İzmir’in merkezinde otuz yılı aşkın süredir atıl durumda kalan Basmane Çukuru, DEVA Partisi İzmir İl Başkanlığı’nın gündeminde. İl Başkanı Aybar Uygur, alanın yalnızca geçmişten kalan bir kent sorunu olmadığını, aynı zamanda İzmir’e nefes aldıracak büyük bir kamusal fırsat olarak görülmesi gerektiğini belirtti. Bu bölgenin geleceğinin, kent yaşamına dair temel bir tercih olduğunu ifade eden Uygur, atılan her adımın ya rantı ya da kamu yararını işaret ettiğini söyledi.

Kapalı kapılar ardında karar alınamaz

Uygur, devam eden yargı sürecine rağmen bölgeyle ilgili tasarruf işlemlerinin hızla yürütülmesini eleştirdi. Hukuki süreç tamamlanmadan alınan kararların yalnızca yargıya değil, kamu iradesine de zarar verdiğini savundu. Sürecin şeffaf yürütülmemesini kabul edilemez bulduğunu belirten Uygur, İzmir halkının bilgisi ve katılımı olmadan kentin merkezinde alınacak her kararın vicdanları yaralayacağını ifade etti.

Aynı kent vizyonunun iki tamamlayıcısı

Buca Cezaevi arazisi ile Basmane Çukuru’nun ayrı değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Uygur, bu iki alanın aynı kent vizyonunun parçası olduğunu vurguladı. Yeşil alan sürekliliği sağlayacak bütüncül bir planlamayla bu bölgelerin İzmir’in sosyal, kültürel ve ekolojik yaşam omurgasına dönüştürülebileceğini belirtti. Betonlaşmaya değil, doğaya ve kamusal kullanıma öncelik verilmesi gerektiğini kaydeden Uygur, bu yaklaşımın kentin yaşam kalitesini kalıcı olarak artıracağına inandıklarını dile getirdi.

DEVA Partisi taleplerini sıraladı

DEVA Partisi İzmir İl Başkanlığı, Basmane ve Buca için taleplerini dört başlık altında net biçimde kamuoyuyla paylaştı:

Yargı süreci sonuçlanana kadar Basmane Çukuru ile ilgili tüm işlemler durdurulmalı.

Her iki alan da yapılaşmaya kapatılmalı, kamusal ve yeşil alan olarak planlanmalı.

Basmane ve Buca arasında yeşil koridor oluşturacak bütüncül bir şehir planlaması hayata geçirilmeli.

Karar alma süreci halk, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve üniversitelerin katılımıyla şeffaf biçimde yürütülmeli.

İzmir, bize emanettir

Aybar Uygur, İzmir’in tarihi ve doğasının bir miras değil, gelecek kuşaklardan emanet alınmış bir sorumluluk olduğunu vurguladı. İzmir’in geçmişine saygı duyarak, bugünü sahiplenip, geleceğini koruyacak adımlar atılması gerektiğini ifade ederek, betonlaşmaya, gizli pazarlıklara ve oldu-bittilere karşı durduklarını açıkladı.

Kaynak: Bülten