Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Çayönü Tepesi’ndeki yeni bulgulara ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. İnsanlık tarihinin erken üretim teknolojilerine ilişkin önemli verilerin elde edildiğini belirten Ersoy, Çayönü’nde bakır ve malakit kullanımına ilişkin izlerin M.Ö. 9100’lere kadar uzandığını bildirdi.

Çayönü'nde yaklaşık 5 metrekarelik madencilik alanı ortaya çıkarıldı

Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında yürütülen kazılarda madencilik işliği, yerleşmenin batı kesiminde gün yüzüne çıkarıldı. Yaklaşık 5 metrekarelik üretim alanının çevresinde en az 6 dikme deliği belirlenirken, işliğin merkezinde taş döşemeli bir çalışma alanı bulundu. Dikme deliklerinin, çalışma alanının üzerinin gölgelikle örtülmüş olabileceğine ve üretim alanının belirli bir düzen içerisinde oluşturulduğuna ilişkin veri sunduğu belirtildi.

Malakit ve bakır buluntularının sayısı 42'ye ulaştı

Kazılarda işliğin merkezinde 18 malakit örneği tespit edildi. İşlik ve yakın çevresindeki malakit örneklerinin sayısı yaklaşık 24-25 olarak kaydedilirken, daha geniş çalışma alanında bulunan malakit ve bakır buluntularının toplam sayısı yaklaşık 42’ye ulaştı. Buluntular arasında ham malakit parçaları, yarı işlenmiş ve işlenmiş malakit örnekleri, bakır boncuklar ve çeşitli bakır nesneler yer aldı.

Ham maddeden işlenmiş ürüne kadar üretim aşamaları belirlendi

Çayönü Tepesi’nde ortaya çıkarılan buluntuların ham maddeden yarı mamule ve işlenmiş ürüne kadar farklı üretim aşamalarını temsil ettiği belirlendi. Elde edilen veriler, madencilik faaliyetlerinin yalnızca ham maddenin temini veya kullanımından oluşmadığını, üretimin farklı aşamalarının da bölgede gerçekleştirildiğini gösterdi. Yeni bulgularla birlikte uzmanlaşmış üretim faaliyetlerinin belirli çalışma alanlarında yürütüldüğüne ilişkin veriler de elde edildi.

Çayönü'nde madencilik geleneğinin 2 bin yıl sürdüğüne ilişkin bulgular

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Çayönü’nde bakır ve malakit kullanımının M.Ö. 9100’lere kadar uzandığına dikkati çekti. M.Ö. 6900-6800 yıllarına tarihlenen yeni işliğin ise bölgedeki madencilik geleneğinin yaklaşık 2 bin yıllık süreç boyunca devam ettiğini ortaya koyduğunu bildirdi. Ersoy, yeni keşfin madencilik geleneğinin uzun süre devam ettiğini ve uzmanlaşmış üretim faaliyetlerinin belirli çalışma alanlarında gerçekleştirildiğini gösterdiğini belirtti. Yerleşik yaşam, tarım, mimari ve zanaat uzmanlaşması gibi dönüşümlerin izlerinin bulunduğu Çayönü Tepesi’nde bilimsel kazıların sürdüğünü kaydeden Ersoy, geçmişe ilişkin izlerin bilimsel çalışmalarla geleceğe taşındığını ifade etti.

Proto-Hassuna kültürüne ait çanak çömlekler bulundu

Çayönü Tepesi’nde 2026 yılında gerçekleştirilen kazılar, yerleşmenin kültürel sürekliliğine ilişkin yeni bulgular da ortaya koydu. Yerleşmenin batı bölümündeki çalışmalarda, Çanak Çömlekli Neolitik Dönem’in erken aşamalarından Proto-Hassuna kültürüne ait nitelikli çanak çömlekler tespit edildi. Yaklaşık M.Ö. 6800-6600 yıllarına tarihlenen buluntuların kesin kronolojisinin, devam eden Karbon-14 ve diğer arkeometrik analizlerle daha ayrıntılı şekilde belirlenmesi planlanıyor.

Çayönü Tepesi kazılarında üretim alanı bütüncül olarak belgelendi

Madencilik üretim alanının mimari özelliklerinin belirlenebilmesi, ham madde ile üretimin farklı aşamalarındaki malzemelerin aynı alanda bulunması ve işliğin bütüncül şekilde belgelenmesi, 2026 yılı Çayönü Tepesi kazılarında elde edilen bulgular arasında öne çıktı. Ortaya çıkarılan yaklaşık 5 metrekarelik işlik ile malakit ve bakır buluntuları, Çayönü Tepesi’ndeki madencilik faaliyetlerinin üretim süreçlerine ilişkin yeni arkeolojik veriler sağladı.

Kaynak: İHA