CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, ifade için gittiği karakolda müvekkilinin işkence gördüğünü beyan etmesi üzerine bu beyanı ve fiziksel durumu tutanağa geçirmek isteyen bir avukatın polise iftira iddiasıyla gözaltına alınmasını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. CHP’li Kılıç, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na ayrı ayrı soru önergeleri sundu. Yaşananların yalnızca bir meslektaşa yönelik işlem olmadığını belirten Kılıç, işkence yasağı, savunma hakkı ve hukuk devleti ilkesi açısından sürecin alarm niteliği taşıdığını vurguladı.
Devletin görevi susturmak değil soruşturmaktır
Anayasa’nın 17’nci maddesinin işkenceyi mutlak biçimde yasakladığını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3’üncü maddesinin ise hiçbir koşulda istisna tanımadığını hatırlatan Kılıç, bir yurttaşın karakolda işkence gördüğünü beyan etmesi halinde devletin görevinin iddiayı bastırmak değil, derhal bağımsız ve etkili bir soruşturma yürütmek olduğunu ifade etti. İşkence iddiasını kayda geçiren avukatın gözaltına alınmasının hukukun tersine çevrilmesi anlamına geldiğini savunan Kılıç, savunma hakkının Anayasa’nın 36’ncı maddesiyle güvence altına alındığını anımsattı. Avukatın görevinin müvekkilinin beyanını eksiksiz biçimde tutanağa geçirmek olduğunu belirterek, bu görevin suç gibi gösterilmesinin savunma makamına açık bir gözdağı niteliği taşıdığını dile getirdi.
Yurttaşın adalete erişim hakkına tehdit
Savcının asli görevinin işkence iddiasını araştırmak ve suça karışanlar hakkında işlem yapmak olduğunu belirten Kılıç, iddiayı kaleme alanın değil iddianın kendisinin soruşturulmasının esas olduğunu kaydetti. Aksi bir yaklaşımın adalet duygusunu zedeleyeceğini ifade etti. Savunma makamının baskı altına alınmasının yalnızca bir meslek grubunu değil, yurttaşın adalete erişim hakkını doğrudan tehdit ettiğini belirterek, savunmanın susturulması halinde adil yargılanma hakkının fiilen ortadan kalkacağını söyledi. CHP'li Kılıç, İçişleri Bakanlığı’na karakoldaki işkence iddiası üzerine idari ve disiplin işlemlerinin başlatılıp başlatılmadığını, kamera kayıtlarının muhafaza altına alınıp alınmadığını ve etkin bir soruşturma yürütülüp yürütülmediğini sordu. Adalet Bakanlığı’na ise savunma hakkının korunup korunmadığı, avukat hakkında verilen gözaltı kararının hukuki dayanağı ve benzer uygulamaların sayısına ilişkin sorular yönelttiğini açıkladı.
HSK derhal harekete geçmelidir
Kılıç, açıklamasında Hakimler ve Savcılar Kurulu’na da çağrıda bulunarak savcıların işkence iddialarını derhal ve tarafsız biçimde soruşturma yükümlülüğü bulunduğunu hatırlattı. Bu temel ilkeye aykırı işlemlerin yargıya olan güveni sarsacağını belirterek, savunma hakkını zedeleyen ve işkence iddiasının üzerini örtme riski taşıyan uygulamalar karşısında Kurul’un gereğini yapması gerektiğini ifade etti. Kılıç, işkence yasağının tartışmaya açık olmadığını, savunma hakkının pazarlık konusu yapılamayacağını ve hukuk devletinin ancak özgür savunma ortamında var olabileceğini kaydetti.





