Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun (BBŞT) Akademi Söyleşileri kapsamında düzenlediği etkinlikte, tiyatronun tarihsel serüveni mercek altına alındı. Zerrin Gençtürk Ek Hizmet Binası ve Şehircilik Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen söyleşide Doç. Dr. Süreyya Karacabey, “Tiyatronun Uzun Serüveni” başlığıyla sanatseverlerle buluştu. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte, tiyatronun kökenlerinden günümüze uzanan dönüşümü kapsamlı şekilde masaya yatırıldı.

Antik Yunan’dan günümüze uzanan serüven

Doç. Dr. Karacabey, tiyatronun kökenlerine dair kesin bilgilerin sınırlı olduğunu ancak Antik Yunan döneminin temel referans noktası olarak kabul edildiğini aktardı. Aristoteles’in “Poetika” eserinin tiyatro kuramı açısından belirleyici bir kaynak olduğuna dikkat çekilirken, tragedya ve komedya türlerinin etkisinin günümüze kadar sürdüğü ifade edildi. Roma döneminde farklı bir yönelim kazanan tiyatronun, Orta Çağ’da kesintiye uğradığı, Rönesans ile birlikte ise yeniden yükselişe geçtiği kaydedildi.

Shakespeare ile sıçrama, Hegel ile dönüşüm

Rönesans sonrasında tiyatronun büyük bir ivme kazandığına işaret eden Doç. Dr. Karacabey, William Shakespeare ve Christopher Marlowe gibi isimlerin bu süreçte belirleyici rol oynadığını belirtti. Daha sonraki dönemde Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in tarihselleşme yaklaşımıyla tiyatroya yeni bir perspektif kazandırıldığı ifade edilirken, her dönemin kendi estetik anlayışını oluşturduğu vurgulandı.

Osmanlı’dan günümüze tiyatronun dönüşümü

Doç. Dr. Karacabey, Osmanlı döneminde seyirlik oyunların lonca sistemi içinde geliştiğini ve “kavuk” geleneğinin bu yapının önemli bir parçası olduğunu aktardı. Tiyatronun anonim yapıdan bireysel sanatçı kimliğine evrilmesinin önemli bir kırılma noktası olduğuna dikkat çekildi.

Değişen insan, değişen tiyatro

Tiyatronun, insanın dünyayı algılama biçimiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirten Doç. Dr. Karacabey, sahne dilinin de bu değişime paralel olarak dönüşüm geçirdiğini ifade etti. Her çağın kendi estetik ve anlatım biçimini yarattığına dikkat çekilen söyleşide, geçmişten devralınan mirasın ancak çağın ruhuna uyarlanarak sürdürülebileceği dile getirildi.

Kaynak: Bülten