Ünlü sanatçı ve besteci Aslı Zen ile Urla Sanat Sokağı’nda bulunan ve kendi adını taşıyan kafesinde görüştük. Sanat hayatında ve insan olarak belli bir olgunluğa ulaştığını ifade eden Zen, şiddet mağduru bir annenin kızı olarak zor bir çocukluk geçirdiğini, şiddete ve tacize maruz kaldığını anlattı. Yıllarca annesine, ‘Beni neden koruyamadın’ diye sorduğunu, babasının vefatından sonra bu travmaları ilk kez bir TV programında da anlattığını belirten sanatçı, kendisi gibi travmalı hayat yaşayan insanlara yardımcı olmak için yola çıktığını ifade etti.

Unlu Sanatci Ve Besteci Asli Zen Yenibakishaber (2)

“AK PARTİ’DE DEĞER GÖRDÜM”

Bir şarkı sözü yazarı ve müzisyen olarak sanatın hep bir mesaj barındırdığını, bugüne kadar şarkılarında ve sahnesinde ince mesajlar verdiğini, ancak artık daha net ve doğrudan bir duruş sergilemek istediğini vurgulayan Zen, AK Parti'de yer alma sebeplerinin başında, sanatsal faaliyetlerine bugüne kadar hiçbir zaman ret almamış olması ve bir sanatçı olarak değer görmesi olduğunu ifade etti. AK Parti kültür ve sanat politikalarının desteğiyle, ellerinde kağıtlarla ‘Nerede sahne alabilirim’ diye dolaşmak zorunda kalmayacağına inandığını belirten sanatçı, sanata sahip çıkan bir yapının içinde yer almaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.

Unlu Sanatci Ve Besteci Asli Zen Yenibakishaber

“DEKOLTEMİ GİYİP ŞARABIMI İÇİYORUM”

AK Parti’de görev alması ve bunu sosyal medyada duyurmasının ardından linç edildiğini belirten ve olumsuz yorumlara tepki gösteren sanatçı şunları söyledi: “Öncelikle benim kalbim o tarafa kaydı; çünkü yıllardır verdiğiniz mücadeleyi ve çırpınışı görüyorum. Ben aslında İzmir’in göbeğine gönül verdim ve burada yaşıyorum. İzmir, belki de CHP’nin kalesi olarak bilinir. Bana ‘Nasıl böyle bir şey yaptın? Sen Cumhuriyet kadınıydın, Atatürkçüydün’ diyenler oluyor. Ancak bunların birbiriyle bir alakası yok. Ben hâlâ sahneye çıkıyorum, dekolteli kıyafetler giyiyorum, bir kadeh şarabımı içiyorum. Sigarayı bırakmak için devletin izin verdiği bir ilacı kullanıyorum. Ailemde akciğer rahatsızlığından vefat eden çok insan olduğu için sigaradan nefret ediyorum ve tamamen kurtulmak istiyorum. Süreç iyi gidiyor; şu an sigara içmiyorum, ufak tefek ikame şeylerden faydalanıyorum ama maalesef onları da zamanla durduracağım. Yani dekoltemi giyip sahneye çıkıyorum, saçım başım açık. İzmir’de herkes sabahlara kadar gezer, yer, içer. Urla Sanat Sokağı’nda kafem var; oradan geçen modelleri görseniz, bazen özgürlüğün boyutundan ötürü kafamı eğmek zorunda kaldığım anlar dahi oluyor. Hani bu kadar özgür bir ortamdayız. Atatürk sevgimize gelince... Kimse benim Atatürk sevgimi sorgulayamaz, bu kimsenin haddi değildir. Hâlâ 6-7 yıldır kızımın her doğum gününde tek bir isteği olur: ‘Anne beni Anıtkabir’e götür, Atatürk’ün köpeği Foks’a bakayım.’ Bizim Atatürk yaklaşımımız budur.”

Unlu Sanatci Ve Besteci Asli Zen Yenibakishaber (1)

"Beyaz Melekler Korosu" Projesi

Urla'daki kafesinde düzenlediği ve kadınların beyaz giysilerle katıldığı "Beyaz Geceler" ile "Tatlı ve Kahve Akşamı" etkinliklerinden ilham alarak "Beyaz Melekler Korosu"nu kurduğunu anlatıyor.

Koronun detayları:

Şu an İzmir’in farklı bölgelerinden (Gümüldür, Menemen, Tire vb.) katılan 20 kişiden oluşuyor.

Katılımcı sayısını 30-40 kişiye çıkarabilmek için uygun prova salonları arıyor.

Sosyal medyada büyük ilgi gören bu proje, sanatçının en büyük hayallerinden biri olarak öne çıkıyor.

Unlu Sanatci Ve Besteci Asli Zen Yenibakishaber (3)

“RECEP TAYYİP ERDOĞAN’I DA EMİNE ERDOĞAN’I DA SEVİYORUM”

Kendisinin "AK Parti’ye gitti, Atatürk düşmanı oldu, Cumhuriyete karşı" diyerek ayrıştırılamayacağını belirten Zen, sözlerine şöyle devam etti: “Biz Cumhuriyet ve demokrasi ülkesiyiz. Ben bir sanatçıyım ve işin tam ortasında duruyorum. Bütün kesimleri birleştirebilecek tek noktada durmam gerektiğine karar verdim ve bana destek olan yerin yanında durmayı seçtim. Ayrıca Recep Tayyip Erdoğan’ı da Emine Erdoğan’ı da seviyorum. İnsanların, yapılan projelerden haberi yok. Emine Hanım kadınlar, çocuklar, geri dönüşüm ve atık projeleri için çırpınıyor; orada çalışan bir hükümet var. En son NATO Zirvesi’nde tüm dünya liderlerinin buraya getirilip karşılanmasından kim gurur duymadı ki? Tabii mesele sadece bu da değil. Ben bir sanatçı olarak yük olmaktan ve yok sayılmaktan çok yoruldum. Bana var olduğumu hissettiren, bana kıymet veren bir yapının içinde olmak beni mutlu ediyor; hepsi bu.

Unlu Sanatci Ve Besteci Asli Zen Yenibakishaber (4)

ANNEM VE TEYZEM CHP’DE AKTİF GÖREV YAPTI

Ben yıllarca CHP’li bir ailenin çocuğu olarak büyüdüm; annem ve teyzem partide aktif insanlardı. Bu kararımı ilk söylediğimde annem telefonda heyecandan elindeki kaşıkları düşürdü. ‘Anne sakin ol, bir şey diyecek misin’ dediğimde bana, ‘Yok kızım, hayırlı olsun; o senin görüşün’ yanıtını verdi. Bizim ailemizdeki hoşgörü bu kadardır. Biz toplum olarak birbirimize neye inandığımızı, hangi takımı tuttuğumuzu sormayız. Beni seyircimin hangi partiden olduğu, Alevi mi Sünni mi olduğu ilgilendirmez; önemli olan birlikte geçirdiğimiz vakittir. Siyasi tercihler kalbimizin ve ruhumuzun duruşudur; bunlara saygı duyulması gerekir. Şu an beni zorbalıyorlar, linç ediyorlar; hatta konserlerimi iptal edenler oldu. Fark etmez, Allah bir yerden alır bir yerden verir; ben duruşumu bozmam. Bırakın, rahat bırakın beni! Bırakın da durduğum konum vesilesiyle dokunabildiğim kadar çocuğa, kadına ve hayata dokunayım. Aralarında beyaz meleklerim dediğim 50, 60, 70 hatta 26 yaşında bir sürü kadın üyem var; ben de onların baş meleği oldum. Aralarında diyaliz hastası bir kadın bile var; makineden sökülüp provaya geliyor ve bana ‘Siz bize umut oldunuz’ diyor. Biz yastığa kafamızı rahat koymak istiyoruz.”

Unlu Sanatci Ve Besteci Asli Zen Yenibakishaber (5)

“MÜZİK BİZİ BİRLEŞTİRECEK”

Müziğin birleştirici gücüne inandığını belirten Zen, sözlerine şöyle devam etti: “Durduğum yer tam olarak ortada. Müzik, tüm dünyada evrensel bir dildir. Bizi birleştirecek; kalplerimizi ısıtacak, ağlatacak, güldürecek, hüzünlendirecek ama aynı zamanda neşelendirecek tek kanaldır. Ben işin kültür ve sanat tarafındayım. Tabii ki projeler üreteceğim, bu artık benim işim. Gönül verdim ve kabul ettim; şu anda İzmir İl Kültür ve Sanat Elçisiyim. Belki ileride daha da ileri giderim ama şu an bulunduğum yerden çok memnunum. Sahnelerime de devam edeceğim; kimse bana ‘Sahneye çıkma’ ya da ‘İşini yapma’ demiyor. Aksine ‘Bir şeyler yapın lütfen’ diyorlar. Ancak beni eleştiren insanlardan bakış açılarını biraz genişletmelerini rica ediyorum. Pencerenin kanatlarını hem benim hem de kendi gözleriyle biraz daha açıp baksınlar. Ne bana ne de bir başkasına bu kadar hakaretle, linçle ve kötü sözle yaklaşmasınlar. Ben kimseye öyle yaklaşmıyorum; herkesin duruşuna, inancına, partisine ve takımına saygılıyım. Birilerinin bunlara inanması ve bu değerlerin var olması güzel bir şey. Sonuçta hepimiz biriz ve toplum olarak çok güçlüyüz. Bizi birbirimizden ayrıştırmaya çalışmasınlar. ‘Seni İzmir’den süreriz, Urla’dan göndeririz’ gibi söylemlerin karşılığı yok, ben buradayım. Üstelik burada bir esnafım; kafem ve butiğim var. Kimse bana sırtını dönmüş değil; insanlar gelip kahvaltısını ediyor, kahvesini içiyor, alışverişini yapıyor. Kurduğumuz koro insanlardan oluşuyor ve bu insanlar her kesimden: Başı örtülüsü de var, açığı da; 70 yaşında olanı da var, 25 yaşında olanı da... Hepsi bu çatı altında birleşmek istedi. O ruhu yakalamak çok önemli. Bu sıradan bir koro değil, belki de Türkiye’nin en çok konuşulan korosu olacak. Durduğum yerden çok memnunum ve durmaya devam edeceğim. Derin siyaset yapmayacağım, bu konuda bir bilgim de yok, kafamı yormak da istemiyorum. Belki algılayamayacağım bir sürü şey vardır. Ben işin kadın, çocuk, sanat, sahne, müzik, birleşmek, barış, huzur, emek ve dokunduğumuz hayatlar kısmındayım.”

Muhabir: İlker Çoban