Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), biyoçeşitlilik kaybının önlenmesi ve ekosistemlerde yaşanan değişimlerin araştırılması amacıyla uluslararası projelere finansman sağlayacak. Ufuk Avrupa Programı bünyesindeki Avrupa Biyoçeşitlilik Ortaklığı (BiodivERsA+) tarafından 2026 yılı için hazırlanan “Yeni Ekosistemler: Biyoçeşitlilik, Sosyo-Ekolojik Sonuçlar ve Gelecekteki Seyirler-BiodivFuture” çağrısı başvurulara açıldı. Program kapsamında uygun projelere 175 bin euroya kadar destek verilecek.

TÜBİTAK biyoçeşitlilik projelerine destek verecek

Avrupa Biyoçeşitlilik Ortaklığı, 40 ülkeden 81 ortağın katılımıyla yürütülüyor. Ortaklık kapsamında biyoçeşitlilikteki azalmanın durdurulması ve tersine çevrilmesi için uygulamaya aktarılabilecek bilimsel bilgilerin üretilmesi hedefleniyor. Programın uzun vadeli hedefleri arasında Avrupa'daki doğal yaşamın 2030 yılına kadar yeniden toparlanma sürecine girmesi ve 2050 yılına kadar insanların doğayla uyum içerisinde yaşamasının sağlanması bulunuyor. 2026 yılı çağrısı, dünyanın farklı bölgelerindeki kara, tatlı su, deniz ve kıyı ekosistemlerinde meydana gelen değişimlerin araştırılmasını kapsıyor. Çalışmalarda ekosistemlerin mevcut durumu, gelecekte karşılaşabilecekleri değişimler ve bu değişimlerin nedenleri ile sonuçları değerlendirilecek. Araştırmalar sonucunda toplumsal etki oluşturabilecek ve karar alma süreçlerinde kullanılabilecek bilimsel bilgilerin geliştirilmesi amaçlanıyor.

TÜBİTAK destek programında üç araştırma alanı belirlendi

BiodivFuture çağrısı kapsamında araştırma projelerinin odaklanabileceği üç ana tema oluşturuldu. “Yeni Ekosistemlerin İşleyişi” başlıklı ilk temada, ekosistemlerin sosyokültürel ve sosyoekonomik süreçlerle ilişkisi araştırılacak. Bu kapsamda türlerin yok olma tehlikesi, varlıklarını sürdürebilme koşulları ve iyileşme potansiyelleri incelenebilecek. Genetik çeşitlilik ile türlerin iklim değişikliğine uyum sağlama kapasiteleri de araştırma konuları arasında yer alacak.

“Yeni Ekosistemlere Giden Yollar” başlıklı ikinci tema, ekosistemlerin belirsizlikler ve farklı zaman dilimlerinde gerçekleşen değişimler karşısında varlıklarını sürdürebilmesine odaklanacak. Ekosistemlerde ve biyoçeşitlilikte yaşanan değişimlerin nedenleri analiz edilecek. Veri ve modeller kullanılarak geleceğe yönelik senaryolar hazırlanabilecek. Ayrıca biyoçeşitliliğin ve toplumun farklı gelişim süreçlerine verebileceği tepkiler değerlendirilecek. Üçüncü tema olan “Yeni Ekosistemler Bağlamında Biyoçeşitlilik Faydaları” kapsamında ise doğa dostu dönüşüm süreçlerinde ortaya çıkan faydaların adil biçimde paylaşılması ele alınacak. Ekosistem yönetiminin maliyetleri ve sağladığı faydalar, alınan kararlardan etkilenen kesimler ve toplulukların bilgi paylaşımı ile yönetim süreçlerine katılımı araştırılacak. Desteklenecek projelerden elde edilen bilimsel sonuçların, birbirleriyle bağlantılı ve ekolojik işlevlerini sürdürebilen ekosistemlerin korunmasına yönelik çalışmalarda kullanılması hedefleniyor.

TÜBİTAK 175 bin euro desteğine kimler başvurabilecek?

Çağrı kapsamında oluşturulacak uluslararası proje ortaklıklarının belirli koşulları karşılaması gerekecek. Konsorsiyumlarda, programa katılan en az üç farklı ülkeden uygun kuruluşun bulunması ve en az üç ayrı fon sağlayıcı kuruluştan destek talep edilmesi zorunlu olacak. Proje ortakları arasında ayrıca çağrıya katılan en az iki farklı Avrupa Birliği üyesi ülkeden veya Ufuk Avrupa Programı'na asosiye ülkeden kuruluş yer alması şartı aranacak. Türkiye'den programa başvurabilecek kuruluşlar arasında yükseköğretim kurumları, eğitim ve araştırma hastaneleri, araştırma altyapıları ile diğer kamu kurum ve kuruluşları bulunuyor. Türkiye'de yerleşik olan ve ticaret sicil belgesine sahip sermaye şirketleri de destek programına katılabilecek. Uluslararası proje başvurusunda yer alan Türkiye'deki kuruluşların, uluslararası başvurularının yanında TÜBİTAK'a ayrıca ulusal başvuru yapmaları gerekecek.

TÜBİTAK proje başına ne kadar destek verecek?

BiodivFuture çağrısı kapsamında desteklenecek projelerin süresi en fazla 36 ay olacak. TÜBİTAK tarafından sağlanabilecek toplam finansman, kurum hissesi ve proje teşvik ikramiyesi hariç olmak üzere proje başına 175 bin euroyu geçemeyecek. Yürütücü kuruluşlar için belirlenen destek üst sınırları ise kuruluş türüne göre değişecek. Üniversiteler, eğitim ve araştırma hastaneleri, araştırma altyapıları ve diğer kamu kurum ve kuruluşları için yürütücü kuruluş başına en fazla 100 bin euro destek sağlanabilecek. Özel kuruluşlarda ise yürütücü kuruluş başına destek üst limiti 175 bin euro olacak.

KOBİ'lere yüzde 75, kamu kurumlarına yüzde 100 destek

Program kapsamında kabul edilen proje bütçelerine uygulanacak destek oranları da açıklandı. Üniversiteler, eğitim ve araştırma hastaneleri, araştırma altyapıları ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının kabul edilen bütçeleri yüzde 100 oranında desteklenecek. Büyük ölçekli özel kuruluşlar için destek oranı yüzde 60 olarak uygulanacak. Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ) ise kabul edilen proje bütçelerinin yüzde 75'i oranında destek alabilecek.

TÜBİTAK 175 bin euro destek başvuruları ne zaman sona erecek?

TÜBİTAK'ın biyoçeşitlilik araştırmalarına yönelik destek çağrısında başvuru ve değerlendirme süreci iki aşamada gerçekleştirilecek. İlk aşamada uluslararası proje önerilerinin en geç 10 Kasım 2026 tarihine kadar sunulması gerekecek. Türkiye'deki proje ortakları için TÜBİTAK'a yapılacak ulusal başvuruların son tarihi ise 16 Kasım 2026 olarak belirlendi. Ulusal başvurulara ilişkin elektronik imza işlemlerinin 19 Kasım 2026 tarihine kadar tamamlanması zorunlu olacak. İlk değerlendirme sonucunda ikinci aşamaya davet edilen projeler için uluslararası başvuruların son tarihi 16 Nisan 2027 olacak.

Desteklenecek projeler Eylül 2027'de açıklanacak

İki aşamalı değerlendirme sürecinin tamamlanmasının ardından destek almaya hak kazanan projelerin Eylül 2027'de duyurulması planlanıyor. Destek kapsamına alınacak araştırma projelerinin 1 Aralık 2027 ile 1 Nisan 2028 tarihleri arasında çalışmalarına başlaması öngörülüyor. En fazla 36 ay sürebilecek projelerde biyoçeşitliliğin korunması, ekosistem değişimlerinin anlaşılması ve geleceğe yönelik bilimsel verilerin oluşturulması amaçlanıyor.

Kaynak: Haber Merkezi