Paleosismoloji, deprem jeolojisi, aktif tektonik ve sismotektonik alanlarında çalışmalar yürüten Dr. Ramazan Demirtaş, sosyal medyada Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün (MTA) yeni haritasına dayandırılarak paylaşılan, İzmir’de 11 ilçenin diri fay hattı üzerinde veya yakınında yer aldığı yönündeki ifadelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Demirtaş, bir yerleşim yerinin altından diri fay geçmesinin tek başına deprem riskini ortaya koymak için yeterli olmadığını belirterek, fayların kayma hızı, deprem tekrarlanma aralığı ve son büyük depremden itibaren geçen süre gibi tehlike parametrelerinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

"Önemli olan fayın geçmesi değil, deprem tehlike parametreleri"

Demirtaş, deprem tehlikesinin değerlendirilmesinde fayın konumundan çok özelliklerinin önem taşıdığını kaydetti. Kayma hızı, deprem tekrarlanma aralığı, fayın en son ürettiği büyük depremin tarihi ve bu depremden sonra geçen sürenin değerlendirilmesi gerektiğini belirten Demirtaş, bu parametreler açısından bakıldığında bir kentin veya binanın altından diri fay geçmesinin tek başına anlamlı olmadığını ifade etti.

Binaların ekonomik ömrüne de dikkat çeken Demirtaş, asıl üzerinde durulması gereken konunun söz konusu fayların binaların 50-100 yıllık ekonomik ömrü içerisinde 6,5 ve üzeri büyüklükte deprem üretme riskinin ne olduğunun belirlenmesi olduğunu aktardı.

Deprem Uzmani Demirtas Dan Izmir Uyarisi Fayin Gecmesi Degil Bu Veriler Onemli Yenibakishaber

İzmir’deki faylar için kritik soruları sıraladı

İzmir çevresindeki fayların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Demirtaş, Tuzla, İzmir, Seferihisar, Gümüldür ve Gülbahçe faylarının deprem tekrarlanma aralıkları ile en son ne zaman deprem ürettiklerinin ortaya konulması gerektiğini belirtti. Demirtaş’a göre bir fayın oluşturduğu deprem riski, söz konusu tehlike parametreleri üzerinden ifade edilmediği sürece ilçelerin altından diri fay geçtiğini belirtmenin bilimsel açıdan tek başına bir değeri bulunmuyor.

"İzmir faylarında tekrarlanma aralığı bin ila 3 bin yıl"

İzmir’deki fayların 6,5 ve üzeri büyüklükteki depremleri üretme aralığına ilişkin de değerlendirmede bulunan Demirtaş, bu sürenin bin ila 3 bin yıl arasında olduğunu belirtti. Fay üzerinde bulunduğu ifade edilen ilçelerin ve bu bölgelerdeki yapıların birkaç yüz yıl veya birkaç bin yıl boyunca depremle karşılaşmayacağı bir durumda, yalnızca diri fay üzerinde bulunduğu gerekçesiyle insanların mağdur edilmemesi gerektiğini savunan Demirtaş, risk değerlendirmelerinin bilimsel parametreler üzerinden yapılması gerektiğinin altını çizdi.

"11 ilçe diri fay üzerinde açıklaması spekülasyona neden olur"

Demirtaş, sosyal medyada dolaşan İzmir’de 11 ilçenin diri fay hattı üzerinde veya yakınında bulunduğu yönündeki açıklamaların tek başına kamuoyuna sunulmasını da eleştirdi. Bu tür ifadelerin fayların deprem üretme özellikleri ve tekrarlanma süreleri açıklanmadan gündeme getirilmesinin emlak piyasasında spekülasyona neden olabileceğini belirten Demirtaş, fay ve paleosismoloji konusunda uzman olmayan kişiler tarafından yapılan değerlendirmelerin tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Yerel yöneticilere "doğruluğunu sorgulayın" çağrısı

Demirtaş, konuya ilişkin açıklamaların rant ve emlak spekülasyonuna yol açabileceğini savunarak yerel yöneticilere de çağrıda bulundu. Yerel yöneticilerin diri faylara ilişkin kamuoyuna yansıyan açıklamalara karşı dikkatli davranması gerektiğini belirten Demirtaş, bu tür bilgilerin doğruluğunun ve bilimsel dayanaklarının sorgulanmasının önem taşıdığını kaydetti.

Kaynak: Haber Merkezi