Hızlı Geçiş Sistemi’ndeki (HGS) bildirim sorunları ve katlanan cezalar, vatandaşları mağdur ediyor. Temmuz ayında gerçekleşen tek bir geçiş ihlali nedeniyle 16 TL’lik borcunun katlanarak 30 bin TL’ye kadar çıktığını iddia eden bir vatandaş, sürecin kontrolsüzlüğüne sosyal medyada tepki gösterdi.
Herhangi bir bilgilendirme yapılmaması nedeniyle borcu olduğunu bilmediğini ve aylar sonra 30 bin TL’lik icra talep edildiğini vurgulayan vatandaş, “Temmuz ayında yanlışlıkla girdiğim bir yoldan dönerken yazılan 16 TL’lik geçiş borcu herhangi bir bilgilendirme yapılmaması nedeniyle artmış. Borcu ancak Kasım ayında tebligat yoluyla öğrendim. İcra kağıdı gelince olaydan haberim oldu. Bir borç var deniyorsa insanı bilgilendirirsin. Ben bu paranın varlığını bile bilmiyordum” dedi.
Tebligatı aldıktan sonra borç dökümüne baktığında ise rakamın katlanarak büyüdüğünü fark eden vatandaş, “16 TL’nin üzerine ceza eklenmiş, onun üzerine tekrar faiz binmiş. Ama hiçbir aşamada bilgilendirme yok. Bu devirde kimse 16 TL için ödeme yapmaktan kaçmıyor ki. Sorun bilgilendirilmemek” diyerek yaşadığı mağduriyeti anlattı. Birçok vatandaş ise aynı olayın başına geldiğine dair şikayetleri yine sosyal medya üzerinden yayınladı.
Uzmanlara göre bu gibi benzer HGS mağduriyetleri son dönemde sık sık gündeme geliyor. Vatandaşların en büyük şikâyeti ise bildirim mekanizmasının sağlıklı çalışmaması. Geçiş ihlallerinin sürücülere kısa mesajla iletilmesi gerekirken, uygulamada birçok kişi borcunu yalnızca icra süreci başladığında öğreniyor. Küçük meblağlar kısa sürede vatandaşların ödeme gücünü aşan devasa cezalara dönüşüyor.

“Hukuka aykırı”
HGS cezalarına uygulanan faiz oranlarının ve borçların tüketici hukuku açısından sorgulanabileceğini belirten Tüketici Koruma Derneği (TÜKODER) Genel Başkanı Aziz Koçal, HGS’nin hizmetin bir kamu ya da özel işletmeci tarafından tüketiciye sunulması nedeniyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında “hizmet ilişkisi” niteliği taşıdığını vurguladı. Bu nedenle orantısız ve fahiş gecikme faizleri, hizmet kusurundan kaynaklanan gecikmeler ve tüketicinin bilgilendirilmemesi nedeniyle oluşan borçların yargısal denetime tabi olduğunu kaydeden Koçal, “Danıştay ve Yargıtay kararlarında, tüketici aleyhine ‘aşırı külfet’ doğuran yaptırımlar ölçülülük ilkesi açısından denetlenmektedir. Özellikle Otomatik Geçiş Sistemi (OGS) ve HGS’de etiket okunmaması gibi işletmeci kusuru olan durumlarda faiz ve ceza uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna dair kararlar bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.
“İtiraz edin”
Borç ve cezaya itiraz etmek isteyen tüketicilerin öncelikle işletmeciye başvuru yapması gerektiğini vurgulayan Koçal, “Türkiye’de Karayolları Genel Müdürlüğü, PTT veya özel işletmeciye başvurarak HGS ihlal geçişi ekran görüntüsü, aracın geçiş zamanı, bakiye durumu ve mesaj ile bilgilendirme kayıtlarını talep etmeli, yazılı veya sistem üzerinden şikayet oluşturulmalıdır. Karayolları ve işletmeciler kendi platformlarında itiraz ekranları sunuyor. Bu başvurunun ekran görüntüsü mutlaka alınmalıdır ki, ileride hukuki süreçte delil olabilsin. Sonuç alınamazsa, 149 bin TL’ye kadar olan tutarlar için Tüketici Hakem Heyeti, üzeri tutarlar için Tüketici Mahkemesi’ne başvuru yapılabilir” diye konuştu.
“Sorun yap, işlet ve devret”
Hatalı veya eksik bilgilendirmeden doğan zararlardan kamu veya özel sektör HGS işletmecisinin tamamen sorumlu olduğunu belirten Koçal, “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereği ‘ayıplı hizmet’ hükümleri uygulanır. İşletmeci geçişi doğru okumak, tüketiciyi zamanında bilgilendirmek, uyarı yapmak ve bakiye durumunu doğru göstermek zorundadır. Sorumluluk hem kamu hem özel işletmeci için geçerlidir. Kamu kurumlarının sunduğu HGS/OGS hizmetleri de tüketici işlemi niteliğindedir. Bu nedenle tüketicinin uğradığı maddi zararı tazmin yükümlülüğü vardır. Hatalı ceza, faiz işlemesi, hukuksuz icra takibi ve bankadan haksız kesinti yapılarak tahsilatın tamamı işletmeci sorumluluğu kapsamına girer” dedi. Koçal, benzer mağduriyetlerin özellikle yap-işlet-devret modeliyle özelleştirilmiş otoyol, tünel ve köprülerde yaşandığını, çözümün ulaşım hizmetinin ve altyapının kamu hizmeti olarak verilmesinde olduğunu vurguladı.





