Ekonomik kriz derinleşirken İzmir’de borçluluk tarihi seviyelere ulaştı. Ege'de SonSöz internet sitesinin derlediği verilere göre, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi'nin 2026 Nisan Ayı Aylık Bülteni, İzmirlilerin bireysel borç yükündeki hızlı artışı gözler önüne serdi. Kentte bireysel kredi ve kredi kartı borçları son bir ayda 10 milyar TL'yi aşan artış gösterirken, toplam borç 458 milyar 360 milyon TL'ye ulaştı. Verilere göre İzmir'de kişi başına düşen ortalama bireysel borç 124 bin TL olarak hesaplandı. Geçen yılın aynı döneminde kentte toplam bireysel borç 310 milyar 500 milyon TL seviyesindeydi. Bir yılda yaklaşık 148 milyar TL'lik artış yaşanırken, toplam borç % 47,6 yükseldi. Aynı dönemde kişi başına ortalama borç da 88 bin TL'den 123 bin TL'ye çıkarak % 41 arttı. Bugün bir İzmirlinin ortalama borcunu kapatabilmesi için yaklaşık 5 asgari ücrete denk gelen bir gelire ihtiyacı var. Başka bir ifadeyle, kentte bir yurttaş hiç harcama yapmadan beş ay çalışsa dahi, ancak mevcut borcunu sıfırlayabiliyor.

‘Hızla yoksullaşıyoruz’
Gazetemize raporu değerlendiren Ekonomist Prof. Dr. Hüsnü Erkan, İzmir'in Türkiye'nin en çok borçla yaşayan ili haline geldiğini belirtti. Erkan, “İzmirlilerin kişi başına düşen bireysel borcunun 124 bin liraya ulaşması, kentteki hane halklarının giderek ağırlaşan ekonomik koşullar altında yaşamını sürdürmeye çalıştığını gösteriyor. Burada yalnızca kredi kullanımındaki artışa bakmamak gerekir. Asıl dikkat çeken nokta, orta gelir grubunun hızla yoksullaşması. Çünkü ücret ve maaşlar, iktidarın belirlediği zam oranlarıyla sınırlı kalırken, enflasyon ve hayat pahalılığı vatandaşın alım gücünü her geçen gün daha da aşındırıyor. Gelirler artan yaşam maliyetini karşılamaya yetmeyince insanlar temel ihtiyaçlarını, faturalarını, eğitim ve sağlık harcamalarını hatta günlük yaşam giderlerini bile borçlanarak finanse etmek zorunda kalıyor. Ekonomide yaşanan yoksullaşma ve üretimdeki zayıflama, hane bütçelerini doğrudan etkiliyor. Özellikle orta sınıf, yıllardır sahip olduğu yaşam standardını koruyabilmek için kredi kartlarına ve tüketici kredilerine yükleniyor. Eskiden gelirle karşılanabilen harcamalar bugün borçla karşılanıyor, borçlanma artık istisnai bir durum değil, birçok aileye yaşamı sürdürebilmenin temel aracı haline geldi” dedi.

‘Cebe girmeden borca gidiyor’
İnsanlar yıl boyu çalıştıktan sonra birkaç gün nefes almak, ailesiyle kısa bir tatil yapabilmek ya da çocuklarını dinlendirebilmek istediğini vurgulayan Hüsnü Erkan, “Ancak mevcut gelir düzeyi bu harcamaları karşılamaya yetmediği için çözüm yine kredi kartı veya tüketici kredisi oluyor. Dolayısıyla kişi başına 124 bin liraya ulaşan bireysel borç, vatandaşın lüks tüketiminden kaynaklanan tablo değil; gelirlerin yaşam maliyetinin gerisinde kalmasının, orta sınıfın hızla erimesinin ve yoksullaşmanın somut sonucu. Ancak düzenli gelire sahip olan kesimin bile artık kazancı ay sonuna yetişemiyor. Maaşını daha cebine almadan kredi kartı ödemelerine, faturalarına, taksitlerine ayırmak zorunda kalan İzmirliler, mecburen gelecek ayın maaşına el uzatıyor. Sokakta, pazarda, kafede, markette herkesin ortak cümlesi neredeyse aynı: ‘Bu alışverişi kredi kartından aldım’ İzmirliler, geçinmek için değil, yaşam standartlarından mümkün olduğunca az taviz vermek için borçlanıyor. Çünkü kentte bir yandan fiyatlar hızla yükselirken, öte yandan gelirler aynı hızda artmıyor” ifadelerini kullanıyor.
“Kredi kartı, tüketici kredisi artık kurtarıcı”
Alım gücünün dibe vurduğunu belirten İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği Başkanı Nesibe Gencer, “Vatandaş artık kredi kartını, krediyi bir kurtarıcı olarak görüyor. Ancak bu tablo, aslında büyük bir ekonomik çöküşün habercisi. Türkiye’de her 10 kişiden 2’si yoksul. En az 17 milyon 821 bin yurttaş, en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor. Üstelik bir işte çalıştığı halde yoksul olanların oranı yüzde 11’e ulaşmış durumda. Her 10 çocuktan 4’ü yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında yaşıyor.
Gelir eşitsizliğinde Türkiye, Avrupa’da ilk sırada. En zengin yüzde 20’lik kesim, en yoksul yüzde 20’nin gelirinin yaklaşık dokuz katını elde ediyor. Borçluluk oranları ise hızla artıyor. Halkın yüzde 58’i borçlu hale gelirken, son 16 yılda enflasyon beş kat, gıda enflasyonu ise dokuz kat arttı. Çalışan her 10 kişiden biri yoksul. Yüksek enflasyon ve gelir adaletsizliği, halkın yaşam koşullarını her geçen gün biraz daha zorlaştırıyor. Halk artık en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor” dedi.





