Türkiye’nin gemi ve yat sektörü, son yıllarda tasarım kabiliyeti, üretim kalitesi ve ihracat performansındaki istikrarlı artışla küresel pazarda dikkat çekici bir konuma ulaştı. Özellikle mega yat üretiminde elde edilen başarı, sektörü uluslararası rekabette üst sıralara taşıdı.
Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, gemi, yat ve hizmetleri sektörünün ihracatı 2018 ve 2019 yıllarında 1 milyar dolar seviyesine yaklaşırken, 2022’de 1 milyar 453 milyon doları aşarak belirgin bir ivme yakaladı. Bu yükseliş trendi sonraki yıllarda da devam etti. Sektör, 2024 yılında 1 milyar 912 milyon dolar olan ihracatını 2025’te 2 milyar 243 milyon dolara çıkararak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
2026 yılına da güçlü bir başlangıç yapıldı. Ocak-nisan döneminde sektör ihracatı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 103,8 artarak 457 milyon dolardan 932 milyon doların üzerine çıktı. Bu artış, sektörün yalnızca üretim kapasitesini değil, aynı zamanda uluslararası pazarlardaki talep gücünü de ortaya koydu.
Sektör temsilcilerine göre bu başarının arkasında, yerli üreticilerin teknik bilgi birikimini artırması ve özellikle özel üretim yat projelerinde geliştirdiği tasarım yetkinliği bulunuyor. Türkiye, mega yat üretiminde Hollanda’yı geride bırakarak dünya sıralamasında ikinci sıraya yükselirken, İtalya’nın ardından en önemli üretim merkezlerinden biri haline geldi.
Üretim coğrafyası incelendiğinde, İstanbul Tuzla bölgesinin 40-70 metre segmentindeki mega yat üretiminde uzmanlaştığı görülüyor. Son yıllarda Yalova’da devreye alınan yeni tesisler de büyük ölçekli üretime katkı sağlıyor. İzmir, Bursa ve Antalya ise daha çok 24 metre altı tekne üretiminde yoğunlaşarak toplam pazarın yaklaşık yüzde 60’ını oluşturuyor.
Avrupa pazarından gelen talep, sektörün büyümesinde belirleyici unsurlardan biri olmaya devam ediyor. Türk üreticilerin yüksek kalite standartlarını koruması ve projeleri zamanında teslim etmesi, uluslararası alıcıların güvenini artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor. Ayrıca son yıllarda yapılan teknolojik yatırımlar ve üretim altyapısındaki gelişmeler de bu büyümeyi destekliyor.
Sektör temsilcileri, yerli üretimde kaydedilen ilerlemeye özellikle dikkat çekiyor. Daha önce ithal edilen birçok ekipman ve aksesuarın artık Türkiye’de üretilebilmesi, hem maliyet avantajı sağlıyor hem de tasarımda özgünlüğü artırıyor. Bu durum, Türk yatlarının küresel pazarda daha rekabetçi hale gelmesine katkıda bulunuyor.
Öte yandan sektörün önünde bazı yapısal sorunlar da bulunuyor. Teknik ve meslek liselerinde branşlaşma eksikliği, kalifiye iş gücü ihtiyacını karşılamada zorluk yaratıyor. Sektör temsilcileri, bu alanda yapılacak iyileştirmelerin üretim kapasitesini daha da artıracağını ve ihracat hedeflerine ulaşmayı kolaylaştıracağını ifade ediyor.
İzmir merkezli üreticiler de ihracattaki artışı doğrulayan veriler paylaşıyor. Yıllık yaklaşık 150 tekne üretimi yapan firmalar, ürünlerini 15 farklı ülkeye gönderiyor. Avrupa standartlarında üretim seviyesine ulaşılması ve teslimat süreçlerindeki güvenilirlik, Türk yatlarına olan ilgiyi artıran unsurlar arasında gösteriliyor.
Mevcut eğilimlerin sürmesi halinde sektörün kısa vadede daha yüksek ihracat rakamlarına ulaşması bekleniyor. Tasarım odaklı üretim yaklaşımı ve artan teknik kapasite, Türkiye’nin gemi ve yat sanayisinde küresel konumunu daha da güçlendirecek temel dinamikler olarak öne çıkıyor.





