ABD Başkanı Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında imzalanan geçici çerçeve anlaşmasıyla birlikte ateşkesin 60 gün daha uzatılması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusunda ilk adım atıldı. Anlaşmanın ardından enerji piyasaları ve uluslararası diplomasi çevrelerinde gelişmeler yakından takip edilmeye başlandı.

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, İstanbul’da katıldığı bir etkinlikte yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın tüm tarafların güven duyabileceği şekilde ve herhangi bir koşul olmaksızın yeniden açılması gerektiğini söyledi. Birol, anlaşmanın ayrıntılarının ve müzakere sürecinin yakından izleneceğini belirterek, bundan sonraki gelişmelerin önemli olduğunu ifade etti.

Fatih Birol, Hürmüz Boğazı’nın yeniden kapanma ihtimaline de dikkat çekti. Boğazın bir kez kapatılmış olmasının önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Birol, artık tüm aktörlerin Hürmüz Boğazı’nın yeniden kapanabileceğinin farkında olduğunu söyledi. Bu nedenle bazı ülkelerin enerji politikalarını gözden geçirmeye başladığını dile getirdi.

Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, İran’ın ABD ve İsrail tarafından 28 Şubat’ta gerçekleştirilen saldırıların ardından savaş ortamında Hürmüz Boğazı’nı kapatması, Orta Doğu kaynaklı günlük 14 milyon varilden fazla petrol üretiminin sevkiyatını engelledi.

ABD Başkanı Donald Trump ise anlaşmanın ardından kendisine yöneltilen eleştirilere sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yanıt verdi. Trump, İran konusunda yeterince sert davranmadığını savunanları eleştirerek, borsa rekor seviyelere ulaşırken ve petrol fiyatları düşüş gösterirken yapılan eleştirilerin kıskançlık, kötü niyet veya yanlış değerlendirmelerden kaynaklandığını ifade etti.

Anlaşma, özellikle eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde imzalanan 2015 İran nükleer anlaşmasıyla karşılaştırılarak bazı Cumhuriyetçi siyasetçiler tarafından eleştirildi. Teksas Senatörü Ted Cruz, Başkan Trump’ın yanlış yönlendirildiğini düşündüğünü belirtirken, Louisiana Senatörü Bill Cassidy ise anlaşmayı son yılların en büyük dış politika hatalarından biri olarak nitelendirdi. Cassidy, İran’ın nükleer hedeflerinin sınırlandırılmadığını ve Hürmüz Boğazı’nı tehdit etmenin sonuç verdiğini öğrendiğini savundu.

İran cephesi ise anlaşma sonrasında füze programının müzakerelere dahil edilmeyeceğini açıkladı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Baghaei, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada İran füzelerinin hiçbir şekilde müzakere konusu olmayacağını söyledi. Baghaei, İran’ın savunma kapasitesinin hiçbir süreçte ve hiçbir tarafla görüşülmeyeceğini vurguladı.

Daha önce ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran’ın balistik füze programını da müzakere etmesi gerektiğini dile getirmişti. Ancak Trump ile Pezeşkiyan arasında imzalanan mutabakat metninde füze programına ilişkin herhangi bir madde yer almadı. Trump da bir gün önce yaptığı açıklamada, diğer ülkelerde füze bulunurken İran’ın hiçbir füzesinin olmamasının adil olmayacağını ifade etmişti.

Öte yandan anlaşmanın ardından enerji piyasalarında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Suudi Arabistan bayrağı taşıyan ve toplam 6 milyon varil ham petrol yükü bulunan üç süpertanker, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yaptı. Gemi takip verilerine göre bu tankerler son haftalarda boğazdan geçen en büyük petrol taşıyan gemiler arasında yer aldı.

Reuters tarafından yapılan analizde, tankerlerin Suudi limanlarından hareket ettiği belirtildi. Hürmüz Boğazı’nın savaşın başlamasından bu yana büyük ölçüde kapalı olması nedeniyle Suudi Arabistan’ın petrol ihracatında ağırlıklı olarak Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu terminalini kullandığı ifade edildi.

Kaynak: Haber Merkezi