Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında yürütülen sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve sürecin “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” olarak adlandırılmasını önerdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, PKK lideri Öcalan'a statü için isim önerisi yaptı:

"Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun özü açık olmalıdır. Bu mekanizma toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, toplumsal barışı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilinir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması..."

Bahçeli, Türkiye’nin önündeki dönemi karşılamasında klasik yöntemlerin tek başına yeterli olmayacağını belirterek, güvenlik tedbirleri, diplomatik temaslar ve ekonomik programların bütüncül bir yaklaşımla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Dünyanın büyük bir değişim ve dönüşüm içinde olduğunu ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yaklaşımın bütün alanları aynı hedefe bağlayan kapsamlı bir millî seferberlik anlayışı olduğunu dile getirdi.

Ekonomik, kültürel ve teknolojik seferberliğin geciktirilemeyeceğini belirten Bahçeli, ekonomik seferberliğin üretimin büyütülmesi, yatırım ortamının güçlendirilmesi, ihracat pazarlarının genişletilmesi, tarımda verimliliğin artırılması, sanayide katma değerin yükseltilmesi, enerji güvenliğinin tahkim edilmesi ve müteşebbisin dünyaya açılması anlamına geldiğini ifade etti. Kültürel seferberliğin Türkiye’nin tarihi birikimini, dilini, sanatını, eğitim kurumlarını, yayıncılığını, dizilerini, sinemasını, mimarisini, şehir hafızasını ve insani diplomasi kabiliyetini daha etkili biçimde dünyaya taşımasını kapsadığını söyledi. Teknolojik seferberliğin ise savunma sanayiinde kazanılan özgüvenin yazılım, yapay zeka, siber güvenlik, sağlık teknolojileri, tarım teknolojileri, enerji teknolojileri, uzay çalışmaları, ulaştırma sistemleri ve dijital ekonomiye yayılması olduğunu belirtti.

Terörsüz Türkiye hedefinin bu çerçevede ayrı bir yere sahip olduğunu ifade eden Bahçeli, terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı bir ortamda kalkınma hamlesinin önündeki önemli engellerden birinin ortadan kalkacağını söyledi. Türk milliyetçiliğinin kuru sloganlardan ibaret olmadığını belirten Bahçeli, bu anlayışın vatana, millete ve topluma hizmet sorumluluğunu esas aldığını ifade etti.

Terörsüz Türkiye’nin yalnızca bugünün değil yarının da meselesi olduğunu dile getiren Bahçeli, bu konunun sadece iç güvenlik değil aynı zamanda dış politika ile de doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı. ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan gerilimin yalnızca bu ülkeler arasındaki bir çekişme olmadığını belirten Bahçeli, bu durumun Türkiye’nin sınır güvenliğinden enerji maliyetlerine, tarımsal üretimden sanayi girdilerine kadar geniş bir alanı etkileyebilecek potansiyele sahip olduğunu ifade etti. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin mazot fiyatlarından gübre maliyetlerine, çiftçinin ekim kararından vatandaşın mutfağına kadar uzanan etkiler doğurabileceğini söyledi.

Yaklaşık 1,5 yıl önce yaptıkları değerlendirmelerde bu risklere dikkat çektiklerini ifade eden Bahçeli, 20 Mart 2025 tarihinde Terörsüz Türkiye hedefi kapsamında 4 Mayıs 2025 tarihinde PKK’nın kongresini toplayarak fesih kararı alması yönünde çağrıda bulunduklarını hatırlattı. 11 Temmuz 2025 tarihinde bir grup PKK mensubunun sembolik törenle silah bırakmasının bu sürecin önemli bir aşaması olduğunu belirtti.

Sürecin sağlıklı ilerlemesi için örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden aşamanın hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, bu tartışmalara son vermek amacıyla sürecin “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” olarak adlandırılmasını önerdi.

Şehitlerin ve gazilerin önemine de vurgu yapan Bahçeli, “Şehitlerimiz bizim baş tacımızdır, gazilerimiz yüz akımızdır” ifadelerini kullandı. Terörsüz Türkiye hedefinin, şehitlerin ve gazilerin fedakarlıklarını zafere ulaştırma iradesi olduğunu dile getiren Bahçeli, konuşmasını Türkiye’nin birlik ve bütünlüğüne vurgu yaparak tamamladı.

Kaynak: Haber Merkezi