İzmir Büyükşehir Belediyesi, deniz kirliliğine yönelik ceza ve denetim yetkisi talebinin reddedilmesine rağmen çevresel mücadeleyi farklı araçlarla sürdürüyor. Gemi kaynaklı kirliliği dron teknolojisiyle tespit eden belediye, bu kez kirliliğin ana kaynaklarından biri olarak öne çıkan Gediz Nehri’ni kapsamlı bir analiz sürecine aldı.
Aylık rapor hazırlanıyor
İZSU koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda, Gediz Nehri’nin İzmir’e giriş noktası olan Emiralem Boğazı’ndan başlayarak Körfez’e ulaştığı hat üzerinde 7 ayrı noktadan düzenli numune alınıyor. Elde edilen bulgular aylık raporlarla analiz edilirken, süreç Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla bölgesel ölçekte genişletiliyor. Yıl sonunda ortaya çıkacak bütüncül raporla, nehrin temiz kaynaktan çıkmasına rağmen hangi aşamalarda kirlendiği net biçimde ortaya konacak.
Kirliliğin acısını en çok çeken il İzmir
Çalışmanın bilimsel ayağını yürüten akademik ekip, Gediz’in taşıdığı kirliliğin yalnızca yerel değil, havza ölçeğinde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Havzanın sonunda yer alan İzmir’in bu yükten en fazla etkilenen şehir olduğu vurgulanırken, nehrin geçmişte beslediği tarım arazilerinin artık risk altında olduğu ifade ediliyor. Yaklaşık 400 kilometrelik hat boyunca taşınan kirliliğin, hem tarımsal üretimi hem de Körfez ekosistemini ciddi biçimde baskıladığı belirtiliyor.
Kirlilik sadece körfezi değil tarımı da etkiliyor
Araştırma bulguları, Körfez’de yaşanan çevresel sorunların temelinde Gediz kaynaklı kirliliğin bulunduğunu ortaya koyuyor. Özellikle alg patlamaları, kötü koku ve balık ölümleri gibi sorunların ana tetikleyicisinin nehirden taşınan kirleticiler olduğu değerlendiriliyor. Bu durumun yalnızca deniz ekosistemini değil, tarımsal sulama kalitesini de doğrudan etkilediği belirtiliyor. Çalışmanın odağında kirliliğin kaynağını tartışmaktan ziyade mevcut durumun net fotoğrafını çekmek yer alıyor. Kirletici türleri, yoğunluğu ve dağılımı düzenli ölçümlerle haritalandırılıyor.
Gediz’in yıllık kirlilik raporu hazırlanıyor
Kasım ayından itibaren başlatılan ölçüm süreciyle her ay düzenli rapor hazırlanıyor. Bu veriler sayesinde mevsimsel değişimler, kirliliğin yoğunlaştığı bölgeler ve kritik risk alanları belirleniyor. Karar vericilere yol gösterecek yıllık raporun, çevresel politika ve uygulamalarda referans niteliği taşıması hedefleniyor. Öte yandan Gediz’in eski yatağı olan ve iç körfeze ulaşan Ağıl Deresi de izleme kapsamına alındı. İzleme noktalarının sayısı artırılarak daha detaylı ve entegre bir veri seti oluşturuluyor.
Gediz Nehri her geçtiği ilde kirleniyor
Elde edilen veriler, Gediz Nehri’nin doğduğu noktada temiz olduğunu ancak Uşak ve Manisa hattından itibaren kirlilik yükünün hızla arttığını ortaya koyuyor. Nehir, İzmir Körfezi’ne ulaştığında ciddi düzeyde kirlenmiş halde bulunuyor.Bu durumun, bugüne kadar parçalı ve düzensiz yürütülen ölçüm çalışmalarının aksine, ilk kez sürekli ve sistematik şekilde izlenmesiyle net biçimde ortaya konduğu ifade ediliyor.
Durum ciddi; üç aylık veriler uyarıyor
İlk analiz sonuçları tabloyu açık biçimde ortaya koyuyor. Özellikle kış aylarında tonlarca azot ve fosforun Körfez’e taşındığı belirlenirken, bu yükün ötrofikasyona yol açarak alg patlamalarını tetiklediği ve sucul yaşamı tehdit ettiği ifade ediliyor. Bunun yanı sıra alüminyum, kadmiyum, çinko ve demir gibi ağır metallerin sanayi kaynaklı olarak nehre karıştığı; tarımsal gübreler ve hayvansal atıkların da kirliliği artırdığı tespit ediliyor.
Tarımı ve gıda güvenliğini de tehdit ediyor
Gediz Nehri’ndeki kirliliğin yalnızca çevresel değil, ekonomik ve stratejik sonuçlar doğurduğu belirtiliyor. Nehir suyunun tarımsal sulamada kullanılması, uzun vadede toprak verimliliğini düşürme ve gıda güvenliğini riske atma potansiyeli taşıyor. Bu nedenle hem sanayi hem de tarım kaynaklı kirliliğin kontrol altına alınması gerektiği, özellikle gübre yönetimi ve atık kontrolü konusunda daha sıkı önlemlerin kaçınılmaz olduğu vurgulanıyor.



