Türkiye’de halkın sokaklara döküldüğü 19 Mart sürecinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Cumhurbaşkanı Adayı İmamoğlu’na yönelik başlatılan soruşturmayı yöneten Akın Gürlek, Adalet Bakanlığı’na atandı. Yapılan atamayı bazı kesimler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Gürlek’e İmamoğlu ve CHP’li belediyelere yönelik yürüttüğü soruşturmalar çerçevesinde verdiği bir ödül olarak değerlendirirken, CHP Muğla Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonu Üyesi Cumhur Uzun ise Gürlek’in Erdoğan tarafından başından bu yana planlı olarak görevlendirildiğini belirtti. Ayrıca Uzun, gelinen son noktada Türk yargı sisteminin son derece zorlu bir sürece girdiğini vurguladı.

GÜRLEK ÖZEL GÖREVLENDİRİLDİ

Gürlek’in başından bu yana hükümetin muhalefete yönelik açtığı savaşta silah olarak kullanıldığını iddia eden Uzun, “Akın Gürlek'i doğru analiz edebilmek için bir tık daha geri gitmek lazım. Akın Gürlek önceleri mahkeme başkanıydı. Mahkeme başkanıyken Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararları uygulamayan mahkemenin başkanı olarak tarihe geçti ve bunun sonucu kendisi hukukçu ve yargı mensubu olmasına rağmen Cumhurbaşkanı tarafından Adalet Bakan Yardımcısı olarak görevlendirildi. Ardından Adalet Bakan Yardımcısı olarak siyasi bir kimliğe büründü. Ancak 2024’te Adalet Bakan Yardımcılığı'ndan tekrar alınmak suretiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na getirildi. Böylece İstanbul'da, başta İmamoğlu davası olmak üzere ses getiren davalar için özel görevlendirildi. Kendisi tekrar yargının içine atıldı. Yani Akın Gürlek’in yargıdan çıkarılıp siyasete geçirilmesi, siyasetten çıkarılıp tekrar yargıya geçirilmesi ikinci kez oluyor. Bunların hepsi planlı. Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevine nasıl planlı olarak getirildiyse şimdi de Adalet Bakanlığı görevine o sebeple getirildi. Zamanında İstanbul'da, bu operasyonları yapmak üzere bizzat Cumhurbaşkanı tarafından özel olarak görevlendirildi ve bu özel görevini yerine getirdi. Hatta bu görevi iktidarın istediği gibi; daha sert, hukuk dışı, hukuku araç sallaştıran bir vaziyette yapmasının ödülünü şimdi de bir üst terfiiyle Adalet Bakanı olarak görevlendirilmekle alıyor. Yani Gürlek atanması tamamen planlı bir sürecin parçası” şeklinde konuştu.

TÜRKİYE’Yİ ÇOK ZOR GÜNLER BEKLİYOR

“Hukuk kullanılmak suretiyle Cumhurbaşkanı adayımızın etkisizleştirilmesi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyaseten yıpratılması için yapılmış bir operasyonun final bölümüne gelmiş durumdayız” diyerek sözlerine devam eden ve Türk yargı bağımsızlığının tamamen ortadan kalkma seviyesine geldiğini belirten Uzun, “Adalet Bakanı olarak da bundan önce yapmış olduklarının devamını getireceğinden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye'yi bugünden itibaren daha hukuksuz günler bekliyor. Çünkü yargının yürütmeden ayrı çalışması gerekir ki yargı bağımsızlığı gerçekleşebilsin. Oysa şimdi yürütme yargıya doğrudan müdahale etmek ve yargının başındaki kişiyi doğrudan kendi siyasi emelleri için kullandığı bir kişi olarak görevlendirmek suretiyle yargının bugünden sonra daha da siyasallaşmasına zemin hazırlayan bir atamadır. Bu durum Türk yargısında çok büyük yaralar açacaktır. Bunu söylemek istemem ama Türkiye'yi yargı adına çok daha zor günler bekliyor” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Ayselin Uzun