Bir zamanlar yaz aylarında en ekonomik yemeklerden biri olarak görülen türlü artık dar gelirlinin değil, adeta lüks sofraların yemeği haline geldi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) temmuz ayına ilişkin üretici ve market fiyatları raporuna göre, sofralara geleneksel olarak bereketiyle giren bu yemek cep yakıyor. Havuç, kabak, patlıcan, taze fasulye, soğan, patates, biber ve domatesin yarımşar kilosundan yapılan ve dört kişilik bir ailenin bir akşam yemeği olacak bir tencere türlü, ağustos itibarıyla yaklaşık 220 liralık maliyete ulaştı. Üretici ile market fiyatları arasındaki uçurum en fazla yüzde 461,2 ile havuçta oldu. Temmuzda üreticide kilosu 11 lira olan havuç, markette 61 TL 73 kuruşa liraya alıcı buldu. Biber, üreticide 45,76 lira iken markette 126,66 lira ile yüzde 176,8, kabak üreticide 17,64 lirayken markette 58,49 lira ile yüzde 231,6 yaklaşan fiyat artışıyla sofraya girdi, limon üreticide 40 lira iken markette 98,82 lira ile yüzde 147, taze fasulye üreticide 46,25 lira iken markette en düşük 98,14 lira ile yüzde 112,2, patlıcan ise üreticide 18,30 iken markette 56,61 lira ile yüzde 209,3’ü aşan farkla dikkat çekti. Soğan markette 58,96, patates 42,56 ve domates ise 52,87 liralık fiyatlarla yer aldı. Her sebzeden yarım kilo kullanılarak yapılan basit bir türlü yemeği, dar gelirli bir ailenin yalnızca bir öğün için temmuz ayında 307 lira 42 lira maliyete yapılabiliyor. Üstelik bu rakam, evde et ya da tavuk gibi ek malzemeler kullanılmadığı halde ortaya çıkan maliyet. Yemeğe bir de yağ, salça, baharat ve yanında tüketilen ekmek dahil edildiğinde, sofraya bir tencere türlü yemeği koymak mümkün olmayacak.
‘İşçi bulma sorunu da var’
Sebze fiyatlarında yaşanan artışın tek bir nedeninin olmadığını vurgulayan Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Hakan Çakıcı, “Bugün pazarda ve markette tüketicinin yüksek fiyatlarla karşılaştığı birçok ürünün arkasında üretimden tüketime kadar uzanan zincirde yaşanan ciddi sorunlar bulunuyor. Özellikle soğan, patates, biber ve domates gibi temel sebzelerde zaman zaman yaşanan fiyat sıçramaları; üretimin azalması, iklim koşulları, su yetersizliği, artan işçilik maliyetleri ve ürünlerin piyasaya sunuluş biçiminden kaynaklanan birçok etkenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor. Sebze üretimi her yıl aynı seviyede gerçekleşmiyor. Bazı bölgelerde ekim alanları daralırken, bazı bölgelerde ise hasat döneminde yaşanan sorunlar verimi düşürüyor. Sulama imkânlarının kısıtlanması, kuraklık ve üretim maliyetlerindeki artış çiftçiyi üretimden uzaklaştırırken, özellikle yoğun emek gerektiren biber gibi ürünlerde işçi bulma sorunu da üretimi olumsuz etkiliyor. Bu nedenle bazı yıllar ürün bolluğu yaşanırken, bazı yıllar arzın azalması fiyatların hızla yükselmesine neden oluyor. Soğan ise fiyat dalgalanmalarının en belirgin yaşandığı ürünlerden biri olarak öne çıkıyor. Bunun nedeni yalnızca üretimin azalması değil. Soğan uzun süre depolanabilen bir ürün olduğu için, hasat sonrası ürünlerin depolarda bekletilmesi ve piyasaya kontrollü şekilde sunulması da fiyatların yükselmesine neden olabiliyor. Arzın azalmasıyla birlikte fiyatlar kısa sürede yukarı çıkarken, üreticinin düşük fiyata sattığı ürün tüketiciye katlanmış fiyatlarla ulaşabiliyor. Bu durum hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur eden bir tablo oluşturuyor” dedi.
‘Depolanan ürünlerde sorun aynı’
İthalatın kısa vadede piyasayı rahatlatabildiğini ancak üretimde yaşanan yapısal sorunlar çözülmediği sürece fiyat dalgalanmalarının önüne geçmenin mümkün olmadığını aktaran Çakıcı, “Benzer sorunlar patates başta olmak üzere depolanabilen birçok üründe de görülüyor. Üretici çoğu zaman maliyetini karşılayacak fiyatı bulamazken, tüketici aynı ürünü yüksek bedellerle satın almak zorunda kalıyor. Özellikle su kaynaklarının azalması, iklim değişikliğinin etkilerinin daha fazla hissedilmesi, artan girdi maliyetleri ve tarımda iş gücü sıkıntısının devam etmesi halinde sebze fiyatlarındaki dalgalanmaların önümüzdeki yıllarda da sürmesi bekleniyor. Üretimin sürdürülebilirliğini sağlayacak adımlar atılmadığı sürece, hem çiftçi üretimde zorlanmaya hem de tüketici temel gıda ürünlerine daha yüksek bedeller ödemeye devam edecek gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.
‘Vatandaşın cebinde yok’
Sebze fiyatlarının her üründe aynı seyretmediğini aktaran İzmir Pazarcılar Odası Başkanı Hamdin Erişen, “Bazı ürünlerde mevsim nedeniyle arz arttığı için fiyatlar daha makul seviyelerde kalırken, bazı ürünlerde üretim miktarı, depolama süreci ve maliyetler nedeniyle fiyatlar yükselmeye devam ediyor. Domates, salatalık ve patlıcan gibi yaz sebzelerinde şu an için ürün bol olduğu için fiyatlar çok yüksek görünmüyor. Patlıcanın kilogram fiyatı yaklaşık 25 lira seviyelerinde seyrediyor. Ancak fiyatların düşük görünmesi tek başına yeterli olmuyor. Çünkü asıl mesele vatandaşın alım gücü. Ürün ucuz olsa bile insanların cebinde alacak para yoksa bunun tüketici açısından bir anlamı kalmıyor. Soğanda ise durum biraz farklı ilerliyor. Piyasada hâlâ depolarda bekletilen ürünler bulunuyor. Yeni sezon ürünü henüz tam anlamıyla piyasaya girmediği için arz istenilen seviyeye ulaşmış değil. Bunun yanında ihracat gibi etkenler de fiyatları etkileyebiliyor. Bu nedenle soğanda yaşanan fiyat artışı şaşırtıcı görülmüyor. Depolanabilen ürünlerde piyasaya ne kadar ürün sunulduğu da fiyatların oluşmasında önemli rol oynuyor. Bazı biber çeşitlerinde fiyatların 70-80 liraya kadar çıkabildiği ifade edilirken, kesin bir rakam vermek kolay olmuyor. Ayrıca biber üretimi diğer birçok ürüne göre daha zahmetli. Hasat edilen ürün birkaç gün içinde yeniden aynı verime ulaşmıyor. Sürekli bakım, sulama ve yoğun emek gerektiriyor. Bu da maliyetleri artıran önemli unsurlardan biri” diye konuştu.
‘Birçok üretici vazgeçiyor’
Asıl sorunun üreticinin giderek üretimden uzaklaşması olduğunu belirten Erişen, “Birçok çiftçi artık ürün ekmek istemediğini, ektiğinde zarar ettiğini söylüyor. Gübre, mazot, ilaç, fide, sulama ve işçilik maliyetleri her geçen yıl artarken, hasat zamanı ürünün para etmemesi üreticiyi büyük bir çıkmaza sürüklüyor. Üretici yüksek maliyetle yetiştirdiği ürünü bazen maliyetinin bile altında satmak zorunda kalıyor. Bu durum doğal olarak birçok kişinin üretimden vazgeçmesine neden oluyor. Bugün tezgâhlarda görülen fiyatlar yalnızca ürünün bol ya da az olmasına bağlı değil. Üretim maliyetleri, iklim koşulları, işçilik sorunu, su yetersizliği, depolama imkânları ve üreticinin üretimden çekilmesi gibi birçok etken sebze fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Üreticinin kazanç elde edemediği bir ortamda ekim alanlarının daralması kaçınılmaz hale geliyor. Bu da önümüzdeki dönemlerde hem üretimin azalmasına hem de tüketicinin sebzeyi daha yüksek fiyatlarla almak zorunda kalmasına zemin hazırlıyor” dedi.







