Said Nursi ile Mustafa Kemal Atatürk arasındaki mesafeli tutumun arka planı, tarihsel tartışmaların odağında yer almaya devam ediyor. Peki, Said Nursi, Mustafa Kemal Atatürk’ü neden sevmez?

Said Nursi Hakkında

Said Nursi, I. Dünya Savaşı yıllarında Kafkas Cephesi’nde gönüllü alaylarda görev aldıktan sonra Ruslara esir düştü. Esaretten kaçarak Almanya üzerinden İstanbul’a dönen Nursi’nin gelişi, 25 Haziran 1918 tarihli Tanin gazetesinde kamuoyuna duyuruldu. İstanbul’da bulunduğu dönemde askerî ve dinî çevrelerle temas kurdu, ancak kendisine teklif edilen resmî görevleri kabul etmedi. Savaş sırasında kaleme aldığı İşârâtü’l-İ’câz adlı tefsir çalışması, Enver Paşa’nın sağladığı imkânlarla basıldı. Said Nursi, bu eseri daha sonra Risale-i Nur Külliyatı’nın başlangıcı olarak nitelendirdi.

İşgal Döneminde Said Nursi’nin Tavrı

İstanbul’un işgal edilmesinin ardından Said Nursi, Hutuvat-ı Sitte adlı eserini yazarak işgal güçlerini ve onlarla iş birliği yapanları eleştirdi. Bu dönemde İngiliz karşıtı yazıları nedeniyle takip altına alındı. 11 Nisan 1920’de Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi’nin Kuvâ-yı Milliye aleyhine yayımladığı fetvaya karşı çıkan isimler arasında Said Nursi de yer aldı. Nursi, bu fetvanın işgal baskısı altında verildiğini savunarak geçersiz olduğunu belirtti.

Said Nursi’nin Ankara’ya Gelişi ve Meclis’te Karşılanması

Millî Mücadele sürecinde Anadolu hareketine verdiği destek nedeniyle Said Nursi, Ankara’ya davet edildi. Mustafa Kemal Atatürk’ün yanı sıra Mareşal Fevzi Çakmak ve dönemin Van Valisi Tahsin Bey de bu daveti yineleyen isimler oldu.

1922 yılında Ankara’ya gelen Said Nursi, Meclis’te düzenlenen törenle karşılandı. Kürsüye çıkarak Kurtuluş Savaşı gazileri için dua etti. Bu dönemde Meclis, saltanatın kaldırıldığını ilan etmiş ve Cumhuriyet’e giden süreç başlamıştı.

Said Nursi, Mustafa Kemal Atatürk’ü Neden Sevmez?

Said Nursi, Ankara’da bulunduğu süre içinde yöneticiler ve milletvekilleri arasında dinî hassasiyetlerin zayıfladığını düşündüğünü dile getirdi. Özellikle namaz konusundaki ihmaller, Nursi’nin dikkatini çeken başlıklardan biri oldu. Bu durum üzerine Said Nursi, 19 Ocak 1923’te yöneticileri dinî değerlere davet eden 10 maddelik bir bildiri yayımladı. Bildirinin Meclis’te etkili olduğu ve bazı milletvekillerinin ibadetlere yeniden yöneldiği belirtilmektedir.

Yayımlanan bildiri, yeni devletin siyasal ve ideolojik yönelimleri açısından rahatsızlık yarattı. Yönetici kadro, toplumsal birlikteliğin din yerine milliyetçilik temelinde inşa edilmesini hedefliyordu.

Bu süreçte Mustafa Kemal Paşa ile Said Nursi arasında görüş ayrılıkları yaşandı. Nursi’nin din merkezli uyarıları, Ankara’daki siyasi planlarla örtüşmedi. Yaşanan gelişmeler, Said Nursi’nin Ankara’dan ayrılma kararını hızlandırdı.

1923 yılı itibarıyla Said Nursi, aktif siyasetle bağlarını tamamen koparma kararı aldı. Bu dönemi “Eski Said” olarak tanımladı ve hayatının geri kalanını iman ve tefekkür ağırlıklı çalışmalara ayırdı. 3 Mayıs 1923’te Ankara’dan ayrılarak Van’a giden Said Nursi, bu süreci “Yeni Said” dönemi olarak adlandırdı. Bundan sonraki yıllarda Risale-i Nur Külliyatı’nı telif etmeye yoğunlaştı.

Tarihî kaynaklar, Said Nursi ile Mustafa Kemal Atatürk arasındaki ilişkinin kişisel bir husumetten ziyade devlet–din ilişkisi, laiklik ve modernleşme anlayışı temelinde yaşanan fikrî ayrışmalardan kaynaklandığını göstermektedir.

Araştırmalara göre Said Nursi, Atatürk’e yönelik doğrudan bir düşmanlık değil; yeni rejimin din politikalarına karşı mesafeli bir duruş sergilemiştir. Tartışmalar, dönemin siyasal ve ideolojik dönüşüm sürecinin bir yansıması olarak değerlendirilmektedir.

Kaynak: Haber Merkezi