Vergi yükü altında ezilen otomobil piyasası, artık ulaşım değil lüks tüketim alanı haline geldi. Otomotiv piyasasını ve araç sahibi olmak isteyenleri yakından ilgilendiren yeni Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) düzenlemesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu. AK Parti tarafından hazırlanan kanun teklifi, hem ÖTV oranlarında hem de matrah dilimlerinde önemli değişiklikler öngörüyor. Mevcut sistemde yüzde 45, 50, 60 ve 70 olmak üzere dört farklı ÖTV dilimi bulunan içten yanmalı motora sahip araçlarda bu dilimlerin kaldırılması ve tek tip yüzde 80’lik oran uygulanması planlanıyor. Uygulamada matrahlar düşük kaldığı için zaten çoğu araç bu en yüksek dilimden vergilendiriliyor. Daha güçlü motorlara sahip hibrit modellerde ise ÖTV yüzde 220’ye kadar yükselebilecek. Vergi oranındaki artışın, özellikle orta gelirli vatandaşların otomobil sahibi olmasını daha da zorlaştırması bekleniyor.
‘Açığı kapatmak için’
Meclis’e sunulan teklifi değerlendiren Ege Otomotiv Derneği (EGOD) Başkanı Mehmet Torun, “Kurumlar vergisi, KDV, ÖTV ve Ar-Ge teşvikleri gibi birçok alanda değişiklikleri içeren teklif, yalnızca mali bir düzenleme değil; doğrudan vatandaşın gündelik hayatını, orta sınıfın refahını ve Türkiye'nin kalkınma stratejilerini etkileyecek derinlikte bir dönüşüm anlamına geliyor. Türkiye’de bir otomobil sahibi olmak artık yalnızca bir ulaşım ihtiyacının karşılanması değil, aynı zamanda devlet bütçesindeki açığın kapatılmasına katkı sağlamak anlamına geliyor. Basit bir örnekle açıklayalım: Çıplak fiyatı 737 bin TL olan bir araba için devlet 855 bin TL’ye varan ÖTV ve diğer vergiler alıyor. Yani vatandaş, bir araç sahibi olabilmek için aslında iki araca yetecek kadar ödeme yapıyor. Bu yapı, ekonomik adalet ilkesine aykırı olmanın ötesinde, orta sınıfın alım gücünü erozyona uğratan, mobilite hakkını sınırlandıran ve iç pazarı daraltan ciddi bir soruna işaret ediyor” dedi.

‘Düşerse gelir artar’
2024 yılında Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) tarafından geliştirilen ÖTV Reform Modeli’nden örnek veren Torun konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu modele göre otomobile yüzde 80 ÖTV uygulandığında yılda 1 milyon araç satılıyor, devletin vergi geliri 812 milyar TL oluyor. Eğer ÖTV yüzde 50 oranına düşürülüp uygulanırsa araç satışı 2 milyona çıkıyor ve vergi geliri 1,1 trilyon TL’ye ulaşıyor. Bu model, pazar büyümesinin vergi gelirlerini artıracağını ve devletin aslında kazan-kazan stratejisiyle hareket edebileceğini açıkça gösteriyor. Bu tablo aslında şunu söylüyor; Türkiye’de bir otomobil sahibi olmak artık yalnızca bir ulaşım ihtiyacının karşılanması değil, aynı zamanda devlet bütçesindeki açığın kapatılmasına katkı sağlamak anlamına geliyor İç pazarın büyümesiyle birlikte Türkiye yatırım için daha cazip hale gelecek, üretim ve ihracat da bu ivmeden olumlu etkilenecektir. Mevcut yüksek vergili yapının sürdürülmesi, bu fırsatların heba edilmesi anlamına gelir.”
‘Elektrikliden alınmasın’
Verginin sadece toplanarak değil, stratejik şekilde yönetilerek büyütülmesi gerektiğini kaydeden Mehmet Torun, “Bunun için ÖTV oranları, öngörülebilir bir takvimle ve kademeli olarak düşürülmeli. Bu adım, araç alımını kolaylaştırır, iç pazarı canlandırır ve orta vadede vergi gelirlerini artırır. Araç matrahları, güncel piyasa koşullarını yansıtacak şekilde şeffaf ve düzenli bir endekse bağlanmalıdır. Bu sayede ani vergi değişiklikleri ve piyasada belirsizlik yaratacak şoklar engellenmiş olur. Ani vergi artışları yerine, kur, enflasyon ve piyasa değeri gibi değişkenleri esas alan bir endeksle matrahların düzenlenmesi, sektörde güven ortamını güçlendirir. Türkiye’de geliştirilen elektrikli araçlara yüzde sıfır ÖTV ve KDV teşviki verilmeli. Bu uygulama, yerli üretimi ve Ar-Ge’yi destekleyecek, çevreci dönüşümün hızlanmasını sağlayacaktır. Türkiye’nin elektrikli araç üretiminde global pazarlarda rekabetçi hale gelmesi için bu teşvik kritik önemdedir” ifadelerini kullandı.
‘Derhal geri çekilmeli’
Adil bir vergi reformu ve sürdürülebilir sanayi politikasının gerekli olduğunu vurgulayan Mehmet Torun, “Artık mekanik araçları bırakıp elektronik araçlar üretmeliyiz. Bu nedenle meclis gündemindeki yasa teklifi derhal geri çekilmeli, sektör temsilcileriyle birlikte, toplumun satın alma gücüne ve ekonomik gerçekliğe uygun, adil bir vergi reformu hazırlanmalıdır. Türkiye’nin kalkınması için yapılması gereken, vergileri artırmak değil; üretimi, teknolojiyi ve elektrikli dönüşümü destekleyen uzun vadeli, öngörülebilir bir sanayi politikasıdır. Bu yalnızca otomotiv sektörüyle sınırlı bir konu değildir. Toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren, doğrudan refah düzeyimizi ve kalkınma yolculuğumuzu etkileyen bir konudur. Unutulmamalıdır ki bu sadece otomotiv sektörünün değil, Türkiye’nin geleceğinin meselesidir” dedi.





