Balçova Arsa Mağdurlarının Sesi Derneği (BAMSES) üyeleri, ellerindeki tahsis belgeleri ve ödeme makbuzlarıyla İzmir Adliyesi'ne giderek suç duyurusunda bulundu. Başvuruda, Balçova Belediyesi'nin yeniden kurulduğu 1992 yılından itibaren görev yapan belediye başkanları, imar müdürleri, ilgili bürokratlar ve sorumluluğu bulunduğu değerlendirilen diğer kamu görevlileri hakkında inceleme yapılması talep edildi.
Suç duyurusuna öncülük eden BAMSES Başkanı A. Ruhi Eroğlu, mücadelelerinin siyasi değil hukuki olduğunu belirterek, amaçlarının herhangi bir kişi ya da kurumu hedef almak olmadığını, hak sahiplerinin mülkiyet haklarının korunmasını ve kamu kaynaklarının hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığının ortaya çıkarılmasını sağlamak olduğunu ifade etti.
"Yaklaşık 3 bin kişi tapusunu alamadı"
Dernek tarafından yapılan yazılı açıklamada, 1970'li yıllarda Balçova Belediyesi tarafından yürütülen arsa tahsis uygulaması kapsamında yaklaşık 5 bin vatandaşın belediyeye ödeme yaparak arsa tahsis hakkı kazandığı belirtildi. Açıklamada, bu kişilerden yaklaşık 2 bininin tapusuna kavuştuğu, yaklaşık 3 bin hak sahibinin ise aradan geçen yaklaşık 55 yıla rağmen tapularını alamadığı kaydedildi.
BAMSES açıklamasında, 12 Eylül 1980 sonrasında Balçova Belediyesi'nin kapatılmasıyla tahsise konu taşınmazların İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne geçtiği, Balçova Belediyesi'nin 1992 yılında yeniden kurulmasının ardından ise taşınmazların tamamının belediyeye devredilmediği ve bu durumun uzun yıllar hak sahiplerine gerekçe olarak gösterildiği ifade edildi.
Taşınmazlarla ilgili iddialar suç duyurusunda yer aldı
Dernek açıklamasında, Balçova Belediyesi'ne iade edilen taşınmazların bir bölümünde 1993-1997 yılları arasında yeniden parselasyon yapıldığı, ilave bedeller alınmasının ardından yaklaşık 550 hak sahibine tapularının teslim edildiği belirtildi. Buna karşın belediyeye devredilmiş bazı taşınmazların hak sahiplerinden gizlendiği, "Elimizde dağıtılacak arsa kalmadı, Büyükşehir Belediyesi kalan yerleri devrettiğinde tapularınızı vereceğiz." yönündeki açıklamalar nedeniyle tapu dağıtımının durdurulduğu öne sürüldü.
Açıklamada ayrıca, arsa tahsisine konu olduğu belirtilen taşınmazların bir kısmının kamulaştırma bedeli karşılığında Karayolları Genel Müdürlüğü'ne devredildiği, bazılarının belediye şirketlerine ayni sermaye olarak aktarıldığı, bir bölümünde yapılaşmaya gidildiği ve çeşitli idari işlemlerle gelir elde edildiği iddialarına da suç duyurusunda yer verildiği aktarıldı.

İmar planı değişikliklerinin de incelenmesi istendi
BAMSES, 2025 yılında "Balçova Arsaları" olarak bilinen bölgede yapılan çevre düzeni planı değişiklikleri ile nazım ve uygulama imar planı revizyonları sonucunda, hak sahiplerine verilmesi beklenen bazı alanların konut ve ticaret kullanımına dönüştürüldüğünü ileri sürdü.
Bu plan değişikliklerinde kamu yararının gözetilip gözetilmediğinin ve hak sahiplerinin kazanılmış haklarının dikkate alınıp alınmadığının araştırılmasının da başvuruda talep edildiği belirtildi.
BAMSES açıklamasını yayımladı
BAMSES tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“1970'li yıllarda Balçova Belediyesi tarafından başlatılan arsa tahsisi uygulaması kapsamında yaklaşık 5.000 vatandaş belediyeye ödeme yaparak arsa tahsisi hakkı kazanmıştır. Ancak bu hak sahiplerinden yalnızca yaklaşık 2.000 hak sahibi tapusuna kavuşabilmiş, yaklaşık 3.000 hak sahibi ise aradan geçen elli beş yıla rağmen mülkiyet hakkını elde edememiştir.
12 Eylül 1980 sonrasında Balçova Belediyesi'nin kapatılmasıyla birlikte tahsise konu taşınmazlar İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne geçmiştir. Balçova Belediyesi'nin 1992 yılında yeniden kurulmasının ardından gerçekleştirilen devir işlemlerinde ise tahsise konu taşınmazların tamamının Balçova Belediyesi'ne devredilmediği, bu durumun yıllarca hak sahiplerine gerekçe olarak gösterildiği bilinmektedir.
Balçova Belediyesi'ne iade edilen taşınmazların bir bölümünde 1993-1997 yılları arasında yeniden parselasyon yapılmış, ilave bedeller alınarak yaklaşık 550 hak sahibine tapuları verilmiştir. Ancak belediyeye devredilmiş bazı taşınmazlar hak sahiplerinden gizlenmiş, "Elimizde dağıtılacak arsa kalmadı, Büyükşehir Belediyesi kalan yerleri devrettiğinde tapularınızı vereceğiz." yönündeki açıklamalarla tapu dağıtımı durdurulmuştur.
Aradan geçen yıllarda ise hem Balçova Belediyesi hem de İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin, arsa tahsisine konu olduğu ileri sürülen taşınmazların bir kısmını farklı tasarruflara konu ettiği görülmektedir. Başvurumuzda; bu taşınmazların bir bölümünün kamulaştırma bedeli karşılığında Karayolları Genel Müdürlüğü'ne devredildiği, bir bölümünün belediye şirketlerine ayni sermaye olarak aktarıldığı, bir kısmı üzerinde yapılaşmaya gidildiği ve çeşitli idari işlemlerle gelir elde edildiği iddiaları yer almaktadır. Buna rağmen hak sahiplerinin tapularının verilmemesi, araştırılması gereken en önemli hususlardan biridir.
Son olarak 2025 yılında tahsise konu taşınmazları da kapsayan "Balçova Arsaları" olarak anılan alanda çevre düzeni planı değişiklikleri ile alt ölçekli nazım imar planı ve uygulama imar planı değişiklikleri sonucunda, hak sahiplerine verilmesi beklenen bazı alanların konut ve ticaret kullanımına dönüştürüldüğü görülmektedir. Başvurumuzda, bu plan değişiklikleri sonucunda kamu yararı mı yoksa başka amaçlar mı gözetildiğinin, hak sahiplerinin kazanılmış haklarının dikkate alınıp alınmadığının da araştırılmasını talep etmekteyiz.
Bu nedenlerle, Balçova Belediyesi'nin yeniden kurulduğu 1992 yılından bugüne kadar görev yapan belediye başkanları, imar müdürleri, ilgili bürokratlar, görev ve yetkileri çerçevesinde sorumluluğu bulunduğu değerlendirilen diğer kamu görevlileri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.
Altını özellikle çizmek isteriz ki; suç duyurumuz herhangi bir kişinin peşinen suçlu ilan edilmesi amacı taşımamaktadır. Talebimiz, yaklaşık elli beş yıldır çözülemeyen bu sürecin tüm yönleriyle, resmi belgeler, tapu kayıtları, devir işlemleri, imar planları, belediye meclisi ve encümen kararları ile mali işlemler incelenerek bağımsız yargı tarafından araştırılmasıdır.
Bizim mücadelemiz siyasal değil, hukuksaldır. Amacımız hiçbir kurumu veya kişiyi hedef göstermek değil; hak sahiplerinin mülkiyet haklarının korunmasını, kamu kaynaklarının hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığının ortaya çıkarılmasını ve varsa sorumluların hukuk önünde hesap vermesini sağlamaktır.
Yaklaşık elli beş yıldır tapularını bekleyen binlerce vatandaşın adalet beklentisi artık ertelenmemelidir. Hukuk devletinin gereği olarak tüm iddiaların tarafsız ve etkin biçimde soruşturulacağına olan inancımızı koruyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.”





