Uzun süredir gündemdeki yerini koruyan Meslek Fabrikası konusunda yeni bir gelişme yaşandı. Geçtiğimiz aylarda Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkiyeti İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan Meslek Fabrikası’nı
tapu devri ile kendi üzerine geçirmesiyle başlayan tartışmalı hukuki süreç, sabah saatlerinde yapının polis ablukasına alınmasıyla yeni bir boyut kazandı. Yaşanan durumu öğrenen CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ve İzmir Milletvekili Ednan Arslan alanda açıklama yaparak AK Partili milletvekilleri ve iktidara tepki gösterdi.
BU KARAR HUKUKSUZDUR
Yaşanan bu durumu, iktidarın meslek fabrikasına ‘çökme’ girişimi olarak değerlendiren Arslan, “ Millet iradesi deyip millet iradesini hiçe sayanların sabahın 5'inde 6'sında seçilmiş belediye başkanlarına yaptıkları gibi, İstanbul İl Binamızı polisle abluka altına aldıkları gibi bugün de huzurun, çağdaşlığın, kardeşliğin, barışın kenti İzmir'de, İzmirli'ye ait Meslek Fabrikası’nı da bir polis ablukasıyla işgal etmeye, çökmeye çalışıyorlar. Defalarca yetkililere, Adalet Kalkınma Partili siyasetçilere şunu söyledik: Burası İzmir'in malıdır. Burada var olan bu bina şu ana kadar 20 bin İzmirli'ye hizmet etmiştir. Buradan tahliye etmek istedikleriniz gençlerimizdir. Buradan tahliye etmek istedikleriniz kadınlarımızdır. Fırsat eşitliğinden istifade etmeye çalışan her hangi kim partide olursa olsun, her kime oy verirse vermiş olsun, 4 buçuk milyon İzmirli'yi buradan tahliye etmeye çalışıyorsunuz. Bu karar hukuksuzdur. Bir çivi dahi olsa var olan malların bu şekilde vakıflar adına tescil edilmesi, tapulanması doğru değildir. 1926 yılında başlamış bir süreçte Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün imzasıyla 8 taksit halinde İzmirli'nin cebinden ödenmiş parasıyla alınmış bu mülk İzmirli'nin mülküdür. Burada herhangi bir vakıf yoktur. Burası özel bir müteşebbis tarafından yapılmış, yıllarca işletilmiş ve akabinde İzmir Belediyesi'nin adına tescil edilmiştir. 2007 yılında sözü edilen vakfın burada mukata şerhi olduğu söylenmiş ve İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kasasından 1,6 milyon lira para yani İzmirli'nin parası alınarak o şerh de kaldırılmıştır. Yapılan bu işlem hukuksuzdur. Vakıflar Genel Müdürlüğü kendi bünyesinde bulunan birçok taşınmazı dahi kontrol edemezken, kullanamazken burada halihazırda İzmirli'nin kullanıldığı bu meslek fabrikasının tahliye edilmesi büyük talihsizliktir” dedi.
AK PATİLİLERE ÇAĞRI…
“Bu yanlıştan dönülmesi gerekiyor” diyerek sözelerine devam eden ve AK Partili isimlere çağrıda bulunan Arslan, “Adalet Kalkınma Partili siyasetçilere buradan bir çağrı yapmak istiyorum. İzmir'in ruhuna uygun bir çağrı yapmak istiyorum. Bakın, bir elektrik fabrikamız var bizim değil mi? Ne yaptınız o elektrik fabrikasını? Yıkılmak üzere. Eğer bu tür alanları kullanmak istiyorsanız, kente kazandırmak istiyorsanız ki bu alan kente kazandırılmış bir alandır, elektrik fabrikasında ne yapmak istiyorsanız gidin orada yapın. Hem o kültür mirasını, endüstri mirasını ayağa kaldırın hem de İzmirli'ye bu kötülüğü yapmayın. Gelin İzmir Büyükşehir Belediyemizle beraber el ele elektrik fabrikasını ayağa kaldıralım. Özelleştirmek istediğiniz o elektrik fabrikasının ihalesine İzmir Büyükşehir Belediyesi girdi, en yüksek teklifi verdi ama bir kamu kurumu girip burayı alamaz diye İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne vermediniz. Gelin burada ne yapmak istiyorsanız, burada ne muradınız varsa orada yapalım. Ve daha önce bir televizyon programında bir çağrıda bulunmuştum. Bu mülk İzmirli'nin mülküdür. Buranın nasıl kullanılması gerektiğini gelin İzmirli'nin önüne bir sandık koyalım buna İzmirli karar versin. Derhal bu işlem sona erdirilmeli ve hukukun bu konuda vereceği nihai karar beklenmelidir” şeklinde konuştu.
MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ
Çağatay Güç, “ Gelinen noktada İzmir'e ait binlerce gencin, kadının eğitim gördüğü eğitim kurumunun son hali bu. Yani demir parmaklıklar arkasına saklanmış bir eğitim kurumunu görüyoruz burada. Yani devlet, devlet zihniyetiyle ilerlendiği zaman toplumun daha mutlu olacağını, toplumun daha huzurlu olacağını anlayamamış bir AKP hükümetinden bahsediyoruz. Yani bu huzursuzluk, toplumdaki bu huzursuzluk, mutsuzluk bu adımların sebebi. Yani bunlardan kaynaklanıyor. Yani şu anda ülkede bir sürü sorun varken, bir sürü problem varken, ekonomi almış başını gitmişken, madde bağımlılığı almış başını gitmişken, gençlerin umutsuzlukları varken tartıştığımız konu burada binlerce gencin ve kadınların eğitim aldığı eğitim kurumunu vakıflar mı alsın, Büyükşehir'de mi kalsın? Tartıştığımız konu bu.
AKP hükümetinin şu anda getirildiği nokta şu: Basite indirgenmiş bir siyaset anlayışı. Çünkü neden? Kolaycı yola kaçıyorlar. Diyorlar ki "Biz bunu gündeme getirelim, ekonomi unutulsun. Bunu gündeme getirelim, madde bağımlılığı unutulsun. Bunu gündeme getirelim; gençlerin işsizliği unutulsun, barınma sorunu unutulsun." Biz bu olayı kabul etmiyoruz. Bu İzmir halkının malıdır ve burada, bu şekilde bütün hukuki süreçleri kullanarak, bütün gücümüzü kullanarak biz burada direnmeye devam edeceğiz. Bu süreci asla kabul etmiyoruz. İzmir'de siyaset yapan AKP'li siyasetçilerin de bu kadar basite indirgenmiş, sadece demeç vererek halkın önüne çıkmayarak siyaset yapmalarını asla kabullenmiyoruz. Bizler Cumhuriyet Halk Partisi'nin neferleri olarak mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.



