Türkiye’de çağdaş sanat, 2025 yılında yoğun üretim, güçlü sergiler ve geniş izleyici ilgisiyle dikkat çeken bir dönem yaşadı. Özellikle İstanbul, yıl boyunca resimden heykele, fotoğraftan seramiğe uzanan geniş bir yelpazede düzenlenen sergilerle kültür-sanat gündeminin merkezinde yer aldı. Müzeler, sanat kurumları ve bağımsız mekânlar, hem yerli hem de uluslararası sanatçıları bir araya getirerek 2025’i çağdaş sanat açısından hareketli ve hafızalarda kalıcı bir yıla dönüştürdü.

Pera Müzesi 20. Yılını Sergilerle Kutladı

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, kuruluşunun 20’nci yılında hazırladığı sergilerle öne çıktı. British Council Koleksiyonu’ndan seçilen yapıtları bir araya getiren “Ortak Duygular” sergisi, farklı coğrafyalardan sanatçıların ortak temalar etrafında ürettiği işleri izleyiciyle buluşturdu. Aynı yıl İsveçli sanatçı Asa Jungnelius ve Kanadalı sanatçı Marcel Dzama’nın Türkiye’deki ilk kişisel sergileri de Pera Müzesi’nin programında yer aldı.

Doğaya Tanıklık: “Dönüşen Yeryüzü”

Borusan Contemporary, 2025–2026 sezonunu Kanadalı fotoğrafçı Edward Burtynsky’nin Türkiye’deki ilk kapsamlı sergisiyle açtı. “Dönüşen Yeryüzü” başlıklı sergi, endüstriyel faaliyetlerin doğa üzerindeki tahribatını gözler önüne seren güçlü fotoğraflarla izleyiciyi çevresel yıkımla yüzleştirdi. Sergi, çağdaş sanatın yalnızca estetik değil, etik ve politik bir tanıklık alanı olduğunu bir kez daha hatırlattı.

İstanbul Bienali’nde Beklenmedik Dönemeç

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 18. İstanbul Bienali, “Üç Ayaklı Kedi” başlığıyla yılın en çok konuşulan etkinliklerinden biri oldu. Sekiz farklı mekânda yüz binlerce ziyaretçiyi ağırlayan bienal, planlanan çok aşamalı yapısına rağmen küratöryel değişiklik nedeniyle erken kapanma kararıyla gündeme geldi. Bu gelişme, sanat çevrelerinde bienallerin sürdürülebilirliği ve kurumsal yapıları üzerine yeni tartışmaları beraberinde getirdi.

Salt’ta Bellek ve Halı Üzerine Bir Okuma

2025’in en özgün sergilerinden biri, Salt Beyoğlu’nda açılan “90’lardan Beri Halı’dayız” oldu. MSGSÜ Halı Atölyesi’nin üretim belleğini merkezine alan sergi, 1990’lar Türkiye’sinin sosyoekonomik ve politik atmosferini sanat üzerinden okumaya olanak sağladı. Sergi, zanaat, akademi ve çağdaş sanat arasındaki sınırları sorgulayan yapısıyla dikkat çekti.

İstanbul’un Hikâyesi Sanatla Yazıldı

Yılın ilk sergilerinden biri olan “Hikâye İstanbul’da Geçiyor”, Batı edebiyatındaki kurgusal İstanbul temsillerini merkeze aldı. Fantastik anlatılardan bilimkurguya uzanan geniş bir seçkiyle sergi, İstanbul’un yüzyıllardır süren ilham verici rolünü sanat ve edebiyat üzerinden yeniden yorumladı.

Ustalar ve Yeni Kuşak Aynı Yılda Buluştu

2025, sanat tarihinin önemli isimleriyle çağdaş üretimleri aynı takvimde buluşturan bir yıl oldu. Nasip İyem ve Nuri İyem’in yapıtlarını bir araya getiren retrospektif sergi, sanatçının üretimini aile belleğiyle birlikte ele aldı. Arter’de açılan Nilbar Güreş’in ilk kurumsal solo sergisi ise toplumsal cinsiyet ve kimlik meselelerini çok disiplinli bir dille tartışmaya açtı.

Anadolu’ya Yayılan Sanat

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi ve İş Sanat’ın yürüttüğü Anadolu sergileri, sanatın yalnızca büyük şehirlerle sınırlı kalmadığını gösterdi. Denizli’den Mardin’e, Hatay’dan Bursa’ya uzanan sergi rotası, 2025’in kültür politikaları açısından da yaygınlaştırıcı bir yıl olduğunu ortaya koydu.

Bellek, Karikatür ve Koleksiyonlar

Turhan Selçuk Kültür Evi’nin açılması, karikatür sanatının tarihine kalıcı bir mekân kazandırdı. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde sergilenen özel koleksiyonlar ise koleksiyonerliğin çağdaş sanattaki rolünü görünür kıldı.

2025 yılı, çağdaş sanatın Türkiye’de yalnızca sergilerle değil, bellek, tartışma ve üretim alanlarıyla genişlediği bir dönem olarak kayda geçti. Resimler, heykeller, fotoğraflar ve çok disiplinli işler; hem bugünü hem de geleceğin sanat gündemini şekillendiren güçlü izler bıraktı.

Kaynak: Cumhuriyet