Kendisine sosyal medya paylaşımlarıyla destek veren içerik üreticisi eşi İhya Bulut ile birlikte Yeni Bakış İzmir’i ziyaret eden Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanı Muhammed Dursun Bulut partilerinin yaklaşık 6 ay önce kurulduğunu söyledi. “Hangi partiden olursa olsun, bu millete ve ülkeye hizmet eden herkesten Allah razı olsun” diyerek sözlerine başlayan Bulut, “Ancak eksik ve yanlış yapılan hususları da söylemeye devam edeceğiz. Mevcut siyasetçi profilinin ve yönetim anlayışının artık değişmesi; sorumluluk alan, gençleri ve geleceği düşünen yeni bir nesil siyasetçi anlayışının hâkim olması gerekmektedir” şeklinde konuştu.
Akdeniz Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun olduğunu, ardından Demokrat Parti’de siyaset yaptığını, bir kez Ümraniye Belediye Başkan Adayı olduğunu, bir süre de ilçe başkanlığı görevinde bulunduğunu aktaran Bulut, yoluna yaklaşık 60 kişilik bir ekibin desteğiyle yeni kurduğu parti ile devam ettiğini ifade etti. İl ve ilçelerde örgütlenme çalışmaları hakkında bilgi veren Bulut, şöyle konuştu: “Görüştüğümüz kişilerden, özellikle Doğu bölgesinden çok ciddi bir talep var. Yaklaşık 6 ay içerisinde hedeflerimizin önemli bir kısmını tamamlayacağımızı öngörüyoruz. Ancak siyasi olarak benzer görüşleri paylaşmanın ötesinde, olaya bakış açısı bakımından da uyuşabileceğimiz ve toplumun güvenebileceği kişilerle yola devam etmek istiyoruz. Ayağımızı sağlam basmayı hedefliyoruz; çünkü Antalya'da da örneği görüldüğü üzere bir ışık vaat ettiğinizde, sizden kaynaklanmayan konularda bile açığınızı arayıp bulanlar olabiliyor. Bu yola ilk başta 60 kişiyle çıktık. Şu an için üyelik sistemini resmi olarak açmamış olsak da bizimle aktif olarak hareket eden 200'den fazla kişi var. Bunların dışında partinin internet sitesinden, sosyal medya hesaplarımızdan ya da gayriresmî olarak desteğini belirten çok daha geniş bir kitle bulunuyor.”

“UĞUR BÖCEĞİ TÜRKİYE’YE UĞUR GETİRSİN”
Partilerinin uğur böceği şeklindeki logolarının öyküsünü de anlatan Bulut, şöyle devam etti: “Partimizin logosundaki uğur böceği figürü de zaman zaman merak konusu oluyor. Yeniden Doğuş Partisi, 1992 yılında merhum Hasan Celal Güzel tarafından kurulmuştur. Kendisinden sonraki süreçlerde parti Genç Parti'ye dönüşmüş olsa da Hasan Celal Güzel’in mirası olan asıl Yeniden Doğuş Partisi 1992'deki kuruluşuna dayanır. Bizler de 1992'de kurulan bu partinin amblemi olan Uğur böceğini kullanıyoruz. Bu logo, Türkiye'ye uğur ve uğurlu insanları getirme mesajı taşır; üzerindeki noktalar ise partinin ilkelerini temsil eder. Biz bu logoyla partiyi sıfırdan kurduk. Öte yandan biz ilkelerimizi ve kendi kimliğimizi anlatıyoruz. Zemindeki mavi renk Türk rengini, kırmızı ile beyaz ise al bayrağımızı simgeliyor. Ancak buradaki kimlik vurgusuyla etnik bir kimlikten bahsetmiyorum, yanlış anlaşılmasın. Etnik kimlik insanın seçebileceği bir şey değildir; fakat Türk milleti olmayı veya Türk vatandaşlığını seçebilirsiniz. Bugün vatandaşlığınızın devam etmesini istiyorsanız kimliğinizde kalır, istemiyorsanız kalmaz; bu tamamen sizin tercihinizdir. İsterseniz vatandaşlıktan ayrılabilir, isterseniz de memnun olduğunuzu belirterek devam edebilirsiniz. Söylemimizin farklı yerlere çekilmemesi için bunu özellikle belirtmek istiyorum. Çünkü 81 vilayetin hepsi bizimdir. Atalarımız bu ülke için savaşmıştır; bu ülke uğruna kim savaştıysa bu topraklar onların dedelerine helaldir. Savaşmayanlar zaten o gün er meydanında yoktu. Atalarımızdan bize bir miras kaldı ve bugün yapabileceğimiz şey siyasettir. Elimize top tüfek alıp kuşanacak hâlimiz yok, öyle bir cenderenin içinde de değiliz.”
SİYASET ZENGİNLEŞME ARACI OLMAMALI
Partilerinin ismi ve çalışmalarıyla ilgili bilgi de aktaran Bulut, sözlerini şöyle tamamladı: "Yeniden Doğuş ismi zaten doğası gereği pek çok anlamı çağrıştırıyor. Türkiye’nin ikinci yüzyılına girdiğimiz bu dönemde mevcut siyasi partilerin ne yapmak istediği pek belli değil; herkes gündeliğe takılmış durumda. Bizim ise mevcut gündemle kısıtlı bir bağımız var; biz bundan sonraki siyaset sürecini inşa edeceğiz ve bu sahnede iddialı bir şekilde yer alacağız. Ne yapmak istediğimizi doğru anlattığımızda, insanların bu davaya yürekten gönül vereceğine inanıyoruz. Günümüzün en büyük handikapı ise siyasete dair yanlış beklentilerdir. İnsanlar siyaseti bir zenginleşme veya makam elde etme aracı olarak görebiliyor. Siyasetin böyle bir araç olmadığını anladıklarında ve bencil duyguları bir kenara bıraktıklarında başarı gelecektir. Bizler ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ anlayışına sahip bir toplum olduğumuzu söylüyoruz; fakat ardından kendi çocuğumuzun diğer çocuklardan daha iyi bir yerde olmasını istiyoruz. Oysa komşunun çocuğu da iyi bir yerde olmalı ki kimse çaresizlikten kötü yola düşmesin veya hırsız olmasın. Herkese eşit fırsat tanımalıyız. Elbette sonuçlar herkes için aynı olmayabilir ama fırsat eşitliğini sağlamak zorundayız.”





