Henüz 14 yaşında olmasına rağmen bestecilik alanında dikkat çeken çalışmalara imza atan Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı öğrencisi Yusuf Çınar Dağsuyu, bestelediği ilk senfonisini tamamlayarak dinleyicilerin beğenisine sundu. Genç müzisyenin “Senfoni No. 1” adını verdiği eser, Beta Enerji Filarmoni Orkestrası tarafından seslendirilip kayıt altına alınarak tüm dijital müzik platformlarında yayımlandı.

Müzikle tanışması 10 yaşında başlayan Yusuf Çınar Dağsuyu’nun yolculuğu, annesinin kendisinden bir yaş küçük kız kardeşi için aldığı klavyeyle başladı. Klavyede kendi kendine melodiler çalmaya çalışan Dağsuyu’nun yeteneği kısa sürede fark edildi ve genç müzisyen konservatuvara kabul edildi.

Yarı mutlak kulak olarak tanımlanan “quasi absolute pitch” yeteneğine sahip olan Dağsuyu, piyano eğitiminin yanı sıra küçük yaşlardan itibaren besteciliğe yöneldi. Piyanoya başlamadan önce gitar ve bateri de çaldığını belirten genç sanatçı, bu enstrümanlara tam olarak ısınamadığını, ancak piyanoya ilk başladığında notalara ihtiyaç duymadan eserler çalabildiğini ifade etti.

Konservatuvara girerken en büyük hedefinin besteci olmak olduğunu söyleyen Yusuf Çınar Dağsuyu, müziği kendisini ifade etmenin en güçlü yollarından biri olarak gördüğünü dile getirdi. Piyano çalarken günlük düşüncelerden uzaklaştığını anlatan Dağsuyu, anlatamadığı duyguları müzik aracılığıyla ifade etmeye çalıştığını belirtti.

Yaklaşık bir buçuk aylık çalışma sonucunda tamamladığı “Senfoni No. 1” adlı eserinin ortaya çıkış sürecinde özellikle Rus bestecilerden etkilendiğini söyleyen Dağsuyu, Çaykovski, Rahmaninov ve Şostakoviç’in eserlerini yoğun şekilde dinlediğini ifade etti. Orkestrasyon bilgisini geliştirmek amacıyla farklı bestecilerin partisyonlarını dinleyerek ve analiz ederek çalıştığını da aktardı.

Besteleme sürecini anlatan genç sanatçı, bir gün aklına gelen bir melodinin zaman içerisinde büyüyerek senfoniye dönüştüğünü belirtti. Melodiyi hangi enstrümanın daha iyi taşıyacağını düşünerek çalışmaya başladığını ifade eden Dağsuyu, partisyonların zamanla geliştiğini ve eserin bugünkü haline ulaştığını söyledi.

Eserinde özellikle bakır üflemeli çalgılara ve fagot solosuna geniş yer verdiğini anlatan genç besteci, farklı enstrüman kombinasyonlarını deneyerek en uygun orkestral rengi yakalamaya çalıştığını kaydetti.

Kendi eserini ilk kez bir senfoni orkestrasından canlı olarak dinlediğinde yaşadığı duyguları tarif etmekte zorlandığını belirten Dağsuyu, hayatında ilk kez böyle bir deneyim yaşadığını söyledi. Çok sayıda müzisyenin kendi eserini seslendirmek için bir araya gelmesinin kendisini çok değerli hissettirdiğini ifade eden genç sanatçı, bilgisayarda defalarca dinlediği eserini canlı orkestra eşliğinde duymanın bambaşka bir deneyim olduğunu dile getirdi.

Gelecekte eserlerinin daha geniş kitlelere ulaşmasını istediğini belirten Dağsuyu, tanımadığı bir insanın eserlerini dinleyip etkilenmesinin, üzgünken mutlu olmasının kendisi için en büyük başarı olacağını söyledi. Bestelerinin bir kişiye bile dokunmasının çok önemli olduğunu vurguladı.

Klasik müziğin yanı sıra caz, blues ve rock türlerini de dinlediğini belirten genç müzisyen, farklı müzik türlerinden beslenmenin yaratıcılığını geliştirdiğini ifade etti. Zaman zaman günde altı ila yedi saati aşan çalışmalar yaptığını anlatan Dağsuyu, piyanosuz bir yaşam düşünemediğini söyledi.

Boş zamanlarında satranç oynadığını ve yüzdüğünü belirten genç sanatçı, konservatuvarın kendisini bulmasına vesile olduğunu ifade etti. Kardeşinin de müzik konusunda çok yetenekli olduğunu söyleyen Dağsuyu, yetenekli çocuklara melodilerini yazmaları tavsiyesinde bulundu. Müzik eğitimi alan kişilerin bu alana kendilerini adamaları gerektiğini belirtti.

İlerleyen yıllarda Avrupa’nın saygın müzik okullarında eğitim almayı hedeflediğini açıklayan Yusuf Çınar Dağsuyu, kariyerinde önceliğinin bestecilik olduğunu, bunun yanında konser piyanisti olarak da sahnede yer almak istediğini söyledi.

İlk senfonisinin kayıt sürecinde birlikte çalıştığı orkestra şefi ve besteci Murat Cem Orhan’ın kendisi için çok önemli bir isim olduğunu ifade eden genç besteci, uzun zamandır beğendiği ve takip ettiği bir şef olan Orhan’ın ilk eserine emek vermesinin ve orkestrayı yönetmesinin kendisini çok mutlu ettiğini dile getirdi.

Kaynak: AA