Türk Silahlı Kuvvetleri kökenli askerlerden biri olan ve daha sonra adı casusluk iddialarıyla gündeme gelen Turan Çağlar, hem askeri kariyeri hem de siyasi ve istihbarat bağlantılarıyla Türkiye’nin yakın tarihindeki tartışmalı isimlerden biri olarak anılıyor. Barış Manço’nun kayınpederi olan Turan Çağlar, 16 Mart 1983 tarihinde ABD adına casusluk yaptığı gerekçesiyle Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından yakalanmış, sorgusu ise dönemin MİT yöneticilerinden Şenkal Atasagun tarafından yapılmıştır.
Turan Çağlar, 1942 yılında Harp Okulu’ndan mezun oldu ve Hava Muhabere sınıfında görev yaptı. Manastırlı bir aileden gelen Çağlar, askeri kariyerinin ilerleyen dönemlerinde yarbay rütbesine kadar yükseldi. 27 Mayıs 1960 askeri darbesine katılan subaylar arasında yer alan Çağlar, darbenin ardından İstanbul Radyoevi Müdürlüğü görevine getirildi. İhtilalin sert kanadı içinde yer aldığı belirtilen Çağlar, askeri ve siyasi gelişmelerde aktif rol alan isimler arasında bulunuyordu.
1961 yılında yapılan genel seçimlerde Demokrat Parti’nin devamı olarak görülen Adalet Partisi ve Yeni Türkiye Partisi’nin seçimlerden başarıyla çıkmasının ardından, yeni bir askeri müdahale ihtimali üzerine hazırlanan ve “21 Ekim Protokolü” olarak bilinen belgeyi imzalayan Silahlı Kuvvetler Birliği üyesi 38 subaydan biri de Turan Çağlar oldu. Bu protokol beklenen askeri müdahaleye yol açmasa da Çağlar, darbe girişimleriyle bağlantılı süreçlerde adını duyurmaya devam etti.
Kurmay Albay rütbesine kadar yükselen Turan Çağlar, 1962 ve 1963 yıllarında Talat Aydemir tarafından gerçekleştirilen darbe girişimlerinde de yer aldı. Bu girişimlerin ardından yargılanan Çağlar hakkında dönemin darbe girişiminin lideri Talat Aydemir’in “Arkama dönüp baktığımda Turan Çağlar yoktu” şeklinde bir ifade kullandığı aktarılır.
1965 yılında emekli olan Turan Çağlar, emekliliğinin ardından Milli İstihbarat Teşkilatı ile irtibat kurdu. Ancak bu görev resmi bir istihbarat görevi değil, “görüş liderliği” olarak adlandırılan bir pozisyondu. Bu süreçte MİT yönetimiyle temas halinde olduğu belirtilen Çağlar, aynı dönemde iş dünyasıyla da ilişkiler kurdu. İstanbul sermayesiyle bağlantılar kuran Çağlar, Odalar Birliği’nin İstanbul’daki Özel Sektör Enformasyon Bürosu’nda çalışmaya başladı. Daha sonra Sabancı Holding’de görev aldı ve Akbank’ta müdürlük yaptı.
Turan Çağlar’ın özel hayatı da zaman zaman kamuoyunun dikkatini çekti. Çağlar’ın kızı olan ve doğduğunda “Nato” adı verilen Lale Çağlar, Barış Manço’nun eşi oldu. 1954 yılında gazetelerde yer alan bir haberde, Napoli’deki NATO karargâhında görevli Yüzbaşı Turan Çağlar’ın bir kızının dünyaya geldiği ve çocuğa “NATO” adının verildiği duyuruldu. Haberde, NATO karargâhında doğan ilk çocuk olduğu belirtilen bebeğin babasının Turan Çağlar olduğu ifade edildi. Daha sonra adı Lale olarak değiştirilen Lale Çağlar, ilerleyen yıllarda Barış Manço ile evlendi.
Lale Çağlar’ın 1973-1974 yıllarında Oxford Üniversitesi’nde aldığı eğitimin masraflarının ABD tarafından karşılandığı bilgisi de daha sonra hazırlanan fezlekelerde yer aldı. Aynı fezlekede, Kıbrıs Harekâtı sonrasında Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin gerildiği dönemde CIA’in Turan Çağlar’a kriptolu görüşmeler yapabilmesi için özel bir çanta vermek istediği, ancak Çağlar’ın yakalanma ihtimaline karşı bu çantayı kabul etmediği bilgisi bulunuyor.
Fezlekelerde yer alan bilgilere göre Turan Çağlar ile CIA ajanları randevularını şifreli yöntemlerle belirliyor ve İstanbul Fındıklı’da bulunan bir binada bir araya geliyordu. Görüşmelerde kopukluk yaşandığında ise Çağlar’ın “Jack” ve “Harry” takma adlarını kullanarak Amerikan Konsolosluğu ile temas kurduğu belirtiliyor. Bu ilişkinin, Türkiye’de ortaya çıkan Savaşman olayının gündeme geldiği 1978 yılına kadar sürdüğü ifade ediliyor. Aynı süreçte MİT’in, Çağlar’ı Doğu Perinçek liderliğindeki grupta yer alan isimlerle ilişkileri nedeniyle de sorguladığı bilgisi yer alıyor.
Milli İstihbarat Teşkilatı, Turan Çağlar’ın casusluk faaliyetleri hakkında ilk bilgiyi 1982 yılında “açıklanması sakıncalı” olarak nitelendirilen bir kaynaktan aldı. Aynı yıl içinde delil toplama süreci başlatıldı. Çağlar’ın Levent’te Amerikan Konsolosu John McGlosson ile yaptığı gizli görüşmeler fotoğraflarla belgelendi ve bir sonraki buluşma sırasında suçüstü yakalandı.
Yakalama sırasında Turan Çağlar’ın üzerinde yaklaşık 20 sayfalık doküman bulunduğu, John McGlosson’da ise Çağlar’dan talep edilen bilgileri içeren not kâğıtlarının yer aldığı belirtildi. Yapılan aramalarda Çağlar’ın evinde Amerikalılara verdiği altı yazılı raporun karbon kâğıdıyla çoğaltılmış nüshalarının da ele geçirildiği ifade edildi.
Soruşturma kapsamında Turan Çağlar’ın verdiği 41 sayfalık ifadede CIA ile ilişkilerini ayrıntılı şekilde anlattığı ve aldığı para miktarının “takriben 1 ila 1.5 milyon Türk Lirası’na tekabül ettiğini” söylediği kaydedildi. Fezlekede ayrıca Çağlar’a yöneltilen sorular arasında “Orgeneral Kenan Evren’in sağlık durumu ve bir diş doktoru ile evleneceğine dair dedikoduların doğruluk derecesi” gibi konuların da yer aldığı aktarıldı.
16 Mart 1983 tarihinde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından yakalanan Turan Çağlar’ın sorgusunu Şenkal Atasagun yürüttü. Sorgu sırasında Çağlar, casusluk yaptığı iddialarını reddetti ve kendisini “Amerikan sempatizanıyım” sözleriyle savundu.
Turan Çağlar, tutuklu bulunduğu süreçte 29 Temmuz 1983 tarihinde cezaevinde enfarktüs geçirmesi sonucu hayatını kaybetti.





