Ülkemizde 15-17 yaş arasındaki her 100 çocuktan yaklaşık 22’si bir işte çalışıyor. İzmir’de seyyar satıcılık yapan 300 bin sokak emekçisi bulunurken bunun yaklaşık 6 bininin çocuklardan oluştuğu belirtildi. Bu çocukların yaz tatili, bayram gibi tüm okul harici zamanlarını sokaklarda çalışarak geçirdiğini söyleyen İzmir Seyyar Satıcılar Dernek Başkanı Evren Laçin, 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın da yoksul aile çocukları için kutlama günü değil mesai günü olduğunu aktardı. Laçin, “Tüm bayramlarda olduğu gibi 23 Nisan'da da çocuklar yine sokaklarda çalışmak zorunda. Sanayide her köşe başında bir dükkânda 5-6 çocuk maalesef kötü şartlarda yevmiye usulü çalışıyor. İzmir’de 12 ile 18 yaş arasındaki yaklaşık 6 bin çocuğa ne bayram uğruyor ne de mutluluk” dedi.

‘Tatil, çalışmak demek’
Dar gelirli aile çocukları için bayramın tek anlamının, sabahın erken saatlerinde sokaklara çıkıp çalışmak olduğunu kaydeden Laçin, “Midye, peçete, mendil, çiçek satan bu çocuklar, geri dönüşüm atıklarını topladıkları çekçek arabalarıyla kentin sokaklarında hayatta kalmaya çalışıyor. Günlük kazançları ise 150 ila 200 lira arasında değişiyor. Birçoğu zaten kimsesiz yani annesi veya babası hatta ikisi de yok. Bu çocuklar için okula gitmek bile çoğu zaman bir hayal. Çünkü karınlarını doyurmak için çalışmak zorundalar. Bazı çocuklar hafta içi okuldan sonra sokaklara çıkarken, bazıları ise 23 Nisan, 19 Mayıs gibi bayram günlerinde bile sabahın erken saatlerinden itibaren çalışıyor. Hayat ne yazık ki onlara tatil yapmayı hiç öğretmedi. Tatil demek işe çıkmak demek” ifadelerini kullandı.
‘Mutluluk bir çikolatada’
Bu çocuklar için bayram kelimesinin sadece sözlükteki bir kelimeden ibaret olduğunu belirten Evren Laçin, “Onlar için bayramın neşe, eğlence ya da tatil anlamı yok, çünkü o duyguları hiç tanımadılar. Tiyatro nedir bilmeyen, sinema salonuna hiç adım atmamış çocuklar bunlar. Günlük kazançlarından ayırabildikleri küçük bir parayla aldıkları bir parça çikolata, onlara kısa süreliğine dünyanın en mutlu insanıymış gibi hissettiriyor. Sahipsiz, kimsesiz, umutsuz olan bu çocuklarımıza umarım ileride gerçekten bayram yapmalarını sağlarız. Hayal ettikleri şey çok büyük değil aslında, bayram sabahı yeni kıyafetlerini giyip, ne yiyeceklerini düşünmeden sokakta arkadaşlarıyla kahkahalar atmak. İzmir’in geleceğini taşıyan 6 bin çocuk için bu, belki de en büyük bayram olurdu” diye konuştu.
‘Sorumlulukları ağır’
Oyun oynaması, okula gitmesi gereken yaşlarda çocukların çalışmak zorunda kalmasının yalnızca bireysel değil, toplumsal bir yaraya dönüştüğünü belirten Başkan Laçin, “Pek çoğu sosyal güvenceden yoksun, sağlıksız koşullardaki merdiven altı işyerlerinde, ev ekonomisine katkı sağlamak için ağır sorumluluklar üstleniyor. Çocukların okul yerine işe gitmek zorunda bırakıldığı bir ülkede, sağlıklı bir gelecek inşa etmek mümkün değil. Bugünü korumak, yarını güvenle kurmak; ancak çocuklara hak ettikleri gibi bir çocukluk sunmakla mümkün olabilir” dedi. Küçük yaşta çalışmak zorunda olan bu çocukların, okula gitmesi için devletin bir an önce çözüm bulması gerektiğini söyleyen Laçin, yazın gelmesi ve okulların kapanmasıyla çalışan çocuk sayısının daha da artacağını vurguladı.

‘Tatilde staja devam’
Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) uygulamasının günümüzde ‘mesleki eğitim’ maskesi altında çocuk işçiliğini yasallaştıran bir yapıya büründüğünü söyleyen İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği Başkanı Nesibe Gençer, çocukların ucuz gücü olarak bayramlar da bile çalıştırılabildiğini belirtti. Gençer, “Haftanın büyük bölümünü ağır iş kollarında geçiren öğrenciler, eğitimden koparılarak sanayi ve inşaat gibi tehlikeli alanlarda düşük maliyetli iş gücü olarak kullanılmakta. 23 Nisan Çocuk Bayramı gibi bir günde bile asgari ücretin yüzde 30’u ile yüzde 50’si arasına çalışan bu çocuklar, kutlamaları ancak televizyondan izleyebiliyor. MESEM’e dahil olmasa bile ailelerine ekonomik açıdan destek olmak isteyen bir çok çocuk ya tarlalarda ya da esnafın yanında yardımcı olarak günübirlik işlerde çalışıyor. Sadece 23 Nisan’da değil dini bayramlar ile ara tatil ve yaz tatillerinde bile bu çocuklar çalışıp para kazanmak çorunda kalıyor” ifadelerini kullandı.
872 bin çocuk işçi var
TÜİK’in verilerine göre Türkiye’nin 85 milyon 665 bin olan nüfusunun 21 milyon 817 binini çocuklar (0-17 yaş) oluşturuyor. Çocuk nüfusun toplam nüfus içerisindeki payı giderek azalıyor. Bir işte çalışan ve iş arayanların oluşturduğu çocuk iş gücünün toplam çocuk sayısı içerisindeki payı olan çocukların işgücüne katılım oranı yüzde 22,1’den yüzde 24,9’a kadar yükseldi. Ülke genelinde çalışmak zorunda olan çocuk sayısı 872 bine, iş arayıp bulamayan işsiz çocuk sayısı ise 103 bine ulaştı.





