Çeşme Alaçatı ile Urla’nın Zeytineli ve Karaköy mahallelerinde bulunan toplam 20 milyon 539 bin metrekare orman alanının turizm yatırımları için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsis edilmesi, siyasi ve çevresel tartışmaları da beraberinde getirdi. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur, alınan kararı doğru bulmadıklarını kamuoyuna açıkladı. Uygur, kalkınmaya karşı olmadıklarını ancak doğanın tahrip edilmesi pahasına gerçekleştirilecek büyümenin sürdürülebilir olmayacağını ifade etti. İzmir’in ormanlarının, kıyılarının ve doğal yaşam alanlarının kısa vadeli planlara kurban edilemeyeceğini belirterek, bu alanların yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da ortak mirası olduğuna dikkat çekti.

Img 2386 (1)

Bölgeler ekolojik hassas alan ilan edilmeli

DEVA Partisi İzmir İl Başkanlığı’nın çözüm önerilerine de değinen Uygur, söz konusu bölgelerin ekolojik hassas alan olarak ilan edilmesi ve yapılaşmaya kapatılması gerektiğini dile getirdi. Turizm yatırımlarının yeni orman alanlarının açılmasıyla değil, mevcut imar alanları ve atıl durumdaki bölgelerin değerlendirilmesiyle planlanması gerektiğini belirtti. Büyük ölçekli beton projeler yerine doğayla uyumlu, küçük ölçekli ve yerel üreticiyi destekleyen sürdürülebilir turizm modelinin benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Uygur, kooperatiflerin ve yerel üreticilerin de bu süreçte desteklenmesi gerektiğini kaydetti.

Planlama süreçlerinde şeffaflık çağrısı

Planlama süreçlerinin şeffaf yürütülmesi gerektiğini belirten Uygur, bağımsız bilim insanlarının raporlarının dikkate alınmasının ve bölge halkının görüşünün alınmasının önemine dikkat çekti. Merkezi yönetimin tek taraflı kararlar almaması gerektiğini belirterek, yerel yönetimler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının da sürece aktif biçimde dahil edilmesi gerektiğini kaydetti. DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur, açıklamasının sonunda İzmir’de kalkınmanın doğayı koruyarak da mümkün olduğunu vurguladı. Kamu yararını önceleyen, kısa vadeli kazançlar yerine gelecek nesilleri gözeten bir anlayışı savunduklarını belirterek, İzmir’in ormanlarını korumanın aynı zamanda kentin geleceğini korumak anlamına geldiğini ifade etti.

Kaynak: Bülten