Bir zamanlar yatırımın ve prestijin simgesi olarak görülen tektaş pırlanta yüzüklerde artık ilk konuşulan karat değil, fiyat oluyor. Artan hayat pahalılığı, yükselen düğün maliyetleri ve hızla eriyen alım gücü, evlilik hazırlığındaki çiftlerin tercihlerini değiştirirken, doğal pırlantaya alternatif olarak laboratuvar ortamında üretilen pırlantalar giderek daha fazla ilgi görüyor. Doğal pırlantaya kıyasla ortalama yüzde 60 ila 80 daha uygun fiyatlarla satılan, bazı büyük karatlı taşlarda ise fiyat farkı yüzlerce kata ulaşabilen laboratuvar pırlantaları, özellikle bütçesini zorlamadan evlilik teklifi yapmak isteyen gençlerin tercihi haline geliyor. Avrupa ve ABD’de hızla büyüyen bu pazar Türkiye’de de yükselişe geçerken, sektör temsilcileri fiyat avantajının laboratuvar pırlantalarına olan ilgiyi artırdığını, buna karşın doğal pırlantanın yatırım ve prestij ürünü olma özelliğini koruduğunu vurguluyor.

‘Talep artıyor’
Pırlanta alım şartlarının biraz ağır olması nedeniyle özellikle gençler arasında laboratuvar pırlantasına doğru bir yönelim gördüklerini aktaran İzmir Kuyumcular Odası Başkanı Murat Kurtuluş Buyrukçu, “Son dönemde bu alanda belirgin bir eğilim oluştu. Sonuçta laboratuvar pırlantası da pırlantadır; ancak doğal ortam yerine laboratuvar koşullarında üretiliyor. Bu nedenle tüketiciler, özellikle de gençler, daha fazla laboratuvar pırlantasını tercih etmeye başladı. Fiyat açısından bakıldığında ise laboratuvar pırlantaları doğal pırlantalara göre oldukça avantajlı. Ortalama olarak yüzde 60 daha uygun fiyatlı olduklarını söyleyebiliriz. Türkiye’de de laboratuvar pırlantasına olan ilgi giderek artıyor. Önümüzdeki dönemde ekonomik koşulların da etkisiyle bu talebin daha da yükselmesi bekleniyor. Avrupa ve Amerika’da zaten uzun süredir oldukça yaygın olarak tercih ediliyor. Türkiye’de de bu eğilim hızla artış gösteriyor” dedi.
İkinci el değeri az
Laboratuvar pırlantalarının da mutlaka sertifikalı olması ve güvenilir yerlerden satın alınması gerektiğini belirten Buyrukçu, “Bunun yanında laboratuvar pırlantasında geri dönüş, yani ikinci el değeri doğal pırlanta kadar güçlü değil. Doğal pırlantada geri satışta belirli bir karşılık alınabilirken, laboratuvar pırlantasında bu beklenti karşılanmayabilir. Taşın kendisini değiştirmek ya da satmak istediğinizde, laboratuvar pırlantası müşterinin beklediği ikinci el değerini çoğu zaman sağlamaz. Bu nedenle pırlantayı yatırım amacıyla almayı düşünen kişilerin laboratuvar pırlantasını tercih etmemesi daha doğru olacaktır. Bir taşın laboratuvar pırlantası mı yoksa doğal pırlanta mı olduğunu tespit eden yetkili kurumlar gemoloji laboratuvarlarıdır. Türkiye’de bu alanda hizmet veren 3 gemoloji laboratuvarı bulunuyor. Bunlardan biri de İzmir Kuyumcular Odası bünyesinde faaliyet gösteriyor” ifadelerini kullandı.

‘1 haftada üretiliyor’
İzmir Ticaret Odası (İZTO) Mücevher, Saat ve Hediyelik Eşya Grubu Meclis Üyesi Halil Telli ise laboratuvar pırlantalarının son dönemde daha fazla tercih edilmesinde en önemli etkenin ekonomik koşullar olduğunu belirtti. Telli, “Doğal pırlanta ile laboratuvar pırlantası aynı ürün olarak değerlendirilmemeli. Doğal pırlanta milyonlarca yıl süren jeolojik süreçlerin ardından oluşuyor. Laboratuvar pırlantası ise gelişen teknoloji sayesinde çok kısa sürede üretilebiliyor. Doğal pırlanta yaklaşık 1-3 milyar yıllık bir oluşumun ürünüyken laboratuvar pırlantası ise kullanılan teknolojiye göre yaklaşık 1 hafta ile 1 ay arasında üretilebiliyor. Görünüş, sertlik ve kimyasal yapı açısından benzer özellikler taşısa da biri doğanın oluşturduğu, diğeri ise laboratuvar ortamında üretilen bir taş. Bu nedenle doğal pırlantanın yeri her zaman farklı olacaktır. Laboratuvar pırlantaları, yatırım amacıyla değerlendirilmiyor. Doğal pırlantaların geri alımı yapılabiliyor. Ancak laboratuvar pırlantalarında böyle bir piyasa oluşmuş değil. Geri alımı yapılmıyor ve daha çok sentetik taş kategorisinde değerlendiriliyor. Bu nedenle yatırım amacıyla değil, tamamen kullanım amacıyla tercih ediliyor” diye konuştu.
‘Tercihi bütçe belirliyor’
İki ürün arasındaki fiyat farkının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Telli, teknolojinin gelişmesiyle laboratuvar pırlantalarının üretim maliyetlerinin hızla düştüğüne dikkat çekti. Telli, “Örneğin bir karat doğal pırlantanın uluslararası piyasalarda fiyatı yaklaşık 1500 dolar seviyesindeyken, benzer özellikteki laboratuvar pırlantası 50 ila 100 dolar arasında alıcı bulabiliyor. Laboratuvar pırlantasına yönelimin temel nedeni bütçe. Aslında herkes imkânı olsa doğal pırlantayı tercih etmek ister. Ancak mevcut ekonomik koşullar, artan yaşam maliyetleri ve alım gücündeki düşüş nedeniyle birçok kişi daha uygun fiyatlı alternatiflere yöneliyor. Laboratuvar pırlantasına olan ilginin temel nedeni de bu. Yine de bunun doğal pırlantanın yerini tamamen alacağını düşünmüyorum. Belirli bir tüketici kitlesi ekonomik gerekçelerle laboratuvar pırlantasını tercih edecektir, ancak doğal pırlanta her zaman farklı bir konumda kalmaya devam edecek” sözlerine yer verdi.
‘Aynı vitrinde olamazlar’
Ticaret Bakanlığı’nın laboratuvar pırlantalarıyla ilgili düzenlemesini de olumlu bulduklarını belirten İZTO Meclis Üyesi ve sektör temsilcisi Halil Telli şunları söyledi: “Tüketicinin yanıltılması için artık laboratuvarda üretilen pırlantalar ile doğal pırlantalar aynı vitrinde veya aynı sunum içinde tüketiciye sunulamayacak. Ayrıca ürünlerde ‘laboratuvarda üretilen pırlanta’ ibaresinin açık şekilde yer alması zorunlu hale getirildi. Bu düzenlemeler tüketicinin doğru bilgilendirilmesi açısından son derece yerinde. Dünya pazarında laboratuvar pırlantalarının payı giderek artıyor. Buna rağmen doğal pırlanta önemini koruyacak. Bugün dünya pırlanta pazarında laboratuvar pırlantalarının payı yaklaşık yüzde 20 seviyelerinde. Bu oran büyüyor ancak doğal pırlantanın tamamen yerini alacağını düşünmüyorum. Çünkü doğal pırlanta sadece bir mücevher değil, aynı zamanda nadir bulunan bir değer ve yatırım aracı olarak görülüyor.”





