Ortadoğu’da artan askeri gerilim ve son saldırılar sonrası İran’daki siyasi sistem yeniden uluslararası gündemin merkezine oturdu. ABD ve İsrail’in düzenlediği saldırıların ardından ülkenin üst düzey askeri ve siyasi kadrolarında kayıplar yaşanmasına rağmen İran yönetiminin ayakta kalmayı sürdürmesi dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bunun temel nedeni, İran’da kurulan çok katmanlı ve dayanıklı güç yapısı.
1979 devriminden sonra şekillenen sistem
1979’da gerçekleşen İran Devrimi sonrasında kurulan siyasi yapı, yalnızca tek bir liderin gücüne dayanmayan karmaşık bir yönetim modeli üzerine inşa edildi. Bu modelde dini otorite, siyasi kurumlar, güvenlik güçleri ve ekonomik ağlar birbirine bağlı fakat aynı zamanda birbirini dengeleyen unsurlar olarak sistem içinde yer alıyor. Bu nedenle İran’daki iktidar yapısı bazı uzmanlar tarafından “hidra benzeri” bir sistem olarak tanımlanıyor. Bu benzetmeye göre sistemin bir parçası zayıflasa veya ortadan kaldırılsa bile yerine yeni bir güç odağı ortaya çıkabiliyor.
Lider değişse de sistem devam ediyor
Son gelişmelerin ardından İran’da dini liderlik makamında değişim yaşandı. Uzun yıllar ülkenin en güçlü ismi olan Ali Hamaney’in ölümünün ardından yerine oğlu Mücteba Hamaney getirildi. Yeni liderin babasının izlediği sert yönetim çizgisini sürdürmesi bekleniyor. Ancak analistlere göre İran’daki sistem yalnızca lider figürüne bağlı olmadığı için yönetim yapısında büyük bir kırılma yaşanması kısa vadede olası görünmüyor.
“Çoklu diktatörlük” modeli
Uzmanlar İran’daki yönetim modelini klasik bir diktatörlükten farklı olarak tanımlıyor. Bu sistemde güç, tek bir liderde değil; dini kurumlar, güvenlik aygıtı, siyasi elitler ve ekonomik ağlar arasında paylaşılıyor. Bu yapı bazı araştırmacılar tarafından “çoklu diktatörlük” olarak adlandırılıyor. Sistem, hem siyasi İslam ideolojisine bağlı çevreleri hem de güçlü İran milliyetçiliğini savunan kesimleri bir arada tutan bir ittifak üzerine kurulmuş durumda. Ayrıca İran’daki bazı kurumlar siyasi süreç üzerinde önemli etkilere sahip. Bunlardan biri olan Anayasayı Koruma Konseyi, seçimlere katılacak adayları denetleyebiliyor ve parlamentodan çıkan yasaları veto edebiliyor.
Devrim Muhafızları’nın belirleyici rolü
İran’daki güç yapısının en kritik unsurlarından biri ise güvenlik aygıtı. Özellikle İslam Devrim Muhafızları Ordusu rejimin en güçlü kurumlarından biri olarak görülüyor. Devrim Muhafızları yalnızca askeri bir güç değil; aynı zamanda ekonomide ve siyasette önemli bir aktör konumunda bulunuyor. Kurum, füze ve insansız hava aracı programlarının yönetiminden sorumlu olmasının yanı sıra büyük ticari şirketler ve altyapı projeleri üzerinden ekonomik faaliyetler de yürütüyor. Bunun yanında gönüllü paramiliter bir yapı olan Besic milisleri aracılığıyla toplum içinde geniş bir etki alanına sahip.
Ekonomik ağlar sistemi destekliyor
İran’da devletle bağlantılı vakıflar ve büyük holdingler de rejimin sürdürülebilirliğinde önemli rol oynuyor. “Bonyad” olarak bilinen bu vakıflar, ekonominin çeşitli sektörlerinde faaliyet gösteren çok sayıda şirketi kontrol ediyor. Bu yapılar aracılığıyla iş fırsatları ve ekonomik kaynaklar rejime bağlı kesimlere dağıtılıyor. Analistlere göre bu durum, elit grupların mevcut sistemin devam etmesinde çıkar sahibi olmasını sağlıyor.
Muhalefetin parçalı yapısı
İran’daki muhalefetin uzun yıllardır parçalı bir yapı sergilemesi de rejimin ayakta kalmasını kolaylaştıran faktörlerden biri olarak görülüyor. Reformist gruplar, monarşi yanlıları, sol hareketler ve diaspora merkezli muhalefet örgütleri arasında güçlü bir birlik bulunmuyor. 2009’daki Yeşil Hareket protestoları ve 2022’de Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan gösteriler gibi büyük toplumsal hareketler ortaya çıksa da bu protestolar genellikle merkezi bir liderlikten yoksun kaldı. Devletin güçlü güvenlik mekanizması da bu protestoların geniş çaplı bir siyasi dönüşüme dönüşmesini engelledi.
İdeoloji ve güvenlik mekanizması
İran’daki sistemin ayakta kalmasında ideolojik yapı da önemli rol oynuyor. Devrim sonrasında kurulan eğitim, dini kurumlar ve siyasi yapılar, rejimin ideolojik temellerini toplum içinde canlı tutmayı hedefliyor. Bu ideolojik çerçeve, özellikle güvenlik güçleri içinde güçlü bir bağlılık oluşturuyor. Analistlere göre bu bağlılık, sistemin dış baskılara rağmen ayakta kalmasında kritik bir faktör.
Gelecek belirsiz ancak sistem güçlü
Uzmanlar, İran’daki sistemin tamamen değişmesinin belirli koşulların aynı anda gerçekleşmesine bağlı olduğunu belirtiyor. Bu koşullar arasında kitlesel halk hareketleri, elitler arasında ciddi bir bölünme ve güvenlik güçlerinin taraf değiştirmesi yer alıyor. Geçmişte İran’da büyük protestolar yaşanmasına rağmen bu üç unsurun aynı anda ortaya çıkmadığı ifade ediliyor. Analistlere göre İran’daki mevcut yönetim sistemi uzun yıllar boyunca çeşitli krizlere rağmen ayakta kalmayı başardı. Ancak ekonomik sorunlar, toplumsal memnuniyetsizlik ve bölgesel çatışmaların gelecekte nasıl bir siyasi tablo ortaya çıkaracağı ise belirsizliğini koruyor.





