtti. İşlemin her hasta için uygun olmadığını ifade ederek, uygulamanın mutlaka hekim muayenesi sonrasında planlanması gerektiğini kaydetti.</p>

<h3>Modern tedavilerin yerine geçmiyor</h3>

<p>Hacamatın özellikle bazı kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları, kronik ağrılar ve hekim tarafından uygun görülen bazı durumlarda destekleyici amaçla uygulanabildiğini belirten Dr. Özfidan, bu yöntemin tek başına bir tedavi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Modern tıbbi tedavilerin yerine geçmediğini vurgulayarak, gerekli durumlarda diğer tedavi yöntemleriyle birlikte planlanmasının uygun olduğunu ifade etti.</p>

<h3>Steril ortamda yapılması gerekiyor</h3>

<p>Hacamat uygulamalarında hijyen kurallarının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Özfidan, tek kullanımlık malzemeler kullanılmadan ve steril koşullar sağlanmadan yapılan işlemlerin enfeksiyon, kanama ve çeşitli sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtti. Kan sulandırıcı ilaç kullananlar, kanama bozukluğu bulunanlar, ileri derecede kansızlığı olanlar, aktif enfeksiyon geçirenler ve hekim tarafından uygun görülmeyen kişilere hacamat uygulanmaması gerektiğini ifade ederek, işlem öncesinde hastanın sağlık durumunun ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Yetkisiz uygulamalardan kaçınılmalı</h3>

<p>Hacamat uygulamalarının Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen kurallar doğrultusunda gerçekleştirilmesi gerektiğini belirten Dr. Özfidan, vatandaşların sağlıklarını riske atmamak için yetkisiz kişiler tarafından yapılan uygulamalardan uzak durmaları gerektiğini dile getirdi. Doğru endikasyonda, uygun hastaya ve gerekli şartlar sağlanarak uygulandığında hacamatın destekleyici bir yöntem olarak değerlendirilebileceğini belirterek, işlemin mutlaka hekim kontrolünde ve bilimsel esaslara uygun şekilde yapılmasının önem taşıdığını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/bilincsiz-hacamat-ciddi-saglik-sorunlarina-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 16:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/hacamat-uygulamasi-hekim-kontrolu-ve-steril-ortamda-yapilmali-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="36192"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarına karşı sağlıklı uyumanın reçetesi]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/yaz-sicaklarina-karsi-saglikli-uyumanin-recetesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/yaz-sicaklarina-karsi-saglikli-uyumanin-recetesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Vusal Najafaliyev, yaz aylarında artan sıcaklık ve nemin uyku kalitesini düşürdüğünü belirtti. Uzun süren uyku sorunlarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Najafaliyev, özellikle horlama ve uykuda nefes durması gibi belirtiler görülen kişilerin uzmana başvurmasını önerdi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında yükselen hava sıcaklıklarının uyku kalitesini olumsuz etkilediğine dikkat çeken <a href="https://www.yenibakishaber.com/uzmani-acikladi-saglikli-bronzlasma-diye-bir-kavram-yok">Medicana International İzmir Hastanesi </a>Nöroloji Bölümü Uzmanı Uzm. Dr. Vusal Najafaliyev, sıcak ve nemli ortamların uykuya dalmayı zorlaştırdığını, derin uyku süresini ise azalttığını söyledi. Bu nedenle yaz döneminde uyku sorunları nedeniyle nöroloji polikliniklerine yapılan başvurularda artış gözlemlediklerini belirterek, kaliteli uykunun korunmasının genel sağlık açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.</p>

<h3>Uykusuzluk günlük performansı düşürüyor</h3>

<p>Uykunun yalnızca dinlenme süreci olmadığını vurgulayan Dr. Najafaliyev, beyin sağlığı ve günlük yaşam performansı açısından hayati bir işlev üstlendiğini belirtti. Yetersiz ve kalitesiz uykunun dikkat süresini azalttığını, öğrenme ve hafıza süreçlerini olumsuz etkilediğini ifade ederek, karar verme becerisinde bozulma ve reflekslerde yavaşlamaya da neden olabileceğini söyledi. Bu durumun iş verimliliğinde düşüşe, sosyal yaşamda gerginliğe ve trafik ile iş kazaları riskinin artmasına yol açabileceğini belirten Dr. Najafaliyev, yaz aylarında görülen uyku problemlerinin hafife alınmaması gerektiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Klima ve vantilatör doğru kullanılmalı</h3>

<p>Yaz gecelerinde klima ve vantilatör kullanımının uyku kalitesini artırabileceğini belirten Dr. Najafaliyev, bu cihazların doğru ayarlanmasının önemine dikkat çekti. Klimanın çok düşük sıcaklıklarda çalıştırılmasının veya hava akımının doğrudan yatağa yönlendirilmesinin kas ağrıları ve boğaz kuruluğuna neden olabileceğini ifade ederek, oda sıcaklığının 22-24 derece arasında tutulmasını, cihazların düzenli bakımının yapılmasını ve hava akımının doğrudan kişiye gelmemesini önerdi. Ayrıca telefon, tablet ve benzeri elektronik cihazlardan yayılan mavi ışığın melatonin salgısını baskıladığını belirten Dr. Najafaliyev, yatmadan en az bir saat önce ekran kullanımının sınırlandırılmasının uyku kalitesini artıracağını söyledi.</p>

<h3>Uzun süren uyku sorunlarında doktora başvurun</h3>

<p>Çocuklar, yaşlılar ve nörolojik hastalığı bulunan bireylerin sıcak havalardan daha fazla etkilenebildiğini belirten Dr. Najafaliyev, bu gruplarda uyku düzeninin daha dikkatli takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Sıcak gecelerde zaman zaman uyanmanın veya hafif terlemenin normal kabul edilebileceğini belirterek, ancak uyku sorunlarının birkaç haftadan uzun sürmesi, sık tekrarlaması veya günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemesi halinde mutlaka uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini dile getirdi.</p>

<h3>Horlama ve nefes durması önemli bir belirti olabilir</h3>

<p>Yüksek sesle horlama, uykuda nefes durması, sabah baş ağrısı ve gün içinde istemsiz uyuklama gibi belirtilerin altta yatan ciddi sağlık sorunlarına işaret edebileceğini belirten Dr. Najafaliyev, bu şikayetleri yaşayan kişilerin nöroloji uzmanına başvurarak gerekli tetkikleri yaptırmasının önem taşıdığını vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/yaz-sicaklarina-karsi-saglikli-uyumanin-recetesi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/yaz-sicaklarina-karsi-saglikli-uyumanin-recetesi-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="65389"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı açıkladı: 'Sağlıklı bronzlaşma' diye bir kavram yok]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/uzmani-acikladi-saglikli-bronzlasma-diye-bir-kavram-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/uzmani-acikladi-saglikli-bronzlasma-diye-bir-kavram-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana International İzmir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Selin Işık, bronzlaşmanın sağlıklı bir görünüm değil, cildin ultraviyole ışınlarına karşı geliştirdiği savunma mekanizması olduğunu belirtti. Güneşin uzun süreli etkilerinin cilt yaşlanması ve cilt kanseri riskini artırabileceğini vurgulayan Işık, yalnızca güneş kreminin değil fiziksel korunmanın da büyük önem taşıdığını söyledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında bronz tenin sağlıklı görünüm olarak değerlendirilmesinin yanlış bir algı olduğuna dikkat çeken <a href="https://www.yenibakishaber.com/uzmani-uyardi-kirik-kalp-sendromunu-hafife-almayin">Medicana International İzmir Hastanesi</a> Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Selin Işık, bronzlaşmanın cildin ultraviyole (UV) ışınlarına karşı geliştirdiği doğal bir savunma mekanizması olduğunu ifade etti. Güneşten gelen UV ışınlarının cilt hücrelerinin DNA'sında hasara yol açtığını belirterek, bu durum karşısında melanositlerin daha fazla melanin üreterek cildi korumaya çalıştığını söyledi. Bronz tenin cildin güneşten fayda gördüğünü değil, güneş ışınlarına maruz kaldığını gösterdiğini belirten Dr. Işık, bu nedenle "sağlıklı bronzlaşma" şeklinde bir kavramın bilimsel olarak doğru olmadığını dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>UVA yaşlandırıyor, UVB yakıyor</h3>

<p>Güneş ışınlarının kısa vadede güneş yanıklarına neden olduğunu belirten Dr. Işık, uzun vadede ise cilt lekeleri, erken yaşlanma belirtileri, kırışıklıklar, kanser öncülü lezyonlar ve deri kanseri riskini artırabileceğini söyledi. UVA ve UVB ışınlarının cilt üzerindeki etkilerine de değinerek, UVA ışınlarının cildin daha derin katmanlarına ulaşarak erken yaşlanma, elastikiyet kaybı ve lekelenmeye neden olduğunu, aynı zamanda DNA hasarına katkı sağlayarak cilt kanseri riskini artırdığını ifade etti. UVB ışınlarının ise cildin üst tabakalarını etkilediğini ve özellikle güneş yanıklarının temel nedeni olduğunu belirten Dr. Işık, D vitamini sentezini başlatmasına rağmen aşırı maruziyetin DNA hasarına ve deri kanseri riskine yol açabileceğini söyledi. UVA'nın cildi yaşlandırdığını, UVB'nin ise cildi yaktığını belirterek, her iki ışın türünün de cilt kanseri açısından risk oluşturduğunu vurguladı.</p>

<h3>Güneş kremi doğru kullanılmalı</h3>

<p>Güneş koruyucu ürünlerin etkili olabilmesi için doğru miktarda uygulanmasının önemine dikkat çeken Dr. Işık, yüz ve boyun bölgesi için yaklaşık iki parmak ünitesi, tüm vücut için ise ortalama 30-35 mililitre güneş kremi kullanılması gerektiğini ifade etti. Kimyasal filtre içeren güneş koruyucuların dışarı çıkmadan 15-30 dakika önce sürülmesi gerektiğini belirterek, açık havada iki saatte bir, ayrıca yüzme, yoğun terleme veya havluyla kurulanmanın ardından yeniden uygulanmasının koruyuculuğu artıracağını kaydetti.</p>

<h3>SPF 30 ile SPF 50 arasındaki fark ne?</h3>

<p>SPF'nin güneş koruma faktörünü ifade ettiğini belirten Dr. Işık, bu değerin UVB ışınlarına karşı sağlanan koruma seviyesini gösterdiğini söyledi. SPF değeri yükseldikçe koruma oranının arttığını ancak bunun doğrusal olmadığını belirterek, SPF 30'un UVB ışınlarının yaklaşık yüzde 97'sini, SPF 50'nin ise yaklaşık yüzde 98'ini filtrelediğini ifade etti. Bulutlu havalarda ve gölgede de ultraviyole ışınlarının yeryüzüne ulaşmaya devam ettiğini hatırlatan Işık, UV indeksinin 3 ve üzerinde olduğu günlerde güneş koruyucu kullanılmasının önemli olduğunu söyledi. Leke sorunu bulunan veya lekeye yatkın ciltlerde ise yaz-kış, özellikle UVA koruması sağlayan güneş kremlerinin tercih edilmesini önerdi.</p>

<h3>"Güneş kremi tek başına yeterli değil"</h3>

<p>Güneşten korunmanın yalnızca güneş kremi kullanmakla sınırlı olmadığını vurgulayan Dr. Işık, fiziksel korunma yöntemlerinin çok daha etkili olduğunu belirtti. Şapka, güneş gözlüğü, şemsiye kullanımı, uzun kollu giysiler tercih edilmesi ve mümkün olduğunca gölgede kalınmasının güneşten korunmada önemli rol oynadığını ifade ederek, uzun süre güneşlenmenin cildin yaşlanmasını hızlandırdığını ve cilt kanseri riskini artırdığını söyledi. Dr. Işık, yaz aylarında hem fiziksel korunma yöntemlerinin uygulanmasını hem de güneş kremlerinin düzenli olarak kullanılıp iki saatte bir yenilenmesini tavsiye etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/uzmani-acikladi-saglikli-bronzlasma-diye-bir-kavram-yok</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/uzmani-acikladi-saglikli-bronzlasma-diye-bir-kavram-yok-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="54394"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir'de tıp literatürüne geçen operasyon: Dünyadaki üçüncü vaka!]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/izmirde-tip-literaturune-gecen-operasyon-dunyadaki-ucuncu-vaka</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/izmirde-tip-literaturune-gecen-operasyon-dunyadaki-ucuncu-vaka" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, daha önce üç kez açık kalp ameliyatı geçiren ve iki mekanik kalp kapağı bulunan 68 yaşındaki Raziye Çelik'e TAVI yöntemiyle aort kapak değişimi yapıldı. Uzmanlar, işlemin dünya genelinde bu özelliklere sahip üçüncü vaka olarak kayıtlara geçtiğini açıkladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.yenibakishaber.com/gelecegin-bilisim-uzmanlari-ege-universitesinde-yetisiyor"><strong>EÜ </strong></a>Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı'nda hem mekanik mitral hem de mekanik triküspit kapak protezi bulunan, aynı zamanda yaşamı tehdit eden ileri derecede aort kapak darlığı yaşayan Raziye Çelik, <strong>TAVI </strong>yöntemiyle sağlığına kavuştu. Gerçekleştirilen operasyonun, klinik zorluğu ve nadirliği açısından tıp literatüründe dikkat çektiği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevcut tıbbi kayıtlara göre dünyada hem mitral hem de triküspit pozisyonunda mekanik kapağı bulunan ve TAVI işlemi uygulanan yalnızca 2 vaka bulunduğu, bu operasyonun dünya genelindeki 3'üncü uygulama olarak kayıtlara geçtiği bildirildi. Operasyon; EÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehdi Zoghi, proktör olarak görev yapan Prof. Dr. Engin Bozkurt, Doç. Dr. Emre Demir, Doç. Dr. Bekir Serhat Yıldız ve Dr. Yaprak Tepeli'nin yanı sıra anestezi ekibi, hemşireler, teknisyenler ve kateter laboratuvarı çalışanlarının koordineli çalışmasıyla gerçekleştirildi.</p>

<h3><img alt="Izmir De Tip Literaturune Gecen Operasyon Dunyadaki Ucuncu Vaka Yenibakishaber (1)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yenibakishabercom.teimg.com/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/izmir-de-tip-literaturune-gecen-operasyon-dunyadaki-ucuncu-vaka-yenibakishaber-1.webp" width="1280" /></h3>

<h3>'DÜNYADA SADECE İKİ KEZ KAYDEDİLMİŞTİ'</h3>

<p>Operasyonu gerçekleştiren hekimlerden <strong>Prof. Dr. Mehdi Zoghi</strong>, EÜ Kardiyoloji Anabilim Dalı olarak önemli bir çalışmaya imza attıklarını belirterek, "Doç. Dr. Emre Demir ve Doç. Dr. Bekir Serhat Yıldız ile birlikte tıp literatüründe nadir görülen bir vakayı başarıyla sonuçlandırdık. Kliniğimizde kalp ameliyatları rutin olarak devam etse de aort kapak cerrahisi konusunda son yıllarda dünyada ve ülkemizde önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bu son vakamızın oldukça özel bir durumu vardı. Türkiye için bir ilk olduğunu söyleyebiliriz. Literatürü incelediğimizde, daha önce üç kez kapak ameliyatı geçirmiş bir hastanın aort kapağındaki daralmaya girişimsel yöntemle tedavi edilmesi dünyada sadece iki kez kaydedilmişti. Biz, bu yöntemle tedavi edilen dünya genelindeki üçüncü vaka olduk. Bu açıdan operasyonumuz büyük önem taşıyor. Bu başarıyı tam bir ekip ruhuyla elde ettik. <strong>Ege Üniversitesi </strong>yönetiminin sağladığı destek ve meslektaşlarımın özverili katkılarıyla süreci sorunsuz tamamladık" dedi. Operasyona ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Emre Demir ise ekip olarak hastayı ayrıntılı şekilde değerlendirdikten sonra müdahaleyi titizlikle gerçekleştirdiklerini belirterek, elde edilen sonuçtan hem kendilerinin hem de hastanın memnun olduğunu ifade etti.</p>

<h3>'AMELİYAT OLMAM RİSKLİ GÖRÜLÜYORDU'</h3>

<p>Ameliyatın ardından sağlığına kavuşan <strong>Raziye Çelik</strong> ise "Daha önce üç kez açık kalp ameliyatı geçirmiştim. Bu dördüncü operasyonum oldu. Önceki ameliyatlarda iki farklı kapağa müdahale edildiği için yeniden ameliyat olmam oldukça riskli görülüyordu. Ancak Emre Hocamın değerlendirmeleri sonucunda aort kapağımdaki ciddi daralma tespit edildi. Tekrar açık ameliyata gerek kalmadan kasıktan girilerek yerleştirilen kapak sayesinde sorun giderildi. Şu an nefesim açıldı ve durumum çok iyi. Emre Hocam başta olmak üzere tüm doktorlarıma teşekkür ediyorum. Doktorlarımdan, hemşirelerimden ve hastaneden çok memnun kaldım" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/izmirde-tip-literaturune-gecen-operasyon-dunyadaki-ucuncu-vaka</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/izmir-de-tip-literaturune-gecen-operasyon-dunyadaki-ucuncu-vaka-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="81941"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Medical Point ile Sabancı Üniversitesi'nden güç birliği]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/medical-point-ile-sabanci-universitesinden-guc-birligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/medical-point-ile-sabanci-universitesinden-guc-birligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İEÜ Medical Point Hastanesi ve Sabancı Üniversitesi, sağlık bilimlerinin geleceğine yön vermek üzere geniş kapsamlı bir iş birliği protokolü imzaladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.yenibakishaber.com/kanser-tedavisinde-umut-veren-yontem-medical-pointte-suruyor">İEÜ Medical Point Hastanesi</a> ile Sabancı Üniversitesi, sağlık alanında bilimsel araştırmaların desteklenmesi ve yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesine yönelik iş birliği protokolüne imza attı. Protokol kapsamında İEÜ Medical Point Hastanesi'nin klinik deneyimi ile Sabancı Üniversitesi'nin akademik ve teknolojik altyapısının bir araya getirilmesi hedefleniyor. İş birliği çerçevesinde biyoteknoloji, biyomedikal, yapay zekâ, veri analitiği, dijital sağlık uygulamaları ve klinik araştırmalar gibi alanlarda ortak projeler yürütülmesi planlanıyor. Ayrıca bilimsel araştırmaların desteklenmesi, yenilikçi sağlık teknolojilerinin geliştirilmesi ve sağlık sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırılması amaçlanıyor.</p>

<h3>Önleyici sağlık yaklaşımı hedefleniyor</h3>

<p>İEÜ Medical Point Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba, sağlık hizmetlerinde teknolojinin giderek daha belirleyici bir rol üstlendiğini belirterek, yapay zekâ çağında teknolojiyi etkin kullanan kurumların öne çıkacağını ifade etti. Kubba, yaklaşık 30 yıllık deneyimlerini akademik bilgi birikimiyle buluşturmayı hedeflediklerini aktararak, Sabancı Üniversitesi ile gerçekleştirilen iş birliğinin geleneksel tedavi odaklı sağlık anlayışından teknoloji destekli önleyici sağlık uygulamalarına geçiş açısından önemli bir adım olduğunu söyledi. Klinik deneyim ile akademik gücün birleşmesinin uluslararası ölçekte yeni projelerin geliştirilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Yapay zekâ ve akıllı sağlık sistemleri öne çıkacak</h3>

<p>Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ise sağlık teknolojilerinde disiplinler arası iş birliklerinin önemine dikkat çekti. Üniversitenin medikal elektronik, fiziksel yapay zekâ, tıbbi sensörler, akıllı sağlık sistemleri ve ileri mikroelektronik teknolojileri alanlarında güçlü bir araştırma altyapısına sahip olduğunu belirterek, geleceğin sağlık çözümlerinin elektronik, yapay zekâ, veri bilimi ve yaşam bilimlerinin birlikte geliştirilmesiyle şekilleneceğini ifade etti.</p>

<h3>Uluslararası ölçekte projeler geliştirme hedefi</h3>

<p>Prof. Dr. Leblebici, Sabancı Üniversitesi'nin yarı iletken teknolojileri, biyomedikal sistemler, akıllı sensörler ve yapay zekâ destekli sağlık uygulamalarındaki araştırma kapasitesini İEÜ Medical Point Hastanesi'nin klinik deneyimiyle bir araya getireceklerini kaydetti. İş birliği sayesinde yalnızca yeni teknolojilerin geliştirilmesinin değil, bu teknolojilerin hastaların yaşam kalitesini artıracak uygulamalara dönüştürülmesinin de hedeflendiğini belirterek, ortak çalışmaların Türkiye'nin sağlık teknolojileri alanındaki rekabet gücünü artıracağını ve uluslararası ölçekte etkili araştırma ile inovasyon projelerine zemin hazırlayacağını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/medical-point-ile-sabanci-universitesinden-guc-birligi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/medical-point-ile-sabanci-universitesinden-guc-birligi-yenibakishaber.webp" type="image/jpeg" length="86609"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne ve baba adaylarına çağrı: Gebe okulları doğuma güvenle hazırlıyor]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/anne-ve-baba-adaylarina-cagri-gebe-okullari-doguma-guvenle-hazirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/anne-ve-baba-adaylarina-cagri-gebe-okullari-doguma-guvenle-hazirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zekeriya Güner, sosyal medyada paylaşılan olumsuz doğum deneyimlerinin anne adaylarında doğum korkusunu artırabildiğini belirtti. Güner, doğru bilgi ve gebe okullarındaki eğitimlerin bu kaygının azaltılmasında önemli rol oynadığını ifade etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zekeriya Güner, dijital platformlarda paylaşılan olumsuz ve abartılı doğum hikâyelerinin anne ve baba adaylarının doğum sürecine bakışını olumsuz etkileyebildiğini söyledi. Tıp literatüründe "tokofobi" olarak tanımlanan doğum korkusunun son yıllarda daha sık görüldüğünü belirten Op. Dr. Güner, bu kaygının bazı kadınları normal doğumdan uzaklaştırarak tıbbi gereklilik bulunmamasına rağmen sezaryen talebine yöneltebildiğini ifade etti. Doğru bilgiye ulaşmanın ve bilinçli hazırlık sürecinin bu korkunun azaltılmasında etkili olduğunu vurgulayarak, hastanelerde faaliyet gösteren gebe okullarının yalnızca nefes egzersizlerinin yapıldığı alanlar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.</p>

<h3>Gebe okulları doğuma çok yönlü hazırlık sağlıyor</h3>

<p>Gebe okullarının anne adaylarını hem fiziksel hem de psikolojik açıdan doğuma hazırlayan eğitim merkezleri olduğunu kaydeden Op. Dr. Güner, bu programlarda doğumun aşamaları, doğum ağrısıyla baş etme yöntemleri, nefes teknikleri, emzirme ve lohusalık süreci gibi birçok konuda eğitim verildiğini aktardı. Bu eğitimleri alan anne adaylarının doğuma daha bilinçli ve sakin hazırlandığını ifade ederek, bunun doğum deneyimine olumlu yansıdığını dile getirdi.</p>

<h3>Baba adaylarının katılımı artıyor</h3>

<p>Son dönemde baba adaylarının da eğitimlere daha fazla ilgi göstermesinin sevindirici olduğunu dile getiren Op. Dr. Güner, eğitimlere katılan eşlerin doğum sürecinde anne adayına nasıl destek olacaklarını öğrendiklerini ve bu sayede ailelerin doğuma birlikte hazırlandığını aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>"Kaygılarımın yerini güven aldı"</h3>

<p>Medicana International İzmir Hastanesi Gebe Okulu'na katılan anne adayı Ebru Ceylan Ertürk ise çevresinden dinlediği olumsuz doğum hikâyeleri nedeniyle başlangıçta büyük kaygı yaşadığını belirtti. Doktorunun yönlendirmesiyle eğitime katıldığını ifade eden Ertürk, eğitim programının ihtiyaç duydukları temel bilgilere odaklandığını, bu sayede kaygılarının azaldığını ve doğuma daha güvenli yaklaşmaya başladığını dile getirdi. Doğum yapacağı hastanedeki ebe ve hemşirelerle önceden tanışmasının da kendisini daha güvende hissettirdiğini söyledi.</p>

<h3>"Eşlerin bu sürecin içinde olması önemli"</h3>

<p>Eğitimlere eşine destek olmak amacıyla katılan Yasin Ertürk ise başlangıçta gebe okullarının yalnızca anne adaylarına yönelik olduğunu düşündüğünü ancak eğitim sürecinde bu görüşünün değiştiğini ifade etti. Nefes teknikleri, rahatlatıcı masaj uygulamaları ve doğuma yönelik pratik eğitimlere katıldığını belirterek, maket bebek üzerinde ilk kez alt değiştirme uygulaması yapmanın kendisi için farklı bir deneyim olduğunu aktardı. Doğum sürecinde eşleriyle uyum içinde hareket etmek isteyen tüm baba adaylarına eğitimlere katılmaları tavsiyesinde bulunan Ertürk, bu sürecin aile olarak hazırlanmayı kolaylaştırdığını kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/anne-ve-baba-adaylarina-cagri-gebe-okullari-doguma-guvenle-hazirliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/07/anne-ve-baba-adaylarina-cagri-gebe-okullari-doguma-guvenle-hazirliyor.jpg" type="image/jpeg" length="51629"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
