Sabah saatlerinde polis tarafından ablukaya alınan Meslek Fabrikası önünde direniş devam ediyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, mülkiyeti İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan yapıyı, tapu devriyle kendi üzerine almasıyla başlayan 6 aylık süreç, sabah saatlerinde binanın polis ablukasına alınmasıyla yeni bir boyuta taşındı. Yaşananları yurtdışında bir etkinlikte öğrenen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ise İzmir’e gelerek alanda açıklama yaptı. Tugay, AK Partili milletvekillerine yönelik sert eleştirilerde bulunurken bundan sonraki süreçte günün 24 saati Meslek Fabrikası önünde bekleyeceğini belirtti.

Tugay tarihsel süreci yeniledi
“Bunları belgeler unutmaz söylediklerimin hepsinin belgesi var” diyen Tugay, “Bize Ekim 2025’te bu binaların bize sorulmadan Vakıflar mülkiyetine getirildiği söylenince arkadaşlarımız tüm belgeleri ortaya çıkardı. 2007 yılında o gün başkan olan Aziz Kocaoğlu zamanında buranın tapusunda bir tane şerh görüyorlar. Bu şerh mülkiyetle hiçbir alakası olmayan bir şerh. Bir gelir elde edilecek olursa Vakıflar’a verilsin diye. Başkanımız ben bunun parasını ödeyeyim bu şerhi kaldırın demiş. O tarihte 1,6 milyon TL ödenerek o şerh kaldırılmış. İmalatında Vakıflar’ın olmadığı bir binadır bu. 2007 yılında burası mahvolmuş haldeyken İZSU ve Büyükşehir’deki arkadaşlarımız o zaman iyi bir para harcayarak 10 yılda burayı restore ediyorlar. Bu arada burayı DGM kullandı diyorlar. Burada DGM varken biz buradan hep utandık. DGM’yi oraya getiren belediye, İzmir halkı değil. İzmir halkı masum ve iyi niyetli. DGM’yi 12 Eylül 1980’de askeri darbeyi yapanlar DGM kurma zorunluluğunda hissettiler kendilerini ve o gün seçilmiş olan belediye başkanını görevden alındıktan sonra atanmış asker kökenli belediye başkanının marifetiyle vermişler DGM’ye. O darbeciler bile bu binanın mülkiyetini bilmem kimin üzerine geçirelim diye düşünmemişler. Onlar bile yapmamışlar. Bir süre DGM olarak kullanıldıktan sonra burası kapatıldı ve terk edilmiş bir binaya dönüştü. Sonrasında İzmir Büyükşehir Belediyesi para, emek ve sabırla kullanılabilir bir bina haline dönüştürdü. 2017’de Aziz Kocaoğlu burayı Meslek Fabrikası olarak açtı ve bu binalar o günden bugüne İzmir halkına hizmet ediyor." dedi.

"Ahlaki, idari ve hukuki temeli olmadan..."
Tugay, “Meslek Fabrikası’nda insanlar iş sahibi olsun diye meslek eğitimi veriliyor. Böyle hikayesi olan bir yapının ahlaki, idari ve hukuki hiçbir temeli olmadan Büyükşehir Belediyesi’ne ve başka kurumlara bilgi vermeden Vakıflar’ın mülkiyetine geçirilmesi bizim gözümüzde kabul edilemez büyük bir hukuksuzluktur. Kelimenin tam anlamıyla İzmir halkının malına çökmektir. Birileri diyor ki mahkemeyi kaybettiniz. Ne kadar yalancısınız siz? Ne kadar sahte insanlarsınız? Halkı kandırmayı ne kadar çok seviyorsunuz, yalan söylüyorsunuz. O mahkemeler devam ediyor. Biz ocak ayında öğrendik bu devrin haberimiz olmadan yapıldığını. Dava açıldıktan hemen sonra yürütmeyi durdurma kararı çıktı. O kadar açık ki bunun yanlış olduğu. Bugünün Türkiye’si ve yaşadıklarımız herkesin malumu. Her nasıl olduysa jet hızıyla o kararları kaldırmayı becerdiler. Yürütmeyi durdurma kararı kalkmış olabilir ama mahkeme sonuçlanmış değil. Bize bunu mu anlatıyorsunuz? Bu binayı Vakıflar yapmadı diyorum, bu bina un fabrikası diyorum. Utanmadan çıkardığınız o tapu senedinin üzerinde yazan Beyazid Baba Vakfı, 1800’lü yıllarda dönemin padişahı tarafından kapatılmış ve tüm mülkleri devletin üzerine alınmış bir vakıf. Bugün böyle bir vakıf yok. Uydurdular bir vakıf ismi oradan gidiyorlar. Bunun hukuksuz olduğu o mahkemeler adaletli davrandığı zaman İzBB’nin ve İzmir halkının lehine karar vereceği çok açık. Bu zaman istiyor ve biz diyoruz ki sonuç belli olana kadar bekleyin ve bizi buradan çıkarmayın. Güç gösterisi yapma meraklısı olanlar var. O güç gösterisi yapma meraklısı olanlar İzmir milletvekilleri ama gördüğüm kadarıyla daha çok Vakıflar Genel Müdürlüğü vekilleri. Kardeşim siz Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne çalışacaktınız İzmir milletvekili olacağınıza Vakıflar Genel Müdürü olsaydınız. Utanmadınız mı oy aldığınız İzmir halkının hakkını bu şekilde harcatmaya. İtiraz ediyoruz. Bir Büyükşehir Belediye Başkanı, ilçe belediye başkanları, STK temsilcileri, meclis üyelerimiz, halkımız herkes burada. Görüyorsunuz herkesin itirazı var. Bu gerçekten başlangıç. Ben buradayım bundan sonra tam buradayım” dedi.
"Vali telefona çıkmadı"
Açıklamalarına devam eden Tugay, “Bu polis arkadaşlarımız memur onlar görevli. Onları buraya getirenlere, görüşmek istediğim halde gelmeyenlere, yukardan emir verenlere, telefona çıkmayan valiye, telefona çıkmayan kaymakama şunu hatırlatmak isterim Cemil Tugay ve diğer belediye başkanı arkadaşlarımız İzmir halkının temsilcisiyiz. Biz kimsenin emir kulu değiliz. Sizden korkmamızı beklemeyin. Bu kadar belediye başkanını hapse tıktınız bunu bana da yapabilirsiniz. Önce bir CHP var aslanlar gibi kardeşlerimiz ve arkadaşlarımız var. İzmir yıkılmaz bir cumhuriyet şehridir. Hak, adalet mücadelesinde hiçbir zaman baskıya boğun eğmemiş bir şehirdir. İddia ediyorum bu şehrin sabrını zorlarsanız eğer hiç tahmin etmediğiniz bir cevabı alabilirsiniz insanlardan. Hepiniz biliyorsunuz biz siyasetçiyiz. Göreve başladığımızdan beri elimizi kolumuzu tutmak için kaynaklarımızı kısmak için yapmadıkları kalmadı. Bakandan randevu alıyoruz bir tanesine kendileri aracılık ettiler buna hep teşekkür etmemi istiyorlar. Bundan sonuç çıkmadı neye teşekkür edeyim. Bakanlar bize gayet makul, aklı başında cevap veriyorlar. Dönüyoruz çalışıyoruz onların gösterdiği yolu izleyerek sorunları çözmeye çalışıyoruz. Kredilerimiz var onaylansın istiyoruz. Kendi yarattıkları enflasyon yüzünden birikmiş borçlar var bunlar yapılandırılarak ödensin istiyoruz. Bu borç benim kişisel borcum değil. Bu borç AK Partili belediyeler dahil herkesin sıkıntısı. Bir liralık borç bunların enflasyonu, faizi yüzünden oldu on lira. Biz faiz ödüyoruz. Hani sizin Nas? Nerede abi bu Nas? Sabah akşam çıkıyorsunuz televizyonlara CHP’li belediyelerin borcu var diyorsunuz diğerlerini de açıklamak zorundasınız. Biz kanunu takmıyoruz diyorsanız artık bu ülkede kanun geçmiyor mu demek istiyorsunuz” ifadelerini kullandı.
"Kendinizi zengin ediyorsunuz"
Tugay, “Hiçbiriniz bu ülkede hiçbir şey için bir kuruş ödemiyorsunuz sevgili AK Partililer. Sadece kendinizi zengin ediyorsunuz bıktık artık sizden. Bu kanunsuz düzeninizden bıktık. Ben bir öğretmen çocuğuyum pazarlarda pazarcılık yaparak büyüdüm. Onur, gurur duyuyorum ben bu halkın içinden gelmeyim. Ben buralara geldiğim zaman konuşmaktan mı korkacağım, başıma bir şey gelir mi diye korkacağım. Korkmayacağım lan sizden korkmayacağım. Bugüne kadar edebimle durdum. Bugüne kadar Cemil Tugay sorunları yapıcı şekilde çözmeye çalıştıysa sadece İzmirlilere hizmet götürmek için yaptım. Gözünüze dizinize dursun. Ben bir gün sizden kendime bir kuruş menfaat mi istedim? Bugün burada olmayıp bunlar ne yapıyorlar diyenlere iki kelime bir şey söylemek lazım. Bugün burada olmayanlar şunu bilsin ki burada genç ve yaşlı birçok arkadaşımız var. Gaz yediler, itildiler, kakıldılar belki daha başka şeylerde gelecek başlarına. Siz oturduğunuz evlerinizde en azından şunu bilin bu insanlar tertemiz, yurtsever insanlar. Eğer korkuyorsanız bilin ki o korku sizi kurtarmayacak. Eğer bu ülke o padişahlar zamanında işgal edildiğinde insanların korkuyla evde oturmasıyla geçseydi buralarda bugün Yunan bayrakları asılı olurdu dilimiz Türkçe bile olmazdı. Cesur insanlar bir kere ölür korkaklar bin kere ölür. Ülkemizde çok fazla yolsuzluk, hırsızlık, yalan var. Hukuk ayaklar altına alınmış durumda. Adalet artık tecelli etmiyor insanlar hapislerde sürünüyorlar. İnsanları yoksullaştırıp sadakayla yönetiyorlar. Bu düzen nereye gidecek? Ben size isyanımın nedenini anlatıyorum. Artık anladım ki susarsak, boyun eğersek buradan çok özür dilerim kuyruğumuzu kıstırıp gidersek bu işler bitmeyecek. Sürüler şeklinde aldıkları sarı öküzlerin yanına başka renk insanlar koyacaklar. Diyorsanız ki Cemil Tugay sen yanlışsın ben istifa edeyim gideyim ama eğer halkın sesi olan siyasetçiler olmazsa halkın hakkını hukukunu savunacak kimse olmayacak. Buradaki siyasetçilere kötü gözle bakmayın. Ne olur başınızı kuma gömmeyin, ülkenin gençlerinin bu ülkeden umutlarını kesmesine izin vermeyin. İnsanların daha fazla ezilmesine izin vermeyin. Burası olur başka yerler olur oralara gidin ve hakkınızı arayın. Benim hakkımı arayın demiyorum. Önümüzdeki dönem aday olmaaycağımın sözünü verip dilekçemi verebilirim. Ben kimim ki siyasi ikbal peşinde koşacağım. Sizin iktidarınız mutlaka bir gün bitecek. Sadece vakit meselesi. Bir gün olur bir Türkiye’ye uyanırsınız işiniz bitmiş olur. O gün nereye kaçacaksınız, yanlışlarınızın hesabını nasıl vereceksiniz? Hani o padişahlar, krallar, imparatorlar, büyük liderler hepsi mezarın altında çürümüyor mu? Siz de olacaksınız. Sizin de eceliniz dolacak ve bir gün o toprağın altına gireceksiniz. Eğer Allah inancınız varsa bir garibanı ezmeyeceksiniz, insanlara haksızlık yapmayacaksınız, yalan söylemeyeceksiniz, ölümsüz gibi bizlere zulüm etmeyeceksiniz. O nedenle sevgili İzmirliler kimsenin önünde eğilmeyin. Kimsenin önünde umutsuzluğa kapılmayın. Bak kardeşim burası İzmir. Burası başka şehre benzemez. Burası vatanını seven, insanı seven, demokrasiyi seven, hakkın hukukun yanında her zaman mücadele etmiş İzmir, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şehridir. Biz ne zaman Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten bahsetsek onun arkasına sığınıyorsunuz diyorlar. Kim var başkasının arkasına sığınacağız. Biz tabi ki onun ilkelerinden örnek alacağız. Şurada polis kardeşlerimiz var çünkü onlar vatan evladıdır. Demin karşılarında amirleriyle görüşmek istedim çocuklar bir şey diyemedi. Bir amir bey geldi. Amirim bu binada benim arkadaşlarım var, belediyenin malı mülkü var. Siz sabahın beşinde buraya gönderildiniz, insanların içeriye girmesine izin vermediniz. Bir görmek istiyorum halk buranın hakkına, hukukuna sahip çıkayım diye beni seçti. Bunu yapmaya hakkım var. Amir görüşmeye gitti ve gelmedi. İzmir’de bir tören olur validir, garnizon komutanı, belediye başkanıdır. Halkın seçtiği en üst makamdaki insandır. Milyonlarca insanın oyuyla buraya geldik. Bu saygısızlığı hak ediyor muyuz? Siz niye o telefonlara çıkmıyorsunuz? Birine zarar mı vereceğim? Bundan mı korkuyorsunuz yoksa birilerinin güç gösterisinin bir parçası mı oluyorsunuz? Ah o birileri var ya birileri. Ayaklarınız ters dolansın diye beddua ettim. Allah’a hepinizin huzurunda bir daha dua ediyorum; Allah’ım sen bizi bu zalimlerden kurtar. Bizi çalıştırmamak için neler yapıyorlar. Sizin İzmir’e hizmet getirmek isteyenleri engellemek için Ankara’ya seferler düzenlediğinizi bu halk bilmeyecek mi? Diyelim ki Allah korusun İzmir’i bunlara teslim etti birileri. Hangi Türkiye’deki AK Parti’nin yönettiği şehir gerçekten çok iyi. İnsanların özgürlükleri elinden alınıyor. Bunları elimizden alacaklara İzmir teslim eder mi kendisini? Siz o bir dahaki yerel seçimi göremeyeceksiniz. Ben İzmir’in dört bir köşesinde konuşacağım. Partili yoldaşlarım çalışacak. Bunların yalanını, dolanını bütün İzmir’e anlatmaya davet ediyorum herkesi. O mücadeleyi kazanacağınıza inanın asla bin defa ölen korkaklar gibi olmayın. Bu vatanın size ihtiyacı var” dedi.
"Birilerinin aklını başına toplamasını bekleyeceğim"
Tugay kendisine eleştirilerde bulunanlara arşı tepki göstererek, "Meslek Fabrikası orada, polisler burada. Ben hiç kimsenin polis arkadaşlarımızla çatışmasını istemiyorum. Bu bizi sanki kavgacı gibi gösterir. Büyükşehir Belediyesi çalışan arkadaşlarımızdan rica ediyorum. Her nerede görevlilerse lütfen hiç kimse görevini en ufacık bir şekilde aksatmasın. Ne trafikte ne de belediye hizmetlerinde soruna yol açalım. Ya burada ya da başka bir yerde 24 saat duracağım. Cemil Tugay neyi bekliyorsun derseniz birilerinin aklını başına toplamasını bekleyeceğim. Burada benimle konuşmak isteyen yurttaşlarımızı dinlemek için burada olacağım. Cemil Tugay bundan sonra bu bina büyükşehir belediyesine ve İzmir halkına geri verilene kadar buradadır. Bana bir tanesi bugün hımbıl demiş ben senin demenle hımbıl mıyım? Ben senin korkulu rüyanım. Senin ipliğini pazara çıkaracağım. Bugüne kadar ki o nazik, efendi Cemil Tugay’ın yerine içimdeki o savaşçıyı göreceksiniz. Sabahın köründe pazarlara giden o çocuğun kim olduğunu göreceksiniz. Göstereceğim ben sana." dedi.





