Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun 2026 yılının ilk yarısına ilişkin açıkladığı çarpıcı rapor, Türkiye'de kadınlara yönelik şiddetin ve cinayetlerin ulaştığı vahim boyutu bir kez daha gözler önüne serdi. Yılın ilk 6 ayında 150 kadının katledildiğini, 151 kadının ise şüpheli şekilde ölü bulunduğunu ortaya koyan veriler; Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin üzerinden geçen dört yıllık süreçte kadınların yaşam hakkının her geçen gün daha büyük bir risk altına girdiğini gösterdi. Bu kapsamda değerlendirmelerde bulunan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, kadınların en çok kendi evlerinde cinayete kurban gittiğini belirterek, "Kadınların yüzde 61 gibi büyük bir oranla evlerinde öldürüldüğünü görüyoruz. Yani kendilerini en güvende hissetmeleri gereken yerde hayattan koparılıyorlar. Katillerin büyük çoğunluğu ise ya akrabası olan erkekler ya da eşleri veya sevgilileri" dedi.

Whatsapp Image 2026 07 15 At 15.38.45 (1)

‘En güvendiği yerde’

Platformun yaptığı analizlerin acı bir gerçeği ortaya koyduğunu vurgulayan Osmanoğulları, kadın cinayetlerinin yüzde 61'inin evde işlendiğine dikkat çekerek, "Kadınlar sokaklardan ziyade, en güvende hissetmeleri gereken yerlerde, yani kendi evlerinde hedef alınıyor. kadınların yüzde 61 gibi büyük bir oranla evlerinde öldürülüyor. Katillerin büyük çoğunluğunun ise ya evli oldukları erkekler, ya boşanmak ve ayrılmak istedikleri partnerleri ya da babaları ve hatta oğulları olduğunu ortaya çıktı. Bu sebeple yaşananlar münferit olaylar veya basit "aile içi meseleler" olmadığının altını çizmeliyiz. Bu büyük oranda siyasi iktidarın kadın politikalarından kaynaklanan büyük bir sorun. Özellikle 2025'in "Aile Yılı" ilan edilmesinin ardından okullarda "Evin reisi erkektir" ve "Kadın ne yaşarsa yaşasın evinde kalmalıdır" gibi fikirlerin aşılandı. Çocuklara ev içi yaşananların mahrem olduğu söylenerek adeta çocuk istismarının üstünün örtülmesine sağlamdı. Kadın şiddete "hayır" deyip boşanmak istediğinde ise yargının uyguladığı "haksız tahrik" ve "iyi hal" indirimlerinin failleri adeta cesaretlendirdi” ifadelerini kullandı.

‘Devlete meydan okuyor’

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılırken en büyük güvence olarak sunulan 6284 Sayılı Kanun'un kağıt üzerinde kaldığını belirten Tülin Osmanoğulları, uygulamadaki eksikliklere dikkat çekerek, "Platformun ulaştığı verilere göre, en az 8 kadının cebinde devletin koruma kararı varken öldürüldü. Katillerin, devletin, hakimin ve savcının koruma kararına rağmen bu cinayetleri işleyerek açıkça devlete ve yasalara meydan okuduğunu söyleyebiliriz" dedi. Kadınların yarısından fazlasının ateşli silahlarla öldürüldüğünü vurgulayan Osmanoğulları, ülkemizde silaha erişimin korkunç derecede kolaylaştığını aktararak, “Girdiğimiz davalarda sanıkların mahkeme heyetine çok rahat bir şekilde ‘silahı internetten satın aldım’ ya da ‘kafede biri getirdi, ondan aldım’ diyebildiğine şahit olduk. Hatta bazı faillerin ‘öldürme kastım olsaydı istediğim an silaha ulaşırdım’ diyerek bu kolaylığı bir özgüven aracı olarak kullandıklarına şahit olduk" şeklinde konuştu.

‘Delilleri verip ölümü bekliyor’

İzmir'de kadın cinayeti ve şiddet davalarının oldukça yoğun olduğuna dikkat çeken Osmanoğulları, kentin boşanma oranlarında ilk sıralarda yer alması ile bu istatistiklerin doğru orantılı olduğunu belirtti. İzmirli kadınların haklarının bilincinde olduğunu, şiddete daha hızlı ses çıkardığını ve şikayet mekanizmalarını daha aktif kullandığını söyleyen Tülin Osmanoğulları, “Kadınlar haklarını bildikçe de öldürülüyor, bilmedikçe de… Ama bu kentteki kadınlar canları pahasına özgürlüklerinden ve haklarından vazgeçmiyor. Örneğin Ödemiş’te görülen Fatma Karadağ davasında, Fatma'nın katledilmeden önce ses kayıtları alıp arkadaşına teslim ettiğini öğrendik. Fatma'nın korunamayacağını anladığı an, durumun bilinmesi için arkasında deliller bıraktığını ve bu kayıtların mahkemede dinletildiğini gördük. Durum öyle bir hal aldı ki kadınlar öldürüleceklerinden emin bir şekilde sadece faillerinin de yakalanmasını ister duruma geldiler" diye konuştu.

‘Bu vahşet son bulmalı’

Kadın örgütlerinin davaları Yargıtay aşamasına kadar kararlılıkla takip ettiğini belirten Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, basın desteği, sosyal medya gücü ve dava takiplerinin çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi. Tek bir kadın cinayeti kalmayana, şüpheli ölümler aydınlatılana kadar vazgeçmeyeceklerini ve şiddet mağduru ailelere asla yalnız yürümeyeceklerini söylemeye devam edeceklerini dile getiren Osmanoğulları, “Artık savunmasın kadınlar, analar, bacılar öldürülmesin bu acılar, bu vahşet son bulsun” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: Ayselin Uzun