<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yeni Bakış Gazetesi İzmir</title>
    <link>https://www.yenibakishaber.com</link>
    <description>İzmire dair son dakika ve en güncel İzmir haberleri anında Yeni Bakış ile sizlere ulaşıyor. Siyaset, ekonomi, spor, deprem, belediye ve tüm ilçelerden anlık gelişmelerle vefat haberleri, ölüm haberleri.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yenibakishaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© Yeni Bakış Gazetesi İzmir. Bu sitede yer alan tüm içerik ve veriler tescillidir. 2026</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 07 May 2026 13:01:50 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanı Yardımcısı açıkladı: Sigara kimlikle satılacak]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/saglik-bakani-yardimcisi-acikladi-sigara-kimlikle-satilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/saglik-bakani-yardimcisi-acikladi-sigara-kimlikle-satilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayip Birinci, Türkiye’nin Endonezya’dan sonra dünyanın en çok sigara içilen ülkesi olduğunu söyledi. Alarm seviyesinde bir tabloyla yüz yüze olduklarını belirten Birinci, bu konuda çalışmalar yaptıklarını ve Japonya gibi kimlikle sigara satımı konusunda planlamaları olduğunu söyledi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk Üniversitesi’nin ev sahipliğini yaptığı Can Sağlığı Vakfı'nın "Tıbbın yarınına bugünden bak" temasıyla düzenlenen "MedAI 26 Tıpta Yapay Zeka Kongresine" katılan Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci, ‘sağlığın bugünü ve geleceği’ konusunda sunum yaptı. Birinci Türkiye'de sigara kullanımının azaltılması için çalışma yaptıklarını ve Japonya'daki gibi kimlikle sigara satılması yönünde planlamalar yaptıklarını ifade etti.</p>

<h3>TÜTÜNDE HANEHALKI HARCAMASI 15 MİLYAR DOLAR</h3>

<p>Kullanıcı sayısı artan sigara konusuna değinen Bakan Yardımcısı Birinci, kişi başı sağlık harcaması 840 dolar olan Türkiye’de sigara içen bir kişinin sağlık maliyetinin ise 1028 dolar olduğunu söyledi. Tütünde hane halkı harcamasının yılda 15 milyar lirayı bulduğunu belirten Birinci, sigaraya sebepli yangın hasarının 4 milyar lira olduğunun belirlendiğini bildirdi. Birinci, sigara kaynaklı sağlık harcamasının ise 5 milyar dolar olduğunu vurguladı.</p>

<p>Bütün olumsuzluklara rağmen tütün ürünü kullanımının artmaya devam ettiğini belirten Birinci, bakanlık olarak alarm seviyesinde bir tabloyla yüz yüze olduklarını ifade etti. 37 Avrupa ülkesinde yapılan ankette 15-16 yaşındaki öğrencilerin yüzde 55’inin sigaraya ulaştığını, ilk deneme yaşının ise 12 yaşın altına düştüğü bilgisini veren Birinci, kullanımda kız çocuklarının erkeklerle eşit hale geldiğini kaydetti.</p>

<h3>ÇOCUKLARIN YÜZDE 44'Ü SİGARA DUMANINA MARUZ KALIYOR</h3>

<p>Her yıl 7 milyon kişinin tütün yüzünden öldüğünü, 1,6 milyon kişinin ise pasif etkilendikleri için hayatlarını kaybettiğini anlatan Bakan Yardımcısı Birinci, dünyadaki kanser türlerinin yüzde 25’inin sigaranın sorumlu olduğunu bildirdi. Türkiye’yi akciğer kanserinde birinci yapanın sigara olduğunu vurgulayan Birinci, Türkiye'de her yüz çocuktan 44’ünün sigara dumanına maruz kaldığını belirtti.</p>

<h3>ENDONEZYA'DAN SONRA TÜRKİYE</h3>

<p>Türkiye’nin Endonezya’dan sonra dünyanın en çok sigara içilen ülkesi olduğunu anlatan Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci, günlük tüketimin kişi başı 17 dal olduğunu bildirdi. Sigara konusunda Türkiye’nin şampiyonluğa gittiğini ifade eden Birinci, fiyat politikasına dikkat çekti. En ucuz sigaranın Türkiye’de satıldığını söyleyen Birinci, “Sigara fiyatı konusunda en ucuz ülkelerden biriyiz. Dünyada 108’inci sıradayız. Gelişmiş ülkelerde yüzde 4, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 10 zam yaptığınız zaman yüzde 7-8 civarında sigara kullanımı azalıyor. Yani en etkili şey aslında fiyat. Siz hangi politikayı belirlerseniz belirleyin fiyat artarsa sigara içen yüzde 2,1 azalıyor. Toplam tüketim miktarı da yaklaşık 3,8-4 oranında azalıyor” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>ELEKTRONİK SİGARA MASUM DEĞİL</h3>

<p>Elektronik sigaranın masum gösterildiğini kaydeden Birinci, “Ne yazık ki elektronik sigara, sigarayı başlamayı 3 kat artırıyor. Onu masumlaştıran, az zararlı gibi kavramlarla onu pazarlayan firmaların bizi nasıl bir tuzağa çektiğini söylemek için özellikle değiniyorum. Elektronik sigaranın satışının yasak olduğu ülkeler var. Normalde bizde de yasal değil ama bulundurmayı yasak hale getirmedik. Sigara Japonya’da en büyük sorunlardan biriydi. Japonlar artık sigarayı kimlikle veriyor insanlara. Bizim de planlarımızdan birisi bu” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/saglik-bakani-yardimcisi-acikladi-sigara-kimlikle-satilacak</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2025/02/erol-dundar-duyurdu-sigaraya-yeni-zam-geliyor-sigara-fiyatlari-ne-zaman-ne-kadar-artacak.webp" type="image/jpeg" length="98647"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz öncesi diyet uyarısı: Hızlı kilo kayıpları normal değil!]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/yaz-oncesi-diyet-uyarisi-hizli-kilo-kayiplari-normal-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/yaz-oncesi-diyet-uyarisi-hizli-kilo-kayiplari-normal-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte artan hızlı kilo verme eğilimi uzmanları harekete geçirdi. Beslenme ve Diyet Uzmanı Batuhan Dokumacı, bilinçsiz diyet ve ürün kullanımının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte vatandaşların kısa sürede kilo verme isteği artış gösterdi. Ancak bu süreçte uygulanan bilinçsiz diyetler ve yanlış beslenme alışkanlıkları, sağlığı tehdit eden sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<h3>Uzmandan kritik uyarılar</h3>

<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Batuhan Dokumacı, hızlı kilo verme hedefiyle yapılan hatalara dikkat çekti. Kalori kısıtlaması uğruna yetersiz protein alımının yaygın bir yanlış olduğunu belirten Dokumacı, bu tür uygulamaların metabolizmayı olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.</p>

<h3>Bitkisel ürünlere dikkat</h3>

<p>Aktarlarda satılan bitki çayları ve zayıflama ürünlerinin kontrolsüz kullanımının risk taşıdığı vurgulandı. Her ürünün her birey için uygun olmadığına dikkat çeken uzmanlar, bilinçsiz kullanımın farklı sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor.</p>

<h3>Sağlıklı kilo verme nasıl olmalı?</h3>

<p>Uzman değerlendirmelerine göre sağlıklı kilo kaybının temelinde dengeli beslenme yer alıyor. Yeterli protein alımı, karbonhidrat dengesinin korunması, su tüketiminin artırılması ve düzenli fiziksel aktivite sağlıklı sürecin ana unsurları olarak öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>“Uzman kontrolü şart”</h3>

<p>Zayıflama sürecinin mutlaka hekim ve diyetisyen kontrolünde yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor. Düzenli kan takibi ve kişiye özel programların, sağlıklı sonuçlar açısından kritik öneme sahip olduğu aktarılıyor. Uzmanlar, hızlı verilen kiloların genellikle kısa sürede geri alındığına dikkat çekiyor. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Dilek Çakır Durak</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/yaz-oncesi-diyet-uyarisi-hizli-kilo-kayiplari-normal-degil</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 12:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/05/yaz-oncesi-diyet-uyarisi-hizli-kilo-kayiplari-normal-degil.jpg" type="image/jpeg" length="37035"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı açıkladı: "Tetkikler tek başına belirleyici değildir"]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/uzmani-acikladi-tetkikler-tek-basina-belirleyici-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/uzmani-acikladi-tetkikler-tek-basina-belirleyici-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinde önemli araçlar olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını belirtti. Bilimsel verilerin, bu tetkiklerin klinik değerlendirme olmadan yorumlanmasının yanıltıcı sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<h3>Şikayeti olmayanlarda bile bulgular görülebiliyor</h3>

<p>Uzman değerlendirmelerine göre, herhangi bir şikayeti bulunmayan bireylerde bile görüntüleme yöntemlerinde çeşitli bulgular tespit edilebiliyor. Omurga disklerinde aşınma ve fıtık benzeri izler, omuzda sıvı artışı, dizde kıkırdak hasarı ve kalçada eklem sorunları, hastalık belirtisi olmadan da görülebiliyor. Bu bulguların her zaman hastanın şikayetleriyle doğrudan ilişkili olmayabileceği vurgulanıyor.</p>

<h3>“Tetkikler klinikle anlam kazanır”</h3>

<p>Prof. Dr. Koca, tanı sürecinde hastanın öyküsünün ayrıntılı şekilde alınmasının ve fizik muayenenin temel olduğunu belirtti. Tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede değerlendirildiğinde anlamlı sonuçlar verdiğini kaydetti.</p>

<h3>Yanlış tanı ve gereksiz tedavi riski</h3>

<p>Sadece görüntüleme sonuçlarına dayanarak yapılan değerlendirmelerin, yanlış tanı ve gereksiz tedavi riskini artırdığına dikkat çekiliyor.<br />
Bu yaklaşımın gereksiz girişimlere, ameliyatlara ve mali yüklere yol açabileceği belirtiliyor. Ayrıca özellikle tomografi gibi yöntemlerde gereksiz radyasyon maruziyeti riski de gündeme geliyor.</p>

<h3>Ameliyatsız tedavi mümkün</h3>

<p>Kas-iskelet sistemi hastalıklarının büyük bölümünde cerrahi dışı yöntemlerle başarılı sonuçlar alınabildiği ifade ediliyor. Bel ve boyun fıtıkları ile diz ve omuz problemlerinde doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakarak ameliyat kararı verilmesinin sakıncalı olduğuna dikkat çekiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Doğru tanıda üçlü yaklaşım</h3>

<p>Uzmanlar, tanı sürecinde önceliğin hasta öyküsü ve muayene olduğunu, tetkiklerin ise tamamlayıcı unsur olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Her görüntü bulgusunun tedavi gerektirmediği, asıl önemli olanın bu bulguların hastanın şikayetleriyle uyumunun doğru analiz edilmesi olduğu ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Aylin Topaloğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/uzmani-acikladi-tetkikler-tek-basina-belirleyici-degildir</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/05/uzmani-acikladi-tetkikler-tek-basina-belirleyici-degildir.jpg" type="image/jpeg" length="71513"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Polen yoğunluğu arttı: Mevsimsel alerjiler zirve yaptı]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/polen-yogunlugu-artti-mevsimsel-alerjiler-zirve-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/polen-yogunlugu-artti-mevsimsel-alerjiler-zirve-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mevsim geçişi ve artan polen yoğunluğu, alerjik hastalıkları tetikledi. Uzmanlar, belirtilerin arttığı bu dönemde erken tedavi ve korunma yöntemlerinin önemine dikkat çekti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim geçişiyle birlikte havadaki polen miktarının artması, alerjik bünyeye sahip kişilerde şikayetlerin yoğunlaşmasına neden oldu. Hapşırma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, öksürük, nefes darlığı ve gözlerde yaşarma en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor.</p>

<h3>Uzmanlardan mevsim uyarısı</h3>

<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, özellikle bahardan yaza geçiş dönemlerinde farklı polen türlerinin etkisiyle alerjik yakınmaların hızla arttığını belirtti. Alerjilerin kişiden kişiye farklı dönemlerde ortaya çıkabildiğini ifade eden Prof. Dr. Özlü, bu durumun yalnızca polenlerle değil, ev tozu ve mantar gibi alerjenlerle de ilişkili olabileceğini vurguladı.</p>

<h3>“Tedaviye mevsim öncesi başlayın”</h3>

<p>Uzman değerlendirmelerine göre, daha önce mevsimsel alerji yaşayan kişilerin şikayetlerin başlamasını beklemeden önlem alması gerekiyor. Alerji tedavisinin mevsim başlamadan 15-20 gün önce başlatılmasının, belirtilerin kontrol altına alınmasında önemli rol oynadığı belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Korunma yöntemleri öne çıkıyor</h3>

<p>Polenlere tamamen maruz kalmaktan kaçınmanın zor olduğu belirtilirken, riskin azaltılması için bazı önlemler öneriliyor. Rüzgarlı havalarda dışarı çıkmamak, evde pencere ve kapıları kapalı tutmak ve zorunlu durumlarda filtreli maske kullanmak, alınabilecek önlemler arasında yer alıyor.</p>

<h3>Enfeksiyon ve alerji birlikte görülebilir</h3>

<p>Kış aylarından kalan solunum yolu enfeksiyonlarının etkisinin devam ettiği ve bazı şikayetlerin hem enfeksiyon hem de alerji kaynaklı olabileceği ifade ediliyor. Uzmanlar, bu iki durumun birbirini tetikleyebileceğine dikkat çekiyor.</p>

<h3>Küresel ısınma etkisi</h3>

<p>Mevsimsel alerjilerin süresinin uzamasında ve şiddetinin artmasında küresel iklim değişikliğinin etkili olduğu değerlendiriliyor. Artan sıcaklıkların polen yoğunluğunu yükselttiği ve alerjenlere maruz kalma süresini uzattığı aktarılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Dilek Çakır Durak</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/polen-yogunlugu-artti-mevsimsel-alerjiler-zirve-yapti</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/05/polen-yogunlugu-artti-mevsimsel-alerjiler-zirve-yapti.jpg" type="image/jpeg" length="55410"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HPV aşısında erken yaş uyarısı: Zaman kaybetmeyin!]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/hpv-asisinda-erken-yas-uyarisi-zaman-kaybetmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/hpv-asisinda-erken-yas-uyarisi-zaman-kaybetmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HPV'nin genital siğiller ve rahim ağzı kanserinin en önemli nedenlerinden biri olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Derya Ertürk, özellikle 9'lu HPV aşısının yüzde 90'a varan koruma sağladığını vurgulayarak, HPV aşısında erken yaşın önemine dikkat çekti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Derya Ertürk, HPV’nin kadın sağlığı açısından önemli riskler barındırdığını belirtti. HPV enfeksiyonunun hem genital siğillerin hem de rahim ağzı kanserinin en önemli nedenlerinden biri olduğuna dikkat çeken Dr. Ertürk, her 10 kadından 8’inin yaşamı boyunca bu virüsle karşılaştığını ifade etti.</p>

<h3>HPV aşısının önemine vurgu</h3>

<p>HPV’ye karşı korunmada en etkili yöntemin aşı olduğunu belirten uzmanlar, özellikle 9’lu HPV aşısının geniş kapsamlı koruma sağladığını vurguluyor. Bu aşının hem genital siğillere hem de kanserle ilişkili HPV tiplerine karşı yüzde 90’a varan koruma sunduğu bildiriliyor.</p>

<h3>Yaş faktörü belirleyici</h3>

<p>Aşının etkinliğinin yaşa göre değiştiğine dikkat çekiliyor. 9-14 yaş aralığında uygulanan aşının yüzde 90’ın üzerinde koruma sağladığı, 14-21 yaş grubunda bu oranın yüzde 80-90 seviyelerine gerilediği, ilerleyen yaşlarda ise koruyuculuğun azaldığı belirtiliyor. HPV aşısının 45 yaşına kadar uygulanabildiği ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>“Erken yapılan aşı daha etkili”</h3>

<p>Uzman değerlendirmelerine göre HPV aşısının erken yaşta uygulanması, bağışıklık sisteminin daha güçlü yanıt vermesini sağlıyor. Bu nedenle aşının geciktirilmeden yapılmasının, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarının önlenmesinde kritik rol oynadığı vurgulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Dilek Çakır Durak</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/hpv-asisinda-erken-yas-uyarisi-zaman-kaybetmeyin</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/05/hpv-asisinda-erken-yas-uyarisi-zaman-kaybetmeyin.jpg" type="image/jpeg" length="94707"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sınav döneminde kontrolsüz ilaç kullanımı alarm veriyor]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/sinav-doneminde-kontrolsuz-ilac-kullanimi-alarm-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/sinav-doneminde-kontrolsuz-ilac-kullanimi-alarm-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[LGS ve YKS sürecinde artan stresle birlikte öğrencilerde “zihin açıcı” ürünlere yönelim artıyor. Uzmanlar, hekim kontrolü olmadan kullanılan bu ürünlerin doğru tedaviyi geciktirebileceği uyarısında bulunuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelinde milyonlarca öğrenciyi etkileyen sınav sürecinde artan kaygı ve başarı baskısı, öğrenci ve aileleri hızlı çözüm arayışına yönlendiriyor. Bu süreçte dikkat ve odaklanmayı artırdığı iddia edilen ürünlerin kontrolsüz kullanımı, sağlık açısından yeni riskleri beraberinde getiriyor.</p>

<h3>Uzmanlardan kritik uyarı</h3>

<p>Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Cansu Gerçek, kamuoyunda “zihin açıcı” olarak bilinen ürünlerin bilinçsiz kullanımına karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Dr. Gerçek, bu ürünler arasında yer alan sitikolinin bazı nörolojik süreçlerde rol oynayan bir madde olduğunu ancak yalnızca belirli vakalarda ve hekim kontrolünde destekleyici olarak kullanılabileceğini ifade etti.</p>

<h3>“Tedavinin yerini tutmaz”</h3>

<p>Uzman değerlendirmelerine göre dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış tedavi yöntemlerinin öncelikli olduğu belirtiliyor. Sitikolin gibi ürünlerin bu tedavilerin alternatifi olmadığı, yalnızca gerekli görüldüğünde destekleyici olarak değerlendirilebileceği aktarılıyor.</p>

<h3>En büyük risk: Yanlış tanı ve gecikme</h3>

<p>Kontrolsüz ilaç kullanımının en önemli risklerinden biri, doğru tanı ve tedavi sürecinin gecikmesi olarak öne çıkıyor. Her dikkat sorununun aynı nedene dayanmadığına dikkat çeken uzmanlar, yanlış yönlendirmelerin farklı sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Sosyal medya etkisine dikkat</h3>

<p>Uzmanlar, özellikle sosyal medya ve kulaktan dolma bilgilerle yapılan yönlendirmelerin ciddi tehlikeler barındırdığına işaret ediyor. Hekim önerisi olmadan ilaç kullanımının, gelişim çağındaki çocuklar için geri dönüşü zor sonuçlar doğurabileceği vurgulanıyor.</p>

<h3>Kalıcı başarı için doğru yol</h3>

<p>Uzman görüşlerine göre akademik başarıya ulaşmanın yolu, doğru tanı, uygun tedavi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarından geçiyor. Kimyasal destek arayışının yerine, bilimsel yöntemlere dayalı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği kaydediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Aylin Topaloğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/sinav-doneminde-kontrolsuz-ilac-kullanimi-alarm-veriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/05/sinav-doneminde-kontrolsuz-ilac-kullanimi-alarm-veriyor.jpg" type="image/jpeg" length="99887"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan uyarı: İnsülin direnci sadece kiloyla sınırlı değil]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/uzmandan-uyari-insulin-direnci-sadece-kiloyla-sinirli-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/uzmandan-uyari-insulin-direnci-sadece-kiloyla-sinirli-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sağlık Gurubu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direncinin yalnızca kilolu bireylerde değil zayıf kişilerde de görülebileceğini belirtti. Genetik faktörler, hareketsizlik ve beslenme alışkanlıklarının önemli rol oynadığı vurgulandı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Sağlık Gurubu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direncine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Hücrelerin insüline yeterli yanıt verememesi sonucu ortaya çıkan bu durumun, yalnızca fazla kiloyla sınırlı olmadığına dikkat çekildi.</p>

<h3>Metabolik bir bozukluk olarak tanımlanıyor</h3>

<p>İnsülin direncinin, hücrelerin insüline verdiği yanıtın azalmasıyla ortaya çıkan metabolik bir bozukluk olduğu ifade edildi. Bu süreçte glukozun hücre içine taşınmasının zorlaştığı, bunun da kandaki şeker seviyesinin yükselmesine yol açtığı belirtildi. Kas ve yağ dokusunda insülin etkisinin azalmasının enerji üretimini olumsuz etkilediği, buna bağlı olarak hücrelerde enerji eksikliği ve sistemik düzeyde kan şekeri yüksekliği oluşabildiği kaydedildi.</p>

<h3>Belirtiler ve risk faktörleri</h3>

<p>Uzman değerlendirmesinde, insülin direncinin karaciğer yağlanması, hızlı kilo artışı ve bel çevresinde kalınlaşma gibi sorunlara yol açabileceği ifade edildi. Sık tatlı tüketme isteği, yemek sonrası uyku hali ve yorgunluk gibi belirtilerin de dikkatle izlenmesi gerektiği vurgulandı. Genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı ve düzensiz beslenmenin önemli risk faktörleri arasında yer aldığı belirtilirken, özellikle karın bölgesindeki yağlanmanın süreci tetiklediği aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Zayıf bireyler için de risk</h3>

<p>İnsülin direncinin yalnızca kilolu bireylerde görüldüğü yönündeki algının doğru olmadığına dikkat çekildi. Dış görünüşte zayıf olan kişilerin de metabolik açıdan risk taşıyabileceği ifade edilirken, bu nedenle tanı sürecinde yalnızca kilo kriterinin yeterli olmadığı vurgulandı. Gerekli durumlarda kan testleriyle değerlendirme yapılmasının önemine işaret edildi.</p>

<h3>Kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlıyor</h3>

<p>İnsülin direncinin karaciğerde yağ üretimini artırarak kötü kolesterol seviyelerini yükseltebileceği, bunun da damar sertliği ve hipertansiyon riskini artırabileceği belirtildi. Bu sürecin ilerlemesi halinde kalp ve damar hastalıkları açısından ciddi riskler ortaya çıkabileceği ifade edildi.</p>

<h3>Yaşam tarzı değişikliği öne çıkıyor</h3>

<p>Uzmanlar, insülin direncine karşı günlük kalori alımının azaltılmasının ve düzenli fiziksel aktivitenin önemli olduğunu belirtti. Haftalık düzenli yürüyüş ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının, kilo kontrolü ve metabolik denge açısından olumlu sonuçlar doğurabileceği kaydedildi. Kilo kaybının, kan yağlarında iyileşme sağladığı ve insülin direncini azaltabildiği ifade edilirken, gerekli durumlarda tıbbi tedavilerin de devreye girebileceği belirtildi.</p>

<h3>Tanı süreci nasıl işliyor?</h3>

<p>İnsülin direncinin tanısında açlık kan şekeri ve insülin düzeyi ölçümleri başta olmak üzere çeşitli testlerin kullanıldığı aktarıldı. Gerekli durumlarda şeker yükleme testi, HbA1c ve kan yağlarının incelenmesiyle kapsamlı değerlendirme yapıldığı ifade edildi. Tanının, laboratuvar verileri ile birlikte hastanın klinik durumu, kilo ve bel çevresi gibi faktörlerin birlikte değerlendirilmesiyle konulduğu paylaşıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/uzmandan-uyari-insulin-direnci-sadece-kiloyla-sinirli-degil</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/05/uzmandan-uyari-insulin-direnci-sadece-kiloyla-sinirli-degil.jpg" type="image/jpeg" length="75855"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karın içi kitleler sessiz ilerliyor: Belirtiler dikkate alınmalı]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/karin-ici-kitleler-sessiz-ilerliyor-belirtiler-dikkate-alinmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/karin-ici-kitleler-sessiz-ilerliyor-belirtiler-dikkate-alinmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karın içi kitleler çoğu zaman belirti vermeden büyüyebiliyor ve hastalar tarafından fark edilmeden ilerleyebiliyor. Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Koray Topgül, bazı kitlelerin ancak belirli bir boyuta ulaştıktan sonra şikâyet oluşturduğunu belirterek, “Özellikle geçmeyen karın ağrısı ve şişkinlik gibi belirtiler dikkate alınmalı. Basit bir ultrason incelemesiyle birçok durumu erken aşamada tespit etmek mümkün” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana International İzmir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Koray Topgül, karın boşluğundaki kitlelerin geniş anatomik yapı nedeniyle uzun süre fark edilmeden büyüyebildiğini belirtti. Kitlelerin iyi ya da kötü huylu olmasına bakılmaksızın, belirli bir boyuta ulaşana kadar genellikle semptom vermediğini ifade eden Prof. Dr. Topgül, bazı vakalarda bu yapıların 10 santimetreyi aşan boyutlara kadar sessiz şekilde büyüyebildiğini aktardı. Şikâyetlerin ise genellikle bağırsaklara veya sinirlere baskı oluştuğunda ortaya çıktığına dikkat çekildi.</p>

<h3>Vakaların önemli bölümü tesadüfen saptanıyor</h3>

<p>Karın içi kitlelerin önemli bir kısmının başka nedenlerle yapılan tetkiklerde ortaya çıktığı bildirildi. Prof. Dr. Topgül, bu oranların yüzde 20 ila 40 arasında değiştiğini ve özellikle böbrek üstü bezlerine ait lezyonların bu şekilde tespit edildiğini belirtti. Vakaların yüzde 60 ila 80’inin iyi huylu olduğuna işaret ederek, kötü huylu kitlelerin dahi çoğu zaman erken evrede yakalanabildiğini ifade etti. Kitlelerin oluşturduğu belirtilerin ise yerleşim yerine göre farklılık gösterebildiği kaydedildi.</p>

<h3>Şişkinlik ve ağrı önemli sinyal</h3>

<p>Karın içi kitlelerin erken belirtilerinin çoğu zaman hafife alındığına dikkat çekildi. En sık karşılaşılan bulgular arasında karın ağrısı, geçmeyen şişkinlik ve tekrarlayan rahatsızlık hissi yer alıyor. Uzmanlar, bu şikâyetlerin genellikle şiddetli olmaması nedeniyle göz ardı edildiğini, ancak bunun tanı sürecini geciktirebildiğini vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Tanıda görüntüleme yöntemleri öne çıkıyor</h3>

<p>Karın içi kitlelerin değerlendirilmesinde ultrason, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans gibi görüntüleme yöntemlerinin kritik rol oynadığı belirtildi. Bu yöntemler sayesinde kitlenin yapısına dair detaylı bilgi elde edilebildiği ifade edildi. Şüpheli durumlarda biyopsi ile kesin tanı konulurken, tedavi sürecinin hastaya özel planlandığı aktarıldı. Bazı vakalarda düzenli takip yeterli olurken, riskli durumlarda cerrahi müdahale gündeme gelebiliyor.</p>

<h3>“Belirtileri ertelemek en büyük hata”</h3>

<p>Uzmanlar, hastaların en sık yaptığı hatanın şikâyetleri ertelemek olduğunu belirtiyor. Yeni başlayan karın ağrısı ya da şişkinlik gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiği vurgulanırken, basit bir ultrason incelemesiyle birçok hastalığın erken evrede tespit edilebileceği ifade ediliyor. Erken tanının, tedavi başarısını doğrudan etkilediğine dikkat çekiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/karin-ici-kitleler-sessiz-ilerliyor-belirtiler-dikkate-alinmali</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/04/karin-ici-kitleler-sessiz-ilerliyor-belirtiler-dikkate-alinmali.jpg" type="image/jpeg" length="30785"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Jinekolojik cerrahide yeni dönem: Laparoskopi öne çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/jinekolojik-cerrahide-yeni-donem-laparoskopi-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/jinekolojik-cerrahide-yeni-donem-laparoskopi-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Ceren Çerçi, jinekolojik cerrahide minimal invaziv yöntemlerin yaygınlaştığını belirterek, laparoskopik cerrahinin hastalara daha az ağrı, hızlı iyileşme ve konforlu tedavi süreci sunduğunu paylaştı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Ceren Çerçi, jinekolojik cerrahide önemli bir dönüşüm yaşandığını belirterek, klasik açık ameliyatların yerini giderek minimal invaziv yöntemlerin aldığını ifade etti. Bu dönüşümün en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkan laparoskopik cerrahinin, modern tıpta standart uygulamalardan biri haline geldiğini vurguladı.</p>

<h3>Küçük kesilerle büyük ameliyatlar</h3>

<p>Laparoskopik cerrahinin, karın bölgesine açılan küçük kesiler, kamera ve özel cerrahi ekipmanlar yardımıyla gerçekleştirildiğini aktaran Op. Dr. Çerçi, bu yöntem sayesinde büyük cerrahi işlemlerin daha az invaziv şekilde yapılabildiğini belirtti. Daha az doku hasarı oluştuğunu ifade ederek, bu durumun kanama riskini azalttığını ve ameliyat sonrası süreci kolaylaştırdığını dile getirdi.</p>

<h3>Daha az ağrı, hızlı iyileşme</h3>

<p>Minimal invaziv yöntemlerin en önemli avantajları arasında hastaların ameliyat sonrası daha az ağrı hissetmesi ve kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilmesi yer alıyor. Klinik gözlemlerinde hastaların daha hızlı mobilize olduğunu aktaran Op. Dr. Çerçi, konforlu bir iyileşme sürecinin sağlandığını ifade etti.</p>

<h3>Geniş kullanım alanı</h3>

<p>Laparoskopik cerrahinin günümüzde birçok jinekolojik hastalığın tedavisinde yaygın olarak kullanıldığını belirten Op. Dr. Çerçi, yumurtalık kistleri, endometriozis, dış gebelik, miyom ameliyatları, rahim alınması ve infertilite cerrahisinde bu yöntemin tercih edildiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Modern cerrahinin standardı haline geldi</h3>

<p>Laparoskopinin artık alternatif bir yöntem olmaktan çıkarak standart bir yaklaşım haline geldiğini vurgulayan Op. Dr. Çerçi, modern cerrahinin temel hedeflerinden birinin hastalara daha güvenli, konforlu ve hızlı iyileşme imkânı sunmak olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Aylin Topaloğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/jinekolojik-cerrahide-yeni-donem-laparoskopi-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/04/jinekolojik-cerrahide-yeni-donem-laparoskopi-one-cikiyor.jpg" type="image/jpeg" length="11088"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğru beslenmeyle mevsim geçişini zinde atlatın]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/dogru-beslenmeyle-mevsim-gecisini-zinde-atlatin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/dogru-beslenmeyle-mevsim-gecisini-zinde-atlatin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Diyetisyen Meltem Demirci, mevsim geçişlerinde yaşanan halsizliğin doğru beslenme ile azaltılabileceğini belirterek, su tüketimi ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzman Diyetisyen Meltem Demirci, mevsim geçişlerinde vücudun adaptasyon sürecine girdiğini ve bu durumun halsizlik, yorgunluk ve odaklanma problemleriyle kendini gösterebildiğini ifade etti. Isı, nem ve basınç değişimlerine uyum sağlamaya çalışan metabolizmanın bu dönemde daha fazla desteklenmesi gerektiğini belirten Demirci, doğru beslenme alışkanlıklarının yaşam kalitesini korumada kritik rol oynadığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Su tüketimi ihmal edilmemeli</h3>

<p>Demirci, mevsim değişikliklerinde su tüketiminin çoğu zaman aksadığını ancak hafif susuzluğun bile baş ağrısı ve kronik yorgunluğa neden olabildiğini aktardı. Günlük su ihtiyacının kilo başına hesaplanarak düzenli tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Demirci, suyun doğal yöntemlerle aromalandırılarak tüketiminin kolaylaştırılabileceğini belirtti.</p>

<h3>Sağlıklı besinlerle enerji dengesi</h3>

<p>Ani enerji ihtiyacında tercih edilen şekerli ve işlenmiş gıdaların geçici bir etki yarattığını ifade eden Demirci, bu tür besinlerin kısa sürede yorgunluğu artırdığını dile getirdi. Bunun yerine kahvaltıda protein ve lif açısından zengin besinlerin, diğer öğünlerde ise baklagillerin tercih edilmesinin gün boyu enerji seviyesini dengede tuttuğunu kaydetti.</p>

<h3>Bağırsak sağlığı ve vitamin desteği</h3>

<p>Vücudun enerji üretiminde B vitaminlerinin önemli rol oynadığını belirten Demirci, magnezyum açısından zengin yeşil yapraklı sebzelerin kas ve sinir sistemi üzerinde olumlu etkiler sağladığını ifade etti. Çiğ kuruyemişlerin de bu süreçte destekleyici olduğunu aktararak, bağırsak sağlığının genel iyilik hali üzerinde belirleyici olduğunu söyledi.</p>

<h3>Doğal besinlerle güçlü bağışıklık</h3>

<p>Bağırsakların bağışıklık sistemi ve ruh hali üzerinde etkili olduğunu belirten Demirci, ev yapımı yoğurt ve turşu gibi probiyotik gıdaların tüketilmesinin önemine dikkat çekti. Küçük ama sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının mevsim geçişlerinin daha enerjik geçirilmesini sağlayacağını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/dogru-beslenmeyle-mevsim-gecisini-zinde-atlatin</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/04/dogru-beslenmeyle-mevsim-gecisini-zinde-atlatinu.jpg" type="image/jpeg" length="65246"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diz ağrısına dikkat: Sinsi tehlike menisküs kök yırtığı olabilir]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/diz-agrisina-dikkat-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtigi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/diz-agrisina-dikkat-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtigi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Öztürk, diz ağrısının ardında sinsi bir tehlikenin gizlenebileceğini vurgulayarak, "Menisküs kök yırtıklarına zamanında yapılan doğru müdahale, diz ekleminin doğal yapısını korumanın en etkili yoludur" dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Öztürk, özellikle orta yaş grubunda sık görülen diz ağrılarının altında önemli sağlık sorunlarının yatabileceğine dikkat çekti. Poliklinik başvurularında sık karşılaşılan dizin tam bükülememesi ve hareket sırasında artan ağrının çoğu zaman hafife alındığını belirterek, bu durumun menisküs kök yırtığı gibi ciddi bir problemin habercisi olabileceğini ifade etti.</p>

<h3>Menisküsün işlevi bozuluyor</h3>

<p>Menisküslerin diz ekleminde yük dağılımını sağlayan önemli yapılar olduğunu belirten Doç. Dr. Öztürk, kök yırtığının bu yapının kemiğe tutunduğu noktadan kopması anlamına geldiğini aktardı. Bu durumda menisküsün yerinden kayarak işlevini yitirdiğini ve diz ekleminin korumasız kaldığını ifade ederek, kıkırdak dokunun hızla aşınmaya başladığını kaydetti.</p>

<h3>Orta yaş grubunda daha sık görülüyor</h3>

<p>Menisküs kök yırtıklarının en sık 40-60 yaş aralığında ve dizlerine fazla yük binen bireylerde ortaya çıktığını belirten Doç. Dr. Öztürk, kadın hastalarda görülme oranının daha yüksek olduğunu dile getirdi. Günlük hayatta yapılan basit hareketlerin bile yıpranmış menisküs dokusunda kopmalara neden olabileceğine dikkat çekti.</p>

<h3>Belirtiler ani ortaya çıkıyor</h3>

<p>Hastaların genellikle dizin arka kısmına yayılan ani ve keskin ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı şikâyetiyle başvurduğunu aktaran Doç. Dr. Öztürk, özellikle dizin tam büküldüğü durumlarda ağrının belirgin şekilde arttığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Tedavi edilmezse kalıcı hasar riski</h3>

<p>Menisküs kök yırtıklarının kendiliğinden iyileşmediğini vurgulayan Doç. Dr. Öztürk, tedavi edilmediğinde kıkırdak hasarının hızla ilerlediğini ve zamanla kireçlenmeye yol açabileceğini belirtti. Bu sürecin ilerleyen aşamalarda diz protezi ihtiyacını gündeme getirebileceğine işaret etti.</p>

<h3>Erken müdahale kritik önemde</h3>

<p>Güncel tedavi yöntemlerinde menisküsün cerrahi olarak onarılmasının ön plana çıktığını belirten Doç. Dr. Öztürk, doğru zamanda yapılan müdahalenin dizin doğal yapısını büyük ölçüde koruyabildiğini ifade etti. Özellikle merdiven inip çıkarken ya da ani bir hareket sonrası ağrı ve şişlik yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesine başvurmasının önemine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/diz-agrisina-dikkat-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtigi-olabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/04/diz-agrisina-dikkat-sinsi-tehlike-meniskus-kok-yirtigi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="43769"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taşikardiyi yorgunluk sandı: Ablasyonla sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/tasikardiyi-yorgunluk-sandi-ablasyonla-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/tasikardiyi-yorgunluk-sandi-ablasyonla-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıllarca nefes darlığı ve çarpıntıyı yorgunluk zanneden 56 yaşındaki Dilek Işık, kalp ritim bozukluğu tanısı sonrası geçirdiği ablasyon işlemiyle sağlığına kavuştu. Uzmanlar, SVT’nin erken teşhis edilmemesi halinde ciddi riskler oluşturabileceği uyarısında bulunuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>56 yaşındaki emekli öğretmen Dilek Işık, uzun süre yaşadığı nefes darlığı ve çarpıntı şikayetlerini günlük yorgunluğa bağladı. Ancak ani gelişen ve kalp atış hızını 224’e çıkaran şiddetli atak sonrası hastaneye başvuran Işık’a, kalpteki fazla sinir liflerinden kaynaklanan supraventriküler taşikardi (SVT) tanısı konuldu. Araştırmaları sonucunda tedavi sürecini Medicana International İzmir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay’a emanet eden Işık, dört yıl süren ilaç tedavisinin ardından son yaşadığı ağır atak üzerine ablasyon işlemine karar verdi.</p>

<h3>Yıllarca süren şikayetler göz ardı edildi</h3>

<p>Hastalığın ilk belirtilerini uzun süre önemsemediğini aktaran Işık, nefes alamama ve yoğun çarpıntı hissini çoğu zaman yorgunlukla ilişkilendirdiğini dile getirdi. Günlük yaşamda ve çiftlik işlerinde yaşadığı zorlanmalara rağmen şikayetlerini ertelediğini belirterek, şiddetli atak sonrası hastaneye başvurarak tanı aldığını ifade etti. Takip sürecinde zaman zaman hafif ataklar yaşayan Işık, son olarak bir saatten uzun süren ve kalp hızının 200’ün üzerine çıktığı kriz sonrası tedavi planını değiştirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Ablasyon sonrası yeni bir hayat</h3>

<p>Kalpte ritim bozukluğuna neden olan odağın ısı enerjisiyle ortadan kaldırıldığı ablasyon işlemi sonrası Işık’ın kalp atış hızının normal seviyelere indiği bildirildi. Uzun süre korktuğu operasyonu ertelediğini ancak işlem sonrasında yaşam kalitesinin belirgin şekilde arttığını ifade ederek, hastalık nedeniyle ertelediği planlarını yeniden hayata geçirmeye başladığını belirtti. Süreç boyunca yaşadığı en zor durumun nefes alamama ve atak sonrası oluşan yoğun yorgunluk olduğunu aktaran Işık, artık daha özgür bir yaşam sürmeyi hedeflediğini kaydetti.</p>

<h3>Uzmanlardan uyarı: Erken müdahale hayati</h3>

<p>Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, SVT’nin toplumda yeterince bilinmeyen ancak ciddi sonuçlar doğurabilen bir ritim bozukluğu olduğunu belirtti. Hastalığın ani kalp hızlanmalarına yol açarak bayılma, beyin kanaması ve kalp yetmezliği gibi riskler oluşturabileceğine dikkat çekti. Ablasyon yönteminin, kalpte sorun yaratan odakların ortadan kaldırılmasına yönelik etkili bir tedavi olduğunu ifade eden Oskay, işlemin genellikle kasık bölgesinden girilerek gerçekleştirildiğini ve hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini aktardı.</p>

<h3>Panik atakla karıştırılabiliyor</h3>

<p>SVT’nin sıklıkla panik atakla karıştırılabildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Oskay, iki durum arasındaki farkın iyi bilinmesi gerektiğini vurguladı. SVT ataklarının aniden başladığını ve genellikle tıbbi müdahale olmadan sonlanmadığını belirterek, benzer belirtiler yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/tasikardiyi-yorgunluk-sandi-ablasyonla-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 16:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/04/tasikardiyi-yorgunluk-sandi-ablasyonla-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="37201"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Et yiyen bakteri nedir? Et yiyen bakteri öldürür mü?]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/et-yiyen-bakteri-nedir-et-yiyen-bakteri-oldurur-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/et-yiyen-bakteri-nedir-et-yiyen-bakteri-oldurur-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vatandaşlar, “Et yiyen bakteri nedir? Et yiyen bakteri öldürür mü?” sorularına yanıt arıyor. Nadir görülen ancak hızlı ilerleyebilen bu enfeksiyonun belirtileri ve riskleri merak konusu olmaya devam ediyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kamuoyunda gündeme gelen vakaların ardından, “Et yiyen bakteri nedir? Et yiyen bakteri öldürür mü?” soruları araştırılıyor. Uzmanlar, erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p>

<h3>Et yiyen bakteri nedir?</h3>

<p>Et yiyen bakteri, tıbbi adıyla nekrotizan fasiit, cilt altındaki bağ dokusu olan fasyayı etkileyen ciddi bir bakteriyel enfeksiyondur. Bu hastalık, başta Streptococcus pyogenes olmak üzere çeşitli bakterilerin neden olduğu ve hızlı ilerleyerek yumuşak dokularda doku ölümüne yol açabilen bir tablo olarak tanımlanır. Enfeksiyon genellikle kesik, yara, yanık ya da böcek ısırığı gibi cilt bütünlüğünün bozulduğu durumlarda vücuda girer.</p>

<p>Bakteriler enfekte ettikleri bölgede toksin salgılayarak kan damarlarını tıkayabilir. Bu durum, dokulara giden kan akışını azaltır ve oksijen eksikliğine bağlı olarak doku kaybına neden olur. Hastalığın kısa sürede yayılması, nekrotizan fasiiti diğer yumuşak doku enfeksiyonlarından ayıran temel özelliklerden biridir. Bu nedenle erken teşhis ve hızlı müdahale, hastalığın kontrol altına alınmasında kritik rol oynar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Et yiyen bakteri öldürür mü?</h3>

<p>Et yiyen bakteri enfeksiyonu, erken dönemde tedavi edilmediği takdirde hayati tehlike oluşturabilir. Hastalık ilerledikçe enfeksiyon kana karışabilir ve bu durum vücutta yaygın hasara yol açabilir. Özellikle streptokok ve stafilokok kaynaklı enfeksiyonlarda ölüm riski artabilir.</p>

<p>Tedavi sürecinde antibiyotik kullanımı ve çoğu zaman cerrahi müdahale gereklidir. Enfekte dokuların temizlenmesi, hastalığın yayılımını durdurmak açısından önemli bir adımdır. Ancak enfeksiyonun hızlı ilerlemesi nedeniyle geç kalınan vakalarda uzuv kaybı veya ölüm gibi ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden <strong><a href="https://www.yenibakishaber.com/yapay-zeka-saglikta-guven-vermiyor-hatali-yanit-orani-yuksek">sağlık</a></strong> kuruluşuna başvurulması önem taşır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/et-yiyen-bakteri-nedir-et-yiyen-bakteri-oldurur-mu</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 15:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/04/et-yiyen-bakteri-nedir-et-yiyen-bakteri-oldurur-mu.png" type="image/jpeg" length="47247"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık işçilerinden İzmir’den yükselen ses:  “Eşit işe eşit ücret, 40 saat çalışma”]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/saglik-iscilerinden-izmirden-yukselen-ses-esit-ise-esit-ucret-40-saat-calisma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/saglik-iscilerinden-izmirden-yukselen-ses-esit-ise-esit-ucret-40-saat-calisma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çiğli’de eylem yapan sağlık ve sosyal hizmet işçileri, ücret adaletsizliği, uzun çalışma saatleri ve hak kayıplarına dikkat çekti. Dev Sağlık-İş İzmir Şube Yönetimi'nden Deniz Kaya, “Aynı işi yapanlar arasında fark olmaz, 40 saat çalışma kırmızı çizgimiz” dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de sağlık ve sosyal hizmet işçileri, çalışma koşulları ve hak kayıplarına dikkat çekmek amacıyla Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde bir araya geldi. DİSK’e bağlı Dev Sağlık-İş öncülüğünde gerçekleştirilen eylemde, işçilerin talepleri kamuoyuna duyurulurken, sendikanın İzmir Şube Yönetimi'nden Deniz Kaya, sahadaki sorunları ve mücadelenin nedenlerini anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eylemde dile getirilen en temel başlıklardan biri, sağlık emekçileri arasındaki ücret adaletsizliği oldu. Kaya, özellikle döner sermaye ve merkezi bütçe kaynaklı farklılıkların çalışanlar arasında ciddi eşitsizlik yarattığını belirterek, “Aynı işi yapan iki çalışandan birine fazla mesai ücreti ödenip diğerine ödenmemesi iş barışını bozuyor. Döner sermaye kapsamında maaş alan birçok arkadaşımız fazla mesai ücretlerini alamıyor. Bu kabul edilemez. Sınıf ayrımına karşıyız, eşit işe eşit ücret temel politikamızdır” dedi.</p>

<p><img alt="Saglik Iscilerinden Izmirden Yukselen Ses Esit Ise Esit Ucret 40 Saat Calisma (2)" class="detail-photo img-fluid" height="377" src="https://yenibakishabercom.teimg.com/yenibakishaber-com/uploads/2026/04/saglik-iscilerinden-izmirden-yukselen-ses-esit-ise-esit-ucret-40-saat-calisma-2.jpg" width="622" /></p>

<h3>"Sağlık hizmeti ekip işidir”</h3>

<p>Sağlık hizmetlerinin bir bütün olduğuna dikkat çeken Kaya, sistemdeki eşitsizliklerin yalnızca çalışanları değil, hizmet kalitesini de doğrudan etkilediğini ifade etti. Doktordan hemşireye, güvenlik görevlisinden temizlik personeline kadar tüm emekçilerin sağlık hizmetinin parçası olduğunu vurgulayan Kaya, Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında Türkiye’de hem çalışma koşullarının hem de özlük haklarının geride kaldığını söyledi. Kaya, “Sağlık emekçilerinin hakları iyileştirilmezse, hizmet kalitesinin daha da kötüleşmesi kaçınılmaz olur. Bizler Avrupa standartlarında çalışma koşullarını Türkiye’de de sağlamak için mücadele ediyoruz” diye konuştu.</p>

<h3>Molalar var ama kullanılamıyor</h3>

<p>Eylemde öne çıkan bir diğer başlık ise dinlenme hakkı oldu. Toplu sözleşmelerde yer almasına rağmen birçok kurumda molaların fiilen kullanılamadığını belirten Kaya, sağlık çalışanlarının yoğun tempo nedeniyle dinlenemediğini dile getirdi. Kaya, “Mola saatinde olan bir çalışan, acil bir durumda tekrar göreve çağrılıyor. Ancak bu kesintiye uğrayan dinlenme süresi daha sonra telafi edilmiyor. Güvenlikten temizlik personeline, acil servis çalışanlarından ambulans şoförlerine kadar herkes bu sorunu yaşıyor. Dinlenme sürelerinin mesai saatinden sayılması ve açık şekilde güvence altına alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>

<h3>Aynı iş, farklı statü, farklı haklar</h3>

<p>Sağlık kurumlarında farklı statülerde çalışan personel arasındaki hak farklılıkları da eleştirilerin odağında yer aldı. Kaya, aynı işi yapan çalışanların farklı çalışma sürelerine tabi tutulduğunu belirterek, “Bir çalışan haftada 40 saat çalışırken, diğeri 45 saat çalışabiliyor. İŞKUR’lu, KHK’lı, işçi ve memur ayrımı ciddi mağduriyetler yaratıyor. Örneğin bazı çalışanların tayin hakkı varken, KHK’lı işçilerin bu hakkı yok. Aile bütünlüğü gibi temel bir hak bile korunmuyor” dedi.<br />
KHK ile ilgili son düzenlemelere de değinen Kaya, yasal değişikliklerin içeriğinin netleşmemesinin çalışanlar açısından belirsizlik yarattığını vurguladı.</p>

<h3>Vardiya, yemek ve iş yükü sorunu</h3>

<p>Çalışma saatleri ve vardiya düzenlemelerinde de ciddi sorunlar yaşandığını ifade eden Kaya, memur ve işçi ayrımının bu alanda da sürdüğünü söyledi. “Memur personel 24 saatlik sisteme dahil edilirken, işçi personel 12 saate kadar çalıştırılıyor. Ancak bu çalışmaların karşılığı tam olarak ödenmiyor” diyen Kaya, uygulamaların adil olmadığını dile getirdi.</p>

<p>Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi özelinde de değerlendirmelerde bulunan Kaya, yemek hizmetlerinin yetersizliğine dikkat çekerek, “Verilen yemeklerin porsiyonları yetersiz, kalitesi düşük. Üstelik bazı çalışanlara yemek ücreti de ödenmiyor, bu nedenle kendi cebinden yemek yemek zorunda kalıyorlar” diye konuştu.<br />
Personel eksikliğinin iş yükünü artırdığını belirten Kaya, birçok birimde çalışanların görev tanımları dışında işlere yönlendirildiğini, çalışanların ise geçici görevlendirme korkusuyla itiraz edemediğini ifade etti.</p>

<h3>“40 saat çalışma kırmızı çizgimiz”</h3>

<p>Eylemde yaklaşan 1 Mayıs’a da dikkat çekildi. Sağlık ve sosyal hizmet işçilerinin talepleriyle birlikte alanlarda olacağını belirten Kaya, mücadele kararlılığını yineledi.<br />
Kaya, taleplerini ise şöyle sıraladı: “Haftalık 40 saat çalışma bizim kırmızı çizgimiz. Bunun yanında eşit işe eşit ücret, görev tanımlarının ve meslek kodlarının netleştirilmesi, dinlenme sürelerinin mesai saatinden sayılması, gelirde ve vergide adalet sağlanması taleplerimiz arasında yer alıyor.”<br />
İzmir’de yapılan bu eylemle birlikte sağlık ve sosyal hizmet işçileri, hem çalışma koşullarının iyileştirilmesi hem de hak kayıplarının giderilmesi için mücadeleyi büyütme mesajı verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>DİLEK ÇAKIR DURAK</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/saglik-iscilerinden-izmirden-yukselen-ses-esit-ise-esit-ucret-40-saat-calisma</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 22:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/04/saglik-iscilerinden-izmirden-yukselen-ses-esit-ise-esit-ucret-40-saat-calisma.jpg" type="image/jpeg" length="50853"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ani ve şiddetli baş ağrılarına dikkat: Beyin anevrizmaları sessiz ilerliyor]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/ani-ve-siddetli-bas-agrilarina-dikkat-beyin-anevrizmalari-sessiz-ilerliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/ani-ve-siddetli-bas-agrilarina-dikkat-beyin-anevrizmalari-sessiz-ilerliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beyin anevrizmaları çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor ve patladığında hayati risk oluşturuyor. Uzmanlar, ani ve şiddetli baş ağrısının ciddiye alınması gerektiğini vurguluyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana International İzmir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, halk arasında baloncuk olarak bilinen beyin anevrizmalarının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini belirtti. Beyin damar duvarının zayıflaması sonucu oluşan bu yapının genellikle fark edilmeden büyüdüğünü ifade eden Uçkun, anevrizmanın patlaması halinde acil müdahale gerektiren ağır bir tablo ortaya çıktığını aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Hayati risk: Subaraknoid kanama</h3>

<p>Uzmanlar, anevrizma yırtıldığında oluşan subaraknoid kanamanın ölümcül sonuçlar doğurabildiğine dikkat çekiyor. Prof. Dr. Uçkun, bu durumun birçok hastada hastaneye ulaşamadan kayıpla sonuçlanabildiğini belirterek, en kritik müdahalenin anevrizma patlamadan önce yapılan tedavi olduğunu vurguladı.</p>

<h3>Ağrı kesici içip beklemek en büyük hata</h3>

<p>Her baş ağrısının anevrizma belirtisi olmadığını ancak ani ve çok şiddetli ağrıların önemli bir uyarı olabileceğini belirten Prof. Dr. Uçkun, özellikle daha önce yaşanmamış şiddette bir baş ağrısının ciddiye alınması gerektiğini ifade etti. Bu tür durumlarda ağrı kesici alıp beklemenin ciddi risk oluşturduğuna dikkat çekilerek, zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmasının hayati önem taşıdığı bildirildi.</p>

<h3>Risk faktörleri öne çıkıyor</h3>

<p>Hipertansiyon, sigara kullanımı ve ailede anevrizma öyküsü gibi faktörlerin riski artırdığına işaret edildi. Uzmanlar, özellikle dirençli tansiyonu olan bireylerin beyin damar yapısını MR veya BT anjiyo ile kontrol ettirmesinin erken teşhis açısından kritik olduğunu belirtti.</p>

<h3>Tedavide yeni yöntemler</h3>

<p>Gelişen teknoloji ile birlikte anevrizma tedavisinde açık cerrahinin tek seçenek olmaktan çıktığı ifade ediliyor. Endovasküler yöntemlerle kasıktan girilerek anevrizmanın içeriden kapatılabildiği, bu sayede hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiği belirtilirken, bazı karmaşık vakalarda mikrocerrahi yöntemlerin devreye girdiği kaydedildi.</p>

<h3>Erken teşhis hayat kurtarıyor</h3>

<p>Uzmanlar, beyin anevrizmasının zamanında tespit edilmesi halinde kontrol altına alınabilen bir sağlık sorunu olduğunu vurguluyor. Erken tanı ve uygun tedavi ile riskin büyük ölçüde azaltılabileceği, gecikmenin ise ciddi sonuçlara yol açabileceği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/ani-ve-siddetli-bas-agrilarina-dikkat-beyin-anevrizmalari-sessiz-ilerliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 16:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/04/beyin-anevrizmalari-sessiz-ilerliyor.jpg" type="image/jpeg" length="74215"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastalıklar sıra beklemiyor: Alerji ve grip aynı anda kapıda]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/hastaliklar-sira-beklemiyor-alerji-ve-grip-ayni-anda-kapida</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/hastaliklar-sira-beklemiyor-alerji-ve-grip-ayni-anda-kapida" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarında artan alerji ve grip vakaları, benzer belirtiler nedeniyle sık sık karıştırılıyor. İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Nuri Seha Yüksel, iki hastalığı ayırt etmenin en net yolunun ateş, akıntı tipi ve kaşıntı gibi belirtilere dikkat etmek olduğunu vurgularken, gereksiz antibiyotik kullanımına karşı uyardı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de baharın kendini iyiden iyiye hissettirmesiyle birlikte birçok kişi aynı soruyu soruyor: “Bu yaşadığım alerji mi, yoksa grip mi?” Özellikle Mart, Nisan ve Mayıs aylarında artan şikayetler, benzer belirtiler nedeniyle kafa karışıklığına yol açarken, uzmanlar doğru teşhisin önemine dikkat çekiyor.</p>

<p>İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri ve Aile Hekimi Nuri Seha Yüksel, bu dönemde hem mevsimsel alerji hem de mevsimsel grip vakalarının birlikte görüldüğünü belirterek, “Bu dönemde hastalar ve hasta yakınları ciddi bir kafa karışıklığı yaşayabiliyor. En doğru değerlendirmeyi hekimin yapması gerekir ancak genel olarak bakıldığında alerji, vücudun zararlı olmayan etkenlere karşı verdiği abartılı bir yanıt olarak ortaya çıkıyor” dedi.</p>

<p>Bahar aylarında artan polenlerin rüzgarla çevreye yayılmasıyla birlikte alerjik reaksiyonların tetiklendiğini ifade eden Yüksel, bu süreçte grip vakalarının da görüldüğünü belirterek iki hastalığın sık sık karıştırıldığını söyledi. Yüksel, “Aynı dönemde mevsimsel grip vakalarıyla da karşılaşıyoruz. Belirtiler benzer olduğu için vatandaşlar ayırt etmekte zorlanıyor” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Hastaliklar Sira Beklemiyor Alerji Ve Grip Ayni Anda Kapida (3)" class="detail-photo img-fluid" height="1312" src="https://yenibakishabercom.teimg.com/yenibakishaber-com/uploads/2026/04/hastaliklar-sira-beklemiyor-alerji-ve-grip-ayni-anda-kapida-3.jpg" width="970" /></p>

<h3>Ateş en net ayırıcı nokta</h3>

<p>Mevsimsel alerji ile grip arasındaki en önemli farkın ateş olduğunu vurgulayan Yüksel, “Alerjide ateş görülmezken gripte ateş karşımıza çıkabilir. Burun akıntısı her iki durumda da olur ancak alerjide daha çok su gibi, şeffaf bir akıntı varken gripte sarı-yeşil, yoğun akıntılar görülür” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hapşırmanın alerjide çok daha yoğun olduğuna dikkat çeken Yüksel, boğaz belirtilerinin de ayırt edici olduğunu belirterek, “Mevsimsel alerjide boğazda kaşıntı hissi olurken gripte boğaz ağrısı ön plandadır” dedi.</p>

<p>Alerjide göz, burun, boğaz ve kulak kaşıntısının sık görüldüğünü söyleyen Yüksel, “Hatta ‘alerji selamı’ dediğimiz, kişinin sürekli elini burnuna götürerek kaşıması durumu sık karşılaşılır. Alerjide göz altında morluklar da daha sık görülür” diye konuştu.</p>

<h3>Yanlış tedavi uyarısı</h3>

<p>Vatandaşların kendi kendine tedavi uygulamalarına da değinen Yüksel, özellikle antibiyotik kullanımına ilişkin yanlış bir algı olduğuna dikkat çekti. Yüksel, “Hastalar bu tür şikayetlerde antibiyotik kullanılması gerektiğini düşünüyor. Oysa mevsimsel alerjide antibiyotik kullanılmaz. Aynı şekilde mevsimsel gripte de çoğu zaman antibiyotik gerekli değildir” dedi.</p>

<p>Gece artan öksürük, burun tıkanıklığı ve nefes darlığı gibi şikayetlerin alerjik astım açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yüksel, uzayan şikayetlerde mutlaka hekime başvurulması gerektiğini söyledi.</p>

<h3>“Hastalıklar sıra beklemiyor”</h3>

<p>Hastalıkların birbirini beklemediğini vurgulayan Yüksel, “Mevsimsel alerji ‘önce grip olun sonra ben gelirim’ demiyor. Bazen iki durum aynı anda görülebiliyor. Bu nedenle şikayetler uzadığında mutlaka hekime başvurulmalı” dedi.</p>

<p>Alerjinin süresinin gripe göre daha uzun olduğuna dikkat çeken Yüksel, “Grip genellikle bir hafta, en fazla on gün içinde geçer. Ancak alerji, maruziyet devam ettiği sürece daha uzun sürer. Bu nedenle erken tedavi çok önemlidir” ifadelerini kullandı.</p>

<h3>Erken tedavi ve doğru gözlem önemli</h3>

<p>Alerjiye neden olan etkenin tespit edilmesi için iyi bir gözlem yapılması gerektiğini belirten Yüksel, özellikle çocuklarda görülen bazı durumların gıda alerjisi kaynaklı olabileceğine dikkat çekti. Yüksel, “Hastanın kendisini, çocuklarda ise anne-babanın iyi gözlem yapması ve şikayetlerin hangi durumlarda arttığını doğru şekilde hekime aktarması gerekir” dedi.</p>

<p>Mevsimsel alerjinin günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebileceğini ifade eden Yüksel, öğrencilerde dikkat eksikliğine, yetişkinlerde ise performans düşüşüne yol açabileceğini söyledi.</p>

<h3>Gereksiz başvuru yoğunluğu artıyor</h3>

<p>Özellikle çocuk hastalarda sık doktor başvurularının da dikkat çektiğini belirten Yüksel, “Bir günde geçmeyen burun akıntısı ya da iki günde düzelmeyen genel durum nedeniyle çocuklar sık sık sağlık kuruluşlarına götürülüyor. Bu durum hem sağlık sisteminde yoğunluk oluşturuyor hem de farklı hastalıklar açısından risk yaratıyor” dedi.</p>

<p>Vatandaşların bu konuda daha bilinçli olması gerektiğini vurgulayan Yüksel, “Her hastalığın belli bir süresi vardır. Hekimlerin önerilerine uyulmalı ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır” diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>DİLEK ÇAKIR DURAK</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/hastaliklar-sira-beklemiyor-alerji-ve-grip-ayni-anda-kapida</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 22:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/04/hastaliklar-sira-beklemiyor-alerji-ve-grip-ayni-anda-kapida-1.jpg" type="image/jpeg" length="26023"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Takviye gıda uyarısı: Bilinçsiz kullanım ciddi sağlık riskleri taşıyor]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/takviye-gida-uyarisi-bilincsiz-kullanim-ciddi-saglik-riskleri-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/takviye-gida-uyarisi-bilincsiz-kullanim-ciddi-saglik-riskleri-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medya etkisiyle kullanımı hızla artan takviye edici gıdaların yarattığı risklere dikkat çeken EÜ Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Uzm. Dr. İlkçe Akgün Kurtulmuş, bu tür gıdaların kontrolsüz tüketiminin karaciğer yetmezliğinden beyin kanamasına kadar uzanan ağır tablolara yol açabileceğini vurguladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi uzmanları, son yıllarda yaygınlaşan takviye edici gıda kullanımına ilişkin önemli uyarılarda bulundu. EÜ Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Uzm. Dr. İlkçe Akgün Kurtulmuş, özellikle sosyal medya ve kitle iletişim araçlarında yer alan yönlendirmelerin bilgi kirliliğine neden olduğunu belirterek, bu durumun toplum sağlığı açısından risk oluşturduğunu söyledi.</p>

<h3>“Takviye tedavi değildir”</h3>

<p>Uzmanlar, takviye edici gıdaların bir tedavi yöntemi olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekti. Dr. Kurtulmuş, ilaçların hastalıkları tedavi etmeye yönelik olduğunu, takviyelerin ise yalnızca destekleyici rol üstlendiğini vurgulayarak sağlıklı bireylerin gereksiz kullanımının fayda sağlamayabileceğini aktardı.</p>

<h3>Ciddi sonuçlar doğurabilir</h3>

<p>Uzmanlara göre özellikle Omega-3, D vitamini ve demir takviyelerinin bilinçsiz tüketimi sağlık açısından ciddi riskler barındırıyor. Bu ürünlerin hekim kontrolü olmadan kullanılmasının kanama risklerinden böbrek sorunlarına kadar uzanan olumsuz sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.</p>

<h3>Sahte ürünlere dikkat</h3>

<p>İnternet ve farklı satış kanalları üzerinden temin edilen ürünlerde güvenlik sorununun öne çıktığını belirten uzmanlar, merdiven altı olarak nitelendirilen sahte ürünlerin ciddi tehlike oluşturduğunu vurguladı. Bu tür ürünlerin bilinmeyen içerikleri nedeniyle özellikle karaciğer üzerinde kalıcı hasarlar bırakabileceği kaydedildi.</p>

<h3>Uzman kontrolü şart</h3>

<p>Uzmanlar, takviye kullanımı öncesinde mutlaka gerekli laboratuvar testlerinin yapılması ve hekim önerisinin alınması gerektiğini belirtiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı onaylı ürünlerin tercih edilmesi ve ürünlerin güvenilirliğinin kontrol edilmesi gerektiği de vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>“Önce Zarar Verme” ilkesi hatırlatıldı</h3>

<p>Uzmanlar, sağlık alanında temel yaklaşımın zarar vermemek olduğunu hatırlatarak, bilinçsiz takviye kullanımının fayda yerine zarar getirebileceğine dikkat çekti. Kontrollü ve bilinçli tüketimin, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri olduğu paylaşıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/takviye-gida-uyarisi-bilincsiz-kullanim-ciddi-saglik-riskleri-tasiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/04/takviye-gida-uyarisi-bilincsiz-kullanim-ciddi-saglik-riskleri-tasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="75464"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Su tüketiminde doğru bilinen yanlışları uzmanı açıkladı!]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/su-tuketiminde-dogru-bilinen-yanlislari-uzmani-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/su-tuketiminde-dogru-bilinen-yanlislari-uzmani-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, günlük su tüketiminin kişiye göre değiştiğini belirtiyor. Sabit miktar önerilerinin her birey için geçerli olmadığına dikkat çekilirken, susama hissinin en önemli belirleyici olduğu vurgulanıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana International İzmir Hastanesi Nefroloji Uzmanı Uzm. Dr. Sinan Erten, su tüketimine ilişkin yaygın inanışlara açıklık getirdi. Günlük su ihtiyacının yaş, vücut kitle indeksi, iklim ve fiziksel aktivite gibi birçok faktöre bağlı olarak değiştiğini belirten Erten, her birey için geçerli tek bir miktarın olmadığını ifade etti. Günde 2-3 litre su içilmesi gerektiğine yönelik önerilerin genelleştirilemeyeceğini vurgulayarak, minimum günlük su alımının yarım litre civarında olması gerektiğini, bunun dışında gıdalardan ve metabolik süreçlerden de su kazanıldığını aktardı.</p>

<h3>Vücut dengesi kendini koruyor</h3>

<p>Vücuttaki su dengesinin böbrekler ve hipofiz bezi tarafından sağlandığını belirten Dr. Erten, fazla su alındığında idrar çıkışının arttığını, az su tüketildiğinde ise susama mekanizmasının devreye girdiğini dile getirdi. Bu nedenle sağlıklı bireylerin su tüketimi konusunda aşırı endişe duymasına gerek olmadığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Yaşla birlikte dikkat artmalı</h3>

<p>Uzmanlara göre yaş ilerledikçe susama hissi zayıflayabiliyor. 50 yaş sonrası böbrek fonksiyonlarında kademeli azalma görüldüğünü belirten Dr. Erten, bu durumun su dengesini koruma mekanizmasını etkileyebileceğine dikkat çekti. Bu nedenle özellikle ileri yaş grubunda su tüketiminin daha bilinçli takip edilmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<h3>Fazla su her zaman zararsız değil</h3>

<p>Sağlıklı bireylerde su tüketiminin artırılmasının genellikle sorun yaratmadığını belirten Dr. Erten, bazı özel durumlarda dikkatli olunması gerektiğini ifade etti. Özellikle yaşlı bireylerde bazı ilaçlarla birlikte aşırı su tüketiminin sodyum düşüklüğüne yol açabileceğini, bunun da ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini dile getirdi.</p>

<h3>Tuz tüketimi kritik rol oynuyor</h3>

<p>Böbrek ve kalp hastalarında su kısıtlamasından çok tuz tüketiminin sınırlandırılması gerektiğine dikkat çekildi. Tuz tüketiminin artmasının susuzluğu tetiklediği ve dolaylı olarak su alımını artırdığı ifade edildi. Gece yatmadan önce su içmenin ise böbrek sağlığına ekstra katkı sağlamadığı, aksine uyku bölünmesine yol açabileceği belirtildi.</p>

<h3>“Susadıkça su için” önerisi</h3>

<p>Özellikle yaz aylarında terlemeye bağlı su kaybının arttığını hatırlatan uzmanlar, bu dönemde su tüketiminin artırılması gerektiğini vurguladı. Maraton gibi yoğun egzersizler dışında, sağlıklı bireylerin susadıkça su içmesinin yeterli olduğu ifade edildi. İdrar renginin koyulaşmasının su ihtiyacına işaret edebileceği, ancak bunun tek başına kesin bir ölçüt olmadığı da kaydedildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/su-tuketiminde-dogru-bilinen-yanlislari-uzmani-acikladi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/04/su-tuketiminde-dogru-bilinen-yanlislari-uzmani-acikladi.jpg" type="image/jpeg" length="69463"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık mücadelesi sahneye taşındı]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/saglik-mucadelesi-sahneye-tasindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/saglik-mucadelesi-sahneye-tasindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kansere karşı verdikleri mücadeleyi kazanmış onkoloji hastaları, organ nakli ile ikinci hayatlarına kavuşmuş organ nakli hastaları, onları sağlıklarına kavuşturan hekimler ve sağlık çalışanları İEÜ Medical Point Hastanesi’nin geleneksel “Bir Şarkı Bir Hayat” adlı konserinde aynı sahneyi paylaştı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İEÜ Medical Point Hastanesi tarafından düzenlenen “Bir Şarkı Bir Hayat” konseri, bu yıl üçüncü kez sanatseverlerle buluştu. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, kanserle mücadeleyi kazanan hastalar ile organ nakli sayesinde yeniden hayata tutunan bireyler, kendilerini iyileştiren sağlık çalışanlarıyla aynı sahneyi paylaştı. Konser, yalnızca bir müzik etkinliği olmanın ötesinde, yaşam mücadelesinin ve dayanışmanın sahneye taşındığı anlamlı bir buluşma olarak dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Duygu dolu anlar yaşandı</h3>

<p>Şef Pınar Seli Soydaş yönetiminde gerçekleşen konserde, katılımcılar hem müzik performansları sergiledi hem de yaşam öykülerini paylaştı. Gecede sahnelenen eserler, izleyicilere duygu dolu anlar yaşatırken, sağlık mücadelesinin insani boyutu da güçlü şekilde hissedildi.</p>

<h3>“Koskoca bir ailenin ortak eseri”</h3>

<p>Konserin açılışında konuşan İEÜ Medical Point Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba, etkinliğin üç yıl önce başlatılan bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu ve gelenekselleşmesinden memnuniyet duyduklarını ifade etti. Kubba, organizasyonun yalnızca bir sahne performansı olmadığını, zorlu süreçlerden geçen ve zamanla güçlü bir bağ kuran bir topluluğun ortak emeği olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Sağlık hizmetlerinde güncel gelişmeleri yakından takip etmenin ve sürekli araştırmanın önemine vurgu yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/saglik-mucadelesi-sahneye-tasindi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 13:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/04/saglik-mucadelesi-sahneye-tasindi.jpg" type="image/jpeg" length="11809"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Belirtiler aynı, tehlike farklı: Panik atak mı, kalp krizi mi?]]></title>
      <link>https://www.yenibakishaber.com/belirtiler-ayni-tehlike-farkli-panik-atak-mi-kalp-krizi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yenibakishaber.com/belirtiler-ayni-tehlike-farkli-panik-atak-mi-kalp-krizi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu’ndan Prof. Dr. Abdi Sağcan, panik atak ile kalp krizinin benzer belirtilerine rağmen doğru ayırt edilmesinin hayati önem taşıdığını belirterek, şüpheli durumlarda gecikmeden tıbbi destek alınması gerektiğini vurguladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Abdi Sağcan, panik atak ile kalp krizi belirtilerinin benzerlik göstermesine rağmen doğru ayırt edilmesinin hayati önem taşıdığını belirtti. Göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı ve yoğun korku hissinin her iki durumda da görülebildiğini ifade eden Sağcan, özellikle ilk kez yaşanan şiddetli semptomlarda vakit kaybetmeden tıbbi destek alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Medicana International İzmir Hastanesi Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Abdi Sağcan, göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayetlerinde en sık yaşanan karışıklığın panik atak ile kalp krizi ayrımında ortaya çıktığını belirtti. Sağcan, hekim muayenesi olmadan bu iki durumun net şekilde ayırt edilmesinin zor olduğunu ifade ederek, panik atakta göğüste baskı, sıkışma veya batma hissi görülebileceğini, kalp krizinde ise daha şiddetli baskı veya ezilme hissinin ön planda olduğunu dile getirdi.</p>

<h3>"Ölüyorum" hissi</h3>

<p>Panik atakta hızlı ve yüzeyel nefes almanın belirgin olduğunu, kalp krizinde ise kişinin gerçek anlamda nefes alamama hissi yaşayabildiğini belirten Sağcan, panik atakta kalbin hızlı attığını, kalp krizinde ise ritim bozukluklarının görülebileceğini söyledi. Soğuk terlemenin her iki durumda da görülebileceğini ancak kalp krizinde daha ani ve yoğun yaşandığını ifade eden Sağcan, panik atakta “ölüyorum” hissinin belirgin olduğunu, kalp krizinde ise kişinin fiziksel olarak kötüleştiğini hissettiğini kaydetti.</p>

<p>Göğüs ağrısının karakterinin ayırıcı tanıda önemli ipuçları verdiğini belirten Sağcan, panik atakta semptomların genellikle stres ve kaygıyla başladığını, kalp krizinde ise eforla artabildiğini söyledi. Panik atakta ağrının pozisyonla değişebildiğini, kalp krizinde ise değişmediğini ifade eden Sağcan, yeni başlayan, 5-10 dakikadan uzun süren ve sol kola, çeneye veya sırta yayılan göğüs ağrısında acil yardım alınması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Tıbbi değerlendirme şart</h3>

<p>Bazı bulguların acil müdahale gerektirdiğini belirten Sağcan, göğüs ağrısının baskı, yanma veya sıkışma şeklinde olması ve 5-10 dakikadan uzun sürmesi, ağrının sol kola, çeneye ve sırta yayılması, soğuk terleme ve mide bulantısıyla birlikte görülmesi durumunda kalp krizinin düşünülmesi gerektiğini ifade etti. Gerçek anlamda nefes alamama, dudaklarda morarma, ani ve şiddetli nefes darlığı gibi belirtilerin acil değerlendirme gerektirdiğini belirten Sağcan, ilk kez panik atak benzeri tablo yaşayanlar, 40 yaş üzerinde bu tür belirtilerle karşılaşanlar, bilinen kalp hastalığı bulunanlar veya atakları alışılmadık şekilde şiddetli seyreden kişilerin mutlaka tıbbi değerlendirmeden geçmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Genç yaşta görülen göğüs ağrılarının çoğu zaman ciddi nedenlere bağlı olmadığını ancak değerlendirmede yaşın tek başına belirleyici olmadığını ifade eden Sağcan, sigara kullanımı, hipertansiyon, diyabet ve aile öyküsünün önemli risk faktörleri arasında yer aldığını dile getirdi.</p>

<p>Panik atak ile kalp hastalığı arasındaki ilişkinin dolaylı ancak dikkat çekici olduğunu belirten Sağcan, panik bozukluğun toplumda yüzde 2-4 oranında görülürken kalp hastalarında bu oranın yüzde 25’e kadar çıkabildiğini ifade etti. Panik atakla başvuran hastaların yaklaşık yüzde 15’inde eşlik eden kardiyak bir tablo saptanabildiğini belirten Sağcan, belirtilerin yalnızca psikolojik olarak değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini söyledi.</p>

<p>Tanı sürecinde multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çeken Sağcan, ilk değerlendirmenin mutlaka hekim tarafından yapılması gerektiğini, sürecin kardiyoloji ve psikiyatri uzmanlarının birlikte yürütmesi gerektiğini ifade etti. Tanı aşamasında EKG, troponin testi ve ritim takibi gibi temel incelemelerin yapıldığını, gerekli durumlarda ileri görüntüleme yöntemlerine başvurulduğunu belirtti.</p>

<p>Kalp krizinde hızlı müdahalenin hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Abdi Sağcan, benzer belirtilerin mutlaka ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Panik atak taklit eder, kalp krizi ise doğrudan zarar verir” dedi.</p>

<p><br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.yenibakishaber.com/belirtiler-ayni-tehlike-farkli-panik-atak-mi-kalp-krizi-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yenibakishabercom.teimg.com/crop/1280x720/yenibakishaber-com/uploads/2026/04/belirtiler-ayni-tehlike-farkli-panik-atak-mi-kalp-krizi-mi.jpeg" type="image/jpeg" length="33064"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
