Tutuklu bulunan İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer, yarın saat 10.00'da Aliağa Şakran Cezaevi'nde yapılacağını belirttiği duruşması öncesinde sosyal medya hesabından İzmirlilere seslendi. Kentte son dönemde yaşanan siyasi gelişmeleri değerlendiren Soyer, yaşanan değişimin kendisi için sürpriz olmadığını ancak İzmirlilerin büyük bölümü açısından beklenmedik olduğunu savundu. Soyer, bu sürecin vatandaşların demokrasiye, seçimlere ve siyasete duyduğu güveni olumsuz etkilediğini söyledi.

Belediye çalışanlarına sahip çıkılması çağrısı

Açıklamasında iki temel dileğini paylaşan Soyer, ilk olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanlarına dikkat çekti. Belediye personelinin uzun yıllar boyunca çeşitli zorluklara rağmen hizmet üretmeye devam ettiğini belirten Soyer, pandemi ve deprem dönemlerinde ortaya konulan çalışmalardan gurur duyduğunu ifade etti. Son iki buçuk yılda belediye çalışanlarının haksızlık ve baskılarla karşılaştığını kaydederek, deneyimli kadroların korunmasını ve İzmirlilerin bu çalışanların hizmetlerinden mahrum bırakılmamasını istedi.

Büyükşehir Meclisi üyelerinin sorumluluğunu hatırlattı

Soyer'in ikinci çağrısı ise İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi ve vatandaşlara yönelik oldu. Yerel yönetim mevzuatı kapsamında Büyükşehir Belediye Meclisinin önemli yetki ve sorumlulukları bulunduğunu belirten Soyer, 30 ilçeden gelen meclis üyelerinin hem kendi ilçelerinin hem de İzmir'in haklarını korumakla yükümlü olduğunu vurguladı. Vatandaşların seçildikleri ilçeleri temsil eden büyükşehir meclis üyeleriyle iletişim kurmasının önemine değinen Soyer, bu iletişimi güçlendirmek amacıyla yeni koordinasyon mekanizmaları oluşturulabileceğini ifade etti.

Soyer'in açıklamasının tamamı şu şekilde yer aldı:

Değerli dostlar,

Son günlerde İzmir’de yaşanan büyük sarsıntının, her ne kadar benim için sürpriz olmasa da, İzmirlilerin büyük çoğunluğu için beklenmedik olduğunu biliyorum. Büyük çoğunluk oylarının çalındığını düşünüyor. Bu sarsıntının İzmir’e, demokrasiye, sandığa hatta genel olarak siyasete inanç ve güveni yok etme noktasına geldiğinin de farkındayım. Ama görüyoruz ki biz bıraksak siyaset bizi bırakmıyor. Marcus Aurelius’un dediği gibi; hayat başımıza gelenlerden ibaret değildir, onlara verdiğimiz tepkilerle şekillenir. Kısacası bu tablo içinde ne yapılabileceğini her birimizin düşünmesi lazım. Bu çerçevede iki dileğimi sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Biri İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanları diğeri tüm İzmirliler ile ilgili.

İzmir Büyükşehir Belediyesi uzun yıllar muhalif belediye başkanları tarafından yönetilmiştir. Belediye kadroları işte bu bilinçle, en iyi hizmeti üretme sorumluluğuyla pişmiş insanlardır. Çeşitli imkansızlıklar ve sorunlar nedeniyle işleri daima zor olmuş ama gayretleri ve onurlarıyla bunların altından kalkmayı başarmışlardır. Her koşulda en kaliteli hizmeti üretme kültürü biraz da bu zorluklar nedeniyle Türkiye’ye örnek bir yerel yönetim modeline dönüşmüştür. Pandemide, depremde bu modelin en güzel örneklerini sergileyen her bir emekçi için duyduğum gururu hayatımın sonuna kadar unutmayacağım. İşte bu emekçilerin ürettiği hizmetin takdiri de İzmirlilerin oy tercihlerinde daima rol oynamıştır. 2,5 yıldır uğradıkları haksızlıkları, baskıları görüyorum. Dilerim bundan sonra bu kültürün ve onun uygulayıcısı olan kadroların kıymeti bilinir. İzmirliler bu deneyimli kadroların hizmetinden mahrum edilmez.

İkinci dileğim İzmirliler için.

Yürürlükteki yerel yönetim mevzuatı, büyükşehir meclisine belediye başkanından daha güçlü yetki ve sorumluluklar yükler. Bilindiği gibi meclis 30 ilçenin meclis üyeleri arasından seçilerek gelmiş üyelerden oluşur. Büyükşehir nezdinde seçildikleri ilçelerin hakkını ve hukukunu korumak en çok onların sorumluluğundadır. Şimdi bu sorumluluk bir kat daha artmıştır. Her birinin hem kendi ilçelerine hem de İzmir’e ve İzmir Duruşuna sahip çıkacaklarından hiç kuşkum yok. Ancak yine de, İzmirliler hangi ilçede yaşıyorlarsa, o ilçenin büyükşehir meclis üyelerinin iradesinin kendilerini temsil sorumluluğu taşıdığını hatırlatmalı, belki de bu iletişimi temin için yeni koordinasyon mekanizmaları geliştirmelidirler. Demokrasi belki de zorluklarla mücadele edilerek güçlendiğinde daha faydalı daha değerli bir yönetim biçimine dönüşür. İzmirlilerin bunun için ellerinden geleni yapacağına inanıyorum. Zaten elden gelen bir şey varsa umuda da daima yer vardır. İzmirlilerin daha güzel bir İzmir umudunu kaybetmemesini diliyorum.

Zaten çoğu gitti azı kaldı..!

Yarın sabah, Aliağa Şakran Cezaevinde saat 10’da duruşmam var. Vicdanım rahat, sizlerle kavuşacağım günü bekliyorum.

Selam sevgi ve saygılarımla,
Sağlıcakla kalın.

İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli, Ceza İnfaz Kurumu - Koğuş B/63, Buca - Kırklar

Muhabir: Nur Duman