İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Epstein belgelerinin yeniden gündeme gelmesiyle hükümet ve İşçi Partisi içinde derinleşen krize rağmen görevinden ayrılmayacağını açıkladı. Starmer’ın bu çıkışı, partisinin İskoçya liderinden gelen açık istifa çağrısının hemen ardından geldi ve Londra siyasetinde tansiyonu daha da yükseltti.

Krizin merkezinde Mandelson ataması

Krizin fitilini ateşleyen gelişme, eski bakan Peter Mandelson’ın ABD’nin Washington Büyükelçisi olarak atanması oldu. ABD’de cinsel suçlardan hüküm giymiş ve 2019’da cezaevinde ölü bulunan Jeffrey Epstein ile Mandelson arasındaki geçmiş temasların, ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni belgelerde yeniden gündeme gelmesi, hükümeti zor durumda bıraktı. Belgelerde Mandelson’ın, bakanlık yaptığı dönemde Epstein’le ekonomi ve finans politikalarına dair yazışmalar yaptığına dair iddialar yer aldı. Bu durum, atamanın yeterli güvenlik ve etik incelemeden geçirilip geçirilmediği sorularını beraberinde getirdi.

Starmer: “Yanlış yaptım ama kaçmayacağım”

Başbakan Starmer, Mandelson’ın atanması nedeniyle kamuoyundan özür dilediğini yineledi ancak bunun istifa gerektirecek bir durum olmadığını savundu. Parti içindeki milletvekilleri ve Lordlar Kamarası üyeleriyle yaptığı kapalı toplantıda Starmer’ın, “Katıldığım her siyasi mücadelede kazandım. Bu mücadeleden de kaçmayacağım” dediği aktarıldı. Starmer, liderliğini koruyarak hem polis soruşturmalarına tam destek vereceklerini hem de hükümetin gündemini rayına oturtacaklarını vurguladı.

İskoçya’dan açık rest

İşçi Partisi İskoçya lideri Anas Sarwar, 9 Şubat’ta yaptığı açıklamada Starmer’a doğrudan istifa çağrısında bulundu. Sarwar, “Downing Street’teki bu dikkat dağıtıcı tablo sona ermeli. Liderlik değişimi, parti ve ülke için en doğru adım olabilir” ifadelerini kullandı. Parti kulislerinde, Starmer’ın görevi bırakması halinde Mayıs ayında yapılacak yerel seçimlerde İşçi Partisi’nin özellikle İskoçya’da daha güçlü bir performans sergileyebileceği görüşü dile getiriliyor.

Kabineden destek mesajları

Sarwar’ın çıkışına rağmen kabinenin önde gelen isimleri Starmer’a destek verdi. Maliye Bakanı Rachel Reeves, hatalar yapıldığını kabul ederek “Önemli olan bu hatalardan ders çıkarmak ve hükümeti yoluna devam ettirmek” dedi. Öte yandan krizin siyasi bedeli tamamen sınırlı kalmadı. Başbakanlık Genel Sekreteri Morgan McSweeney ile İletişim Direktörü Tim Allan görevlerinden istifa etti. McSweeney, Mandelson’ın atanmasını bizzat tavsiye ettiğini ve sorumluluğu üstlendiğini açıkladı.

Polis soruşturması genişliyor

Londra Polisi, kamu görevinde usulsüzlük iddiaları kapsamında Mandelson ile bağlantılı adreslerde arama yaptı. Polis, Mandelson’ın henüz tutuklanmadığını ve soruşturmanın sürdüğünü duyurdu. Mandelson ise iddiaları reddederek suç teşkil eden bir eylemde bulunmadığını savunuyor.

Muhalefetten güvensizlik çağrısı

Ana muhalefetteki Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch, Starmer’ın pozisyonunun “sürdürülemez” olduğunu belirterek parlamentoda güvensizlik oylaması çağrısında bulundu. Parti içinden de benzer eleştiriler yükselirken, bazı İşçi Partili milletvekilleri Starmer’ın krizi yönetme biçimini “ciddi bir siyasi hata” olarak nitelendiriyor.

Kırılgan liderlik, belirsiz gelecek

Starmer şimdilik koltuğunu koruyor ancak Epstein–Mandelson dosyasının siyasi etkisinin kısa sürede dağılması beklenmiyor. Polis soruşturmasının seyri, yayımlanması planlanan on binlerce belgenin içeriği ve yaklaşan yerel seçimler, Başbakan’ın liderliğini önümüzdeki haftalarda daha da zorlayabilecek başlıca başlıklar olarak öne çıkıyor. İngiltere siyasetinde gözler şimdi hem Westminster’daki olası bir güven oylamasına hem de İşçi Partisi içindeki sessiz muhalefetin ne ölçüde büyüyeceğine çevrilmiş durumda.

Kaynak: BBC