Türkiye'nin farklı kentlerinde bulunan Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarından peş peşe gelen ölüm haberleri, öğrencilerin barınma koşulları ve yaşadıkları sorunlara ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 5'inci sınıf öğrencisi Zeynep Dicle Çalışır, Bornova'da kaldığı KYK yurdundaki odasında yaşamını yitirmiş halde bulundu. Öğrencinin yaşamına son verdiği iddia edilirken, olayın nasıl gerçekleştiği ve cansız bedeninin kim tarafından bulunduğuna ilişkin resmi açıklama yapılmadı.
Kırklareli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencisi Halil İbrahim Gökşen ise mezuniyet günü yurt odasında arkadaşları tarafından hareketsiz halde bulundu. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü 3'üncü sınıf öğrencisi Zehra Kaçar da kaldığı öğrenci yurdunda hayatını kaybetti.

"Sorunlar artık görmezden geliniyor"
Yaşanan ölümlerin ardından değerlendirmelerde bulunan Eğitim-İş İzmir 4 No'lu Yükseköğretim Şube Başkanı Elbey Kale, KYK yurtlarında yaşanan sorunların uzun yıllardır devam ettiğini söyledi.
Kale, "Maalesef ki karşımızdaki sorunlar bitmek bilmiyor. Çocuklarımız bir şekilde hayattan kopup gidiyorlar. Üniversitelerdeki sorunlar artık görmezden gelinir hale geldi. KYK yurtlarındaki şüpheli ölümler, asansör kazaları, yemek zehirlenmeleri ve benzeri olaylarda gerekli tedbirlerin alınmaması, liyakatsiz atamaların bir sonucudur" dedi.
KYK'nın yapısındaki değişikliklerin ardından kurumun işleyişinde ciddi sorunlar yaşandığını savunan Kale, yöneticilerin kurum kültüründen gelmediğini belirterek, "KYK'yı yönetenlerin büyük bölümü kurumun içinden yetişmiyor. Bu durum sorunların çözümünü zorlaştırıyor" ifadelerini kullandı.
İzmir'de de geçmiş dönemde benzer olayların yaşandığını hatırlatan Kale, "İzmir özelinde çok uzun zaman geçmeden yine bir sapığın yurda girmesi, asansör kazaları, yemek zehirlenmeleri ve trajikomik olaylarla karşılaşıyoruz. Öğrencilerimiz hayatını kaybediyor, yetkililer ise seyretmekle yetiniyor. Tedbir alın diyenler ötekileştiriliyor. Bu durum tam anlamıyla bir sorumsuzluk örneğidir" diye konuştu.
Yetkililere çağrıda bulunan Kale, "Bir an önce görevlerini yapsınlar ve çocuklarımızın ölmesini durdursunlar. Eğer görevlerini yapamıyorlarsa istifa etmek de bir erdemdir. Bu işi çok daha iyi yapabilecek yüzlerce, binlerce insan olduğuna inanıyorum" dedi.
"Bu ölümler yalnızca münferit olaylar değil"
Eğitim-İş İzmir Şube Başkanı Özgür Şen de öğrenci ölümlerinin yalnızca adli boyutuyla değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Şen, "Son günlerde farklı KYK yurtlarından gelen öğrenci ölümleri hepimizi derinden üzmüştür. Yaşamlarının baharında olan gençlerimizin birer birer aramızdan ayrılması, yalnızca adli makamların araştıracağı münferit olaylar olarak değerlendirilemez. Bu acıların yaşandığı toplumsal ve ekonomik koşulların da sorgulanması gerekmektedir" dedi.

"Üniversite okumak hayatta kalma mücadelesine dönüştü"
Yıllardır uygulanan eğitim ve ekonomi politikalarının öğrencileri ağır bir geçim mücadelesinin içine sürüklediğini ifade eden Şen, "Bir yandan kamusal ve parasız eğitim anlayışı tasfiye edilirken, diğer yandan öğrenciler barınma, beslenme ve ulaşım gibi en temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanır hale gelmiştir. Üniversite okumak gençlerimiz için bilimsel gelişimin değil, hayatta kalma mücadelesinin adı olmuştur" diye konuştu.
KYK yurtlarının kapasite ve nitelik açısından yetersiz kaldığını belirten Şen, öğrencilerin yüksek kira bedelleri ve özel yurt ücretleri karşısında zorlandığını söyledi.
"Gençler geleceğe umutla bakamıyor"
Üniversitelerin bilim üreten ve özgür düşüncenin geliştiği kurumlar olmaktan uzaklaştırıldığını savunan Şen, mezuniyet sonrası işsizlik ve güvencesizlik kaygısının gençlerin geleceğe olan inancını zedelediğini ifade etti.
Şen, "Bugün üniversite öğrencilerinin en büyük sorunu yalnızca ekonomik yoksulluk değil, aynı zamanda kendilerine sunulan geleceğin belirsizliğidir. Gençlerin umudunu tüketen, onları yalnızlaştıran ve güvencesizliğe mahkûm eden bu düzenin sorumluluğu görmezden gelinemez" dedi.

Öğrencilerin yaşam hakkının korunmasının yalnızca yeni yurtlar yapmakla mümkün olmayacağını vurgulayan Şen, "İnsanca yaşam koşulları sağlamak, nitelikli ve kamusal eğitimi güçlendirmek ve gençlere güvenli bir gelecek sunmak gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Şen açıklamasını, "Hayatının baharında aramızdan ayrılan gençlerimizi saygıyla anıyor, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Gençlerimizin yoksulluk, umutsuzluk ve gelecek kaygısı arasında sıkışmadığı; barınmanın, eğitimin ve insanca yaşamın bir hak olarak görüldüğü mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz" sözleriyle tamamladı.





