Burdur'daki Sagalassos Antik Kenti Kazı Başkanı ve Bilkent Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Peter Talloen, yaklaşık 30 yıl önce öğrenci olarak geldiği Türkiye'de akademik yaşamını sürdürürken Türk vatandaşlığına geçti. Anadolu arkeolojisi üzerine uzun yıllardır çalışmalar yürüten Talloen, vatandaşlığın kendisi için yalnızca resmi bir statü olmadığını, hayatının büyük bölümünün artık Türkiye'de geçtiğini söyledi.
Belçika'nın Brugge kentinde doğan Prof. Dr. Peter Talloen, Anadolu ile tanışmasının klasik arkeoloji eğitimi sırasında Leuven Üniversitesinde hocası Prof. Dr. Marc Waelkens'in yürüttüğü Sagalassos kazıları sayesinde gerçekleştiğini anlattı.
1995 yılında lisans öğrencisi olarak ilk kez Türkiye'ye geldiğini belirten Talloen, Sagalassos'a duyduğu ilginin zamanla akademik kariyerinin merkezine yerleştiğini ifade etti. Lisans, yüksek lisans ve doktora çalışmalarında Anadolu'daki antik kentler üzerine yoğunlaştığını aktaran Talloen, doktora sonrasında da Türkiye merkezli araştırmalarını sürdürdüğünü söyledi.
Akademik kariyeri boyunca Ankara'daki İngiliz Enstitüsü, Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi ve Süleyman Demirel Üniversitesinde görev yapan Talloen, daha sonra bir süre Belçika'ya dönmek zorunda kaldığını, 2023 yılında ise Bilkent Üniversitesinde göreve başladığını kaydetti.
Vatandaşlık süreci yıllara yayıldı
Türk vatandaşı olma sürecinin uzun yıllar aldığını anlatan Talloen, Belçika'daki yasal düzenlemeler ve ardından yaşanan Kovid-19 salgını nedeniyle başvurusunu ertelemek zorunda kaldığını belirtti.
Salgının ardından gerekli işlemleri tamamladıklarını ifade eden Talloen, hazırlanan dosyanın ardından eylül ayında Türk vatandaşlığını kazandığını söyledi.
Türk vatandaşlığının kendisi için yalnızca resmi bir kimlik değişikliği olmadığını vurgulayan Talloen, ailesinin yaşamının Türkiye'de şekillendiğini dile getirdi.
Eşinin Türk ve arkeolog olduğunu belirten Talloen, çocuklarının Türkiye'de doğduğunu, Türk isimleri taşıdığını ve Türk okullarında eğitim gördüğünü söyledi. Bilkent Üniversitesinde Türk öğrencilere ders verdiğini ve Türkiye'de kazı çalışmalarını yürüttüğünü ifade eden Talloen, "Bütün hayatımız neredeyse burada gerçekleşiyor. Ben de Türk olduğumu belki de söyleyebilirim." dedi.
"Çalıştığınız ülkenin dilini öğrenmelisiniz"
Türkiye'ye yerleştikten sonra önceliklerinden birinin Türkçe öğrenmek olduğunu belirten Talloen, bir ülkede çalışan kişinin o ülkenin dilini bilmesi gerektiğine inandığını söyledi.
Türkçe dersleri aldığını aktaran Talloen, zaman zaman hata yaptığını ancak konuşmaya devam ettiğini ifade etti.
Türklerin vatan sevgisinin kendisini etkilediğini de dile getiren Talloen, İstiklal Marşı'nın tamamını ezberleyemediğini ancak Türk marşını Belçika milli marşından daha iyi bildiğini söyledi.
"Türkiye eşsiz bir kültürel mirasa sahip"
Türkiye'de en çok etkilendiği unsurun kültürel zenginlik olduğunu vurgulayan Talloen, Anadolu'nun arkeolojik mirasının dünyada benzeri az bulunan bir çeşitlilik sunduğunu belirtti.
Öğrencilerine derslerde anlattıkları pek çok yapıyı yerinde gösterebildiklerini söyleyen Talloen, Türkiye'deki antik kentlerde tiyatrolar, hamamlar ve anıtsal yapıların yoğun şekilde korunmuş olmasının büyük bir avantaj sağladığını ifade etti.
Türk mutfağının da ülkenin önemli değerlerinden biri olduğunu kaydeden Talloen, farklı bölgelerde farklı kültürlerin ve yemeklerin keşfedilebilmesinin Türkiye'yi özel kıldığını söyledi.
Sagalassos'ta dikkat çeken yeni keşifler
Kazı çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Talloen, son yıllarda Roma İmparatorluğu'nun kültürel etkileşimini ortaya koyan önemli bulgular elde ettiklerini açıkladı.
Geçen yıl Afyon mermerinden yapılmış Mısır temalı kabartmaların gün yüzüne çıkarıldığını belirten Talloen, eserlerin yerel ustalar tarafından işlendiğini ancak Mısır ikonografisini yansıttığını ifade etti.
Kabartmalarda sfenks ve timsah başlı tanrı Sobek figürlerinin yer aldığını aktaran Talloen, bu bulguların Roma İmparatorluğu döneminde farklı coğrafyalar arasındaki kültürel etkileşimi gözler önüne serdiğini söyledi.
Hedef kutsal çeşmeyi yeniden ayağa kaldırmak
Kazı çalışmalarının son dönemde ağırlıklı olarak stadyum kompleksinde sürdürüldüğünü belirten Talloen, burada iki kilise, kutsal çeşme ve geç antik döneme ait büyük bir dini kompleksin ortaya çıkarıldığını açıkladı.
Bu alanın geçmişte bölgesel bir hac merkezi olarak kullanıldığını düşündüklerini ifade eden Talloen, kazılarda kutsal suyun taşınması amacıyla üretilmiş özel seramik şişelerin de bulunduğunu söyledi.
Önümüzdeki dönemde kutsal çeşmenin tamamen ortaya çıkarılmasını hedeflediklerini belirten Talloen, yapının taş bloklarının büyük bölümünün yerinde bulunduğunu ifade ederek bunların adeta bir lego gibi yeniden bir araya getirilmesini planladıklarını kaydetti.
Çalışmaların başarılı olması halinde kutsal çeşmeye yeniden su verilmesini amaçladıklarını söyleyen Talloen, kazılar sırasında bir azize ait mezara ulaşmayı umut ettiklerini ve stadyum kompleksindeki çalışmaların yaklaşık beş yıl içinde tamamlanmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.





