Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre enflasyon mart ayında aylık yüzde 1.94, yıllık bazda ise yüzde 32.36 olarak gerçekleşti. Gıda üretiminde çiftçinin üretim maliyetini gösteren ÜFE Gıda endeksi ise yıllık bazda yüzde 34.32’ye ulaşırken, gıda kalemindeki artış hızı toplam 30 sektör içinde en yüksek 6’ncı sektör oldu. Böylece çiftçinin kâr yapmak bir yana üretim aşamasında yaptığı harcamayı bile çıkaramadığı görüldü. Bu durum, hem üretici maliyetlerindeki yükselişin hem de tüketici fiyatlarına yansıyan baskının devam ettiğini ortaya koydu. Öte yandan enflasyon verileriyle birlikte kira artış oranı da netleşti. TÜFE’nin 12 aylık ortalamasına göre belirlenen kira artış tavanı yaklaşık yüzde 33 seviyelerinde oluşurken, konut ve iş yeri kiralarında uygulanabilecek üst sınır bu oran üzerinden hesaplanıyor.

‘Zararına üretiyor’
Girdi maliyetlerinin durmaksızın yükseldiğini belirten Çiftçi-Sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem, “Türkiye’de uzun yıllardır tercih edilen tarım modeli ise büyük ölçüde dışa bağımlı ve yoğun girdi kullanımına dayalı. Bu tablo, enflasyonun ilk ve en sert darbesini doğrudan üreticiye, yani çiftçiye vurmasına neden oluyor. Tohumdan gübreye, mazottan ilaca kadar her kalemde yaşanan artış, üretimin sürdürülebilirliğini her geçen gün biraz daha zayıflatıyor. Üstelik bu baskı yalnızca maliyetlerle sınırlı değil. İthalat yoluyla daha ucuz ürünlerin piyasaya girmesi, yerli üreticinin elini kolunu bağlıyor. Üretici, artan maliyetlerle üretim yapmaya çalışırken, karşısında daha düşük fiyatlı ithal ürünleri buluyor. Bu durum, üretici fiyatları ile tüketici fiyatları arasındaki makasın açılmasına yol açarken, yerli üretimi de giderek değersizleştiriyor. Sonuçta kazanan ne üretici oluyor ne de tüketici; kaybeden ise ülkenin tarımsal bağımsızlığı oluyor. TÜİK açıkladığı rakamlar da çiftçinin zarar ederek ürettiğini gösteriyor” dedi.
‘1 litre mazot alamıyor’
Diğer yandan küresel krizler ve savaşların, etkisini en ağır şekilde tarımda hissettirdiğini belirten Erdem, “Savaşın etkileri sadece sınırlarla sınırlı kalmıyor; enerji fiyatları üzerinden tarlalara kadar uzanıyor. Artan petrol fiyatları, traktörün tarlaya girmesini bile zorlaştırıyor. Mazot maliyetleri, çiftçinin üretim yapma iradesini kıracak seviyelere ulaşmış durumda. Bu süreçte en büyük yükü ise yine en kırılgan kesim yani üreticiler, emekliler ve asgari ücretliler taşıyor. Kırsalda yaşayan aileler için tarım sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda yaşamın kendisi. Ancak bugün gelinen noktada, birçok üretici toprağını işleyemez hale geliyor, hatta elinden çıkarmak zorunda kalıyor. Artık savaşın etkileri uzak coğrafyalarda değil; doğrudan bu ülkenin tarlalarında hissediliyor. Traktörüne 1 litre mazot bile alamayan çiftçi sayısı daha gibi büyüyor. Girdi maliyetlerindeki artış, ithalat politikaları ve küresel krizlerin birleşimi, tarımı bir çıkmazın içine sürüklüyor” diye konuştu.

‘Rayici yükseltecek’
Barınma krizinin doğrudan vatandaşın günlük yaşamını belirleyen, derinleşen bir toplumsal sorun haline geldiğini vurgulayan İzmir Emlakçılar Kulübü Başkanı Rıdvan Akgün ise, artan enflasyonun etkisinin kira ve konut fiyatlarında en sert şekilde hissedildiğini kaydetti. Bu durumun özellikle dar gelirli kesimler için barınma sorununa neden olduğunu açıklayan Akgün, “Boş kiralık dairelerin fiyatları olağan sınırların çok ötesine geçti. Özellikle 3+1, yaklaşık 100 metrekarelik dairelerin 30 bin, 35 bin hatta 40 bin lira seviyelerinde kiraya verildiği bir piyasa oluştu. Önümüzdeki aylara ilişkin beklentiler de tabloyu daha karanlık hale getiriyor. Nisan ayı itibarıyla mevcut kiracılar için belirlenen kira artış oranı yüzde 32,82 seviyesinde. Fakat bu oran rayiç kira fiyatlarını da yukarıya taşıyacak. Yani bugün ev bulamayan ya da taşınmayı erteleyen vatandaşlar, birkaç ay içinde çok daha yüksek bedellerle karşı karşıya kalacak” ifadelerini kullandı.
‘Hazirana kadar düşüş eğilimi’
Yılın ilk aylarının, enflasyonun seyrini anlamak açısından her zaman kritik bir dönem olduğunu dile getiren Ekonomist Prof. Dr. İbrahim Atilla Acar, “Özellikle gıda tarafında hem üretici hem tüketici fiyatlarındaki yüksek oranlar, önümüzdeki döneme dair önemli bir sinyal veriyor. Üretici fiyatlarının yüzde 34,32, tüketici fiyatlarının ise yüzde 32,36 seviyelerinde olması, maliyet baskısının henüz tam anlamıyla kırılmadığını ortaya koyuyor. Bu durum, önümüzdeki aylarda fiyatlara yeni artışlar olarak yansıyabilir. Nisan ayı ve sonrasında gıda fiyatlarını etkileyebilecek bir diğer unsur ise ihracatın artması. Özellikle sebze ve meyvede iç piyasa arzının sınırlı kalması durumunda, dış talebin devreye girmesi fiyatları yeniden yukarı çekebilir. İç piyasaya yeterli ürün sunulamaması halinde, vatandaşın karşılaştığı fiyatlar bir kez daha yükselebilir. Öte yandan kira artış oranının yüzde 32,82 seviyesinde belirlenmiş olması, mevcut koşullar içinde “makul” bir denge arayışı olarak değerlendiriliyor. Zira kiralar zaten son dönemde oldukça yüksek seviyelere ulaştı. Bu noktadan sonra artış hızının yavaşlaması ve piyasanın bir dengeye oturması beklentisi öne çıkıyor” dedi.





