Yarın 23 Nisan. Meydanlarda çocuk şarkıları çalacak, kürsülerde “geleceğimiz çocuklar” denilecek. Ama Türkiye’nin ve İzmir’in bugünkü tablosu, bayram cümleleriyle örtülemeyecek kadar ağır. Resmi verilere göre İzmir’de 2025 itibarıyla 0-17 yaş grubunda 907 bin 995 çocuk yaşıyor. Aynı kentte, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre en az 6 bin 746 çocuk, ailesinin yanında sürdürülen Sosyal Ekonomik Destek (SED) kapsamında yaşamını devam ettirebiliyor. Bu sayı, İzmir’de yoksullukla temas eden çocukların tamamını değil, yalnızca resmi destek mekanizmasına giren bölümünü gösteriyor.

Yüzde 36,8’i yoksul

Türkiye geneline bakıldığında tablo daha da sarsıcı. TÜİK’in “İstatistiklerle Çocuk 2025” bültenine göre 0-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Aynı bültende 15-17 yaş grubunda işgücüne katılma oranı yüzde 25,5 olarak yer alıyor. Yani her dört çocuktan biri daha lise çağında işgücü piyasasının kıyısına itilmiş durumda.

Çocukların yaşam koşullarına ilişkin veriler, ekonomik göstergelerle birlikte değerlendirildiğinde dikkat çeken bir tablo ortaya çıkıyor. 2026 yılı için açıklanan net asgari ücret 28 bin 75 TL olarak belirlenirken, bu tutar günlük yaklaşık 935 TL’ye karşılık geliyor.

1 günlük maaş 1 kilo kıyma

22 Nisan 2026 itibarıyla dana kuşbaşı etin kilogram fiyatı yaklaşık 799 TL, dana kıymanın kilogram fiyatı ise yaklaşık 697 TL seviyesinde bulunuyor. Bu hesapla bir günlük asgari ücret yaklaşık 1 kilo 170 gram dana kuşbaşı ya da yaklaşık 1 kilo 340 gram dana kıyma alımına karşılık geliyor.

Cocuklarin Payina Bayram Degil Yoksulluk Dustu

“Haklar tehdit altında”

Bu veriler ışığında çocukların içinde bulunduğu tabloyu değerlendiren Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Zeliha Danyeli, 23 Nisan’ın dünyada çocuklara armağan edilmiş ilk ve tek bayram olarak övünüldüğünü ancak Türkiye’deki gerçekliğin çok daha farklı olduğunu belirtti. Danyeli, çocukların eğitim, güvenlik ve sağlıklı yaşam hakkı başta olmak üzere en temel hak ve özgürlüklerinin ciddi tehdit altında olduğunu ifade etti.
Çocuk haklarının büyük ölçüde kağıt üzerinde kaldığını vurgulayan Danyeli, derinleşen ekonomik kriz ve kamusal politikaların yetersizliğinin tabloyu ağırlaştırdığını söyledi. Çocukların en temel yaşam hakkı konusunda bile zafiyetler yaşandığını dile getiren Danyeli, geçtiğimiz hafta Siverek ve Maraş’ta yaşanan okul saldırılarını hatırlatarak çocukların en güvenli olması gereken okullarda dahi korunamadığını ifade etti.

“En ağır yük çocukların omzunda”

Ekonomik krizin yükünü en ağır şekilde çocukların taşıdığını belirten Danyeli, her beş çocuktan ikisinin okula aç gitmek zorunda kaldığını, bunun da eğitimde başarısızlığı beraberinde getirdiğini söyledi. Yeterli beslenemeyen çocukların derse motive olamadığını, algılama güçlüğü yaşadığını ve bedensel gelişimlerini tamamlayamadığını dile getirdi.

Bu sürecin çocukları eğitimden kopardığını belirten Danyeli, binlerce çocuğun ucuz iş gücü olarak ağır çalışma koşullarına itildiğine dikkat çekti. OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda Türkiye’nin uzun süredir ilk sıralarda yer aldığını ifade eden Danyeli, her üç çocuktan birinin derin yoksullukla mücadele ettiğini kaydetti.

Çocuklara yönelik şiddet, istismar ve çocuk işçiliğinin artarak sürdüğünü belirten Danyeli, okula gidemeyen ve çalışmak zorunda bırakılan çocuklar için gerçek anlamda bir bayramdan söz etmenin mümkün olmadığını ifade etti. Danyeli, “Gerçek anlamda çocuklara bayram armağan etmenin tek yolu; onların bugününü ve yarınını güvence altına almaktan ve onlara barış, demokrasi ve özgürlükle taçlanmış bir gelecek bırakmaktan geçmektedir” dedi.

Çocuk işçiliğinin meşrulaştırılmış biçimlerine de dikkat çeken Danyeli, MESEM uygulamalarının çocuk hakları ile laik ve bilimsel eğitim ilkeleri açısından ciddi tehditler barındırdığını, çocukları erken yaşta çalışma hayatına yönlendirdiğini ve eğitimden uzaklaştırdığını söyledi.

“Kamusal politikalar uygulanmalı”

Türkiye’nin çocuk hakları sözleşmesine taraf olduğunu hatırlatan Danyeli, çocukların yaşam, eğitim, barınma ve sağlık haklarına erişebilmesi için politikalar üretilmesi gerektiğini vurguladı. Ancak mevcut durumda çocukların derin yoksulluk içinde, güvencesiz ve istismara açık koşullarda yaşam mücadelesi verdiğini ifade etti. Danyeli, “Çocukların güvenli okullarda, yoksulluktan ve eşitsizlikten uzak bir yaşam içinde büyüyüp gelişebilmesi için bir an önce gerekli politikalar hayata geçirilmelidir. Laik, demokratik ve özgür bir toplumsal düzen içinde çocuklardan yana kamusal politikaların uygulanması gerekmektedir” diye konuştu.
Eğitim Sen olarak çocukların kamusal, bilimsel, laik, parasız ve anadilinde eğitim hakkına erişebilmesi için mücadele ettiklerini belirten Danyeli, çocukların eşit, özgür ve güvenli bir geleceğe kavuşacağı bir ülke mücadelesini sürdüreceklerini söyledi.


Muhabir: DİLEK ÇAKIR DURAK