Cumhuriyet Halk Partisi'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin verilen "mutlak butlan" kararının ardından yeniden genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, Sözcü TV canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu, görevi kabul etmemesi halinde partiye kayyum atanabileceğini savunurken, CHP'nin ahlaki üstünlüğünü koruması gerektiğini söyledi.

"Kayyum atanabilirdi"

Senem Toluay Ilgaz'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen programda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararını neden kabul ettiği yönündeki soruya açıklık getirdi.

Kararı kabul etmemesi durumunda partiye kayyum atanabileceğini öne süren Kılıçdaroğlu, böyle bir durumda valilik tarafından bir kaymakamın görevlendirilebileceğini ifade etti. Kararın yalnızca kendisini değil, önceki yönetim kadrolarını ve Parti Meclisi üyelerini de kapsadığını belirten Kılıçdaroğlu, kendisine yöneltilen eleştirilerin nedenini anlamadığını söyledi.

"Parti kirlilikten arınmalı"

Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde eleştirilerin her zaman yapılabildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, partinin köklü bir itiraz kültürüne sahip olduğunu ancak kirli ilişkilere hiçbir zaman izin verilmediğini savundu.

Partinin ahlaki üstünlüğünü koruması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, CHP içerisinde kirliliğe bulaşan kişilerin barınmaması gerektiğini dile getirdi.

"Karardan önceden haberim yoktu"

Mutlak butlan kararından önceden haberdar olduğu yönündeki iddiaları da reddeden Kılıçdaroğlu, kararın çıkacağını bilmesi halinde bir gün önce yayımladığı videoyu paylaşmayacağını söyledi.

Herhangi bir hakim ya da yargı sürecinde görev alan kişilerle görüşmediğini belirten Kılıçdaroğlu, aksinin kanıtlanması halinde genel başkanlık görevini bırakacağını ifade etti.

Erdoğan eleştirilerine yanıt

Programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile iş birliği yaptığı yönündeki eleştiriler de gündeme geldi.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ı yıllardır en sert şekilde eleştiren isimlerden biri olduğunu belirterek herhangi bir iş birliği içerisinde olmadığını söyledi. Buna karşılık CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in geçmişte yaptığı görüşmelere atıfta bulunan Kılıçdaroğlu, iktidar temsilcileriyle yapılan temasların içeriğinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini savundu.

Belediyelere yönelik soruşturmaları değerlendirdi

Yerel yönetimlere yönelik soruşturmalar hakkında da konuşan Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının kamu kaynaklarının kullanımında son derece dikkatli olması gerektiğini ifade etti.

Genel başkanlığı döneminde belediye başkanlarına Sayıştay denetimleri ve kamu kaynaklarının kullanımı konusunda eğitimler verildiğini belirten Kılıçdaroğlu, harcanan her kuruşun hesabının verilmesi gerektiğini söyledi.

Yolsuzluk iddialarına ilişkin sorular üzerine ise isimler üzerinden değerlendirme yapmaktan kaçınan Kılıçdaroğlu, ortaya atılan iddiaların ve itirafların araştırılması gerektiğini savundu.

"Yolsuzluğun partisi olmaz"

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik soruşturmalar ve Ekrem İmamoğlu hakkında da değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından ailesini ziyaret ederek destek verdiğini hatırlattı.

Yolsuzlukla mücadele konusunda taviz verilmemesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Yolsuzluğun partisi olmaz" diyerek her kim tarafından yapılırsa yapılsın yolsuzluğun karşısında olunması gerektiğini ifade etti.

Belediye başkanlarının ise yargı süreci kesinleşinceye kadar tutuksuz yargılanmasından yana olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, CHP'nin geçmişten bugüne ahlaki değerleri önceleyen bir siyasi gelenek taşıdığını ve bu anlayışın korunması gerektiğini söyledi.

"CHP ve belediye davaları siyasi değil"

Kılıçdaroğlu, programda CHP'li belediyelere yönelik soruşturmaların siyasi olduğu yönündeki değerlendirmelere de değindi. Yargının bağımsız olduğuna inanmadığını belirten Kılıçdaroğlu, bazı davalar ile CHP'li belediyelere yönelik yürütülen soruşturmaların birbirinden farklı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Can Atalay, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala'nın tutukluluk süreçlerini örnek gösteren Kılıçdaroğlu, bu dosyaların siyasi nitelik taşıdığını savunurken, CHP ve belediyelere ilişkin davaların ise aynı kapsamda değerlendirilemeyeceğini ifade etti.

Soruşturmalarda ortaya çıkan delil ve itiraflara dikkat çeken Kılıçdaroğlu, savcılık iddianamelerinin incelenmesi gerektiğini belirterek, "İtirafçılar var. İş yaptıkları kişiler para verdiklerini söylüyor, miktarları açıklıyor. Para transferleri ve banka kayıtları ortaya çıkıyor. Seferihisar Belediyesi'ne ilişkin dosyada da para transferlerinin tespit edildiği belirtiliyor. Belediye başkanı siyasi bir söylemi nedeniyle tutuklanmış olsaydı buna elbette en sert tepkiyi gösterirdik. Ancak iddiaların ve delillerin araştırılması gerekir" değerlendirmesinde bulundu.

"Benden neden korkuyorsunuz?"

Kılıçdaroğlu, canlı yayında yöneltilen "Sizin kayyumdan farkınız nedir?" sorusuna da yanıt verdi. Görevi kabul etmemesi halinde partiye dışarıdan bir kayyum atanmasının söz konusu olabileceğini savunan Kılıçdaroğlu, bunun CHP açısından kabul edilemez olacağını söyledi.

"Ben mutlak butlanı kabul etmedim diyelim. Buraya bir kaymakamın kayyum olarak atanmasını siz kabul eder misiniz? Başka birinin partiye atanmasını kabul eder misiniz? Benden neden korkuyorsunuz?" ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, kayyum atanması ile mutlak butlan kararının ardından göreve dönmesinin birbirinden farklı durumlar olduğunu belirtti.

Daha önce de bu konudaki tutumunu açıkladığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Ben daha alt mahkemede görüşülürken dedim ki beni kayyum olarak yazarlarsa kabul etmem. Fakat mutlak butlan çıkarsa, sadece ben değil eski Parti Meclisi'nin tamamı göreve gelecek ve yeniden kurultay yapacağız. O zaman kabul ederim. Çünkü mahkeme diyor ki 'bu kurultay şaibeli'" değerlendirmesinde bulundu.

"Kayyum gelse bunları yapabilirdi"

Kılıçdaroğlu, kayyum atanması halinde parti yönetiminde çok daha farklı sonuçlar ortaya çıkabileceğini savundu. Kayyumun parti organlarını tasfiye etme yetkisine sahip olabileceğini belirten Kılıçdaroğlu, mevcut durumda CHP'nin tüm kurumsal yapısının görevine devam ettiğini söyledi.

"Kayyum bunları yapabilirdi elbette. Şişli Belediyesi'ne kayyum geldi, yaptıklarını gördünüz. Biz bir karar aldığımızda normal bir parti organı var. Parti Meclisi aynı, Yüksek Disiplin Kurulu aynı. Bakın MYK'da alınan kararı Yüksek Disiplin Kurulu bozdu. Hayır bu olmaz dedi ve biz itiraz edemedik ona. Vatandaşa kayyum denilerek lanse ediliyor ancak böyle bir şey yok. Parti eskiden neyse o, tüm organları yerinde. Kayyumluk bir durum yok" dedi.

"Benden neden korkuyorsunuz?"

Kılıçdaroğlu, görevi kabul etmemesi halinde CHP'ye dışarıdan bir kayyum atanabileceğini savunarak kendisine yönelik eleştirileri anlamadığını söyledi.

"Ben mutlak butlanı kabul etmedim diyelim. Buraya bir kaymakamın kayyum olarak atanmasını siz kabul eder misiniz? Başka birinin partiye atanmasını kabul eder misiniz? Benden neden korkuyorsunuz?" ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, daha önce de kayyum olarak görevlendirilmesi halinde bunu kabul etmeyeceğini açıkladığını hatırlattı.

"CHP davası siyasi değil"

Programın dikkat çeken bölümlerinden biri de CHP kurultayına ilişkin dava süreci oldu. Kılıçdaroğlu, yargının bağımsızlığına inanmadığını belirtmesine rağmen CHP kurultay davasını siyasi bir dava olarak görmediğini söyledi.

"Ben yargının bağımsız olduğuna inanmıyorum. Can Atalay'ın, Selahattin Demirtaş'ın, Osman Kavala'nın tutuklu olması yargı bağımsızlığından mı? Onlar siyasi dava ancak CHP davası siyasi bir dava değil. İkisinin arasında çok büyük farklar var" diyen Kılıçdaroğlu, dosyada para transferlerine ilişkin iddialar ve itirafçı beyanlarının bulunduğunu ifade etti.

Savcılık dosyasındaki iddiaların araştırılması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Savcının iddianamesine bakmak lazım. Neler var? İtirafçılar var. Adam diyor ki 'verdim'. Ne kadar verdiğini açıklıyor. Olay çıkıyor, itiraf ediyor, banka havalesi geliyor. Seferihisar Belediyesi'ndeki olayda tüm para transferleri tespit edilmiş. Ne diyeceğiz buna? Siyasi mi diyeceğiz? Belediye başkanı siyasi bir söylemden ötürü tutuklansa kıyameti koparırız elbette" ifadelerini kullandı.

"Akın Gürlek ile hiçbir temasım olmadı"

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek üzerinden yöneltilen sorulara da yanıt veren Kılıçdaroğlu, dava süreciyle hiçbir ilgisinin bulunmadığını söyledi.

"Benim kendisiyle hiçbir temasım yok. Bu dava ile benim hiçbir ilgim yok. Davayı açan değilim, tanığı değilim" diyen Kılıçdaroğlu, kurultaya ilişkin olayın siyasi bir partiyle ilgili olduğunu ancak dosyanın içeriğinde adli iddialar bulunduğunu savundu.

"Partiyi kuruluş kodlarına döndürmeliyiz"

Partiyi arındırma söylemine yönelik eleştirilere de cevap veren Kılıçdaroğlu, bu görevin kendisine CHP'nin tarihi tarafından verildiğini söyledi.

"CHP'nin tarihinde böyle şeyler yoktur. Bunu benden isteyen de CHP'nin tarihidir. Partiyi kuruluşundaki ahlaki kodlara döndürmek zorundayız. Bunu yapmadığım takdirde partiye ihanet etmiş olurum. Para pul işine giren insanı ben nasıl koruyacağım?" dedi.

"İtirafçıları partiden atmayacağız"

İtirafçıların durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, para alışverişine tanıklık eden kişilerin cezalandırılmasının doğru olmayacağını savundu.

"Gerçeği söyleyen bir insanı nasıl aynı kefeye koyarsınız? Para alan ve para vereni aynı kefeye koymam. Ancak para aldığını görüyor ve bunun tanıklığını yapıyorsa onu partiden atmak olmaz elbette. Para trafiğine sadece şahit olmuş itirafçıları elbette partiden atmayacağız" diye konuştu.

"Gerekirse iki taraf da başvurusunu çeker"

Kurultay sürecine ilişkin değerlendirmelerinde olağan kurultayın en kısa sürede yapılacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, Yargıtay sürecinin aşılması halinde bunun daha erken gerçekleşebileceğini ifade etti.

"İtirazı yapanlar Özgür Bey. Karşı tarafla konuşuruz, gerekirse iki taraf da Yargıtay başvurusundan vazgeçer. Bu konuşulabilir. Olağan kurultay yapılacak. Yargıtay'daki başvuru çekilirse olağan kurultayı en fazla 4-5 aya yaparız" dedi.

Kaynak: Haber Merkezi