İzmir Alsancak’ta yaşayan S.B.'nin hayatı, 2025 yılının Temmuz ayında ayrıldığı eski sevgilisi C.S. (31) yüzünden kabusa döndü. Genç kadının ifadesine göre, ayrılığı hazmedemeyen C.S.’nin darp, hakaret ve ısrarlı takiplerine maruz kalan S.B., avukatıyla birlikte dava açmaya hazırlanıyor. Uzaklaştırma kararı ve şikayetlere rağmen şiddetin dozunu artırmaya devam eden C.S. askerlik görevini sürdürürken dahi “2 Mayıs’ta İzmir’e döndüğümde hayatını mahvedeceğim” diyerek tehditler savuruyor. Hukuk mücadelesine kararlılıkla devam eden S.B., kamuoyu tarafından da görünür olmak ve şiddet mağduru tüm kadınlar gibi sesini duyurmak istiyor.
“Dizleriyle ellerime bastı”
2025’in Temmuz ayında kıskançlık nedeniyle ayrıldıklarını belirten S.B., C.S. tarafından şiddete uğradığı 21 Ekim gününü şöyle anlattı: “Eve geldiğimde kapının önünde beni bekliyordu. Bana ‘Nereden geliyorsun? Telefonlarımı neden açmıyorsun’ diye bağırmaya başladı. Ben de ona eşyalarını ve ortak kedilerimizi alıp gitmesini söyledim. Yukarı çıktık, sinirliydi. Bir anda telefonumu aldı ve kendisini tuvalete kilitleyerek mesajlarımı karıştırdı. Sonra dışarı çıktı ve bana tokat attı. Sonrasında defalarca tokat attı ve yere düştüm. Saçımdan kaldırıp tekrar tokat atmaya devam etti. Beni koltukla masa arasında yere sıkıştırdı ve dizleri ile kendimi savunamamam için ellerime bastı, defalarca tokat atmaya başladı. Bilincimi kaybedecek gibi olduğum anda dizimi kurtarıp tekme attım ve koşarak komşumun kapısını çaldım. Komşuma sığındım ve polis çağırdılar. Polisler eve girdiler, C.S.’yi çıkardılar ve aynı polis arabasında karakola gittik. İfademi verdim, bu sırada C.S.’yi nezarethaneye attıklarını söylediler. Beni sabaha karşı 03:00 civarı hastaneye götürdüler. Çünkü bilincim yerinde değildi, darp raporu almak istiyordum. Orada muayene olduktan sonra darp raporu verdiler ve beni eve bıraktılar.”

“Ailesi de onu durduramadı”
Israrlı takibe maruz kalan S.B., C.S.’nin uzaklaştırma kararına uymadığını ifade ederek, “Bundan sonraki süreçte uzaklaştırma kararı çıktı. Sonrasında tacizler başladı. İlk başlarda bunlar özür telefonlarıydı. Özrünü kabul etmediğim için çirkinleşmeye ve hakaret etmeye başladı. Farklı numaralardan ya da kendi numarasından mesajlar atıp ‘hayatımı mahvedeceğini’ söylemeye başladı. Birinci uzaklaştırma kararı aralık ayı gibi bitti ve biz ikincisini çıkardık. İkinci uzaklaştırmanın birinci ya da ikinci haftasında yeni bir işe başladım. Bir gün aşağı indiğimde elinde çiçek ile beni bekliyordu. Ben polisi arayınca kaçtı. Akşam evin önünde bekliyordu. Tekrar benimle konuşmak ve barışmak istedi. Ailem polisi aradı. Bana attığı hakaret mesajlarını da polise verdik. Hakaret davasından 9 bin lira gibi bir ceza ödedi. Sonraki süreçte de uzaklaştırmayı ihlal ettiğini hem ailesine hem de polislere söyledik. Ailesi ile iletişimi sürdürüp onlardan yardım istemeye devam ettik. Ama ailesi de onu durduramadı” dedi.
“2 Mayıs benim için çok korkutucu”
C.S.’nin askerlik görevini sürdürürken bile tehditlerine devam ettiğini dile getiren S.B., “Ayrıldıktan sonra benim evime iki sokak uzaklığında bir eve taşındı. O evde birlikte yaşamamızı istediğini söyledi. Ben bunu kabul etmedim. Sonra bir süre sessizlik olmuştu, ta ki Nisan ayında askere gidene kadar… Askere gittiğinden beri (iki haftadır orada) 7 farklı numaradan beni aradı. 2 Mayıs’ta askerden döndüğünde ‘hayatımı mahvedeceğini’ söylüyor. Bu şekilde tehdit etmeye devam ediyor. Mesajların başlangıcı da ‘hemen beni aramazsan, hemen benimle görüşmezsen başına şunlar gelecek’ şeklinde oluyor. Avukatım üçüncü kez uzaklaştırma kararı için başvuruda bulunacak. 2 Mayıs benim için çok korkutucu bir tarih şu anda” diye konuştu.




