Sosyal medya platformlarında son dönemde yaygınlaşan nostalji, yaşlandırma ve farklı görsel dönüşüm temalı fotoğraf paylaşım akımlarının kullanıcıların biyometrik verileri açısından risk oluşturabileceği belirtildi. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Murat Kırık, sosyal ağlarda popüler hale gelen fotoğraf akımlarının masum bir eğlence görüntüsü vermesine rağmen, bu sistemlerin arka planında kapsamlı veri madenciliği ve davranış analizi süreçlerinin bulunabildiğini ifade etti.
Prof. Dr. Kırık, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede sosyal medya platformlarında kullanıcıların yoğun ilgi gösterdiği “80'ler”, “bebek”, “aksiyon figürü” veya “sen de ekle” gibi fotoğraf paylaşma akımlarına dikkati çekti. Bu tür uygulamaların kişiye özel, nostaljik ve duygusal sonuçlar ortaya çıkarması nedeniyle kısa sürede geniş kullanıcı kitlelerine ulaşabildiğini belirten Kırık, yapay zeka sistemlerinin bu görselleri üretebilmek için kullanıcıların özellikle yakın plan çekilmiş yüz fotoğraflarını ayrıntılı biçimde analiz ettiğini söyledi.
Yüzün ayırt edici özellikleri işleniyor
Fotoğrafların yalnızca görsel olarak değerlendirilmediğini belirten Kırık, uygulamaların gözlerin konumu, burun ve ağız arasındaki mesafe ile yüzün ayırt edici hatları gibi hassas biyometrik verileri işleyebildiğini vurguladı. Bu verilerin gelecekte ciddi biyometrik veri risklerini beraberinde getirebileceğini ifade eden Kırık, dijital dünyada verinin giderek daha stratejik hale geldiğine işaret etti.
Kırık, “Bunlar ilerleyen yıllarda çok ciddi biyometrik veri riskini beraberinde getirecek. Artık ülkeler dijital istihbaratı elinde bulundurmak için veriye ihtiyaç duyuyor. Bizler akım adı altında eğlenceye ve masum görünen bu sistemlere dahil oluyoruz ve ne yazık ki gelecekte nasıl bir süreçle karşı karşıya kalacağımızı bilmiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Telefon numarası, e-posta adresi ve adres bilgileri gibi kişisel verilerin değiştirilebildiğine dikkati çeken Kırık, yüz verisinin ise farklı bir niteliğe sahip olduğunu belirtti. İnsan yüzünün değiştirilebilir bir kişisel veri olmadığını dile getiren Kırık, bu nedenle yüz bilgilerinin çok daha spesifik ve hassas bir biyometrik veri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yapay zeka sistemlerinin gelişimi için veriye ihtiyaç duyuluyor
Yapay zekanın savunma, istihbarat, siber güvenlik ve askeri karar destek süreçleri dahil olmak üzere çok sayıda stratejik alanda kullanılan bir araç haline geldiğini belirten Kırık, bu sistemlerin geliştirilmesi ve modellerin eğitilmesi için büyük miktarda veriye ihtiyaç duyulduğunu anlattı.
Sahte ses ve görüntülerin günümüzde çok hızlı şekilde üretilebildiğini ifade eden Kırık, kullanıcıların kişisel verilerinin zaten internette bulunduğu düşüncesiyle hareket etmesinin önemli bir hata olduğunu söyledi. Bir kişinin fotoğrafının herhangi bir sosyal medya platformunda bulunmasının, başka bir yapay zeka şirketinin o fotoğrafı otomatik biçimde alıp kullanabileceği anlamına gelmediğini vurguladı.
Kırık, “Sahte ses ve görüntüler çok hızlı bir şekilde üretilebiliyor. En büyük yaptığımız hata da ‘Nasıl olsa verilerimiz, fotoğraflarımız her yerde’ deyip bu tarz uygulamalara da çok rahat bir şekilde biyometrik verilerimizin açık ve aleni bir şekilde fotoğraflar vasıtasıyla yüklenmesi ancak her sistem kendine özgüdür. Yani bir sosyal medya mecrasında fotoğrafınızın olması demek başka bir yapay zeka şirketinin onu hemen otomatik olarak alıp kullanması anlamına gelmiyor.” diye konuştu.
Risk yalnızca ünlü isimlerle sınırlı değil
Biyometrik verilerin kullanım alanlarının giderek genişlediğine dikkati çeken Prof. Dr. Kırık, akıllı kilitler, mobil cihazlar ve ev güvenlik mekanizmalarının da biyometrik doğrulama sistemleri üzerinden çalışabildiğini söyledi. Yüz ve ses verilerinin ele geçirilmesi halinde güvenlik sistemlerinin aşılabilmesi riskinin bulunduğunu belirtti.
Bu tür risklerin yalnızca kamuoyunda tanınan kişiler açısından değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Kırık, sanatçıların, siyasetçilerin ve diğer ünlü isimlerin ses ve görüntüleri işlenebildiği gibi sıradan vatandaşların verilerinin de işlenebileceğini ifade etti.
Sosyal medya akımlarının dönem dönem viral hale geldiğini ve bu süreçlerde yoğun miktarda veri toplanabildiğini belirten Kırık, özellikle biyometrik verilerin şirketlerin eline geçmesinin ilerleyen yıllarda ciddi sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Kırık, “Akımlar dönem dönem sosyal medyada viral oluyor ve bu sayede veri toplanmış oluyor. Özellikle biyometrik veriler bu tarz şirketlerin eline gittiğinde, askeri sanayilerinde bile artık kullanılan bir teknolojiden bahsediyoruz, bu ilerleyen yıllarda çok daha ciddi sorun ve problemleri doğurabilir. Unutmayın kendi rızanızla bunu gerçekleştirmiş oluyorsunuz.” ifadelerini kullandı.
Kullanıcı sözleşmeleri ve gizlilik politikaları okunmalı
Kullanıcıların dijital hijyen kurallarına dikkat etmesi ve dijital okuryazarlık seviyelerini artırması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kırık, uygulamalar kullanılmadan önce özellikle kullanıcı sözleşmeleri ile gizlilik politikalarının incelenmesi gerektiğini söyledi.
Sosyal medya platformları ve yapay zeka araçlarında bulunan veri kontrolü seçeneklerine dikkati çeken Kırık, kullanıcıların ses ve görüntülerinin model eğitiminde kullanılmasını engelleyen seçenekleri kontrol etmesi gerektiğini ifade etti. Uygulamalara fotoğraf yüklenirken galeriye ve mikrofona kapsamlı erişim izni verilmemesi gerektiğini de belirtti.
Kırık, kullanıcıların hukuki haklarının da bulunduğunu hatırlatarak, “Uygulamalar cihaza yüklenirken kullanıcı sözleşmeleri ve gizlilik politikaları mutlaka okunmalıdır. Sosyal ağların ve yapay zeka araçlarının ayarlar sekmesinde bulunan veri kontrolü bölümlerinden, ses ve görüntülerin model eğitiminde kullanılmasını engelleyen seçenekler pasifize edilmelidir. Fotoğraf yüklerken galeriye ve mikrofona toptan erişim izni verilmemelidir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile 7253 sayılı yasa kapsamında kullanıcıların yasal hakları bulunmaktadır. İhlal veya mağduriyet durumunda içeriğin kaldırılması için platforma başvurulmalı, ekran görüntüleri alınarak cumhuriyet savcılıklarına ve kolluk kuvvetlerine suç duyurusunda bulunulmalıdır.” dedi.
Teknolojik bağımsızlık vurgusu
Prof. Dr. Kırık, teknolojik bağımsızlığın korunması açısından yerli ve milli yazılımların yaygınlaştırılmasının önem taşıdığını da belirtti. Dijital dünyada verinin sahip olduğu stratejik değere işaret eden Kırık, veriyi elinde bulunduran yapıların geleceğin dijital dünyasında söz sahibi olacağını kaydetti.





